Skip to content

Dünyayı Sarsan On Gün-II

-II-

İmza: Geçici Hükümet Kurul Başkanı

ve Silahlj Kuvvetler Yüksek Komutanı

14»

Kerens’ki’nin Kuzey Cephesi Başkomutanına telgrafı:

Gaçina kenti, ,bana bağlı kalan alaylar tarafından kan dökülmeden ahn-mrştır.

Semenov ve ismaifov alayJariyîe Kronstad askeri birlikleri ve gemiciler dîrenme

göstermeksizin silahlarını teslim etmişler ve hükümet kuvvetlerine katılmışlardır. Adı geçen

tüm birliklere mümkün olduğu kadar hızla ilerlemelerini emrediyorum.

Devrimci askeri komite birliklerine geri çekilme emri vermiştir.

Keren ski

30 km. kadar güney-batıda bulunan Gaçina gece düşmüştü. Gemiciler dışında adı geçen

alayların birlikleri kumandansız olarak civarda başı bos gezerken kazaklar tarafından

sarılmış ve silahlarını bırakmaya zorlanmışlardı. Fakat hükümet kuvvetlerine katıldıkları

doğru değildi. Zira içlerinden birçoğu yaptıklarından utanç duyarak tutumlarını açıklamak

üzere Smolny* ye dönmüşlerdi. Kazakların bu kadar yakında olacağım düşünmemişler»,

hatta onlarla konuşmaya bile kalkışmışlardı,..

Devrimci cephede büyük bir karışıklık vardı. Güneydeki tüm küçük kentlerin garnizonları

zorunlu olarak iki, hatta üç fraksiyona bölünmüştü. Yüksek kumandanlık düzeyi, daha büyük

bir otorite olmadığından Ke-renskiyi tutuyor, çoğunluk Sovyetlerin yanında yer alırken geri

kalanlar ise zavallı bîr halde kararsız- dolaşıyorlardı.

I)evrimci komite Petrograd savunmasına hırslı bir muvazzaf subay olan Yüzbaşı Muraviov’u

getiriverdi aceleyle, O Muraviov ki, yazın ölüm taburlarını örgütlemiş ve hükümetten

«Bolşeviklere daha sert davranarak tozlarını atmasını» istemişti. Bu, askerlik iliklerine

işlemiş, güç ve cesareti seven, belki de samimi bir insandı…

Sabahleyin sokağa çıktığım zaman, tam kapımın yanında duvara yapıştırılmış Devrimci askeri

komitenin iki yeni duyurusunu gördüm. Bunlar, tüm mağaza ve dükkanların açılmasını ve boş

bütün lokallerin komiteye verilmesini emrediyordu.

144

Bolşevikler, otuz altı saattir taşra ve dünyadan tüm bağlarını yitirmişlerdi. Telgrafçı ve

demiryolcular telgrafları ulaştırmıyor, postacılar mektupları gönder-miyorlardı. Yalnızca

Tsarkoie-Selo radyo istasyonu her yarım saatte bir duyuru ve manifesto yayınlayıp

duruyordu. Smolny ve Duma komiserleri birbirleriyle yarışa çıkmış, çeşitli Jaşra kentlerine

gitmek için trene yetişmeye çalışıyorlardı. îki uçak propaganda malzemesiyle yüklü olarak

cepheye uçmuşlardı .„

Her şeye rağmen isyan dalgası tüm araçları geçen bir hızla Rusyaya yayılmaya başlamıştı.

Helsing-fors Sovyeti, oylama sonucu devrime katıldı, Kiev Bolşevikleri mühimmat deposuyla,

telgraf binasını ele-geçirmelerîne rağmen tam o sırada kentte toplantılarını yapmakta olan

Kazak kongresi delegeleri tarafından kovuldular. Kazan’da, Devrimci askeri komite yerel

garnizon genel kurmayı ile geçici hükümet komiserini tutukladı. Sibiryada Krasnoyarsk’tan

gelen haberlere göre Sovyetler Belediye dairelerine egemen olmuşlardı.

Deri işçilerinin giriştikleri büyük bir grev ve genel bir lokavt tehdidiyle durumun gittikçe

kötüye gittiği Moskovada, Sovyetler ezici bir çoğunlukla Petrog-rad Bolşeviklerin!

desteklemişler ve hemen işlemeye başlıyan bir Devrimci Askeri Komite kurmuşlardı.

Durum her yerde aynıydı. Fabrika işçileriyle, küçük rütbeli asker büyük bir çoğunlukla

Sovyetleri tutuyor, subaylar, junkersler ye orta sınıf hükümeti destekliyor, ılımlı

sosyalistlerle Kadeler de hükümetin yanında yer alıyordu. Tüm kentlerde iç savaş için

silahlanan «ülke ve devrim kurtuluş komiteleri» mantar gibi bitiveriyordu.

Büyük Rusya çözülme halindeydi. İş daha 1905’de başlamış Şubat devrimi de çökmeyi

hızlandırmıştı. Yeni düzenin taslağını çizmesine çizmişti ama, yalnızca eski rejimin

dökülmeye yüz tutan iskeletini ayakta tutmayı bilmişti. Nasıl üfleyerek duman dağıülırsa,

Bolşevikler de bir gecede bu iskeleti söküp atmış, ufa-layıvermişti. Eski Rusya artık yoktu.

însan toplumu, ilkel erime noktasına gelmiş, ve sınıf mücadelesinin üzerinde amansızca

devam ettiği kaynayan alevden deniz, yavaş yavaş soğuyarak yeni yıldızların oluşturduğu

ince bir kabukla örtülüyordu.

Dünyayı Sarsan On Gün/F: 10 145

PetrogradMa, ağustos ayında sosyalist koalisyon hükümetinin kurduğu Çalışma ve Levazım

Bakanlıkları başta olmak üzere on altı bakanlık grevdeydiler*

Tüm fırtınaların başlarının üzerinde patladığı bu soğuk ve solgun sabahta, bir avuç Bolşevik,

hiç kimsenin böylesine yalnız kalmadığı bir boşluğa itilîver-mişlerdi. Devrimci askeri komite

sırtım duvara yaslamış, inatla varlığını savunuyordu. «Cesaret, gene cesaret ve gene

cesaret». Sabahın beşinde kızıl koruyucular belediye basımevine baskın yaparak Dumanın

binlerce manifestosuna el koydular ve resmi belediye organı olan «Viestnik Gorodskovo

Somupravleina»yı (Belediye bülteni) yayından kaldırdılar. Baskı makinesinden tüm burjuva

gazeteleriyle eski Tsik’in organı «Golos Soldata»yı yırtıp aldılar. Sonradan Tsik bu

gazeteyi «Soldatski Golos» adiyle 100,000 basarak tüm kin ve kızgınlığını üzerinde kusmaya

başladı:

Gecenin karanlığından yararlanarak hıyanetlerini sürdüren, gazeteleri yırtan bu adamfar

ülkeyi uzun zaman habersiz bı-rakamıyacakJardır. Ülke gerçeği öğrenecek ve sizleri yargt-

Iayacaktır Bolşevik beyler. Göreceğiz,,,

Öğleyi biraz geçe Nevski caddesine indiğimiz manian, yolu tıkıyan bir kalabalığın Duma

binasının önünde toplandığım gördük. Yüz kadar erkek ve kadın —memurlar, öğrenciler—

yumruklariyle tehdit edip küfür savurdukları bir kaç kızıl koruyucu, ve gemicinin etrafını

çevirmişti. Basamaklarda izci ve subaylar Sol-datski Golos gazetesini dağıtıyorlardı. #

Merdivenin altında, kırmızı kolluklu bir işçi, tabancasını çekmiş, öfkeden titriyerek bu

düşman kalabalığın orta yerinde gazetelerin kendisine verilmesini istiyordu. Tarihte daha

böyle bir sahne görülmemiştir diye düşünüyordum. Bir yanda, başarılı bir ayaklanmanın

temsilcileri bir avuç asker ve işçi elde silah pısmış kalmış, diğer yanda, öğle üzeri beşinci

cadde kaldırımlarında «hainler, provokatörler, Opriçniki» diye bağıran aynı insanlardan

oluşmuş kızgın bir kalabalık…

Üzerlerinde kırmızı harflerle «Halk Kurtuluş Komitesi Milisi» yazılı beyaz kolluk takan

subaylar ve öğrenciler kapıları tutmuştu. Beş altı tane izci çocuk

146

gidip geliyordu. İçerisi ise heyecan içindeydi. Yukarı çıktığımız zaman, merdivenleri inen

Yüzbaşı Gomber «Dumayı dağıtacaklar, Bolşevik Komiser Belediye Başkanının yanında» dedi.

Gerçekten Riazonov rüzgar gibi çıktı içerden tam yukarı vardığımızda. Halk Komiserleri

Kurulunu tanımaları için gelmiş, ama belediye reisi kesinlikle reddetmişti bunu.

Bürolarda, resmi kişiler, aydınlar, gazeteciler, yabancı muhabirler, İngiliz ve Fransız

subaylarından oluşan vızır vızır bir kalabalık koşuşuyor, bağırıyor ve el kol sallıyordu… Kent

baş mühendisi subayları göstererek kabara kabara «Elçilikler tek iktidar olarak Du-mayı

tanıyorlar» diyordu. «Bu katil ve haydut Bolşevikler tutunsalar tutunsalar daha bir saat

tutunurlar. Tüm Rusya bize katılıyor…»

Alexandre salonunda Kurtuluş Komitesi canavar gibi bir toplantı yapıyordu. Filipovski

başkanlık ediyor ve Skobelev bir kez daha kürsüye çıkmış alkışlar arasında yeni katılma

haberlerini veriyordu: Köylü Sovyetleri İcra Komitesi ,eski Tsik, Ordu Merkez Komitesi,

Tsentroflot, Menşevik ve Devrimci Sosyalist Gurupları, Sovyetler Kongresi Cephe Gurubu,

Menşevik Partileri Merkez Komiteleri, Devrimci Sosyalist ve Popüler Sosyalist Partileri

Merkez Komiteleri, Edinst-vo Gurubu, Köylü Birliği, Kooperatifler, Zemstvoslar,

Belediyeler, Posta ve Telgraf Sendikası, Vikjel, Rus Cumhuriyet Meclisi, Birlikler Birliği,

Tüccar ve Sanayiciler Birliği..,

— …Sovyet iktidarı demokratik bir iktidar değil bir diktatörlüktür, bir proletarya

diktatörlüğü de değil, proletaryaya karşı olan bir diktatörlüktür. Devrimci duyguları

duymuş olan ve duyabilen herkes devrimin savunması için bize katılmalıdır.

«Günün sorunu yalnızca sorumsuz demagogları etkisiz kılmak değil, fakat karşı devrimi

tepelemektir. Taşrada bazı generallerin Petrograd üzerine yürümek için olaylardan

yararlanmaya çalıştıkları doğruysa, sağlam bir demokratik hükümet için çalışmamız

gerektiğine işarettir bu. Aksi halde sağ kargaşalık sol kargaşalığın yerini alacaktır…

Golos Soldata’yı alan vatandaşlar ya da Rabotchia Gazeta’yı satan ufak çocuklar

sokaklarda tutuklanırken Petrograd garnizonu eli kolu bağlı ilgisiz kalamaz.,.

147

…Meclis kararları saati geçmiştir… Devrime inanmayanlar çekilsinler… Birlik içinde bir

iktidar kurmak istersek önce devrimin prestijini yeniden kurma-hyız…

…Yemin edelim hep birlikte… Ya devrim kurtulacak ya da bu yolda öleceğiz.»

Tüm salon gözleri pırıldayarak alkışlamaya başladı. Bir tek proletarya temsilcisi yoktu

aralarında…

Sonra Weinsbein geldi kürsüye:

— Halk, kurtuluş komitesinin etrafında sıkı sıkıya birleşmeden yerimizde kalıp bir şey

yapmamalıyız. Sonra, savunmadan saldırıya geçeriz…

Vikjel delegesi, örgütünün yeni hükümeti kurmak girişimini ele aldığını ve temsilcilerin şu

anda Smolny ile bu sorunu görüştüğünü söyledi. Büyük bir tartışma başladı hemen.

Bolşevikler yeni hükümete katılacaklar mıydı? Martov katılmalarını savundu. «Kuşkusuz kiT

dedi, büyük bir siyasi parti oluşturmaktadırlar». Fikirler bölünmüştü. Menşeviklerin sağ

kanadiyle, Devrimci sosyalistler, popüler sosyalistler, kooperatifler ve burjuva unsurları

şiddetle karşı çıkıyorlardı bu işe…

— Onlar Rusyaya ihanet ettiler, dedi bir konuşmacı, îç savaşı başlattılar ve cepheyi

Almanlara açtılar. Gözlerinin yaşına bakmadan ezmek gerekir…

Skobeîev hem Bolşeviklerin hem de Kadelerin dı-şarda kalmasını istiyordu,

Tsiretelli ve «uzlaştırıcıların» Rus demokrasisine koalisyonu empoze ettikleri gece

Bolşeviklerle demokratik konferansı terkeden genç bir Devrimci Sosyalistle konuşmaya

başladık. *

— Siz burada mısınız? dedim.

Gözleri parlıyarak «Evet, diye haykırdı. Partimle birlikte çarşamba akşamı Kongreyi

terkettim. Bu hayvanların despotluğuna boyun eğmek için mi yirmi yıldan fazla hayatımı

tehlikeye attım ben? Metodlarına tahammül edilmez. Ama köylüleri hesaba katmadılar.

Köylüler kıpırdamaya başladı mı, olmak ya da olmamak sorunu onlar için yalnızca dakikalara

bağlı kalır…

—Ama köylüler kıpırdayacaklar mı bakalım? Toprak kararnamesi hoşnut etmiyor mu onları?

Daha ne istiyorlar?

— Toprak kararnamesi mi? diye sordu kızgın kız-

148

gın. Kararnamenin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu bizim, yani harfi harfine Devrimci

sosyalist partisinin programıdır. Köylülerin ne istediklerini en ince noktasına kadar

inceledikten sonra benim partim çizmiştir bu politikayı. Utanmazlıktır bu…

— Mademki sizin kendi politikanız bu, ne diye karşı çıkıyorsunuz pek anlıyamadım.

Köylüler, isteklerine cevap veriyorsa neden karşı çıksınlar?

— Anlamıyorsunuz. Köylülerin bu dümeni hemen çakacaklarını ve bu zorbaların Devrimci

Sosyalistlerin programını yürüttüklerini anlamıyacaklar mı sanıyorsunuz?

Kaledin’inin gerçekten kuzeye doğru yürüyüp yürümediğini sorarak konuyu değiştirdim.

Acı bir memnuniyetle ellerini oğuşturarak bir baş işaretiyle beni doğruladı.

— Evet. Şimdi Bolşeviklerin ne yaptığını görüyorsunuz. Karşı devrimi bize karşı

çıkardılar. Devrim hapı yutmuştur.

— Peki, siz savunmayacak mısınız onu?

— Tabi, kanımızın son damlasına kadar savunacağız. Ama Bolşeviklerle beraber iş

yapmayız…

— Ya Kaledin Petrograd’a gelir ve Bolşevikler kentin savunmasını örgütlerlerse, onlara

katılmaz imsiniz?

— Tabii ki hayır, kenti savunur ama Bolşeviklere yardım etmeyiz. Kaledin devrim

düşmanıdır, ama Bolşevikler de devrim düşmanıdır.

— Kimi yeğ tutarsınız, Kaledini mi Bolşevikleri mi?

— Sorun tartışılmaz, dedi sabırsızlıkla. Size devrimin battığını ve suçun Bolşeviklerde

olduğunu söylüyorum. Neden bundan söz ediyoruz sanki? Kerenski geliyor. Ertesi günü

saldırıya geçeceğiz. Şimdiden Smolny delegeler yollayarak bizden yeni bir hükümet

kurmamızı istedi. Şimdi elimizdeler. Kıpırdayamaz hale geldiler,,. Ama onlarla

çalışmayacağız…

Dıgardan bir silah sesi işitildi. Pencerelere koştuk. Küfürlerin kızdırdığı bir kızıl koruyucu

genç bir kızı ateş ederek kolundan yaralamıştı. Bağrışları bize kadar yükselen kızgın

kalabalığın kızı çevirerek bir arabaya koyduklarını gördük. Birden, zırhlı bir otomobil

toplarını döndürerek Mîkaylovskaia köşesinde görün-

149

dü. Petrograd kalabalığı bu işe antremanlı olduğundan hemen dağıldılar, dere ve sokak

ortalarında yere kapaklandılar ya da telgraf direklerinin arkasına büzüldüler. Araç yavaş

yavaş Dumanın merdivenlerine kadar geldi. Bir adam başını kuleden çıkararak Soldatski

Golos’ım tüm saydarını kendisine vermelerini istedi. îzci çocuklar gülerek, binaya sığındılar.

Bir süre sonra araç ne yaptzğını bilmeden sağa sola gitti ve Nevski caddesine saptı. Yerlere

yatmış erkek kadın kalkmağa ve üstlerini başlarını silkelemeye başladılar.

İçerde, Soldatski Golos’un sayılarını saklıyacak yer arayan adamlar koşuşup duruyordu.

Bir gazeteci elindeki kağıdı sallıyarak atıldı:

— İşte Krasnov’un duyurusu… Hemen etrafını aldılar.

— Hemen basmak, sonrada kışlalara dağıtmak gerek bunu…

Ordular yüksek komutanının emriyle, Peirograd’da toplanmış bulunan birliklerin

kumandanlığına atanmış bulunuyorum.

Vatandaşlar, askerler, Don, Ku’ban, Transbaikali, Ussun, A-mur, Jenisseyi’nin kahraman

kazakları, asker yenrnînize bağfı katan ve Kazak yemininizi asla bozmamaya kararlı sizlere

s&s-Jeniyorum. Petrograd’ı anarşiden, despotluktan, açlıktan ve Rus-yeyı bu silinmez

utançtan siz kurtaracaksınız, İmparator Güyo-mun altınlarla satın aldığı bir avuç cahil

sürmüştür bu lekeyi Rusyaya.

Zafer dolu şubat günlerinde kendîsine bağlılık yemini ettiğiniz geçici hükümet devrilmemiş,

zor kullanılarak kovulmuş-tur. Cephe ordularının yardımiyle geri dönmeye hazırlanmaktadır.

Görevine bağît Kazak orduları :bîrliği kurulu, komutanlığa altında tüm kazakları toplamış ve

tüm Rus halkının desteğini görerek, (kendinden emîn, 1612’nin korkunç günlerinde Don

yöresindeki ataları nasıl iç çekişmelerle çökmüş ve İsveçli, Litvan-yah ve Polonyalı farın

kuşattığı Moskovayı kurtarmışa, o da ülkesine Jrfcmet etmeye and jçmi^’r

Cephe bu canileri lanetfemektedrr.

Yağmaları, şiddet «ylemîeri, cinayetleri, A’manlara özgü, yıkılmjş ama yenilmemiş

kurbanlarına yaptıkları kötülüklerle halkı kendilerinden soğutmuşlardır.

Vatandaşlar, askerler, kahraman Petrograd Kazaklar?, kim

150

vatana hıyanet ©diyor kim etmiyor bilebiîmem ve boş yere masum kanı akıtmamam için bana

derhal delegelerinizi görv deriniz.

Tam o sırada binanın kızıl koruyucular tarafından sarıldığı haberi geldiw Kırmızı kolluklu bir

subay içeri girerek Belediye Başkanının yanına gitti. Birkaç dakika sonra dışarı çıktı ve

ihtiyar Shreider yüzü alt üst olmuş önce kırmızı sonra sararmış olarak kabinesinden ayrıldı.

— Hemen Dunıayı olağanüstü toplantıya çağırın, diye bağırdı. Salonda tüm çalışmalar

durdu,

— Tüm Duma üyeleri olağanüstü toplantıya.

— Ne oluyor?

— Bilmiyorum, tutuklanacağız. Duma dağıtılacak… Kapıda temsilcileri tutukluyorlar.

Yorumlar birbirini kovalıyordu. Nikolas salonunda ancak ayakta durabilecek yer vardı.

Başkan, tüm kapıların tutulduğunu, çıkmak ve girmenin yasaklandığını ve bir komiserin

Belediye Dumasını, tutuklayıp, dağıtmakla tehdit ettiğini söyledi. Dinleyici ve temsilciler

hararetli bir tartışmaya başladılar. Hiç bir kuvvet, serbestçe seçilmiş belediye hükümetini

dağıtmak hakkına sahip değildi. Başkan ve diğer üyelerin dokunulmazlığı vardı. Despotları,

provokatörleri, Alman ajanlarını tanımayacaklardı. Dağıtma tehditlerine gelince, gelsinler

bakalım. Yalnızca cesetlerimizin üstünden at-lıyarak bu odayı ele geçirebilirler. Evet, bu

odada roma senatörleri gibi Gotların gelişini bekliyeceğiz.

Karar üstüne karar oylanıyordu. Bir tanesi, tüm Rusyadaki Dumalarla, Zemstvoslara

telgrafla olayların bildirilmesini istiyor, bir tanesi Belediye ve Duma Başkanlarının Devrimci

Askeri Komite Temsilcileri ya da uyduruk Halk Komiserleri Kuruluyla ilişki kurmalarının

olanaksızlığına değiniyor, bir üçüncüsü, Pet-rograd halkına yeni bir çağında bulunularak

kendi seçtiği belediyeyi savunmasını öneriyor, bir dördüncüsü de sürekli olarak

toplanılmasını istiyordu…

Bu arada bir temsilci Smolny’ye telefon ederek Devrimci askeri komitenin Dumayı

kuşatmak için emir vermediğini ve birliklerin çekileceğini öğrenmişti. Derhal Dumaya bilgi

verdi bu konuda.

151

Biz aşağıya inerken Riazanov’un heyecanla büyük kapıdan içeri girdiğini gördük.

— Dumayı dağıtacak mısınız? diye sordum.

— Allah göstermesin, dedi. Bir anlaşmazlık oldu. Bu sabah belediye başkanına Dumanın

endişelenmemesini söyledim…

Aksama doğru, çift sıralı bir bisikletliler birliği tüfeklerini omuzlarına asmışlar, Nevski

caddesinden gelerek durdular ve biriken kalabalık hemen sual yağmuruna tuttu onları,

— Kimsiniz? Nereden geliyorsunuz? diye sordu iri yarı bir adam ağzında sigarasiyle.

— On ikinci ordudanız. Allanın belâsı burjuvaya karşı Sovyetlere yardım etmek üzere

cepheden geliyoruz.

Öfke dolu bağırışlar işitildi:

— Bunlar Bolşevik Jandarmalar, Bolşevik Kazaklar bunlar,..

Deri ceketli ufak tefek bir subay merdivenleri koşarak indi.

— Garnizon yüz seksen derece dönüyor, dedi kulağıma fısıldayarak. Bu, Bolşevikler için

sonun başlangıcıdır. Dalgalar nasıl geri çekilirmiş görmek istiyorsanız gelin benimle.

Jimnastik adımlarla Mikhaylovskaia caddesine daldı, biz de arkasından.

— Ne alayı bu?

— Broneviks…

İş ciddiydi. Zırhlı otomobil birlikleri olan Broneviks’I er anahtarı ellerinde tutuyorlardı.

— Duma ve kurtuluş komitesi komiserler onları görmeye gittiler. Şimdi görüşüyorlar…

— Neyi görüşüyorlar? Hangi taraf yanında döğüş-mek için mi?

— Yok canım, iş böyle kararlaştırılmaz. Asla Bolşeviklere karşı dövüşmezler.

Tarafsızlıklarını ilân edecekler, o zaman da Junkerslerle Kazaklar…

Büyük Misel manejinin kapısı ardına kadar açıktı. İki nöbetçi bizi durdurmak istedi, ama

emirlerine aldırmayarak hızla girişi geçtik. Yüksek kolonlariyle pencerelerin yarı karanlıkta

kaldığı büyük salonun tavanına asılı tek bir lamba solgun ısüdariyle aydınlatıyordu içersini.

Zırhlı otomobillerin korkunç siluetleri

152

duvarlar boyunca büzülmüştü. Bir tanesi, ışığın altına, meydana çekilmişti ve etrafındaki

koyu renk üniformaları içinde iki bin kadar asker imparatorluk binasının bu uçsuz bucaksız

büyüklüğü içinde kaybolup gidiyordu. Subaylar, başkanlar ve asker komiteleri

konuşmacılarından oluşan on onbeş kişi otomobilin tepesine tünemiş, ortadaki Kulede

konuşan bir askeri dinliyordu. Bu, geçen yazt Broneviks Rusbirliği Kongresi Başkanı olan

Kanjonov’du. Teğmen epoletli deri ceketinin içinde şık ve kıvrak, tarafsız kalınmasını

savunuyordu güzel konuşmasiyle.

— Rusların kendi öz kardeşlerini Öldürmesi korkunç, diyordu. Tarihin unutamayacağı

döğüşlerle yabancı düşmanı yenen ve çara karşı yan yana çarpışan askerlerin arasında iç

savaş olmamalıdır. Biz askerlerin siyasi parti kavgalarında işimiz ne? Geçici hükümetin

demokratik bir hükümet olduğunu söylemek istemiyorum. Burjuvaziyle de koalisyon

istemiyoruz. Fakat tüm demokrasiyi içeren bir hükümet olmalıdır. Yoksa Rusya çöker gider.

Böyle bir hükümet de kardeşin kardeşi öldürmesi ve iç savaş ortadan kalkar.

Sözleri akılcı görüldüğünden büyük salon alkış ve bravo sesleriyle çınladı.

Sarı yüzünün kasları gerilmiş, bir asker hemen oracıkta yapılan kürsüye çıktı:

— Arkadaşlar, diye bağırdı. Size, önce barış, hemen barış demek için Romanya cephesinden

geliyorum. İster Bolşevikler olsun, ister yeni hükümet, kim bize barışı getirirse onun

arkasından gideriz biz. Artık daha uzun zaman döğüşecek halimiz yok. Ne Almanlara, ne de

Ruslara karşı döğüşmek istiyoruz.

Sözlerini bitirdikten sonra yere atladı. Bu dalgalı kalabalıktan önce anlamsız ve acı bir

mırıltı yükseldi, sonra da aşırı bir Menşevik kürsüye gelip savaşın yalnızca müttefiklerin

zaferiyle bitebileceğim ileri sürdüğü zaman bu mırıltı öfkeye dönüşüverdi. Kaim bir ses:

«Kerenski gibi konuşuyorsun sen» diye atıldı.

Sonra bir delege konuştu Dumadan ve tarafsızlığı savundu. Kendilerinden olmayan bir insanı

dinler gibi sıkıntı içinde dinlediler. Anlamaya ve karar vermeye bu derece dikkat eden

insanlar hiç görmedim. Yerlerinden kıpırdamıyor, konuşmacının üzerinden gözlerini

ayırmıyorlardı. Destan savaşçılarını andıran yüzleri ve

153

pırıl pırıl masum çocuksu gözleriyle bu devlerin alınlarında ter parlıyor ve kaşları düşünce

zoruyla çatılıp duruyordu,..

Sonra kendi birliklerinden bir Bolşevik çıktı, kin ve şiddetle konuştu kürsüde. Diğerleri gibi

onu da onaylamadılar. İstedikleri bu değildi. O anda güncel olaylardan sıyrılmışlar, sanki

devrimin yaşaması ve ölmesi onlara bağlıymış gibi akılları Rusyaya, sosyalizme ve dünyaya

takılı kalmıştı.

Konuşmacılar birbirlerini izliyor, ya gergin bir sessizlik içinde ya da öfke ve bravo sesleri

arasında sürdürüyorlardı konuşmalarını. Eyleme geçecek miyiz, yoksa tarafsızlığımızı

koruyacak mıyız? Sevimli, inandırıcı haliyle Kanjonov geri geldi. Ama tüm barışçı

konuşmasına rağmen, aşırıcı bir subay değil miydi? Vassüi adasından bir işçi «Barışı sen mi

bize getireceksin?» diye selâmlandı sözlerine başlamadan önce.

Yanıbaşımızda, özellikle subaylardan oluşan bir gurup tarafsızlık avukatlarına cesaret

veriyor, durmaksızın «Kanjonov, Kanjonov» diye bağırıyor ve bir Bolşevik konuşmak istediği

zaman da ıslıklıyorlardı.

Otomobilin tepesindeki subaylar ve komite delegeleri birden kızgın bir tartışmaya girdiler.

Konuşmacılar ns olduğunu sorunca bu insan yığını şöyle bir sarsıldı ve subaylardan birinin

tutmaya çalıştığı genç bir asker kendini kurtararak elini kaldırdı.

— Arkadaşlar, dedi Kriletıko burda ve konuşmak istiyor.

Alkışlar, ıslıklar ve bağrışlar kapladı birden salonu.

— Konuşsun, Öbürü, öbürü, dışarı…

Bu sırada Savaş Halk Komiseri, kendisini bir ileri bir geri çekiştirip duran ellerin yardımiyle

otomobilin tepesine çıktı. Bir an hareketsiz kaldıktan sonra radyatör üzerinde ilerledi ve

ellerini beline koyarak etrafa gülümseyen bir yüzle baktı; bodur, kısa bacaklı, saçsız olup

üniformasında hiç bir işaret yoktu.

Yanımızdaki gurup durmaksızın «Kanjonov, Kanjo-nov’u istiyoruz. Dışarı, kesin gürültüyü,

kahrolsun hainler» diye bağırıyordu.

O zaman kalabalık, sesini gittikçe arttırarak çığ gibi bizim bulunduğumuz yöne doğru

hareketlenmeye başladı. Siyah kaşlı uzun boylu adamlar bize doğru yol açarak: 154

— Toplantımızı kim bozuyor, kim ıslık çalıyor burada? diye bağırdı.

Sille tokat dağıtılan kalabalık kaçıştı ve bir daha bir araya gelmedi.

— Arkadaşlar, diye başladı söze Krilenko yorgunluktan kısılmış sesiyle. Konuşacak halde

değilim, üzgünüm. Ama dört gec*e var ki uyumadım. Size asker olduğumu söylemeye, barış

istediğimi söylemeye gerek yok. Söylemek istediğim şey, kanlı burjuva iktidarını sonsuza

dek yıkmış oîan tüm kahraman arkadaşlarla sizin yardımınız sayesinde işçi ve asker

devrimini gerçekleştiren Bolşevik partisinin tüm halklara barış önerisinde bulunduğu ve

onu bugün gerçekleştirdiğidir, (Alkış sesleri). Asla tarafsız olmayan Junkerlerle Ölüm

taburları sokaklarda bizleri öldürür, Petrograd’a Ke-renskiyi ya da çetesinden birini

getirmeye çalışırken sîze tarafsız kalmanızı öneriyorlar? Kaledin, Don’dan yürüyüşe geçmiş,

Kerenski cepheden geri dönüyor, Kor-nilov, Ağustostaki girişimini yenilemek için «tekintsi»

lerini toplayıp durmakta. İç savaşı engellemenizi isteyen tüm bu Mençevîklerle Devrimci

Sosyalistler iktidarda nasıl kalabildiler? Temmuzdan beri süre gelen iç savaş yardımiyle. Ve

bu iç savaşta şimdiki gibi hep burjuvazinin yanında oldular.

«Daha önce karar vernıişseniz sizi nasıl ikna edebilirim? Sorun basittir. Bir tarafta Kaledin,

Kerenski, Kornilov, Menşevikler, Devrimci Sosyalistler, Kadeler, Duma, subaylar var.

Niyetlerinin iyi olduğunu söylüyorlar bizlere. Diğer yanda işçiler ,askerler, gemiciler ve

yoksul köylüler var. Hükümet ellerinizin arasındadır. Egemen sizsiniz. Büyük Rusya sizindir.

Onu teslim mi edeceksiniz?

îrade gücüyle ayakta kaldığı görülüyor ve sözlerini canlandıran derin duygu içtenliği yorgun

sesinde pırıl pırıl parlıyordu. Sona doğru sendeliyerek düşmek üzereyken binlerce kol

uzanarak tuttu kendisini ve büyük salonun geniş duvarları alkış sesleriyle yankılandı,

Kanjanov konuşmak istediyse de her yerden «oya gidilsin» diye bağrıldığındart vazgeçmek

zorunda kaldı ve «Bronevik» temsilcisinin yeniden Devrimci askeri komiteye alınmasını ve

şimdiki iç savaşta tarafsızlığı öneren bir kararı okudu. Lehte olanlar sağa, karşıda olanlar

sola geçecekti. Sessiz geçen bir kararsızlık anın-

155

dan sonra önce yavaş, sonra hızlı hızlı sola akm başlayıvertti. Birbirleri üzerinde sendeleyen

yüzlerce asker alaca karanlıkta ve pis döşeme üzerinde dalgalanmaya başladı… Yanımızda

yüz kadar insan, dağılmış, terkedilmiş, karar lehine inatçılık ediyordu. Tavan zafer

haykırışlariyle çınladığı zaman geri dönerek hem maneji ve hem de devrimi terkettiler,..

Böyle sahnelerin tüm kışlalarda, tüm bölgelerde, cephede ve tüm Rusyada geçtiği düşlerisin,

însan kendisini bir kez de yorgunluktan bitkin, oradan oraya koşuşan, tartışan, tehditeden,

yalvarıp yakaran Krilen-ko’nun alaylarında düşlesin. Köylerde, fabrikalarda, donanmanın

şurada burada dağılıp durmuş gemilerinde, tüm sendika binalarında aynı sahnelerin

yaşandığı, tüm Rusyada yüzbinlerce Rusu, gözleri konuşmacılara dikili, anlamaya .karar

vermeye çalışan bu işçileri, köylüleri, gemicileri ve sonunda hep birlikte karara varan bu

kitleleri döşlesin. îşte Rus devrimi böyle oluşuyordu…

Smolny’de yeni halk komiserleri kurulu boş durmuyordu. İlk kararname baskıdaydı ve aynı

akşam kent sokaklarında binlercesi dağıtılıyor ve kalkan her tren onları yığınlarla Güneye ve

Doğuya taşıyordu:

Köylü temsilcilerin katılmasıyla işçi ve asker temsilcileri ‘Rus B-lrtiği Kongresinin seçtiği

Rus Cumburtyeti Hükümeti adına Halk Komiserleri Kurulu, aşağıdaki kararlan

almıştır:

1 — Kurucu Mecüs seçimleri gösterilen tarihte yani 12 Kasımda yapılacaktır.

2 — Tüm seçim komisyonları, yerel belediye organları, köyfü, işçi ve asker

temsilcileri Sovyetleri, cephedeki asker örgütleri berîrtilen günde seçimin düzenli bir

şekilde serbestçe yapıfmasm» sağlamak için tüm gayretlerini göstereceklerdir.

Rus Cumhuriyeti Hükümeti adına, Halk Komiserleri Kurul Başkanı Vladimİr Ulyanov

Lenin

Belediye Dunıası her zamanki gibi kaynıyordu. İçeri girdiğimiz zaman Cumhuriyet

Meclisinden bir üye konuşuyordu. «Meclis, diyordu, kendisini dağılmış görmemekte, yalnız

yeni bir toplantı salonu olmadığı sürece çalışmalarını sürdüremiyeceğini bilmektedir, idare

Komitesi tümüyle birlikte Kurtuluş Komitesine girmeye

156

karar vermiş bulunmaktadır. Şunu da ekliyeyim ki tarih son kez Rus Cumhuriyeti

Meclisinden söz etmektedir .„

Bolşevik zorbalarının yanında çalışmamak kararında olduklarını belki yüzüncü kez

tekrarlamaya gelen posta telgraf sendikası, Vikjel, ve Bakanlık Delegelerinin defilesi

baş.ladh Kış Sarayında bulunmuş olan bir junker, kızıl koruyucuların utanç verici

tutumlariyle, kendisinin ve arkadaşlarının kahramanlığını dile getiren nefis bir tablo çizdi ve

herkes buna içtenlikle katıldı. Biri kalktı, Devrimci Sosyalistlerin gazetesi Volia Naroda’nın

bir yazısını okudu. Yazıya göre Kış Sarayındaki zararlar 500 milyon Rubleyi

buluyordu ve orada geçen kırma, dökme ve yağma sahneleri ballandıra ballandıra

anlatılıyordu.

Zaman zaman telefon haberleri geliyordu. Dört sosyalist bakan serbest bırakılmışlar,

Krilenko, Amiral Verderevski’ye, Donanma Bakanlığında kimsenin kalmadığını ve Halk

Komiserlerinin kontrolü altında buranın idaresini almasını Rus milleti adına rica etmek için

Pierre ve Paul kalesine gitmişti. Ve ihtiyar gemici razı olmuştu… Kerenski ilerliyor, Bolşevik

garnizonları geriliyordu. Smolny, Belediye Dumasmın yiyecek teminine ilişkin yetkilerini

genişleten bir kararname yayınlamıştı.

Bu son küstahlık büyük bir öfke yarattı. Komiserlerinin belediye garajına el koyduğu bu

Lenin, bu zorba, despot Lenin, özerk, bağımsız ve serbest bir belediyenin yetki sınırlarını

tarif etmeye kalkışıyor, oysa emrindeki haîk komiserleri belediye mağazalarına girmek

cesaretini gösteriyor, levazım komitesinin işlerine karışıyor, yiyecek bölüşüm üne burnunu

sokuyordu. Bir temsilci yumruğunu sallıyarakt Bolşeviklerin levazım komitesine karıştıkları

anda kentin yiyeceğinin kesilmesini önerdi. Özel levazım komitesinin bir temsilcisi de,

kentteki gıda durumunun çok ciddi olduğunu belirterek yiyecek trenlerinin gelişini

hızlandırmak için delege gönderilmesini istedi.

Dedonenko, garnizonun kararsızlık içinde olduğunu, Semenov alayının DevTİmci

Sosyalistlerin emrine girdiğini, Neva torpilcilerinin henüz bir karar almadıklarını acıklı

acıklı açıkladı…

Sonra yaşlı belediye başkanı çıktı kürsüye:

157

— Arkadaşlar, vatandaşlar. Saint ve Paııl’deki tutukluların tehlikede olduklarını öğrenmiş

bulunuyorum. Paul okulundan on dört junker Bolşevikler tarafından soyularak işkence

edilmiştir. Bir tanesi çıldırmıştır. Bakanlar ise linç edilmekle korkutulmaktadır. Kınama ve

bağrışlarm şiddeti, griler giyinmiş kısa boylu bir kadının söz istemesi sert ve tok bir sesle

konuşmaya başlamasiyle daha da arttı. Bu, Dumanın Bolşevik üyesi ve ilk

devrimcilerden biriydi.

— Bu bir yalan ve provokasyondur, dedi küfür salvosu arasında. İdam cezasını kaldırmış

olan işçi ve köylü hükümeti böyle eylemleri hoş görüyle karşılayamaz. Derhal bir araştırma

yapılmasını istiyoruz. Eğer anlatılan olaylarda en küçük bir gerçek payı varsa hükümet

enerjik tedbirler alır.

Tüm partilerin üyelerinden oluşan bir komisyon araştırına yapmak üzere derhal Saint ve

Paul’a gitti. Duma, başkente girişi sırasında kan dökülmesine engel olmak için Kerenski’yi

bulup konuşmakla görevli diğer bir komisyon seçerken biz de ilk araştırma komisyonu ile

birlikte çıktık…

Kaledeki nöbetçilerin önünden geçtiğimiz zaman gece yarısını çoktan aşmıştı. Seyrek

elektrik lambalarının solgun ışığı altında, yaldızlı, şık çan kulesiyle çar mezarlarının

bulunduğu kilise boyunca yürüdük. Devrimden bile aylarca sonra bu çan, hergün öğle üzeri

«Boje tsaria khrani» fAllah çarımızı korusun* anlamına gelen çam vurup durmuştu… Her yer

ıssızdı. Pencerelerin çoğunda ışık bile yoktu. Ara sıra, gölgede el yordamiyle yürümeğe

çalışan bir kalabalığa rast-hyor ve sorularımıza her zamanki «la nie znayu» (bilmiyorum) ile

cevap veriyordu.

Solumuzda ,hürriyet şehitlerinin çar zamanında ya öldüğü ya da çıldırdığı ve geçici

hükümetin çar bakanlarını, Bolşeviklerin ise geçici hükümet babanlarını hapsettiği

Trubetskoi burcunun koyu silueti yükseliyordu.

Sevimli bir gemici, bizi Darphanene yanındaki- kumandanın bürosuna götürdü. Altı yedi kızıl

koruyucu, gemici ve askerlerden oluşan bir gurup, semaverin neşelendirdiği sigara dumanı

dolu sıcak bir odada otur-mıVîıar’Jı. Bizi içtenlikle karşılayıp çay ikram ettiler. Kumandan

dışarı çıkmıştı. Tüm junkerlerin öldürüldü-

158

günü ileri süren Belediye meclisi «sabotajniks» (sabotajcılar) komisyonuyla birlikte gittiğini

söylediler. Bu olay onları pek eylendirmişe benziyordu. Odanın bir ucunda, gece kuşuna

benzeyen, küçük, saçsız bir adam oturmuştu. Redingot ve üstüne pahalı bir pelerin giymiş

olan adam, bıyıklarını kemiriyor ve etrafa kapana sıkışmış bir fare gibi bakıyordu. Yeni

tutuklanmıştı. Askerlerden birit bulunduğu yöne şöyle bir bakarak, onun bakan ya da ona

benzer biri olduğunu söyledi. Küçük, kavruk adam işilmemezlikten geldi. Odadakiler

kendisine karşı hiç te kaba davranmadıkları halde belli ki korkudan ödü patlamıştı.

Yanma yaklaşarak, fransızca konuştuğum zaman, sert bir şekilde eğilerek:

— Kont Tolstoy, dedi. Neden ^tutuklandığımı anlıya-mıyorum. Evime dönmek için tam

Troitski köprüsünü geçiyordum ki bu,,, adamlardan ikisi tutukladı beni. Genel Kurmayda

geçici hükümet komiseriydim. Ama hiç bir zaman hükümet üyesi olmadım…

— Bıraka hm onu gitsin, dedi bir gemici. Zararsız bir adam bu.

-~ Hayır, diye yanıtladı onu getiren gemici. Kumandana sormak gerek.

— Kumandan mı? diye alaya aldı gemici. Hâlâ subaylara boyun eğmek için mi yaptınız

devrimi?

Paul alayının bir «proporçik»i (yeni asker) devrimin nasıl başladığını öyküledi bize.

6 kasım gecesi alay Genel Kurmayda nöbetçiydi. Ben ve birkaç arkadaşım da nöbet

tutuyorduk. Ivan Pavloviç ve ismini hatırlayamadığım diğer bir asker, Genel Kurmayın

toplandığı salonda, pencerelerin perdelerini siper ederek saklanmışlardı. Gaçina junkerlerini

gece Pelrograda getirtmek ve ertesi sabah Kazakları alarm durumuna geçirmek gibi bir

sürü emirleri de işitmek olanağım buldular böylece. Kentin başlıca noktaları güneş

doğmadan Önce işgal ediieeektf. Bu arada köprülerin açılmasına da karar verildi. Smolny’yi

kuşatmak sorunu ortaya çıkınca Ivan Pavloviç kendini daha uzun zaman tutamadı. Tam o

sırada gelen giden çok olduğundan saklandığı yerden çıkarak nöbetçi odasına indi.

Arkadaşları ise hâlâ saklandığı yerden konuşmaları dinlemeye devam ediyordu.

«Bir şeylerin hazırlandığından kuşku duymaya başlamıştım.

İçleri subay dolu otomobiller vızır vızır işliyordu ve tüm bakanlar da oradaydı.

Ivan Pavloviç duyduklarını bana anlattı. Sabahın ikisiydi. Orada bulunan alay komiserine

durumu anlatıp fikrini sorduk.

Tüm giren ve çıkanları tutuklamak gerekt dedi. Biz ds emri derhal yerine getirdik. Bir saat

sonra tutukladığımız birkaç subayla iki bakam Smolny’ye gönderdik. Fakat Askeri komite

daha hazırlıklı değildi orada. Ne yapacaklarını bilmediklerinden bîr süre sonra kimsenin

tutuklanmıyarak serbestçe dolaşmalarına göz yummamız emri geldi. Koşarak Smolny’ye

gittik ve onlara bunun bir savaş olduğunu anlatabilmek için bir saat dil döktük. Genel

Kurmaya döndüğümüz zaman saat beşti ve herkez gitmişti. Bununla birlikte birkaç kişi

bulabildik ve,,, nihayet garnizonu uyarabil-dik…

Vasili adasından bir kızıl koruyucu, kendi bölgesinde o büyük ayaklanma gününün nasıl

geçtiğini etraflıca şöyle anlattı,

— Mîtralyözümüz filan yoktu, dedi gülerek» ve Smo-lny’den de getirt emiyorduk. Mahalle

Duması üyesi olan Zalkind, belediye toplantı salonunda Almanlardan alınmış bir mitralyözün

bulunduğunu hatırladı. Diğer bir arkadaşla birlikte oraya vardığımız zaman Menşevikler-le

Devrimci Sosyalistler toplantıdaydılar. Kapıyı açarak onlara doğru yürüdük. Biz üç kişi,

onlar ise masanın etrafında on beş kişiydiler. Bizi gördükleri zaman konuşmalarını keserek

şaşkın şaşkın yüzümüze bakmaya başladılar. Odayı boydan boya geçtik, mitralyözü söktük,

Zalkind bir parçasını, ben ise Öteki parçasını aldık ve omuzlarımıza yükliyerek çıktık gittik.

Kimse ağ-zmı açmamıştı.

— Kış Sarayının nasıl alındığım biliyor musunuz? diye atıldı bir gemici. Saat onbire doğru,

Neva yönünde hiç bir junker’in kalmadığını görerek kapılara yüklendik ve çeşitli

merdivenlerden birer birer ya da ufak guruplar halinde girmeye başladık. Merdivenlerin

yukarısına vardığımız zaman junkerler bizi tutuklıyarak süahlarınııız aldılar. Fakat

arkadaşlarımız gelmeye devam ettiklerinden çoğunluk bizde kaldı. O zaman biz junkerîerin

silahlarını aldık.

O sırada, gözlerinin etrafı uykusuzluktan morarmış, kolu sargı içinde, güleç yüzlü genç bir

assubay

160

olan kumandan girdi içeri. Gözü derhal esire takıldı, O da başladı durumu açıklamaya.

— Tamam tamam, diye sözünü kesti kumandan, Çarşamba gönü öğleden sonra kurmaylığı

teslim etmeyi reddeden şu komiteye dahilsiniz siz. Kusura bakmayın size ihtiyacımız yok.

Kapıyı açarak kont Tolstoya gidebileceğini işaret etti. Özellikle kızıl koruyucular arasında

bir protesto mırıltısı dolaştı ve gemici kasıla kasıla.

— Ne haber» ben size dememiş miydim, dedi.

Sonradan iki asker kumandanla konuşmaya başladılar, Kale garnizonu tarafından gönderilen

iki delegeydiler ve ancak ölmiyecek kadar yiyicek varken esirlerle nöbetçilerin ayni yemeği

yediklerini söyliyerek olayı protesto ediyorlardı. Neden karşı devrimcilere bu kadar iyi

bakılıyordu?

— Arkadaglar, dedi kumandan, biz devrimciyiz» haydut değil.

Sonra bize döndü. Kendisine, junkerlere işkence yapıldığı ve bakanların hayatının tehlikede

olduğu dedikodularının yayıldığım söyliyerek belki esirleri görme olanağını bularak şunu

kanıtlayabilirdik ki…

— Hayır, diye atıldı genç asker. Bir kez daha esirleri rahatsız edemem. Zaten biraz önce

onları uyandırmak zorunda kaldım. Garanti kendilerini öldürmeye geldiğimizi zannettiler…

Junkerlerin çoğu serbest bırakıldı. Geri kalanlar da yarın sabah çıkacaklar.

Sonra birden geri döndü.

— Duma komisyonu ile gorüleşilir miyiz?

Kendisine bir bardak çay dolduran kumandan olumlu bir işaret yaparak: «Hala salondalar»

dedi umursamaz bir halde.

Gerçekten, kapının öte yanında, belediye başka-nınm etrafım sarmış, bir gaz lambasının

solgun ışığında ateşli bir tartışmaya girişmişlerdi.

— Sayın belediye başkanı dedim. Biz Amerikalı gazetecileriz. Araştırmanızın sonuçlarını

bize resmi olarak açıklayabilir misiniz?

Onurlu ve saygı değer yüzünü bizden tarafa çevirerek ağır ağır:

— Suçlamaların gerçekle hiç bir ilgisi yok. Buraya getirildikleri zaman çıkan birkaç olayın

dışında bakan-

Oünyoyı Sarsan On Gün/F: 11 161

ların hepsine iyi davranılmıştır. Junkerlerin ise hiç bir

şeyden şikayetleri yoktur»

Issız kentin karanlıklarında, Nevski boyunca upuzun bir asker kolonu Kerenskiyi karşılamak

üzere sessizce ilerliyordu. Küçük, simsiyah sokaklarda, farlarını söndürmüş otomobiller

dolaşıyor, köylü Sovyetlerinin genel karargahı olan Fontanka sokağı 6 numaralı binada gizli

bir takım hareketler oluyor ve mühendis okuluyla Nevski caddesindeki büyük bir binanın

lokallerinden birinde de bir faaliyettir gidiyordu,

Smolny’de, üstün bir güçle çalışan dinamodan çıkan kıvılcımlar gibi Devrimci askeri

komiteden de emirler yayılıp duruyordu.

YEDİNCİ BÖLÜM

DEVRİMCÎ CEPHE

10 Kasım Cumartesi…

Vatandaşlar,

Devrimci askeri komite, devrim d ü zerrin I bozulmasına hiç bir şekilde göz

yummayacaktır.

Hırsızlıklar, haydutluk eylemleri, silahlı saldrrrlar ve tüm yahudl katliam] girişimleri en

sert bir şekilde bastırıfacaktır.,.

Paris komünü örnofijlnJ gözönüne alan komite, kargaşalık yağmacıları omansızca

cezalandıracaktır…

Kent rahattı. Kimse saldırıya uğratmıyor, hırsızlık olmuyor, hatta sarhoşlar anısında kavga

bile çıkmıyordu. Gece, silahlı devri yol w sessiz sokaklarda kol geziyor, köşebaşlarında

ufak ;ı Leş Ut in başına çönıelmis askerler ve kızıl koruyucular gülüyor ve şarkı

söylüyorlardı. Gündüz, büyük kah balıkhr kaldırımlarda toplanarak, işçi, öğrenci, iş adamı

arasında geçen ateşli tartışmaları dinliyordu.

Vatandaşlar sokaklarda birbirlerini durdurarak konuşuyorlardı:

~ Kazaklar geliyor mu?

~ Hayır…

~ Son haberlerde ne var?

— Bilmem, Kerenskİ nerede?

— Petrografin yanlızca sekiz kilometre ötesinde olduğu söyleniyor. Bolşeviklerin «Avora»

kravözürüne sığındıkları doğru mu?

— Bilmem, öyle deniyor.,,

163

Duvarlardaki afişler ve birkaç seyrek gazete, haber yayıp duruyorlardı: yalanlamalar,

çağrılar, kararnameler…

Kocaman bir afiş, köylü temsilcileri icra komitesinin ateşli bir manifestosunu duyuruyordu

halka:

…Onlar, (Bolşevikler) köylü temsilcileri Sovyetlerinin desteğini sağladıklarını söylemeye

cesaret ediyorlar… HakJan olmadan köylü temsilcileri Sovyetleri adına da konuşuyorlar.

Tüm işçi Rusya şunu blfmelidîr ki bu bir yalandır ve bütün köylüler, köylü temsilcileri

Sovyetleri fcra Komitesinin aracı 11-ğîyle, tüm çalışanların «İradesine canice karşı çıkarı

her türlü Örgütlenmiş köylü eylemlerini nefretle karşılar..

Diğer bir afişte. Devrimci Sosyalist partisinin asker seksiyonunca hazırlanmıştı:

Bolşeviklerin çılgınca girişimi çökmek üzeredir. Garnizon içten bölünmüştür… Bakanlıklar

grevdedir ve ekmek güç bulunmaktadır. Bolşeviklerin dışındaki tüm partiler Kongreyi terk&

tmişlerdîr, Bolşevikler yalnız kalmışlardır.,.

Tüm akiı başmda kimselere, Devrim ve ülke kurtuluş komitesinin etrafında toplanmaları ve

Merkez Komitenin ilk çağrısına ciddi bir şekilde cevap vermeye hazırlanmaları için Çağrıda

bulunuyoruz…

Özel bir afişte de Cumhuriyet Meclisi çektiklerini dile getiriyordu:

«Cumhuriyet Meclisi 7-Kasım günö süngü zoruyla kendi kendini dağıtmak ve çalışmalarım

geçici olarak kesmek zorunda bırakılınışttr.

Ağızlarımdan bağımsızlık ve sosyalizm lâfı düşmeyen iktidar zorbaları, sosyafîst bakanlar

da dahil olmak özere geçici hükümet üyeterini bir çar hapishanesinde tutukJaınişlar,

gazeteleri yasaklamrşJar ve basımevferfn& el koymuşfardır. Böyle bir hükümet, hatk ve

devrim düşmanı olarak görülmelidir. Ona karşı mücadele ederek alaşağı etmek kaçınılmaz

bîr görevdir…

Cı/mburiyet Meclîsi çalışrnalarma yeniden başlayıncaya kadar tüm vatandaşları,

Bolşeviklerin devrilmesi ve acı çeken ülkeyi Kurucu Mecttse götürmeye yetenekli bir

hükümetin oluşturulması için çalışan ülke ve devrim kurtuluş komitesinin yerel seksiyonları

etrafında sıkı sıkı birleşmeye çağırırız,..

164

Dielo Naroda ise şöyle yazıyordu:

Devrîm, tiîm bir halkın ayağa kalkması demektir.., Lenîrt, TroçKi ve benzerlerinin yaptığı

«ikinci devrimi» kim tanımıştır? Kandırmayı başardıkla» küçük bir Jşçl, asker ve gemici

topluluğu… Bunun dışında hiç kimse…

Narodnoie SIovo (Halkın sesi, popüler sosyalistlerin organı) da şöyle sürdürüyordu yazısını:

Etîr işçi ve köylü hükümeti mî? Ne düş bu. Ne Rusyada ve ne de dış ülkelerdeki kimse bu

.hükümeti tanımaz. Düşman ülkefer bile tanımaz onu.

Burjuva basın ise geçici olarak ortadan yok oluvermişti.

Pravda, Rus Cumhuriyeti parlamentosu olan yeni Tsik’in ilk toplantısı konusunda haber

veriyordu. Bu toplantı sırasında Tarım komiseri Miliutm, köylü sov-yetleri icra Komitesinin

13 Kasımda bir Rusbirliği köylü Kongresi toplayacağını haber vermişti.

— Fakat, diye eklemişti arkasından hemen. Eek-liyemeyiz biz. Köylülerin desteğini sağlamak

gerek. Daha önce davranarak bu kongreyi derhal toplamamız gerek,,.

Devrimci sosyalistler de kabul ettiler bu öneriyi ve Rus köylüsüne çağrıda bulunan bir yazı

aceleyle hazırlandı. Ayriyeten projenin gerçekleşmesi için beş kişiden oluşan bir komite

seçildi.

Toprağın bölüşüm planlariyle sanayideki işçi kontrolü sorunu, uzmanların bu konudaki

raporları vermesine kadar ertelendi.

Üç kararname okunarak onaylandı: Birincisi Le-nîn tarafından hazırlanmıştı ve yeni

hükümete direnmeyi kışkırtan, suç işlemeyi öneren ve bile bile haberleri saptıran tüm

gazetelerin yasaklanmasını öngören bir basm kararnamesiydi bu. İkincisi kiraların

ertelenmesi ve üçüncüsü de bir işçi milisinin kurulmasıyla ilgiliydi. Ayriyeten iki hükümet

tedbiri de kabul olundu. Birincisi, belediye Dumasına boş apartman ve evlere el koyma

yetkisini veriyor» ikincisi ise, ilk gereksinim maddelerinden olan erzakların dağıtılmasını

hızlandırmak ve böylece değerli tekerlekli araçları bir an

165

önce serbest bırakabilmek için vagonların son duraklarda boşaltılmasını emrediyordu..,

îki saat sonra köylü Sovyetleri icra Komitesi tüm Rusyaya aşağıdaki telgrafı yolluyordu:

Rus birliği köyfü kongresi organizasyon bürosu adındaki kanunsuz öolşevîk örgütü, feöyFü

Sovyetlerin telgrafla Petrog-rad’da yapılacak bir kongreye çağırmaktadır,..

Köylü temsilcileri Ftusbirlİğİ Sovyet İcra Komliesi Jse Kurucu Meclis seçimleri

cfolayıslyle gerekil güçlerin taşradan ay-nlmasmm tehlikeli olduğuna karar verir ve tüm

köylülerle ülkenin kurtuluşunun da Kurucu Meclise bağlı olduğuna îna-nır. Köylü Kongresi

<aç\Uş tarihînin her zamanki g\b) 13 Aralık olduğunu bîr kez daha doğrular…

Duma büyük bir heyecan içindeydi, subaylar gidip geliyor, başkan Kurtuluş Komitesi

liderleriyle konuşuyordu. Bir danışman koşarak Kerenskinin bir duyurusunu getirdi.

Alçaktan uçan bir uçak yüzlercesini Nevs. ki caddesi üzerine atmıştı. Baş kaldıranları

korkunç bir intikamla cezalandıracağını söyliyerek, askerleri silahlarını bırakmaya ve derhal

Mars meydanında toplanmaya çağırıyordu.

Başbakanın Tsarkoie-Selo’yu aldığı söyleniyordu. Kendisi kentin yalnızca sekiz kilometre

ötesindeki açık arazide bulunuyordu. Ve ertesi sabah ta, yani birkaç saat içinde kente

girecekti. Kazaklarla temas halinde olan Rus birlikleri geçici hükümet yanına geçmişlerdi.

Çernov ise, iç savaşı engellemek için tarafsız bir kuvvet oluşturmaya gayret ederek iki

taraf arasında bir yerlerde bulunuyordu.

Başkentte isef garnizonun artık Bolşevikleri desteklemediği söyleniyordu. Smolny’de zaten

kimse kalmamıştı. Tüm hükümet çarkı durmuştu. Devlet Bankası memurları Smolny

komiserinin emrinde çalışmayı reddederek paralan vermiyorlardı. Diğer özel bankalarda

kapılarını kapatmışlar, bakanlıklar greve gitmişti. Bir özel Duma komitesi, grevcilerin

ücretlerini ödemek için gerekli parayı bulmak üzere ticarethaneleri dolaşmaktaydı…

Troçki, barış kararnamesini bağlıca dillere çevirtmek için Dışişleri Bakanlığına gittiği zaman

altı yüz memurun istifalarını yüzüne fırlattığı söyleniyordu. Ça-

166

lışma Komiseri Şliapnikov, bakanlığındaki memurların yirmi dört saat içinde yeniden

görevlerine başlamaları için emir vermiş, yoksa hem yerlerinden olacaklarını ve hem de

emeklilik haklarını kaybedeceklerini bildirmişti. Fakat emri dinleyenler yalnız zabıt

katipleri oldu… Özel levazım komitesinin bazı seksiyonları Bolşeviklere boyun eğmelttense

çalışmalarını durdurmayı yeğ tutmuşlardı. Durumlarının düzeltileceği ve ücretlerinin

yükseltileceği üzerine verilen sözlere rağmen telefon santralı memurları Sovyet

karargâhına bağlantı yapmıyorlardı…

Devrimci Sosyalist Partisi, Sovyetler Kongresinde kalan ya. da ayaklanmaya katılan

üyelerinin partiden atılmasına yaptığı oylama sonunda karar vermişti.

Taşrada ise Mohilev Bolşeviklere karşı olduğunu bildirmiş, Kievde Kazaklar Sovyetleri

kovmuş, ayaklanan liderleri tutuklamış, Luga Sovyet ve Garnizonu otuz bine varan üyeleriyle

geçici hükümete bağlılığını tekrarlamış ve tüm Rusyayı da aynı şekilde harekete davet

etmişti. Kaledin ise Donetz havzasındaki tüm Sovyet ve sendikaları dağıtmış, kuvvetleri

Kuzeye doğru yürüyüşe başlamıştı…

Bir demiryolu işçi temsilcisi şöyle konuşuyordu:

— Dün, tüm Rusyaya siyasi partiler arasındaki savaşın derhal sona erdirilmesini isteyen

birer telgraf gönderdik ve sosyalist bir koalisyon hükümeti kurulmasını önerdik. Eğer

isteklerimiz kabul edilmezse yarın tüm işçileri greve çağıracağız… Yarın tüm guruplar

sorunu incelemek üzere toplanacaklar… Bolşevikler de bir anlaşmaya varmayı istiyorlar

galiba…

— O zamana kadar canları çıkmazsa, diye yanıtladı şişman ve kırmızı yüzlü kent baş

mühendisi…

İki kata çıkarılmış nöbetçileri, durmadan gidip gelen işçi ve askerleriyle bırakınız

terkedilmiş olmasını, her zamankinden çok daha faal olan Smolny’ye gelirken ılımlı

sosyalistlerle, burjuva gazeteleri muhabirlerine rastladık.

Volîa Naroda muhabiri «Bizi dışarı attılar yahu» diye yakındı. «Bonç-Bruieviç basm

bürosuna inerek gitmemizi rica etti ve bizlerin birer espion olduğunu söyledi.»

Ve hepsi bir ağızdan başladılar bağırmaya:

— Şiddet, hakaret, basın hürriyetine baskı bu…

167

Avludaki büyük masaların üzerine, duyurular, beyanatlar ve emirler yığılmıştı. Hepsi de

Devrimci Askeri Komiteden çıkmıştı. İşçi ve askerler dışarda bekleyen otomobillere

taşıyorlardı bu paketleri.

Bu manifestolardan bir tanesi şöyle diyordu:

TEŞHİR EDİYORUZ

Rus halkının geçirdiği fcu trajik anda uzlaştırıcı Menşe-viklerle sağcı Devrimci Sosyalistler

işçi davasına İhanet et-mislerdir. Ve onlar Kornllov, Kerenski ve Savinkov tarafına

gsgîvermişlerdir.

Hain Kerenski’nin emirlerini basmakta ve bu döneklerin uyduruk zaferleri konusunda en

gülünç haberleri yayarak kentte bir panik yaratmaktadırlar,,.

Vatandaşlar, ton palavralara irranmayımz. Hiç bir güç, ayaklanmış bir halkın üstesinden

gelemez. Harkettikieri ceza, Keren ski ve benzerferini bek [emektedir,.

Onları rânetlîyor ve eski zincirlerine bağlamak istedikleri köylü, gemicf asker ve işçilerin

gazabıma terkediyoruz. Halk nefretini ve onursuzluk Jekesinî yüzlerinden asla siierTTiyecekJerdİr.

Kahrolsun halk düşmanları…

Devrimci askeri Komite, üst kattaki daha geniş 17 numaralı odaya taşınmış ve girişine de

kızıl koruyucular dikilmişti, İçerisini, parmaklıklarla ayrılan daracık bir yerde» dış

görünüşleri saygı değer, şık giyimli ama içleri ise intikam ve kin duygulariyle kay-nıyan

burjuvalar doldurmuştu. Kimisi otomobilleri için izin istiyor, kimisi kenti terketmek için

pasaport peşinde koşuyordu. Aralarında bir sürü de yabancı vardı. Nöbetçi Bili Şatov’la

Peters işlerini güçlerini bırakarak bize son haberleri okudular.

179. yedek alay çoğunlukla değil, ittifakla devrimi destekliyor, Putilov’daki beş bin rıhtım

işçisi yeni hükümeti selamlıyorlardı. Sendikalar merkezi komitesinden de bağlılık dolu bir

destek sağlanmıştı. Revel garnizon ve filosu kendi devrimci askeri komitelerini seçmişler,

birliklerini Petrograda gönderiyorlardı. Ps~ kov ve Ninsk’te devrimci askeri komiteler

duruma hakimdi. Tsaritsiyne, Don Rostov’u, Piatigorsk, Sivasta-pol… dan sevgi dolu

selamlar vardı. Finlandiya tüme-

168

tıi ile 5 ve 6 ordunun yeni komiteleri bağlılıklarını bildiriyorlardı.

Moskova haberleri ise pek emin değildi. Kentin stratejik pozisyonları Devrimci Askeri

Komite Birlikleri tarafından tutulmuş. Kremlinde nöbette bulunan İki tabur Sovyetlere

geçmişti. Fakat silah deposu Albay Riabtsev ve junkerlerin elindeydi. Devrimci Askeri

Komite işçiler için silah istemiş ve Riabtsev’le sabaha kadar görüşmeleri sürdürmüş, fakat

birden fikir değiştiren Riabtsev, komiteye bir ültimatom göndermiş Ve sovyet birliklerine

teslim olmalarını, komiteye de kendini dağıtmasını emretmişti. Bu arada çarpışmalar da

olmuştu…

Petrograd’da Genelkurmay derhal Smolny Komiserlerine boyun eğmiş, İnat edip direnen

Tsentroflot, Kronstad gemicilerinin oluşturduğu bir taburun başında Dibenko tarafından

işgal edilmişti. Baltık ve Karadeniz gemilerinin desteğiyle hemen yeni bir «Tsent-rof lot»

oluşturulmuştu.

Fakat bu sevinçli güvencenin altında kuvvetli bîr endişe duygusu baş veriyordu. Kerenski’nin

Kazakları ilerliyorlardı. Topçu birlikleri de vardı. Fabrika Komite Sekreteri Skripnik, sarı

ve gerilmiş yüzüyle Kazakların bir kolordu oluşturduklarını bildirdikten sonra gururla

ekledi:

— Bizi canlı ele geçiremezler. Petrovski yorgun yorgun gülümsedi:

— Yarın belki uyuyabiliriz… bir daha uyanmamak üzere.

Kırmızı sakalı ve zayıf yüzüyle Lozovski söze karıştı.

— Ne şansımız var? Biz yalnızız. Eğitimli birliklere karşılık güçsüz bir kalabalık…

Güney ve Güney Batıda Sovyetler Kerenskinin önünde tutunamamışlar, Gaçina, Pavlovski ve

Tsarkoie-Selo garnizonları bölünmüş, bir kısmı tarafsız kalırken diğerleri subaylarından

yoksun, büyük bir bozgun içinde başkente doğru geri çekilmeye başlamışlardı. Salonlarda

aşağıdaki bildiri asılmaya başlanmıştı:

Krasnoİe Selo, 10 Kasım, sabah 6.

Genel Karargâha, Başkumandanlığa, Kuzey Cephesi Ordu

Kumandanlarına v& herkese, herkese iletilecektir.

169

Eski bakan Kerenski, herkese gönderdiği yalanlarla efokj bir telgrafta, Petrograd’daki

devrimci birliklerin silahlarım bı-raktıklarrnı, bir hainJer hükümeti olan eski .hükümet

taralına geçtiklerini ve Devrimci Askeri Komitenin onlara geri çekit-mek emrini verdiğini

yaymafya çalışmaktadjr.

Bağımsız bîr halkın orduları ne geri çekilir ve ne de teslim olur.

Biteklerimiz, kandmlmış Kazak kardeşleriyle aralarında kan dökülmesine engel olmak ve

daha iyi pozisyonlar tatmak ama» clyle Gaçlna’y» düzenli olarak terketmiştir. Şimdiki

posizyonJarı o denJI göçNidür ki Kerenski ve arkadaşlar» kendilerinden on misli üstün bîr

güce sahip olsafar bile endişelenecek bir durum yoktur.

Birliklerimizin morali yerindedir.

Petrograd’da tam bir huzur vardır.

Petrograd yöresi ve Petrograd savunma

şefi Yarbay Muraviov

Devrimci Askeri Komiteden çıkmak üzereyken An-tonov elinde bir kağıt, ölü gibi bir yüzle

içeri girdi. — Gönderin bunu, dedi:

Tüm tebrika Komitelerine ve tüm mahalle işçi temsilcileri Sovyetferîne,

EMİR

KerenskiYıin KorniJov taraftarı çeteleri kent yakınlarım tehdit etmektedir. Halka ve elde

ettikleri haklara karşı yönelen bu karsı devrimci girişimi amansjzca ezmek için gereken

emir-fer verilmiş bulunmaktadır.

Ordu ve kızıl koruyucular işçilerin İvedi desteğine gereksinim duymaktadır.

Fabrika Komitelerine ve mahalle Sovyetlerine aşağıdaki emirleri veriyoruz:

1 — Hendek kazmak, barikat kurmak ve tel örgü çekmek İçin onümkün olduğu kadar ‘işçr

gönderiniz,

2 — Gerektiğinde fabrikalardaki İşleri derhal durdurunuz.

3 — Hendek kazmak ve barfkat kurmak için gerekli alet-ierle eldeki tüm adi ve dikeniî

teller! toplayımz,

4 — Bulabildiğiniz tüm silahları ahnız.

5 — Sıkı bir disiplin göstererek, Oevrim Ordusunu ne fa olursa olsun desteklemek için

hazır olunuz.

170

İşçi ve asker temsilcileri Sovyetler Başkanı

Halk Komiseri

Leon Troçki

Devrimci Askerî Komite Başkanı ve Yöre Baş Kumandan* N.

Dışarı çıkıp kendimizi bu Ölü gibi solgun günün alaca karanlığında bulduğumuz zaman her

yerden fabrika sirenlerinin kulakları yırtarak dalga dalga yayıldığını işittik. Kesik ve boğuk

seslerinde geleceği bildiren bir şeyler vardı. Onbinlerce erkek ve kadın işçi sokaklara

dökülüyor, onbinlerce yıkık dökük işçi evleri, solgun ve aç yüzlü yığınları uğuldayarak sokağa

kusuyordu. Kızıl kent tehlikedeydi. Kazaklar geliyordu. Güney ve Güney-Batıya doğru,

Moskova kapısına giden eski sokaklar boyunca erkek, kadın, çocuk, tüfek, kazma, tırmık, tel

demetleri kavramjş, işçi elbiselerinin üstüne fişeklikleri kuşanmış, birer dalga gibi akıp

gidiyordu. Hiç bir za^ man koskocaman bir kentin kendiliğinden böylesine ayağa kalktığı

görülmemiştir. Beraberlerinde at arabaları, kamyonlar, otomobiller, toplar, askeri birlikler,

ne buldularsa bir sel gibi sürüklüyorlardı: Devrimci proletarya, İşçi ve Köylü Cumhuriyetinin

Başkentini korumak için göğüslerini siper etmeye koşuyordu.

Bir otomobil Smoiny’nin kapısında durmuştu. Etrafı kırmızı halkalarla çevrili gözlerini

büyüten kalın camlı gözlükleriyle ince ve uzun bir adam, elleri eski reglan pardesüsünün

cebinde, çamurluğa dayanmış, zorlukla konuşuyordu. Yanında, pırıl pırıl genç bakış-lariyle iri

ve sakallı bir gemici, elinden düşürmediği mavi çelikten yapılmış büyük tabancasiyle oynuyor

ve sinirli sinirli gidip geliyordu. Bunlar Antonov ile Dibenko idiler.

Askerler arabanın basamaklarına iki askeri bisikleti yüklemeğe çalışıyor, şoför ise, arabanın

cilası bozulacak diye, bağırıp çağırıyordu. O da Bolşevikti elbet. Otomobilin zengin bir

burjuvadan alındığım, bisikletlerin irtibat subaylarına ait olduğunu bilmesine biliyordu ama

şoförlük gururu da bu arada boş durmayıp jıyaklamveriyordu. Nihayet bisikletleri

bıraktılar…

Savaş ve Donanma Halk Komiserleri devrimci cep-

171

neyi denetlemeye gidiyorlardı. Acaba onlarla birlikte gidebilir miydik? Kuşkusuz ki

olanaksızdı bu. Arabada yalnızca beş yer vardı: İki komiser» iki emir subayı ve bir de şoför.

Bununla birlikte* haydi ismine Tru-şişka diyeyim, tanıdığım bir Rus rahat rahat arabaya

yerleşti ve ne soyledilerse onu çıkaramadılar…

Sonradan, Truşiskanın bana anlattıklarına kuşkuyla bakmak için hiç bir neden yok elimde.

Suvorovski caddesini izlerlerken içlerinden biri yiyecek sorununu attı ortaya. Yiyeceğin pek

bol olmadığı bîr bölgede üç dört gün yolda kalabilirlerdi. Hemen arabayı durdurdular ama

para nerede? Savaş komiseri ceplerini karıştırdı. Tek bir köpek bile çıkmadı. Donanma

komiseri ve şoför ele beş parasızdılar. Alışverişi yapan tabii Tru-şişka oldu.

Nevski köşesinde lastik patladı.

— Ne yapacağız? diye sordu Antonov.

— Başka bir araba alacağız, diye yanıtladı Diben-ko tabancasını salhyarak. Antonov yolun

ortasına geçerek bir askerin kullandığı gelişi güzel bir arabayı durdurdu.

—Arabanıza ihtiyacım var, dedi Antonov.

— Alamazsınız, diye diretti asker.

Rus Cumhuriyetindeki tüm orduların Başkumandanı olduğunu belirten ve bu nedenle

herkesin tartışmasız kendisine itaat etmesini istiyen bir belgeyi askere uzatarak Antonov

sordu:

— Biliyor musun ben kimim?

— Allah olsan ne yazar dîye bağırdı kızgın şoför, bu arabayı alamazsın. Birinci mitralyöz

alayına aittir bu araba ve cephane taşıyor şimdi…

Güçlük, italyan bayrağı taşıyan eski bir taksinin çı-kagelmesiyle çözüldü. (Karışıklık

zamanlarında, özel araba sahipleri yabancı konsolosluk adına arabalarını kaydettirerek bu

kıymetli mallarına el konmasını engellemeye çalışıyorlardı.) Zengin bîr kürk giyerek yan

gelip yatan şişman kişiyi arabadan indirerek konvoy yoluna devam etti.

Smolny’den on, on beş mil ötede Narva barika-dına gelirken Antonov, kızıl koruyucuların

kumandanını görmek istedi. Kendisini, iki, üç yüz kadar işçinin hendek kazıp Kazakları

bekledikleri kentin öbür ucuna götürdüler.

172

— Her şey yolunda mı arkadaş, diye sordu Anto-nov,

— Her şey mükemmel, arkadaş, diye yanıtladı kumandan. Birliklerin morali yerinde.

Yalnız… cephanemiz yok…

— Smolny’de iki milyar şarjör var, dedi Antonov. Size şimdi bir emir yabayım. Ceplerini

boşuna araştırdı. Sonra sordu etrafa:

— Bir parça kağıt var mı birinizde?

Ne Dibenko’nun ve ne de irtibat subaylarını yanında kağıt vardı. Truşiska not defterini

uzattı.

— Allah belâsını versin, kalemim de yok, diye bağırdı Antonovt kimin kalemi var?

Tabii, yalnızca Truşişkamn vardı…

Oracıkta ekildiğimiz için Tsarkoie-Selo garına yollandık. Nevski caddesinden yukarı doğru

çıkarken, bazılarının süngü taktığı silahlı kızıl koruyuculara rastladık. Kışın, akşam hemen

oluveriyordu buralarda. Dörtlük az çok düzenli kolonlar halinde, başları yukarda, bandosuz,

trampetsiz, çamur içinde yürümeye çalışıyorlardı. Üzerlerinde, «Barış, Toprak» diye iğreti

bir şekilde yazdıkları kızıl bir bayrak dalgalanıyordu. Çok gençtiler. Yüzlerinde, öleceklerini

bilen insanların anlamı vardı. Kaldırımlarda dizili adamlar, hem korkarak ve hem de hor

görerek bakıyorlardı onların geçtiğine kinle dolu bir sessizlik içinde.

Garda hiç kimse ne Kerenski’nin nerde olduğunu biliyordu ne de cephenin. Trenler yalnızca

Tsarkoie’ye kadar işliyordu…

Vagonumuz, elleri paket ve akşam gazeteleriyle dolu evlerine dönen köylülerle tıklım

tıklımdı. Konuşmalar sürekli Bolşevik devrimi üzerine yapılıyordu. Bu da olmasa güçlü

Rusyanın iç savaşla ikiye bölündüğüne ve trenimizin savaş bölgesine gittiğine inanmak zor

olurdu. Pencereden baktığımız zaman, çabucak çöken karanlıkta, çamurlu yollarda

tartışarak ve silahlarını sallıyarak kente doğru yürüyen asker kalabalığını farkedebiliyorduk.

İçinde büyük ateşlerin yandığı, askerle dolu bir marşandiz treni garaj

yolunda durmuştu ve her şey buydu. Arkamızda, ta ufukta başkentin ışıkları karanlığın

içinde yavaş yavaş kayboluyor, uzak bfr kenar mahallede bir tramvay ağır aksak yokuşu

çıkmaya çabalıyordu.

173

Tsarkoie-Selo’da gar sakindi. Şurada burada top-lanmış askerler alçak sesle konuşuyor ve

Gaçina yönündeki ıssız yola endişeli endişeli bakıyorlardı. Hangi partiye ait olduklarını

sordum onlara,

— Ne düşünmemiz gerektiğini doğru dürüst bilemiyoruz, dedi içlerinden biri. Kerenski,

kuşkusuz bir kışkırtıcı. Ama, diğer yandan Rusların kardeşlerine ateş etmelerini de

kabul edemiyoruz.

Gardaki komiserlik bürosunda, alay komitesinin kırmızı kolluğunu taşıyan şişman, sakallı ve

keyfi yerinde basit bir asker oturuyordu. Smolny’den yanaydı ama aklı da çok karışmıştı.

— îki saat önce kızıl koruyucular burdaydı, ama gittiler şimdi. Bir komiser de bu sabah

geldi ama o da Petrograd’a döndü Kazaklar gelince.

-— Demek Kazaklar burada? Üzüntüyle başını salladı.

— Doğuştuk. Kazaklar sabahleyin erkenden geldiler. Bizlerden iki, üçyüz kişiyi esir aldılar

ve aşağı yukarı yirmi beş kadarını da öldürdüler.

— Nerede şimdi Kazaklar?

— Oh, çok uzağa gitmemişlerdir herhalde. Nerde olduklarını kesinlikle bilmiyorum. Şu

taraftan gittiler. Batı yönünde belli belirsiz bir işaret yaptı.

Gar büfesinde, Petrograd’dakinden hem daha ucuza, hem de daha nefis bir yemek yedik.

Yanımızda, Gaçinadan yaya dönen bir Fransız subayı oturuyordu. Orada her şey sakin, dedi,

kent Kerenskİ’nin elinde.

— Şu Ruslar ne adamlar be, diye ekledi. İşte size bir iç savaş, bir de döğüşülmese.

Kente yollandık. Kapıda, yüz kadar tüccar, memur ve öğrencinin küfür edip bağırdıkları iki

süngülü asker duruyordu. Haksız yere azarlanmış çocuklar gibi kendilerini rahatsız ve

alçalmış hissediyorlardı. Öğrenci üniforması taşıyan, alımlı, genç ve iri bir adam saldırıyı

sürdürüyordu. Küstah bir ses tonuyla:

— Kardeşlerinize karşı silahlanarak katil ve hainlerin birer aleti olduğunuzu anlıyorsunuz

zannederim, diyordu.

— Kardeş i$ böyle değil, diye yanıtladı ciddi ciddi asker. Siz anlamıyorsunuz. îki sınıf var.

Bir proletarya, öbürü burjuvn/.i. Bizlrr…

— Bu (Kiliivnıyı biliyorum, diye kesti öğrenci. Siz

174

cahil köylüler için böyle hazır cümlelerin her yerde amrılması yeterlidir. Hiç bir şey

anlamadan papağan gibi hemen tekrarlamaya koyulursunuz. Kalabalık kahkahadan

duramıyordu.

— Bak, ben marksist bir öğrenciyim. Size, sosyalizm için değil, anarşi için, Almanya

hesabma döğüştü-ğünüzü söylüyorum. .*

— Biliyorum, dedi asker alnından ter damlıyarak. Siz okumuş bir insansınız. Görülüyor bu.

Ben ise cahilim. Ama gene de bana öyle geliyor ki…

— Lenin’in gerçek bir proletarya dostu olduğuna mı inanıyorsun, dîye kestirip attı öğrenci.

— Evet inanıyorum» dedi asker sıkıntılar içinde.

— Ama dostum, Lenin’in kurşun kaplı bir vagon içinde Tüm Almanyayı geçtiğini ve

Almanlardan para aldığını da biliyor musun?

— Bunlardan pek haberim yok, diye yanıtladı asker inatçı bir tonla. Ama söylediği şeyler,

ben ve benim gibi olanların işitmek istedikleri şeyler. Görüyorsunuz ya gene de iki sınıf vart

burjuvazi ve proletarya…

— Sen delisin be arkadaşım. Ben devrimci eylemim için Schlüsselbourg’ta tam iki senemi

verdim. Halbuki o zaman sizler devrimcileri kurşunlayıp «Allah Çarı korusun» diye şarkılar

söylüyordunuz. Benim adım Vassili Georgieviç Panin. Hiç benden söz edildiğini duymadın

mı?

— Kusura bakma ama duymadım dedi asker sıkıla sıkıla. Kuşkusuz ki büyük bir

kahramansınız…

— Elbette, dedi öğrenci inançla. Şimdi de Rusya-mızı ve hür Devrimimizi batırmak üzere

olan Bolşeviklere karşı döğüşüyorum. Nasıl açıklarsın bunu?

Asker başını kaşıdı ve aklı iyice karıştığından yüzünü ekgiterek:

— Nasıl açıklanır bilemem orasını. Ama her şey bana olduğu gibi gözüküyor. Cahil olmasına

cahilim. Gene de yalnız iki sınıf var galiba ortada. Proletarya ve Burjuvazi-..

— Gene bıraktığım yerde otluyorsun be arkadaş» dîye haykırdı öğrenci.

— îki sınıf, diyordu boyuna asker inatla. Birine karşı olan diğeriyle beraberdir.

Sokağın yukarsına doğru çıkmaya başladık. Işıklar

175

çok seyreklemîşti ve gelen geçen de pek yoktu. Korkutucu bir sessizlik oturmuştu kentin

üzerine, insan kendisini cennetle cehennem arasında, arafatta, ya da politik «no man’s

land» gibi bir yerde hissediyordu. Yalnızca berber dükkanları ışık içindeydi ve tıklım tıklım

doluydu. Umumi hamamın kapısında ise büyük bir kuyruk vardı. Bugün cumartesiydi ve böyle

gün-terde bütün Rusya aklanır paklanır, kokular sürerdi. Böyle merasimlerin yapıldığı

yerlerde Kazak ve Sovyet Birliklerinin birbirlerine karıştığından bir an bile kuşku

duymadım.

Büyük parka yaklaştıkça sokaklar daha ıssızlaşı-yordu. Bir papaz, Sovyet Genel Karargahını

korkuyla gösterdikten sonra bize, hemen kaçtı, Sovyet, büyük dük sarayının parka bakan

kanadına yerleşmişti. Pencereler karanlık ve kapı kapalıydı. Ellerini pantalon kemerine

takmış bir aşağı bir yukarı gezinen bir asker son derece kuşkulu gözlerle bizi izliyordu.

— Sovyet gideli iki gün oldu, dedi.

— Nereye gitti?

— Hiç bir şey bilmiyorum, diye yanıtladı omuzlarını silkerek.

Biraz daha uzakta, geniş ve ışık içindeki bir binadan çekiç sesleri geliyordu. Kararsız

kararsız dururken, bir askerle bir gemicinin kol kola geldiklerini gördük. Hemen Smolny’den

aldığım serbest geçiş kartım] gösterdim*

~ Sovyet taraftarı mısınız? diye sordum.

Cevap vermeden, birbirlerine endişeli endişeli baktılar. Gemici binayı işaret ederek,

— Ne oluyor orada? diye sordu.

— Bilmiyorum.

Asker ürke ürke kolunu uzatarak kapıyı araladı. Etaminle kaplı, büyük saksıların olduğu

geniş bir salondu bu. İskemleler dizilmiş ve henüz yapımı tamamlanmamış bir kerevet

duruyordu ortada. Bir elinde çekiç, ağzı çiviyle dolu bir kadın bize doğru ilerledi ve,

—Ne istiyorsunuz? diye sordu.

— Bu akşam temsil var mı? diye sordu gemici de korkarak.

— Pazar akşamı amatörlerin gösterisi var, gidin şimdi hurdan.

Asker ve gemiciyle konuşmak istedikse de, sıkı-

176

lıp çekinerek sorularımızı yanıtladılar ve hemen karanlıkta gözden kayboldular.

Fantasmagorik pavyonları, japon mimarisi köprüleri ve çeşmelerden akan suyun -çıkardığı

şıpırtı sesleriyle dolu karanlık park boyunca yürüyerek çarlık sarayına doğru giden yolu

izledik.

Dökme demirden komik bir kuğunun su fışkırttığı yapma mağaranın yanına gelince, birden

izleniyor muşuz gibi bir duygu sardı içimizi. Gözlerimizi yukarı kaldırdığımız zaman, çimenli

bir terastan bizi gözliyen silahlı, dev gibi altı yedi kadar adamın kuşkulu gözlerle baktığını

gördük.

— Kimsiniz? diye sordum.

— Nöbetçiyiz, dedi içlerinden biri.

Hepsinin yorgunluktan döküldüğünü gördük. Gece, gündüz, haftalar boyunca süren tartışma

ve görüşmelerden sonra başka türlü olacak değillerdi ya.

— Sovyet birliklerine mi yoksa Kerenski’nin birliklerine mi aitsiniz? Bir an sustular

sonra şaşkın şaşkın birbirlerine bakarak,

— Tarafsızız bizf dediler.

Büyük Katerina Sarayının kemerleri altından geçerek iç avluya girdik ve genel karargahın

nerede olduğunu sorduk. Yarım daire şeklindeki beyaz bir pavyonun önündeki nöbetçi,

kumandanın içerde olduğunu söyledi. Çifte bir şöminenin eşit olmıyan iki parçaya ayırdığı

III George sitili beyaz, şık salonda bir gurup subay oturmuş,-endişeli endişeli

konuşuyorlardı. Yüzlerinin rengi soluk, heyecanlı ve belli ki uykusuzdular. Üniforması

madalyalarla kaplı, beyaz sakallı yaşlı bir adam olan albaya bolşevik hüviyetlerimizi

gösterdik,

— Buraya kadar öldürülmeden nasıl geldiniz? diye sordu nezaketle. Sokaklar çok tehlikeli.

Tsarkoie-Selo’ da siyasi hırslar iyice bilenmiştir. Daha bu sabah döğüş vardı, yarın sabah ta

olacak. Kerenski saat sekizde girer kente herhalde.

— Kazaklar nerede?

— Şu yönde, bin beş yüz metre ilerde, dîye koluyla gösterdi.

— Onlara kargı kentinizi savunmaya hazırlanıyor musunuz?

— Hayır, diye yanıtladı gülerek. Kenti Kerenskinin yerine tutuyoruz.

Dünyayı Sarsan On Gün/F: 12 177

Az daha bayılacaktık. Zira hüviyetlerimizde bizim köklü birer devrimci olduğumuz yazılıydı-

Albay bir iki öksürdü ve,

— Oradan verdikleri bu serbest geçiş kartlariyle yakalansaydiniz burada hayatlarınız

tehlikeye girerdi. Eğer savaşı görmek isterseniz, subay otelinde oda ayırtmak için

emir vereyim. Yarın sabah yedide buraya uğrayıp yeni hüviyetlerinizi alırsınız.

— Yani Kerenskiyi mi tutuyorsunuz?

— Şey… tamamen değil. Albay tereddüt ediyordu.

— Garnizondaki askerlerin çoğu Bolşeviktir. Bu sabah savaştan sonra topları da alarak

Petrograd’a gittiler. Aslına bakılırsa hiç bir asker Kerenski yanlısı değil. Fakat bazıları da

hiç çarpışmak istemiyor. Subayların hemen hepsi Kerenski yanına geçtiler, ya da çekip

gittiler. Durumumuz gördüğünüz gibi pek parlak değil…

Tüm bunlardan savaşın olmayacağını çıkardık… Albay emirerini yanımıza katıp bizi nezaketle

gara yolladı. Asker güneyliydi ve Beserabyaya göçetmiş fran-sız anne ve babadan doğmuştu.

«Yorgunluk, tehlike bana vız gelir, diyordu durmadan. Fakat asıl üzüntü, üç senedir anamı

görmemem oluyor..,»

Tren, buz gibi bir gecede Petrograd’a giderken kapı penceresinden, yanan ateşlerin

ışığında, el kol hareketi yapan gurup gurup askerleri, zırhlı otomobilleri, yol kavşaklarında

birbirlerine girmiş araçları ve kulelerinden başlarını çıkararak birbirlerine bozulan

şoförleri görüyordum.

Devrimci askeri komite komiserleri bir guruptan ötekine koşuşturarak savunmayı organize

etmeye çalışırken her şeyin birbirine girdiği böyle bir gecede asker ve kızıl koruyucular,

başlarında subaydan yoksun, karışıklık içinde ve hiçte konuk sevmeyen bu ovada gezip

duruyorlardı.

Kente döndüğümüz zaman, kalabalık sokakları doldurmuştu ve Nevski caddesindeki evleri

bir deniz gibi dövüyordu. Havada bir şeyler vardı ve Varşova garından uzaklardaki top

sesleri işitiliyordu. Junkerlerin okullarında faaliyet -artmıştı. Duma üyeleri kışladan kışlaya

dolaşıyor, nutuk atıyor ve Sovyetlerin barbarlığından söz ediyorlardı: Kış Sarayındaki

junkerler toptan öldürülmüş, kadın taburlarının ırzına geçilmiş,

178

genç bir kız Duma önünde idam edilmiş ve prens Tuma-nov öldürülmüştü… Alexandr

salonunda Kurtuluş Komitesi olağanüstü toplanmıştı ve komiserler her yönde koşuşturup

duruyordu. Smolny’deıı çıkarılmış tüm gazeteciler oradaydılar ve yerlerinde

duramıyorlardı. Tsarkoie’deki durumu anlattığımız zaman inanmak istemediler. Nasıl

oluyqrdu bu? Tsarkoie’nin Kerenski’ nin ellerinde olduğunu ve Kazakların Pulkovoda

olduklarını hepsi bilmiyor muydu? Ertesi sabah Kerenski’yi garda karşılayacak bir komite

bile seçilmek üzereydi…

Bir tanesi, aman kimse duymasın diyerek kulağıma, karşı devrimin gece yarısı bağlıyacağını

fısıldadı ve iki beyanat gösterdi. Bir tanesinde Gotz ve Polkov-nikov’un imzaları vardı ve

Kurtuluş Komitesinin emirlerine uyularak junker okullarının, hastahanelerde iyileşmekte

olan askerlerin ve Saint-Georges şövalyelerinin savaş durumuna getirilmesini emrediyordu.

Diğeri ise Kurtuluş Komitesinin kendisinden geliyordu:

PETROGRAD HALKİNA

Devrimci Petrograd vatandaşları, askerleri ve işçileri,

Bolşevikler cephede banş İsterken geride savaş kışkırtıcılığı yapmaktadırlar.

Onların kışkırtıcı çağrılarını dinlemeyiniz.

Siper kazmayınız. – Silahları bırakınız.

Hain barlkadfan sökünüz.

Askerler, kışlalarınıza dörvünöz-

Petrograd’daki katliam devrimin sonunu getirir

‘Bağımsızlık, toprak ve barış adına Ülke ve Devrim Kurtuluş Komitesi etrafında sı*kı sıkı

bîrlesin. ,

Dumadan ayrıldığımız sırada, sabırları tükenmiş insanların sert anlamlı yüzleriyle bir kızıl

korucu birliği ıssız ve karanlık sokağı iniyor ve genel karargâhlarında karşı devrim komplosu

yaparken suç üstü yakaladıkları Kazak Kurulu yerel seksiyon üyeleri olan on on iki esiri de

beraberlerinde götürüyorlardı…

Elinde kola kovası bulunan genç bir çocuğun yardım ettiği bir asker duvarlara hemen göze

çarpan büyük afişler yapıştırıyordu:

179

kararnameyle Petrograd kenti ve kenar mahallelerinde örfi İdare Uân edilmiştir. Açık

havadakî tüm toplantılar yeni bir emre kadar yasaklanmıştır.

Devrîmci Askeri Komite Başkanı N. Podvoiski

Hava, karışık bir takım sesler, otomobil klaksonları, bağnşmalar ve uzaktan uzağa işitilen

tüfek sesleriyle doluydu. Kent, uyanık, sinirli, bekliyordu.

Sabahleyin çok erkenden, Semenovski alayı erlerinin elbiselerini giymiş junkerlerden oluşan

bir birlik tam nöbet değişimi saatinden önce telefon santralına vardı. Bolşevik parolayı

bildiklerinden kuşku uyandırmadan nöbeti aldılar. Birkaç dakika sonra Antonov denetlemeye

çıkınca kendisini yakalıyarak ufak bir odaya hapsettiler. Asıl nöbeti alacak olan birlik

geldiği zaman ateş açıldı ve çoğu öldü.

Kar§ı devrim başlamıştı…

SEKİZİNCİ BÖLÜM

KARŞI DEVRİM

11 Kasım Cumartesi günü Kazaklar T&arkoie-Selo* ya girdiler, Kerenski beyaz bir ata,

binmişti ve tüm kilise çanları çalıyordu. Kentin dışındaki küçük bir tepenin üstünden, geride

kopkoyu Finlandiya koyu ile ölgün ovada yayılıvermiş başkentin koyu siluetini, ren-gârenk

kubbelerini ve yaldızlı kulelerini seçebiliyordu.

Savaş filan olmadı burada. Ama Kerenski büyük bir gaf yaptı. Saat sabahm yedisinde,

Tsarkoie-Selo 2, tüfek birliğine emir göndererek silahlarım bırakmalarını istedi. Askerler

tarafsız kalmaya razı olduklarını ama silahlarını bırakmayacaklarını söylediler. Kerenski

onlara on dakikalık bir süre tanıdı. Bu tutum askerleri çileden çıkardı. Sekiz aydanberî

komitelerin idare ettikleri özerkliğe alışmışlardı ve bu emir eski rejim kokuyordu burcu

burcu. Birkaç dakika sonra Kazak topçusu kışlalara ateş açtı ve 8 askeri öldürdü,.. Böylece

Tsarkoie-Selo’da artık «tarafsız» asker kalmamış oluyordu.,,

Petrograd, sabahleyin tüfek sesleri ve askerî birliklerin yürürken çıkardığı boğuk ayak

sesleriyle uyandı. Yüksek ve gri bir göğün altında esen buz gibi bir rüzgar kar kokusu

getiriyordu. Güneş doğarken Telgraf binası ve orduevi kuvvetli junker birlikleri tarafından

alınmış, sonra kanlı bir çarpışmadan sonra yeniden ele geçmişti. Saç levhalar, fıçılar ve

sandıklardan olu-$un barikatların arkasında, Morskaia caddesinin tam or-tfisında gizlenmiş

ya da Saint-Isaac meydanıyla Go-rukovaia cddesinin köşesini tutan ve kımıldayan her

hedefe ateş eden gemiciler Telefon Santralını çevirmişlerdi. Arasıra Kızıl-Haç bayrağını

taşıyan bir otomobil görünüp kayboluyordu gemicilerin izniyle…

Meslektaşımız Albert Rhys WÜliams, yaralılarla dolu bir Kızıl-Haç otomobiline binerek

Santraldan çıktı. Araba, kentte birkaç tur attıktan sonra karşı devrimin genel karargahı

olan Misel askerî okuluna gitti. Görünüşe bakılırsa avludaki bir fransız subayı yönetiyordu

harekâtı. Telefon Santralının yiyecek ve cephane ihtiyacı böyle karşılanmıştı. Bu uyduruk

ambulansların çoğu yalnızca junkerler yiçin birer bağlantı ve levazım aracı olmuşlardı.

*

Eski İngiliz zırhlı birliğinden kalan beş ya da altı zırhlı otomobil ellerindeydi. Louise Bryant,

Saint-İsaak meydanı boyunca yürürken bunlardan bir tanesinin A-mirallikten çıkarak

Santrala doğru gittiğini gördü. Gogol sokağı köşesinde araba tam yanında durdu ve odun

yığınlarının arkasında pusuda bekleyen gemiciler ateşe başladılar. Arabanın tareti dönerek

odunların arasına ve kalabalığın tam ortasına körlemesüıe kurşun yağdırdı. Bayan Bryant’ın

durduğu kubbeli pasajda bulunan iki küçük erkek çocuk ve beş kentli derhal öldüler. O

zaman gemiciler büyük bir çığlık atarak siperlerinden fırladılar ve kurşun yağmuru altında

zırhlı arabayı çevirerek gözetleme deliklerinden süngülerini sokup çıkarmaya başladılar

bağırarak… Yaralandığını soyliyen şoförü serbest bırakarak gitmesine . izin verdiler. O da

derhal Dumaya koşarak Bolşeviklerin barbarlığını kanıtlayan bu haberi duyurmaya gayret

etti bir an önce. Arabadan çekilip çıkartılan ölüler arasında bir de İngiliz subayı vardı.

Daha sonra gazeteler, zırhlı bir otomobil üzerinde yakalanan ve Pierre ve Paul’a gönderilen

bir fransız subayından söz ettilerse de Fransız Elçiliği bu haberi yalanladı. Fakat belediye

danışmanlarından biri, adı geçen subayı kendisinin serbest bıraktırdığını bana açıkladı.

Müttefik Elçiliklerin tutumu ne olursa olsun, İngiliz ve Fransız subaylarının şahsen

harekâta katıldıkları ve Kurtuluş Komitesi toplantılarına katılarak fikir bile verdikleri bir

gerçekti.

Çeşitli mahallelerde tüm gün boyunca junkerlerle kızıl koruyucular ve zırhlı araçlar arasında

savaş sür-

182

dö durdu. Her yerde, uzaktan ya da yakından tek tek veya salvo halinde top sesleriyle

mitraly özler in takırtısı işitiliyordu. Dükkânların kepenkleri inmesine rağmen alış veriş

sürüyor, dışarsı karartılmış sinema salonları tıklım tıklım doluyordu. Tramvaylarla

telefonlar işliyor, santralı çevirdiğiniz zaman tüfek seslerini duyuyordunuz. Smolny

devYeden çıkarılmıştı, ama Duma ile Kurtuluş Komitesinin tüm junker okulları ve Tsarkoie’de

bulunan Kerenski ile bağlantıları vardı.

Sabahın yedisinde Vladimir okuluna giden ve kızıl koruyucu, gemici ve askerlerden oluşan

bir devriye, junkerlere silahlarını bırakmaları için yirmi dakika süre tanıdı. Ültimatom geri

çevrildi ve junkerler bir saat sonra bir çıkış yapmayı denediler. Fakat Grebeskaia ve Büyük

Caddeden gelen korkunç bir ateş sonunda geri çekildiler. Sovyet Birlikleri binayı çevirerek

kurşun yağmuruna tutarken iki zırhlı araçta gidip gelerek mitralyözleriyle durmaksızın

tarıyorlardı binayı. Junkerler telefonla yardım istediler. Kazaklar dışarı çıkmaya cesaret

edemediklerini, zira gemicilerden oluşan kuvvetli bir birliğin iki top yardımiyle kışlalarını

gözaltına aldığını haber verdiler, imparator Paul okulu çevrilmiş ve Misel okulundaki

junkerler ise sokaklara kadar çıkarak çarpışmaya başlamışlardı…

Saat on bir buçukta üç sahra topu geldi. Junkerler İse, beyaz bir bayrak taşıyarak ilerliyen

iki sovyet elçisini öldürerek cevap verdiler yeni ültimatoma¥ O zaman gerçek bir

bombardıman başladı. Okul duvarlarında geniş gedikler açıldı ve junkerler ümitsizce

savundular kendilerini. Haykırarak saldırıya kalkan kızıl koruyucular mitraly özlerle delik

deşik ediliyordu… Kerenski Tsarkoie’den telefon ederek devrimci askeri komiteyle her

türlü görüşmeleri yasaklamıştı.

Bıraktıkları ölü sayısı ve başarısız saldırıların kızdırdığı sovyet birlikleri bu kez binaya

karşı bir ateş vç çelik fırtınası yağdırmaya başladılar. Başlarındaki subayları bile bu

korkunç saldırıyı dur dur tam ıy ordu onlara. Kirilov adındaki bir Smolny komiseri başarmayı

denedi ama linç edilmekle tehdit edildi. Kızıl koruyucuların kanı tutuşmuştu bir kere.

Saat iki buçukta junkerler beyaz bayrak çekerek hayatları bağışlanırsa teslim olacaklarını

söylediler. Bunu kabul eden binlerce asker ve kızıl koruyucu pen-

183

cerelerden, kapılardan ve duvarlardaki gediklerden içeri girerek, müdahale etmeye zaman

kalmadan beş j unken süngüyle delik deşik ettiler. îki yüz kadar olan diğerleri ise, dikkati

çekmemek için küçük guruplar halinde Pierre ve Paul kalesine gönderildiler. Yolda kalabalık,

guruplardan birine saldırarak sekiz esiri daha öldürdü.*. Yüzden fazla asker ve kızıl

koruyucu da ölmüştü bu çarpışma sırasında…

îki saat sonra Dumaya gelen bîr telefon mesajı, galip birliklerin Zamok mühendis mektebine

doğru yürüyüşe geçtiklerini bildiriyordu. Kurtuluş Komitesinin son beyanatlarım yüklenen

altı temsilci hemen karşılamaya gittiler. Çoğu geri dönmedi. Diğer tüm okullar da direnç

göstermeden teslim olmuş ve içindekiler Kronstad ya da Pierre ve Paul kalesine

gönderilmişti.

Telefon Santralı ikindiye dek dayandı. Fakat gemiciler zırhlı bir bolşevik aracının arkasında

burayı da ele geçirdiler. Santralci kızlar korkudan çığlıklar atarak her yönde kaçışıyorlardı,

Junkerler tanınmamak için rütbelerini sökmüşlerdi ve içlerinden biri Wil-liams’a saklanmak

için giyeceği paltosu karşılığında ne istiyorsa vereceğini söyledi… «Bizi temizleyecekler»

diye bağırıyorlardı. Zira Kış Sarayında, içlerinden çoğu halka karşı bir daha silah

kullanmamaya şerefleri üzerine yemin etmişlerdi. Williams, Antonov’un serbest bırakılması

koşuliyle aracılık yapacağına söz verdi. Hemen yerine getirdiler isteğini. Antonov ve

Williams, uğradıkları kayıplardan ötürü burunlarından soluyan gemicileri konuşarak

yatıştırdıktan sonra junkerler bir kez daha serbestçe geri çekilmek olanağını buldular…

Bununla birlikte, damdan ya da tavan arasından korkarak kaçmak isteyen birkaçı yukardan

sokağa atıldılar…

Üstleri başları kan içinde, yorgun ama kavgadan galip çıkmış gemici ve işçiler aletlerin

bulunduğu salona girerek bir araya gelmiş bu kadar güzel kız karşısında çivilenmiş gibi

kaldılar oldukları yerde. Hiç bir kız ne rahatsız edildi ve ne de tartaklandı. Önce korkudan

sağa sola kaçıştılarsa da kendilerine bir fenalık yapılmadığını görünce duygularını hemen

açığa vurmaya başladılar. «Amma pis insanlar bunlar, hö~ dük hepsi». Gemiciler ve kızıl

koruyucular şaşırıp kal-mışlardı. Kızların hepsi ceket ve şapkalarını giyerken

İM

gene söyleniyorlardı «Domuz herifler, kaba adamlar» diyerek. Çoğu asil aileden olan ve çok

sevdikleri çarlarına tahtı yeniden kazandırmak için döğüşen parlak ve yakışıklı junkerlere

fişekliklerini vermek ya da onların yaralarını sarmak ne kadar romantikti. Ya bunlar kimdi.

Adi işçilert köylüler, cahil takımı.,.

Devrimci askeri Ttomite komiseri ufak tefek Viş-niak kalmaları için genç kızları ikna etmek

istedi ve tüm kibarlığını kullandı.

— Şimdiye kadar size hep kötü davramlıyordu. Telefon servisi Dumaya bağlı. Ayda altmış

rubleye on saat belki de daha fazla çalışıyorsunuz. Bundan böyle her şey düzelecek.

Hükümet telefonları Posta ve Telgraf Bakanlığına bağlamaya kararlı. Ücretleriniz derhal

yüz elli rubleye çıkarılacak ve çalışma saatleriniz de kısaltılacak. Çalışan sınıf olduğunuz için

mutlu olmaya da hakkınız var…

Çalışan sınıf ha… Acaba böyle demekle bu vahşilerle aramızda ortak bir şeyler mi olduğunu

söylemek istiyor? Burda kalmak ha. Artık bin rubleye bile kalınmaz burada,.. Ve etraflarına

yukardan baka baka bu gururlu telefoncu kızlar ayrıldılar çalıştıkları yerden.

Memurlar, hat bakıcıları ve ameleler kaldılar. Fakat fişlerle uğraşmak gerekti ve telefon

işin can damarıydı. Meslekten gelme yalnızca altı telefoncuyu tutabilmişlerdi. Gönüllü

çağırmak gerekti: Yüz kadar gemici, işçi ve asker geldiler. Kalan altı genç kız talimatlar

vererek, yardım ederek ve azarlıyarak sağa sola koşuşturuyorlardı. Nihayet iyi kötü iş

yeniden ayarlandı ve teller vızıldamaya başladı. En önemlisi Smolny* yi kışla ve fabrikalara

bağlamak, ikincisi ise Duma ve junkerlerin hatlarını kesmekti. Akşama doğru, yapılanlar

kentte yayılmaya başlayınca burjuvalar söylenmeye başladılar. «Aptallar, ayak takımları…

Ne kadar kalacağınızı zannediyorsunuz… Bekleyin Kazaklar geliyor…»

Akşamın alaca karanlığı çöküyordu. Soğuk bir rüzgar ıssızlaşmış Nevski caddesini

kamçılamaya başlamıştı. Kazan katedralinin önünde, birkaç işçi asker ve özellikle tüccar ve

memurlardan oluşan bir kalabalık toplanarak her zamanki tartışmalarına başlamışlardı bile.

185

— Ama Lenin Almanlardan barışı koparamıyacak, dedi biri.

Genç bir asker kızgın kızgın yanıtladı.

— Kimde kabahat? Sizin burjuva, budala, Allahm belası Kerenskide. İstemiyoruz o herifi.

Bize gerekli olan Lenindir.

Duma önünde beyaz kolluk taşıyan bir subay yüksek sesle küfür ederek duvarlardaki

afişleri söküyordu. Bunlardan bir tanesi şöyle yazıyordu:

BOLŞEVİK BELEDİYE ÜANIŞMANLARINDAN PETROGRAO HALKİNA

Belediye Pumasının ;tüm gücünü kullanarak halkı yatıştırmak, ona gerekli olan ekmeği ve

İhtiyaçlarım verebilmek için çatışması gerektiği şu sıkıntılı zamanda, Kadelerle, sağcı Devrkncî

Sosyalistler görevlerini unutarak Dumayj bir karşı devrim yeri haline getirmişler ve

Komllov-Kerenski zaferini kolaylaştırmak için halkın bir kısmım diğerine karşı

ayaklandırmağa çalışmaktadırlar. En basit görevlerini yerine getirecek yerde sağcı

Devrimci Sosyalistlerle Kadeler, işçi, asker ve köylü temsifçiler Sovyetlerrne karşı Dumayı

bir siyasi kavga arenasına çevirmişlerdir. Ekmek, barış ve bağımsızlık için çalışan devrimci

hükümeti karşılarına atmışlardır,

Petrograd halk», sizlerin seçtiği biz Bolşevik Belediye Da-nışmanfarı, sağcı Devrimci

Sosyalistlerle Kadelerln karşı devrim hareketine katıldıklarım, görevlerini yapmadıklarını ve

halkı açlık ve savaşa doğru sürüklediklerini bilmenizi istiyoruz. Yüz «eksen üç bin oyun

seçtiği bizler, seçmenlerimizin dikkatini Dumada olup .bitenlere çekiyor ve sürdürdüğü

tutumundan doğacak kaçmılmsz ve üzüoü sonuçların 1ürn sorumluluğunu reddettiğimizi

bildiriyoruz.

Uzaklardan yer yer tüfek sesleri gelmesine rağmen kent, kendisini gün boyu sarsan

spazmlardan bitmiş tükenmiş gibi sakinleşmişti.

Nikolas salonunda Dumanın toplantısı bitmek üzereydi. Bu gürültüye Duma bile biraz

şaşırmışa benziyordu. Komiserler durmaksızın haber taşıyorlardı: Telefon santralının

alınması* sokak çarpışmaları, Vladi-mir okulunun düşmesi…

— Duma, şiddet ve despotluğa karşı verdiği kavgada demokrasiyi desteklemektedir,

diyordu Trup. A-

186

ma galip kim olursa olsun, aceleye getirilmiş bir adaleti ve işkenceyi asla kabul

etmeyecektir…

Her zaman öfkeyle konuşan yaşlı ve uzun boylu bir kade> Konovski yanıtladı:

*— Yasal hükümet kuvvetleri Petrograd’a girdiği zaman ayaklananları kurşuna dizecektir.

Buna adaletin aceleye getirilmesi denmez.,.

Kendi partisinden de olanlarla birlikte tüm salon protesto etti bu konuşmayı.

Kuşku ve üzüntü ağır basıyor, karşı devrim sürçmeye başlıyordu. Devrimci Sosyalist Partisi

Merkez Komitesi kendi temsilcilerine karşı bir güvensizlik oyu vermiş, sol kanat üste

çıkmaya başlamıştı. Avksentiyev basmıştı istifasını. Bir haberci, Kerenskiyi karşılamak

üzere gara gönderilen delegasyonun tutuklandığım bildirdi. Sokaklarda Batı ve Güney-

Batıdan gelen uzak top sesleri işitiliyordu ve Kerenski hâlâ meydanlarda yoktu.

Yalnızca üç gazete çıkmıştı: Pravda, Dielo Nar oda ve Npvaia Zizn. Üçüde yeni koalisyon

hükümetine geniş sütunlar ayırmıştı. Devrimci Sosyalistlerin organı, bolgevik ve kadelerin

olmadığı bir hükümet istiyordu, Gorki iyimserdi: Smolny taviz verdiğine göre, bu,

burjuvaların dışında tüm partilerin katılacağı tam sosyalist bir hükümet olacaktı demek.

Pravda ise iğneleyip duruyordu:

Ardalarında berbat bir geçmîşle yalnızca burjuva eğilim^ I eri olan küçük gazeteci

guruplarının çoğunluğunu -oluşturduğu ve ne köylünün ne de işçinin fetemedlği bir

koalisyona yal-mzca gülünür. Bizim koalisyonumuz, kendi kendimize gerçekleştirdiğimiz

proletarya devrimci partisinin yoksul köylüler ve devrimci orduyla birlikte kurduğu

koalisyondur.

VikjeHn iddialı bir afişi de, anlaşma olmazsa grevle tehdit ediyordu ortalığı:

Bu kavganın gerçek galipleri, vatanımızdan arta kalan toprakların kurtarıcıları ne

Bolşevikler, ne kurtuluş Komitesi, ne de Kerenskinîn birlikleri olacaktır. Bu davayı bizler,

demiryolu İşçileri sendikası kurtaracaktır…

Kızıl koruyucular, demir yolu kadar karıştk ‘bir hizmeti sağlayamazlar Geçici hükümet ise

İktidarı yürütmekteki yetenek-

187

sizliğim ortaya koymuştur. Tüm demokrasinin güvenini kazanmış bir hükümet aracı ligiyle

İktidarı yürüterniyecek her türlü partiye hizmet götürmeyeceğiz,..

Smolny, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle kaynayıp duruyordu.

Sendika merkezinde Losovski bana, Nikolas hattı demiryolu işçileri delegelerinden birini

tanıştırdı. Büyük mitinglerde konuşan diğer işçilerin liderlerini kınadıklarını anlattı delege,

ve masaya vurarak,

— Tüm iktidar Sovyetlere verilmelidir, diye bağırdı. Merkez Komitenin aşinaları Kornilov’ım

ekmeğine yağ sürüyor, Ordu Genel Kurmay Başkanlığına bir delegasyon göndermek istediler

ama Minsk’te tutukladık onları. Seksiyonumuz bir Rusbirliği Konferansı istedi. Fakat

çağırmayı reddettiler…

Ordu Komiteleriyle Sovyetlerde de aynı durum vardı ve tüm Kusyadaki demokratik örgütler

birbiri ardından çatlıyor ve değişiyordu. Kooperatifler iç kavgalarla çökmüştü. Köylü

temsilcileri icra komitesi toplantıları bir sonuç almadan dağılmak zorunda kalmıştı kavga ve

gürültülerin ortasında. Kazaklarda bile huzursuzluk vardı…

Smolny’nin son katında devrimci askeri komite son gücüyle durmaksızın çalışıyordu. îçeri

girerken sağlam ve dinç giriliyor, sonra gece gündüz çalıştıktan sonra yorgun, biMk, kirli,

ses kaybolmuş bir halde dışarı çıkılarak uyumak üzere döşemeye çöküveriyordu insan.,.

Kurtuluş Komitesi kanun dışı ilan edilmişti. Yeni yeni duyurular yerlere sıralanmıştı:

…He işçi sınıfında ve ne de garnizonda taraftarlar katmayan komplocular yalnızca

saldırılarının bîr sürpriz şeklînde yapılacağına güveniyorlardı. Planları, Pierre ve Paul

komiseri Blagonravov ve ismi sonradan araştı nîacak devrimci bir kızıl koruyucunun

uyanıkJjğı sayesinde zamanında anlaşıJdı. Komplonun ortasında Kurtuluş Komitesi vardı.

Albay Polkovnikûv bir-likJerîn kumandasını almış ve emirler de, eski Tsîk üyesi olup

sonradan söz üzerine serbest bırakılan Gotz tarafından imzalanmıştı.

Devrimci Askeri Komite bu olayları Petrograd ha/k ma duyurur ve komploya karışan

şahısların tutuklanarak devrimci savaş mahkemesine gönderilmelerini emreder.

183

Kazakların ve junkerlerin Kremlin! kuşatarak sov-yet birliklerini teslim olmaya zorladıkları

haberi geldi Moskovadan. Sovyet Birlikleri kabul etmiş ve Kremlini torkedecekleri sırada

üzerlerine saldırılarak öldürülmüşlerdi. Daha az sayıda bolşevik birlikleri telefon ve

tdtfraf binalarından dışarı çıkartılmıştı ve junkerler kent merkezini ellerinde

tutuyorlardı.,. Fakat sovyet birlikleri yavaş yavaş oluşuyordu etrafta. Sokak çarpışmaları

artmıştı ve tüm anlaşma girişimleri boşa çıkmıştı … Sovyetlerin elinde garnizonun on bin

askeriyle, birkaç kızıl koruyucu vardı. Halbuki hükümet, altıbin junkcr, iki bin beş yüz kazak

ve iki bin beyaz koruyucuyu tutuyordu elinde.

lVtrotfrad Sovyeti toplantı halindeydi ve yandaki 4>c];i(]a Halk Komiserleri Kurulunun

durmaksızın üst kuttan gönderdiği emir ve kararnameleri inceliyordu. Bu kurnrnn meler

arasında, kanun yayını ve onaylanmasına, sok iz saatlik çalışmaya ve Lunaçarski’nin halk

eğitim sistemine ilişkin olanları da vardı. Çoğu silahlı olan bu iki toplantıya yalnızca iki üç

yüz kadar delege katılıyordu. Pencere aralarına, binanın yanlarını koruyacak şekilde

mitralyözler yerleştiren nöbetçilerin dışında Smolny ıssızdı.

Tsik toplantısında bir Vikjel delegesi konuşuyordu:

— Hiç bîr partinin birliklerini taşımayacağız. Eğer Fctrograd üzerine yürüyüşünü

sürdürürse tüm bağlan-Lılarını keseceğimizi bildirmek üzere Kerenski’ye bir delegasyon

yolladık.

Yeni hükümeti kurmak için tüm sosyalist partilerin katılacağı bir konferans lehinde

konuşarak artık alışılmış sözlerini bitirdi.

Kamenev temkinli yanıtladı arkasından. Bolşevikler böyle bir konferansa katılmaktan

memnunluk duyarlardı. Yalnız sorun, bu türden bir hükümetin oluşturulması değil, bu

hükümetin Sovyet Kongresinin çıkardığı programı kabul edip etmemesiydi… Tsik, sol1

Devrimci Sosyalistlerle enternasyonalist sosyal demokratların beyanatını görüşmüş ve

köylü Sovyeti eriyle ordu komiteleri delegelerini de içeren nisbi bir temsil önerisini kabul

etmişti.

Büyük salonda Troçki günün önemli olaylarını gözden jçeç iri yordu:

139

1

— Vladimir junkerlerine teslim olmalarını söyledik. Kan dökülmesine engel olmak istiyorduk.

Fakat şimdi mademki kan akmıştır tek bir yol vardır Önümüzde: Amansız bir kavga. Başka

türlü yenebileceğimizi düşünmek çocukça bir iş olur. Herkes devrimci askeri komiteye

yardımcı olmalı, silah, benzin, dikenli tel stoklarım haber vermelidir. İktidarı aldık, şimdi

koruma zorundayız onu…

Menşevik Ioffe, partisinin bir beyanatını okumak İstedi, fakat Troçki prensipler üzerine

yapılacak bir görüşmenin açılmasını engelledi.

-— Görüşmelerimiz şimdi sokakta çözümleniyor, diye bağırdı. Kesin adım atılmıştır. Hepimiz

ve özellikle ben, geleceklerin tüm sorumluluğunu üstümüze alıyoruz.

Cepheden ve Gaçinadan gelen askerler konuştular. 481 ci topçu tümeni şök taburundan bir

asker «Siperler bunu öğrendiği zaman yalnızca bir tek ses yükselecek, îşte nihayet bizim

hükümetimiz» diye bağırdı.

Peterhof tan bir junker, kendisi ve arkadaşlarından ikteinin Sovyetlere kargı yürümeyi

reddettiklerini, arkadaşları Kış Sarayı savunmasından geri döndükleri zaman kendisini

komiser atayarak gerçek devrime hizmetlerini vermek için Smolny’ye gönderdiklerini

anlattı…

Sonra yeniden Troçki çıktı kürsüye. Soruları yanıtlıyor, emirler veriyor, ateşli, yorulmak

bilmeyen bir sesle konuşuyordu.

— Küçük burjuvazi, işçileri, askerleri ve köylü* leri ezmek için şeytanla bile işbirliği

yapar, dedi. Ayri-yeten, şu son iki gün içinde birçok sarhoşluk olaylarına da rastlanmış

bulunduğundan konuşmasını sürdürerek «içmeyiniz arkadaşlar, devriyelerin dışında

saat sekizden sonra kimse sokakta olmamalıdır. Şüpheli bütün yerlerde araştırma

yapılacak ve bulunan alkol derhal imha edilecektir. İçki kaçakçılarının gözünün yaşına

bakmıyacağız…»

Bu sırada devrimci Askeri Komite önce Vyborg Seksiyonu Delegasyonunu sonra Putilov

İşçileri Delegasyonunu çağırttı ve iki delegasyon da derhal yukarı çıktılar,

— Öldürülen her devrimci için, beş karşı devrimci öldüreceğiz, diye sürdürdü konuşmasını

Trokçi.

190

Biz sonra kente döndük. Duma . ışık içindeydi ve büyük bir kalabalık içeri akıyordu.

Aşağıdaki salondan, kederden ağlananların sesleri ve haykırışları geliyordu ve kalabalık, o

gün öldürülen junkerlerin listesinin asıldığı duyuru tahtasının önünde itişip kakışıyordu. Adı

yazılı junkerlerin kesinlikle öldüğü söylenemezdi, zira ölülerin çoğu sapasağlam yemden

piyasaya çıktılar. Yukardaki Alexandre salonunda Kurtuluş Komitesinin toplantısı devam

ediyordu. Oturanlar arasında kırmızı ve sarı sim işlemeli epoletleriyle subaylara. Devrimci

Sosyalist ve Menşevik aydınların tanınan yüzlerine, diplomatlara, sert bakışlı göbekli

bankerlere, eski rejimin memurlarına ve tuvalet giymiş kadınlara rastlanıyordu…

Telefoncu,, kızlar tanıklık yapmaya geldiler. Ayakkabıları delik, yüz kasları kasılmış zavallı

kızlar şık görünmeye çalışarak birer birer kürsüye çıkıyorlar, siyasetteki ünlü isimlerin,

zenginlerin, subayların ve Petrograd sosyetesinin alkışlarına kızararak cevap veriyor,

proletaryanın kendilerine yaptığı işkenceleri anlatarak, eski rejime, kurulu düzene ve o

güçlü döneme bağlılıklarım bir kez daha kanıtlıyorlardı…

Duma yeniden Nikolas salonunda toplantıya başlamıştı. Belediye başkanı büyük bir

iyimserlikle Petrog-rad’daki alayların tutumlarından utanç duyduklarını bildirdi. Propaganda

iyi işliyordu… Haberciler gidip geliyor, bolşeviklerin işlediği korkunç şiddet hareketlerini

anlatıyor, junkerlere aracı olmak, ya da araştırma yapmak için yeniden yola düzülüyorlardı.

— Bolşeviklerin hakkından moral gücü gelecektir, yoksa süngüler değil, diyordu Trup.

Bununla birlikte devrrnci Cephede durum hiçte parlak değildi. Düşman, önlerinde topları

bulunan zırhlı trenler getirmişti. Tecrübesiz kızıl koruyuculardan oluşan sovyet birliklerinin

ne subayları ve ne de belirli bir planları vardı. Yalnızca beş bin düzenli asker katılabilmişti

onlara. Garnizonun geri kalanları ya junkerlerin ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor ya <ln

kenti korumaya bakıyordu. Arta kalanlar ise kara rsrzdılar. Akşamın onunda, kentteki alay

delegelerinin yaptığı bir toplantıda Lenin konuştu ve toplantı v/ac’i bir çoğunlukla sonuna

dek mücadele kararı aldı. llt’S. askerden oluşan bir kurmay komitesi seçildi ve

101

şafak sökerken alaylar savaşa hazır bir halde kışlalarını terkettiler. Eve dönerken,

başkentin ıssız sokaklarında onların süngüleri bir hizada, eski birer asker uygun adımiyle

geçtiklerini gördüm.

Aynı zamanda Sadovara’daki Vikjel genel karargahında tüm sosyalist partilerin katıldığı bir

konferans yeni bir hükümet oluşturmaya çalışıyordu. Merkez Menşevikleri adına konuşan

Abramoviç, ne galip ve ne mağlupların olamıyacağım, geçmişe bir sünger çekmek gerektiğim

söylüyordu. Tüm solcu guruplar kabul ettiler bu öneriyi. Sağcı Menşevikler adına Dan,

aşağıdaki koşullarla Bolşeviklere bîr mütareke götürmeyi önerdi: Kızıl koruyucuların

silahlarından arındırılması, Petrograd garnizonunun Dumanın enirine verilmesi, Kerenskfnin

birliklerine ateş etme ve tutuklama yasağının konması, bolşeviklerin dışındaki tüm sosyalist

partilerin bir hükümet oluşturması, Smolny adına konuşan Kamanev ve Riazanov tüm

partilerin katılacağı bir koalisyon hükümetini kabul etmekle birlikte Dan’ın önerilerini

protesto ettiklerini bildirdiler. Devrimci sosyalistler içten bölünmüşlerdi. Köylü Sovyetleri

icra komitesiyle popüler sosyalistler bolşeviklerin hükümete katılmasına kesinlikle karşı

çıktılar.,. Şiddetli bir tartışmadan sonra gerçekleşebilir bir plan yapmakla görevli bir

komisyon kuruldu.

Komisyon, iki gece bir gün konuyu tartıştı. 9 Kasım günü Martov ve Gorki yeniden

uzlaştırma yolunu denediler. Fakat Kerenski’nin yaklaşması ve kurtuluş komitesinin

yürüttüğü eylemler dolayısiyle Menşevik-Jerin sağ kanadı, Devrimci Sosyalistler ve popüler

sosyalistler bu işe karışmak istemediler. Bu kez junker-lerin giriştiği ayaklanmanın

bastırılması korkutuyordu onları.,.

12 Kasım pazartesi herkes bir şeyler bekliyordu. Eski rejimin eldeki bütün kuvvetlerinin,

bilinmeyen, yeni ve örgütlenmemiş bir güçle karşılaşacağı Petrograd kapılarının önünde

uzanıp giden bu gri ovaya takılmıştı tüm Rusyanın gözü, Moskovada bir mütareke yapılmıştı.

Başkentte girişilen kavganın sonunu bekliyen iki taraf görüşmeleri uzatıyordu. Sovyet

Kongresi delegeleri ekspres trenlere atlıyor, taşraya, ta Rusyanın bir ucuna koşuyor ve

devrim ateşini oralara taşımaya çalışıyorlardı. Mucize haberi ülke yüzeyinde hal-

192

kalar gibi yayılıyordu. Köyler, kentler, kasabalar ta uzaklarda çalkalanmaya ve ayaklanmaya

koyulmuştu. Sovyetler ve devrimci komiteler her yerde dumalara kargı çıkmaya başlamış,

zemstvosları ve hükümet komiserlerini dinlemiyor, kızıl koruyucular beyaz koruyucularla

çarpışıyor,- sokaklarda düğüşülüyor ve durmadan tartışılıyordu. Sonuç Petrograda bağlıydı.

Smolnyde hemen hemen kimsecikler yoktu» fakat Duma ise gürültü ve kalabalıktan

geçilmiyordu. Yaşlı belediye başkanı, aynı gururlu haliyle belediye danışmanları

manifestosunu protesto edip duruyordu.

— Duma, bir karşı devrim merkezi değildir, diyordu bağıra bağıra. Duma partiler arası

mücadeleye katılmamaktadır. Ülkenin yasal iktidardan yoksun olduğu anda düzenin tek

temsilcisi özerk belediye hükümetidir. Aklı başında halk onu tanıyor, yabancı elçilikler

yalnızca kent belediye başkanının imzaladığı belgeleri tanıyorlar. Avrupa düşüncesi başka

bir çözüm kabul etmiyor, zira özerk belediye hükümeti vatandaş] korumaya yetenekli tek

organdır. Kent konukseverliğinden yararlanmak isteyen tüm örgütlere güleryüzlü davranmak

zorundadır. Duma, kendi binası içinde hiç bir gazetenin dağıtılmasını yasaklıyamaz. Faaliyet

alanımız genişliyor ve tam bir eylem bağımsızlığına ihtiyacımız vardır. îki tarafta

haklarımıza saygı göstermelidir…

«Koyu bir tarafsızlık güdüyoruz. Junkerler Telefon Santralını işgal ettikleri ve albay

Polkovnikov Sm-olny’nin hatlarını kesme emrini verdiği zaman yaptığım direniş üzerine

telefonları yeniden çalışmaya başladı..,»

Sol sıralardan alaycı kahkahalar ve sağdan küfürler işitildi.

— Ve bununlabirlikte bize karşı devrimci olarak luikıyor ve halka öyle tanıtıyorlar. Kalan son

otomobil-lor i mi zi de elimizden alarak bizi ulaştırma araçların-Hım yoksun bırakıyorlar.

Eğer kent açlıkla karşı karşıya ysu bizim suçumuz değil bu. Protestolarımız havada

krılıyrır…

Belediye meclisi Bolşevik üyesi Kobozev, devrimci naktTİ Komitenin belediye araçlarına el

koymasını kıi-iktıyla karşıladığını, böyle olsa bile muhtemelen ya

DOnyuyı Sn rem On Gün/F: 13 193

acil bir durum yüzünden ya da şahsen yapılmış bir kanunsuzluk olduğunu söyledi.

— Başkan, toplantılara siyasi bir hava vermememizi söylüyor. Fakat Menşeviklerle

Devrimci Sosyalistler burada yalnızca parti ajitasyonu yapıyor, kapılarda, halkı

ayaklanmaya kışkırtan Iskra (kıvılcım), SoLdatski Golos ve Rabotçaia Gazeta’y1 satıyorlar.

Biz Bolşevikler de kalkar kendi gazetelerimizi satarsak ne olur buranın hali. Ama biz böyle

şey yapmayız, Dumaya saygımız vardır. Özerk belediye hükümetine saldırıda bulunmadık,

bulunmayacağız da. Yalnız halka bir duyuruda bulundunuz, biz de aynisini yaptık o kadar…

Kade Şingariov, suçlanarak ihanet yüzünden mahkeme edilmesi gereken insanlarla

tartışmaya girişmenin olanaksız olduğunu söyliyerek tüm Bolşevik üyelerin Dumadan

çıkarılmasını istedi. Fakat, Bolşevik danışmanların şahsi hiç bir suçu olmadığı ve belediye

yönetiminde görevde bulundukları için önerinin tartışılması ertelendi.

0 zaman iki enternasyonalci Menşevik, Bolşevik danışmanların manifestosunun bir katliam

kışkırtıcısı olduğunu söylediler.

— Bolşeviklere yönelik her eylem karşı devrimcilikle suçlanırsa devrimle anarşi arasında

artık fark kalmaz, dedi Pinkiaviç. Bolşevikler hesaplarını kitlelerde-ki hırsların coşması

üzerine kurmuşlar, biz ise manevi gücümüze dayanıyoruz. Nereden gelirse gelsin her türlü

şiddet eylemlerine karşıyız; zira görevimiz barışçı bir çözüm yolu bulmaktır.

—«Teşhir ediyoruz» başlığı altında sokaklara yapıştırılan ve halkı Menşeviklerle devrimci

Sosyalistleri öldürmeye çağıran afişler, siz Bolşeviklerin asla silemi-yeceğiniz bir cinayet

suçudur, dedi Nazariev. Dünkü cinayetler, böyle bir duyuriyle hazırladığınız diğer

cinayetlere başlangıçtan başka bir şey değildir. Sizi öbür partilerle sürekli olarak

uzlaştırmaya çalıştım, fakat şu anda sizler için hissettiğim duygu yanlızca sizleri hor görme

duygusudur.

Bolşevik danışmanlar bu hakaret karşısında ayağa kalkarak, tehditlere ve kinle, öfkeyle

dolu bağırmalara şiddetle karsı koymaya başladılar.

Salondan çıkarken menşevik ve kent baş mühendisi

194

Gomberg ile üç dört gazeteciye rastladım. Hepsi heyecanlıydı.

— Bakın, korkaklar bizden ödleri patlıyor, Dumayı tutuklamaya cesaret edemiyorlar ve

devrimci askeri Komiteleri buraya bir komiser gönderemiyor. Bugün Sadovai sokağında,

Soldatski Golos’u satan ufak bir çocuğa engel olmak isteyen bir kızıl koruyucu gördüm.

Çocuk gülmekle yetindi herife ve kalabalık az daha parçalıyordu adamı. Şimdi yalnızca

saatler konuşacak. Kerenski gelmese bile hükümet kuracak adamlar yok ellerinde. Aptal

herifler. Smolny’de kendi aralarında doğüşüyorlarmış şimdi de»

Bir Devrimci Sosyalist dostum beni kenara çekerek,

— Kurtuluş Komitesinin nerede saklandığını biliyorum. Onlarla konuşmak ister misin, dedi.

Akşamın alaca karanlığı çökmüştü yeniden eski halini bulan kentin üzerine. Mağazaların

vitrinleri açıktı ve içerde lambalar yanıyordu. Sokaklarda büyük bir kalabalık hem geziniyor

hem de tartışıyordu durmadan.

Nevski caddesi 86 numaraya gelince bir pasaja daldık ve oradan, kiraya verilen büyük bir

evin avlusuna çıktık. 229 numaralı daire Önünde dostum kapıya kendi bildiği bir şekilde

vurunca ayak sesleri işitildi, bir kapı açılıp kapandı ve sonra giriş kapısı aralanarak bir kadın

yüzü gözüktü içerden. Bir dakika kadar bizi süzdükten sonra içeri aldı. Orta yaşlı kendi

halinde bir kadındı bu. Arkaya doğru bağırarak «Sinil, kalabilirsiniz» dedi. Yemek

odasındaki masada, kızarmış ekmek ti il imleriyle füme balığın bulunduğu tabakların yanında

I» r semaver kaynıyordu. Perdenin arkasından üniforma lı bir adamla, ufak bir odadan işçi

gibi giyinmiş dittir bir adam çıktılar dışarı. Bir amerikalı gazeteci görmekten mutluydular.

Kasıla kasıla, bolşeviklerin kendilerini burada bulmaları halinde hemen kurşuna dizecek* I

erin i söylediler, isimlerini söylemek istemediler ama Devrimci Sosyalist olduklarını

açıkladılar.

- Gazetelerinizde neden böyle yalanlar yazıyorsunuz. 7 diye sordum.

I lig alınmadan subay yanıtladı:

Evet yalan bunlar ama ne yapalım, diye omuzlumu silkü. Biliyorsunuz halkın kafasında bir

şeyler «ılııı-jlıırmak zorundayız…

195

Diğeri söze karıştı,

— Bolşeviklerin yaptığı, serüvenden başka bir şey değil. Aydın bir kitleleri yok. Bakanlıklar

yardım etmez onlara.,. Sonra Rusya bir kent değil koskoca bir ülke. Yalnızca birkaç gün

tutunabileceklerini bildiğimiz için en güçlü rakipleri olan Kerenski’yi desteklemeye ve

düzenin sağlanmasına yardımcı olmaya karar verdik.

— Peki, dedim, o halde neden Kadelere katıldınız? Yapmacık işçi içtenlikle gülümsedi,

— Gerçeği söylemek gerekirse, kitleler Bolşevikleri tutuyor. Şimdiki halde taraftarımız

yok. Bir avuç asker bile tophyamayız, silahımız da yok. Bolşevikler bir ölçüde haklılar.

Şimdi Rusyada iki güçlü parti var: Bolşevikler ve Kadelerin etekleri altına saklanan ge

rieiler. Kadeler bizi kullanacaklarını sanıyorlarsa da gerçekte biz onları kullanıyoruz.

Bolşevikleri devirdiğimiz zaman Kadelerle uğraşacağız sonra.

— Bolşevikler yeni hükümete kabul edilecekler mi? Başını kaşıyarak, «soru önemli, dedi,

eğer kabul

edilmezlerse işe yeniden başlarlar herhalde: Kurucu Mecliste, tabi böyle bir Meclis olursa,

duruma hakim olabilirler.» Subay arkasını getirerek,

— Bu soru, ayni nedenlerden Ötürü Kadelerin de hükümete kabulünü gerektirir.

Biliyorsunuz, Kadeler Kurucu Meclisi pek tutmuyorlar, hele Bolşevikleri hemen ezmek

olanağı varsa.

Başını salladı ve,

— Siyaset, biz Ruslar için kolay bir şey değil, dedi. Siz Amerikalılar siyasetçi doğulusunuz.

Hayatınız tümden onun içinde yuvarlanıyor. Biz ise siyasetin ne olduğunu öğreneli, anca bir

sene var.

— Kerenski konusunda ne düşünüyorsunuz? diye sordum. Diğeri yanıtladı,

— Kerenski geçici hükümetin hatalarından sorumludur. Burjuvaziyle koalisyon yapmağa bizi

zorluyan Kerenski’nin kendisidir. Eğer her zaman tehdit ettiği gibi istifa etseydi Kurucu

Meclisin toplanmasından on altı hafta önce yeni bir hükümet krizi patlardı. Bunu engellemek

istiyorduk biz.

— Ama sonunda bu gelmedi mi başınıza?

— Evet ama nasıl bilebilirdik. Kerenski ve Avksen-tiyev’ler bizimle dalga geçtiler. Gotz

biraz daha radi-

196

kaldır. Ben ise gerçek bir devrimci olan Çernov’u tutarım. Bugün Lenin bile, Çernov’un

hükümete alınmasına karşı çıkmayacağını bildirdi.

Biz de Kerenski hükümetinden kurtulmak istiyorduk ama Kurucu Meclisi beklemenin daha iyi

olacağını düşündük… Başlangıçta Bolşeviklerle beraberdim. Ama partimin Merkçz Komitesi

ittifakla onlara karşı cephe alınca ne yapabilirdim? Bu, parti disiplin sorunu…

Bir hafta içinde Bolşevik hükümet yıkılacak. Eğer Devrimci Sosyalistler bir kenarda durup

beklerlerse iktidar kucaklarına düşü verir. Yalnız bir hafta bek-lorsok ülke öylesine

karışacak ki emperyalist Almanlar zîiftTu ulih*jiverecek. Bu yüzden yalnızca iki alayın

destek sözünü alarak —sonradan onlar da bize karşı çıktılar ya – ryleme geçmek zorunda

kaldık. Junkerler-den bafjka d«ı adam yok,.,

— Ya K;ız;ıklar?

Subay şöyle bir iç geçirdi.

— Kıpırdamndılar bile. Önce, piyadenin desteği olursa yürüyeceklerini söylediler.

İçlerinden bir kısmının zaten Kerenskiyle birlik oldukları için bunu hesa-ba katacaklarını

eklediler, sonradan da kendilerinin hep demokrasinin sürekli düşmanı olarak suçlandığını

gevelediler ve nihayet Bolşeviklerin topraklarını almayacaklarına söz verdiklerini,

korkacak bir şeyleri olmadığını ve tarafsız kalacaklarını söyleyip kestirip altılar.

Biz konuşurken, çoğunluğunu üniformalarındaki rütbeleri sökülmüş subayların oluşturduğu

adamlar girip çıkıyorlardı durmadan. Onları kapının antresinde görüyor alçak sesle

heyecanlı heyecanlı konuştuklarını duyuyorduk. Ara sıra, yarı yarıya çekilmiş bir perdenin

aralığından tuvalete oturmuş iri yarı bir albayın ıli/.leri üstünde bir şeyler yazdığını

görüyorduk banyoda. Petrograd’ın eski kumandanı Albay Polnikov’u hrnıon tanıdım.

Tutuklanması için devrimci askeri komi ük neler vermezdi…

- Programımız işte bu, dedi subay. Topraklar, Lııjımk komitelerine verilecek, işçiler

sanayinin yönetimi tır tümden katılacaklar, enerjik bir barış programı ynpiK’uğız, yoksa

Bolşeviklerinki gibi bütün dünyaya \t\r Ültimatom verecek değiliz. Zaten Bolşevikler kit-

197

lelere verdikleri sözü tutamazlar. Yaptırmayacağız zaten. Köylülerin desteğini kazanmak

için kalktılar toprak programımızı yürüttüler. Ayıptır bu. Eğer Kurucu Mecl is i u beki

eşeler di.. .

— Önemli olan Kurucu Meclis değil, diye kesti diğeri. Eğer Bolşevikler burada sosyalist bir

devlet kurmak isterlerse hiç bir zaman onlarla ortak çalışmayız. Kerenski, Kurucu Meclise,

tutuklanmalarını emrettiğim bildirerek Bolşeviklere niyetlerinin ne olduğunu gösterdi ve

böylece büyük bir hata yaptı.

— Peki siz şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz? diye sordum.

Birbirlerinin yüzüne bakarak,

— Birkaç gün içinde görürsünüz. Tarafımıza cepheden yeterince birlik kaydırabilirsek

Bolşeviklerle anlaşmaya gitmeyiz. Yoksa, belki de zorunlu oluruz…

Nevskiye dönüp hemen bir tramvayın basamağına atladık. Sahanlık öylesine kalabalıktı ki

yükü çekemiyor alttan toprağı sürtüp duruyordu.’Ağır aksak bizi Smojny’ye kadar

sürükledi.

Üstü başı temiz, zayıf görünüşlü bir adam olan Mieşkovski dalgın dalgın salondan geçerken

yakaladık. Bakanlıktaki grevler etkisini göstermeye başlıyor dedi. Halk komiserleri Kurulu

gizli anlaşmaları yayınlamaya söz vermişti ama sorumlu memur bu belgelerle birlikte

kayıplara karışmıştı ve onları İngiliz elçiliğinde sakladığı zannediliyordu.

Özellikle banka grevleri ciddiydi.

— Parasız hiç bir şey yapamayız, diyordu Menjins-ki, «Demiryolu işçilerine, Posta ve

Telgraf memurlarına ücretlerini ödememiz gerek.» Durumun anahtarı demek olan Devlet

bankasiyle birlikte diğer bankalar da kapalıydı. Rusyadakİ tüm banka memurları satın

alınmıştı.,,

Fakat Lenin, Devlet Bankası zeminaltı girişini dinamitle atmak için emir vermişti ve

yayınlanan bir kararname de özel bankalara yarın sabah gişelerini açmasını emrediyordu.

Yoksa gidip biz açacaktık onları.

Petrograd Sovyeü tam faaliyet halindeydi. Tıklım tıklım dolu olan salonda herkes silahlıydı,

ve Troçki konuşuyordu:

Kazaklar Tsarkaie-Selo’yu terketmektedirler. (Salon tepinip alkışlıyordu). Ama savaş

yeni başlamak

198

üzeredir. Pulkovo’da çetin döğüşlor olmaktadır. Eldeki tüm kuvvetleri oraya göndermek

gerek…

Moskovadan gelen haberler ise pek iyi değil. Kremlin junkerlerin elinde ve işçilerin pek az

silahı var. Çıkış yolu Petrograd’a bağlı.

Barış ve toprak üzerine yayınlanan kararnameler cephede büyük bir heyecan yaratmıştır,

Kerenski siperlere telgraflar yolhyarak Petrograd’da kan gövdeyi götürdüğünü ve

Bolşeviklerin kadın ve çocukları öldürdüğünü yaymaktadır. Ama kimse inanmıyor buna…

Oleg, Avrora ve Respublika kruazörleri Neva’ya demir atıp toplarını kentin civarına

çevirmişlerdir.

— Neden kızıl koruyucularla cephede değilsiniz? diye bağırdı sert bir ses.

— Şimdi gidiyorum, diye yanıtladı Troçki ve kürsüden indi- Yüzü herzamankinden daha san,

arkadaşları etrafında, salonun yanından yürüyerek hızla kendisini bekleyen otomobile doğru

gitti.

Sonra Kamenev, parti uzlaştırma komisyonunun çalışmaları konusunda bilgi vermek üzere

kürsüye çıktı. Menşeviklerin önerdiği koşullar, üzerinde durulma-yarak geri çevrilmiştir.

Demiryolu işçileri sendikasının seksiyonları bile karşı çıkmıştır.

— fiiz iktidarı ele geçirmiş ve eylemlerimiz tüm Ilusyaya yayılmışken onlar bize üç küçük

koşul öneriyorlar: 1. İktidarı bırakmak, 2. Askerleri, savaşı sürdürmeye ikna etmek, 3.

Köylülerin bir daha toprak lâfını ağızlarına almamalarım sağlamak…

Devrimci Sosyalistlerin suçlamalarına cevap verin ek üzere Lenm kürsüye geldi,

— Toprak programlarım çalmakla suçluyorlar bizleri.,. Eğer böyleyse kendilerini kutlarız.

Bu program Krrçekten işimize yarıyor.,.

Toplantı aynı havada sürüp gidiyor, liderler birbirleri ardından kürsüye çıkarak

açıklamalarda bulunuyor, mic! amaları çürütüyor ve kitleleri arkalarından sürüklemeye

çalışıyorlardı. Sonra asker ve işçiler kürsüde yerlerini alıyor, duygu ve düşüncelerini dile

getiriyorlardı.,.

Dinleyici kitlesi durmadan değişiyor ve yenileniyordu. Arada sırada cepheye gidecek şu ya

da bu birlimin üyeleri çağrılıyor, cepheden dönenler, yaraları itttlııyiHİylc tferi hizmete

alınan ya da Smolny’ye silah

almaya gelenlerle yer değiştiriyorlardı. Salondan ayrılıp, devrimci askeri komite üyesi

Holtzman’ın yüzü allak bullak koşarak geldiğini gördüğümüz zaman saat sabahın üçüydü.

— Herşey yolunda, diye haykırdı ellerimi yakalı-yarak. Bak cepheden gelen şu telgrafa,

Kereneski hapı yutmuş.

Kurgun kalemle acele acele karalanmış bir kağıt parçasını tutuşturdu elimize ve sonra yazıyı

sÖkemedi-ğimizi görerek başladı yüksek sesle okumaya:

Pulkovo, Genel Kurmay, Sabah 2.10

12 Kasamı 13 Kasıma bağ fay an gece tarihi ‘bir gecedir bundan böyle. Devrim Başkenti

üzerine karşı devrimci birlikleri sürmek isleyen Kerenskî’nîn girişimi püskürtülmüşler.

Kerenskl gerilemekte, biz ilerlemekteyiz. Petrograd asker, gemîcr ve işçileri, sîJah elide

demokrasinin otoritesini güçlendirmek kararını ve bunu yapacak durumda bulunduklarını

kanıtlamışlardır. Burjuvazi devrim ordusunu yalnız bırakmaya çalışmış ve Kerenski,

Kazakları kullanarak onu parçalamayı denemiş ama her Jkt plan da fos çıkmıştır.

Demokrasi egemenliğinin yüce fikri ordu saflarım sıklaştırmış ve İradelerini

güçlendirmiştir. Bundan böyle tüm ülke, sov-yet iktidarının günJük bir rüya olmadığını

anlıyacaktır işçi asker ve köylü egemenliği yıkılmaz bir gerçektir. Kerenskinin yenilgisi,

büyük toprak ağalarının, burjuvazinin ve Kornilov taraftarlarının yenHgistdir. Kerenskinin

yenilgisi, halkın özgürlük ve barış dolu bir yaşama, toprağa, ekmeğe ve İktidara olan

hakkjnın bir kez daha doğrulanmayıdır. Pulkovo birliği gösterdiği kahramanlıkla işçi ve

köyJü devrim davasını güçlendirmiştir. Geçmişe dönüş artık olanaksızdır, Mücadele,

engeller ve özveriler şimdi bizi beklemekledir. Fakat yoJ açık ve zafer kesindfr.

Devrimcî Rusya ve Sovyet İktidarı, Atbay VValden’in emrindeki Pulkovo birliğiyle

öğünebijjr.

Ölenlere, devrim savaşçılarına, halka bağlı kalan subay ve askerfere sonsuza dek şükran,

şan ve şeref.

Yaşasın sosyalist, halkçı ve devrimci Rusya.

Kurul adına

Halk Komiseri

L. TROÇKf

200

Znamenskaia meydanını geçerken Nikolas garı önünde alışılmamış bir kalabalık gözümüze

çarptı. Süngülerini takmış binlerce gemici gar binasının önüne yığılmıştı. Basamaklara çıkmış

bir Vikjeî üyesi onlarla görüşmekteydi:

— Arkadaşlar sizleri Moskovaya götüremeyiz. Biz tarafsızız. Hiç bir partinin birliklerini

taşımıyoruz. Şimdiden korkunç bir iç savaşın olduğu Moskovaya götüremeyiz sizi…

Büyük bir uğultu yükseldi cevap olarak ve gemiciler ilerlemeye başladılar. ‘Birden

kapılardan biri açılarak iki üç serftren, bir ateşçi ve birkaç demiryolu işçisi gözüktü.

— Buradan arkadaşlar, diye bağırdı içlerinden b> rL Biz sizi götüreceğiz Moskovaya,

İsterseniz Vladivos-tok’a bile gideriz. Yaşasın devrim,..

DOKUZUNCU BÖLÜM

ZAFER

Emir, No- 1 PULKOVO BİRLİKLERİNE

13 Kasım 1917, saat 9,38

Boğaz boğaza bir savaştan sonra Pulkovo birlikleri, karşı devrim kuvvetlerini bozguna

uğratmış ve yenilen düş^nan, bu* lunduklan yerleri dağınık bîr halde terkaderek Pavlosk If

ve Gaçina yönünde Tsarskoie-Selo arkasına çekilmiştir

İleri birliklerimiz Tsarskoie-Selo yöresinin kuzey-doğu ücu-rtu ve Afexandrovkaia garını

tutmuş, Kolpino toirlîği solumuzda ve Krasn-oîe-Selo birliği sağınızda pozisyona girmiştir

PuNcovo kuvvetlerine Tsarsfcoie-Seîo’yu işgal ederek, özellikle Gaçina tarafındaki fer

olmak üzere tüm girişleri güçlendirmelerini ve ayrıca, PavlovskoieVî işgal ederek, güneyden

göç-lencfîrmeferîni ve demfiryolunu Dno’ya kadar ele geçirmelerini emrediyorum.

Birlikler işgal ettikleri pozisyonları, siper ve diğer savunma araçlarıyla güçlendirmek içîn

gerekli tedbirleri alacaklardır.

Kolpino ve Krasnoie-SeFo birlikleriyle olduğu kadar, Pet-rograd Savunma Başkumandanlığı

Genel kurmayiyle de sık) bağlantı halinde kalacaklardın

karşı devrim biri i ki eriyle mücadele eden tüm kuvvetler baş kumandanı Yarbay

MURAVIOV

202

Salı. Sabah. Bu nasıl olabilir? îki gün önce Petrog-rad çevresindeki araziler, kumandansız,

yîyeceksiz, topsuz, hiç bir amacı olmadan dolaşan birliklerle kaynıyordu. Örgütsüz,

disiplinsiz, subaysız bu asker ve kı-/,t\ koruyucu kitlelerim, kendi kendilerine başlarında

getirdikleri kumandanları dinleyen, topçu ateşine göğüs tferip kazak süvarilerinin

saldırılarını püskürten bir ordu haline getiren neydi?

Ayaklanan halk, askerlik san’atının tüm yöntemlerini altüst ediyordu. Walmy’de,

Wissembourg’ta, Fransız devriminin perişan ordularım bir kez düşünün. Sov-yi’l

birliklerinin önünde junkerin oluşturduğu bir du-v;ır\ K;ı/;ıkhr, büyük toprak ağalan, asil

sınıf, «siyah yıi/liTM, ^»rın dönüş ümidi, Okhrana umacısı, sibirya mntlenleri vıv nihayet

Alman emperyalizminin korkunç tehdidi vjınlı. Zafer, «Clarlyle»a göre «apotheosis and

millemmmı vvillmul end» idi.

Pnz;«ı* ak.^iiın, drvrimci askeri komite komiserleri savaş alan mıhın ümitsiz dönerlerken,

Petrograd garnizonu beş kişiden oluşan komitesini, savaş kurmayını seçmişti bile. Üç asker

ve iki subaydan oluşan kurmay heyeti karşı devrimin amansız birer düşmanıydılar.

Klimandan, eski bir vatansever, yetenekli ama yakından gözetilmesi gerekli albay

Muraviov^u. Kolpino, Obukho-vo, Polkovo, Krasnoie-SeîoMa geçici birlikler oluşturulmuş;

sayıları, hemen heryerden katılan birliğini kay-hotmiş askerlerle büyümüştü. İçlerinde

karmakarışık h skorler, gemiciler, kızıl koruyucular, piyade alayların-cfcırı arta kalanlar,

topçular, süvariler ve birkaç ta zırhlı ıınıç vardı.

Şafakta, Kerenski’nin Kazak devriyeleriyle ilk te-ııtns başladı: Her karşı karşıya gelişte

birkaç el ateş rtİiliyor, teslim çağrısı yapılıyordu. Soğuk ve durgun hu varta, savaş sesi

buzla örtülü ovada hızla yayılıyor, yaktıkları ufak ateşlerin başında bir şeyler bekleyen,

birliklerini kaybetmiş askerlerin kulaklarına kadar geli-ynrrtu. «Başladı ha», diyorlardı- O

zaman savaşa doğru ilerliyorlar, dümdüz yollarda işçi birlikleri adımlarını mi İtiştiriyorlardı.

Böylece, kızgın adam sürüleri kendili Hinden saldırı noktalarına doğru akıyordu. Komiserler

onları karşılıyor, tutacakları pozisyonlara gönderi-ynr yıı da yapılacak işleri gösteriyorlardı.

Bu kez sa-v»y, onların savaşıydı, kendi dünyaları için kavga ve-

203

riyorlardı. Kumandanlarını kendileri seçmişler, kitlelerin birbirlerine benzemeyen, dağınık

iradeleri bir tek irade halinde lehimlenmişti…

O günlerin savaşçıları, gemicilerin nasıl son kurşunu attıktan sonra saldırıya geçtiklerini,

eğitimsiz işçilerin kazak süvari saldırılarını nasıl karşıladıklarım ve onları nasıl eğerlerinden

alaşağı ettiklerini, gece savaş etrafında toplanmış isimsiz bir halkın nasıl bir sel haline

gelerek düşmanı boğduğunu uzun uzun anlatırlar… Pazartesi günü gece yansından önce,

Kazaklar dağılarak kaçmış ve toplarını geride bırakmıştı. Proletarya ordusu tüm cephe

boyunca ilerliyerek, düşman büyük radyo’ istasyonunu havaya uçurmadan önce Ts-arskofye

girmiş ve Smolny komiserleri dünyaya hemen şu zafer sarkışım duyurmuşlardı:

TÜM ASKER VE İŞÇİ TEMSİLCİLERİ SOVYETLERİNE

12 Kasım günü, Tsarskoi-Selo yakınlarında verilen boğaz boğaza bir savaştan sonra devrim

ordusı: Kerenskî ve Kor-nMov’un karşı devrim ordusunu tümüyle yenilgiye uğratmıştır.

Devrimci hükümet acfma tüm alaylara, devrimci demokrasi düşmanlarına karşı mücadeleyi

sürdürmelerini, proletarya zaferiyle devrimin elde ettiği haktan tehdideden buna benzer

serüvenlerin bir kez daha tekrarlanmasını engeJîemek ve Kerenskî’yi tutuklamak için

gerekir tüm tedbirleri almalarını emrediyorum.

Yaşasın devrim ordusu.

Keren&kî’ye karşı savaşan birlikler baş kumandanı

MURAVJOV

Taşra Haberleri.,.

Sivastopol’da yerel Sovyet iktidarı almış, limanda bulunan zırhlıların askerleri yaptıkları

büyük bir toplantı sonunda subaylarını yeni hükümeti tanımaya ve ona bağlı kalmaya

zorlamışlardı. Nijni-Novgorod’da Sovyet, iktidarı elegeçirmişti. Kazandan gelen haberler,

bîr yandan bolsevik garnizonu diğer yandan topçu tugayıyla junkerler arasında sokak

çarpışmaları olduğunu bildiriyordu.

Moskovada ümitsiz bir savaş yeniden başlamıştı. Kremlin ve kent merkezini ellerinde tutan

junkerler ve beyaz koruyucular, devrimci askeri Komite birlikleri tarafından tamamiyle

çevrilmişti. Skobelev meydanına

204

yerleşmiş sovyet topçusu Belediye Dumasını, Emniyet Müdürlüğünü ve Metropol otelini

bombardıman ediyordu. Tverskaia ve Nikitskaia caddelerindeki kaldırım taçları sökülmüş,

siper kazılıyor ve barikatlar yapılıyordu. Mitralyöz ateşi büyük banka ve ticarethanelerin

bulunduğu caddeleri tarıyordu. Ne ışık, ne telefon konuşması vardı ve halk mahzenlere

inmiş, oralarda yaşıyordu. Son haber bültenine göre devrimci askeri Komite, kurtuluş

Komitesine bir ültimatom göndererek Kremlinin derhal teslimini istemiş aksi halde topa tu-

Lulaeatfını bildirmişti.

«Kremimi topa tutmak ha. Asla yapamazlar bunu, cesm’tîl edemezler buna» deniyordu her

köşeden.

Sil>İry;ının bir ucunda Vologda’dan Tchita’ya, Pskov’ dan Siviistopora, Karadenizde, tüm

büyük kentlerle küçük köylerde K* savaşın alevleri yükseliyordu. Binlerce l’abrikn, binlerce

kîiylü komünleri, alaylar, ordular, ge-ınilcr Petrogratt’daki halk hükümetine hoş geldin

diyordu.

Novoçersak Kazak hükümeti Kerenski’ye şu telgrafı gönderiyordu:

Kazak birlikferi hükümeti, Cumhuriyet Meclisi üyeleriyle geçici hükümeti, bolşeviklere karş!

mücadelemizi ortaklaşa ör-gütleyeblleceğimsz Novoçersak’a çağırır ve mümkünse oraya gol

melerini rica eder.

Finlandiya da kıpırdamaya başlıyordu. Helsinfors Sovycti ve Tsentrobalt (Baltık donanması

merkez Komitesi) örfi idare üan ederek, Bolşevik kuvvetlerin eylemlerine engel olacak her

türlü girişimle, halk komiserleri Kurulunun yayınlanacağı emirlere karşı silahlı tüm

direnmelerin sertlikle bastırılacağını bildiriyorlardı. Ayni wı manda, Finlandiya demiryolu

işçileri Birliği, Ke-rrnsUrnin dağıttığı 1917 Haziran sosyalist Diyetince ka-Imledilcn

kanunların uygulanmasını sağlamak için tüm [İlkinle sen el bir grev ilân etmişti.

Krtesi gün, erkenden Smolny’ye gittim. Dış kapıdan Muny-ı tfiden tahta kaldırımlarda

yürürken kopkoyu bir HıHtli-ıı kararsız, ince, ilk kar tanecikleri atıştırmaya

Kur, diye haykırdı nöbetçi sevinçten gülerek. Şililinle l>un<İ«n yararlısı yoktur.

205

İçerdeki uzun ve loş koridorla kederli salonlar terkedilmiş gibiydi ve koskocaman binada hiç

kimse kıpırdamıyordu. Boğuk ve garip bir gürültü kulaklarıma çarptı ve etrafıma bakındığım

zaman yerlerde, duvarlar boyunca uzanmış insanları farkettim. Bir ölüm umursamazlığı

içinde yalnız başlarına ya da birbirlerine sokulmuş, çamur içinde, kirli, partal birer insan

topluluğuydu bunlar. İşçi ve askerdiler. Bazılarının sargı bezleri yırtık ve kan içindeydi.

Tüfek ve fişekler yerlerde sürünüyordu… Önümdekiler zaferi kazanmış proletarya

ordıssuydu.

ilk kattaki büfenin önünde öylesine birikmişlerdi ki aralarından geçmek olanaksızdı. Odanın

havası kokmuş ve buğu içinde kalmış camlardan solgun bir ışık süzülüyordu içeri. Tezgâh

üzerinde, kirli bardaklar arasında soğuk ve yamru yumru bir semaverin yanında, son sayfası

kargacık burgacık yazılarla karalanmış ve tersine konmuş devrimci askeri Komitenin son

bültenlerinden birini gördüm. Kerenskiye karşı verdikleri mücadelede ölen arkadaşları için

bir askerin ağıtıydı bu. Belliki uyku gözlerinden akarken yazmıştı bunu ve göz yaşlan iz

bırakmışa benziyordu kağıt üzerinde…

Alexi Vinogradov

D. Moskvin

S. Stolbikov

A. Voskressenki

D. Leonski

D. Preobrajenski

V. Laidanski

M. Berçikov

Bunlar 15 Kasım 1916 günü askere alınmış ve içlerinden yalnızca üçü şimdi hayatta

bulunmaktaydılar;

Misel Berçikov

Alexei Voskressenski

Dimitri Leonski

Savaş kartalları, uyuyun, Ruhunuz sonsuza dek dinlensin Siz kardeşlerim, çoktan kokettiniz

San ve şerefle bu uzun uykuyu.,.

Yalnt/r:ı devrinin ;ı,sktri komite uyumuyor ve durmaksızın <;;ilı>;ıyun]ıj. Skripnik (JipU’kİ

odadan çıkarak

206

Gotz’un tutuklandığını, fakat Avksentiyev gibi kurtuluş Komitesinin beyanatını imzaladığını

kesinlikle inkâr ettiğini bildirdi. Kurtuluş Komitesi de garnizona bir çağrıda

bulunmadığını,söylüyordu. Skripnik, kentteki alaylar arasında hâlâ uyumsuzluk olduğunu ve

Volinski alayının Kerenskiye karşı yürümeği reddettiğini ekledi.

Çernov’un yönettiği tarafsız birliklerden çoğu Ga-çinada bulunuyor ve Kerenski’yi

Petrograd üzerine yürümekten vazgeçirmeye çalışıyorlardı.

Skripnik başladı gülmeye:

— Artak tarafsız marafsız kalmaz, dedi, zaferi kazanan biziz.

Sanki dinsel bir mutluluk sakallı ve sert çizgili yüzünü aydınlatıyordu.

— Henüz bilgi edinemediğimiz Romanya cephesi dışında bütün orduların bağlılıklarını

bildiren altmıştan fazla delege geldi cepheden, Ordu komiteleri Petrograd’ dan gelen tüm

haberleri durduruyorlar, fakat biz de düzenli bir kurye sistemi uyguladık…

Zemin katta, «yeni bir hükümet oluşturma konferansının gece toplantısından biraz önce

dönen Ka-menev’e rastladık. Yorgun îiiiki mutluydu,

— Devrimci Sosyalistler şimdiden hükümete katılmamız eğilimindeler, dedi. sııftcı

gurupların devrim mahkemelerinden ödleri »iiUıyor ve korkudan paniğe kapılmış bir halde

onl:ırı ilaüıhıuııııı/ı istiyorlar,,. Homojen sosyalist bir hükiimrl kurm;ı konusunda VikjeF in

önerisini kabul ettik. !>imtlt hu .sorunla uğraşıyorlar. Görüyor musunuz, tüm bun hır Hde

ettiğimiz zaferin meyveleri. En zayıfları ohluttıımıiK zanum kimse bizi istemiyordu. Şimdi

ise herkes suvyH.Irrle anlaşmak istiyor. Fakat bize gerekli i»1;m, gerçekten kesin bir

zaferdir, Kerenski mütareke istiyor, htınun için teslim olması gerek…

Bolşevik şeflerin d üşün iri İn-i bunlardı. Kendisinden beyanat almak isteyen bir y;ı1umc:ı

gazeteciye Tro-çki «Şu anda verebileceğimi/, irk heyımat, toplarımızm ağzından çıkandır»

diyordu.

Fakat bu zafer perdesinin .ilhınkı parasal sorunla-rm yarattığı gerçek bir emliye

gizleniyordu. Banka memurları sendikası, devrimci askeri Komitenin emri uyarınca bankaları

açacağı yenle yıi|>tıftı toplantıdan sonra greve gitmişti. Smolny, DrvlH Bankasından 35 mil-

207

yon ruble kadar bir para istemiş, fakat sorumlu kasadar kasaları kapamış ve yalnızca geçici

hükümet temsilcilerine ödemede bulunuyordu. Gericiler Devlet ‘Bankasını siyasi bir silah

gibi ellerinde bulunduruyorlardı. Örneğin Vikjel, Devlet demiryolu memurlarına ücretlerini

ödemek için para isteminde bulunduğu zaman, Sm-olny’ye gitmesi söylenmişti kendisine.,.

Petroviç isminde Ukranyah ve kızıl saçlı bir Bolşevik olan yeni komiseri görmek üzere

Devlet Bankasına gittim. Grevcilerin karmakarışık bıraktıkları işleri bir düzene sokmaya

çalışıyordu. Büyük binanın tüm bürolarında, gönüllü işçiler, askerler, gemiciler şaşkınlık

içinde, dilleri dışarı uğramış bitkin ve yorgun, defterlerin içinden çıkmaya çalışıyorlardı…

Duma binasında ise İğne atsan yere düşmezdi. Yeni hükümete karşı kabadayılık çok

seyrekte olsa sürüyordu. Merkez toprak Komitesi, iç savaş ve karışıklık getireceği

bahanesiyle Sovyetlerin toprak kararnamesini tanımamalarını emreden bir çağrıyı köylülere

hemen duyurmuştu. Belediye başkanı Schreider, Bolşevik ayaklanması nedeniyle Kurucu

meclis seçimlerini belirsiz bir tarihe ertelemek gerektiğini söylüyordu.

tç savaştan bunalmış halkı iki şey düşündürüyordu: birincisi kan dökülmesine bir son

vermek, ikincisi, yeni bir hükümet kurmak. Popüler sosyalistlerle köylü Sovyetleri dışında,

Bolşevikleri ezmek ve hele onları hükümetin dışında bırakmak söz konusu değildi. Smolny’

nin en açık düşmanı olan Ordu merkez Komitesi, Mo-hilev’e telefon ederek «yeni bir

hükümet oluşturmak İçin Bol şevi ki eri e anlaşmak gerekiyorsa azınlık olarak kabineye

katılmalarına» razı olduklarım bildirmişti.

Pravda gazetesi, Kerenski’nm Kurtuluş Komitesine gönderdiği mesajı yayınhyarak alaycı bir

şekilde okuyucularının dikkatini onun «insancıl düşünceleri» üzerine çekiyordu.

Kurtuluş Komitesi ve onun etrafında lopîanmış demokratik örgütlerin ön eri teri ne uyarak

ayaklananlara karşı her türlü askerî harekâtı durdurdum ve görüşmelere başlamak için

Stan-kieviç başkumandanlığına bağfı komiseri görevlendirdim. Gereksiz kan dökülmesine

engel olmak İçin gerekli tedbirleri alınız.

Kerenski

208

Vikjel, ise tüm Rusyaya aşağıdaki telgrafı çekti:

6îr anlaşma gereğine İnanan ve mücadele halindeki parti ve örgüt temsilcileriyle demiryolu

İşçileri sendikası arasındaki konferans, İç savaş süresince, özellikle devrimci demokratik

fraksiyonlar arasında şiddet eylemterîne başvurulmasını kesinlikle kınar ve şiddetin, T>e

şekil altında olursa olsun, yeni bir hükümet oluşturmak üzere yapılmakta olan görüşmelerin

amaç ve anlamına ters düştüğünü beyan eder…

Konferans, Gaçina cephesine delegeler gönderdi. Kesin sonuç artık alınmışa benziyordu.

Konferans geçici bir Halk Kurultayı bile seçmeye karar vermişti. Bu kurultayın 400

temsilcisini» Smolny ve eski Tsik’ten yetmişbeşer üyeyle, Belediye Duması, sendikalar,

toprak komiteleri ve siyasi parti üyeleri arasından seçilen delegeler oluşturacaktı. Çernov,

Kurultay başkanı olarak belirlenmişti. Lenin ve Troçki ise, söylenenlere bakılırsa, Kurultay

dışt kalacaklardı.

Öğleye doğru, Smolny önünde devrimci cepheye giden bir ambulans şoförüyle

konuşuyordum. Birlikte gelip gelemeyeceğimi sorunca, kabul etti. Kendisi bir üniversite

öğrencisiydi ve gönüllü olarak yazılmıştı. Yolda giderken berbat bir almancayla konuşmaya

baş-îadı başını çevirmeden. «AlsoT gut. Wir nach dîe Ka-ser nen zu essen gehen». Bu

sözlerden bir kışlada yemek yemek zorunda olduğumuzu çıkardım.

Kiroçnaia’ya gelince askerî binnUırla çevrili büyük bîr avluya vardjk ve karanlık bir

merdiveni çıkarak bir tek pencerenin aydınlattığı «Ivak tavanlı bir odaya girdik. Uzun bir

tahta niîiMmm etrafına oturmuş yirmi kadar asker, yüksek sesle konuşup gülerek tahta

kaşıklariyle teneke mnşnıpnlnrdciki lahana çorbasını içiyorlardı,

— 6, yed ok istihkâm üıhuru Komitesine selâm, diyerek beni ameriknt) bir sosyalist olarak

tanıttı şoför. Hepsi elimi sıkmak için :iyagn kalktılar. Yaslı bir asker beni kollarına alarak

sarıldı ve başladı ağlamaya. Bana bir tahta kaşık verdiler ve oturdum sofraya. «Kaşa» dolu

bir diğer tencereyle koca bir siyah ekmek somunu koydular masaya. Tabi çaydanlıkları da

eksik etmediler ve her bir i Amerika üzerine sorular yağdırmaya başladılar. Bu özgürlük

ülkesinde insanların oylarını

Dünyayı Sarsan On Gün/F: 14 209

parayla sattıkları doğru muydu? O zaman istediklerini nasıl elde ediyorlardı? Ve «Tammany

Hail» neydi? özgür bir ülkede küçük bir azınlık gurubun tüm bir kente egemen olarak kendi

yararına onu sömürmesi doğru muydu? Halk bunu nasıl hoş görüyordu? Rusyada, çar

zamanında bile böyle şeyler olmazdı. Yolsuzluk el-betteki vardı. Ama koca bir kenti almak

ya da satmak» olacak şey miydi bu? Hem de içindeki halkla birlikte, özgür bir ülkede…

Demek halkın hiç bir devrim duygusu yoktu ha?

Onlara, ülkemdeki halkın kanunlar yoluyla reformları gerçekleştirmeye çalıştığını açıkladım.

Fransızca konuşan ve ismi Baklanov olan genç bir çavuş, «Peki ama, dedi, sizdeki kapitalist

sınıf, elindeki bu güçle kanun yapımını ve adaleti kontrol edebilir herhalde. O zaman halk

nasıl elde eder istediği reformları? Ülkeyi tanımadığıma göre ikna olmak isterim ama bu pek

olanaksız görünüyor bana…

Tsarskoie-Selo’ya gittiğimi söyledim tartışmadan sonra.

— Ben de, dedi birden Baklanov…

— Biz de, biz de, diye bağırdı tüm salon.

O zaman hepbirlikte Tsarskoie-Selo’ya gidilmesine karar verildi. O sırada kapı vuruldu ve

albayın silueti aralıkta gözüktü. Kimse ayağa kalkmadı ama içtenlikle hoş geldin dediler

kendisine.

— Girebilir miyim? diye sordu albay.

— Elbette, girin girin…

Uzun boyu, kibar görünüşü ve altın işlemeli kürkten bonesiyle albay gülümsüyerek girdi

içeri.

— Zannedersem, beyler, Tsarskoie-Selo’ya gitmek istediğinizi söylüyordunuz. Ben de

gelebilir miyim?

Eaklanov düşündü ve,

— Bugün burada yapacak pek fazla şey olduğunu zannetmiyorum, dedi» elbette sizi

aramızda görmekten memnunluk duyarız.

Albay teşekkür etti ve masaya oturarak bir bardak çay doldurdu kendisine.

Albayın gururunu yaralamamak; için Baklanov bana alçak sesle açıkladı:

— Komite başkanı benim. Kumandanlığı albaya bıraktığımız askeri operasyonların dışında

taburun kesin yönetimi bizim elimizde. Askeri operasyonlarda ise

210

herkes emirlerini yerine getirmek zorundadır, fakat gene de bize karşı sorumludur. Kışla

içinde bize danışmadan hiç bir şey yapamaz. Birbakıma yürütme organı-mızdır o…

Silahlar, tabancalar, tüfekler dağıtıldıktan sonra —yolda Kazaklara raethyabilirdik—

cepheye gönderilen üç büyük gazete paketinin yanına, ambulansın içine doluştuk. Önce

Liteini, sonra Zagorodni’den geçtik. Tüm Avrupa dillerini kolaylıkla konuşabilen genç bir

teğmenin yanına oturdum. O da tabur komitesine dahildi.

— Ben bolşevik değilim, dedi dobra dobra. Ailem çok eski bir asil sınıfa dayanır. Ben, hadi

öyle diyelim, bir kadeyim.

— Ama o zaman nasıl oluyorda… diye sormak istedim şaşırarak.

— Tamam, komite üyesiyim, siyasi fikirlerimi de saklamıyorum. Diğerlerinin de buna pek

aldırdığı yok. Zira çoğunluğun fikrine karşı gelmiyeceğimi biliyorlar… Rus kardeşlerime

karşı silaha sarılmanın faydasına inanmadığım için bu iç savaşa da katılmayı redettlm.

— Kışkırtıcı, Kornİlovçu, diye bağıriyorlardı diğerleri gülerek ve omuzuna vurarak genç

teğmenin.

Çar isimleri, büyük imparatorluk kartalları, altın hiyerogliflerle süslü gri taştan kocaman bir

anıt olan Moskova zafer takını geçtikten sonra ilk karların beyaz bir örtüyle örttüğü geniş

yola saptık. Kimisinin gülerek ve hay kırarak cepheye gittiği, kimisinin de sapsarı bir yüzle,

çamur içinde cepheden döndüğü kızıl koruyucular doldurmuştu yolu. Çoğunluk çoluk çocuktu.

Kadınlar da vardı aralarında. Bazıları tırmık, bazıları boyunlarından geçen fişekliklerle

tüfek tadıyor, bazılarında ise Kızıl Haçı simgeleyen kolluklar bulunuyordu kollarının

üstünde. Hepsi de çalışmanın czrlrgi, iki büklüm bıraktığı kenar mahalle kadınlarıydı bunlar.

Uygun adım gitmeyi pek umursamıyan asker gurtıptan ise dostça dalga geçiyorlardı kızıl

koruyucularla. Yolda sert yüzlü gemiciler, ailelerine yiyecek taşıyan çocuklar da vardı.

Şoseyi kapbyan santimetrelerce katın beyazımsı çamur deryasında batıp çıkıyorlardı. Büyük

bir demir gürültüsü içinde Güneye doğru giden topçu birliklerini geride bıraktık. Silahlı

insanlarla tıklım tıklım dolu kamyonlar birbirlerine giriyor, yaralılarla yüklü ambulanslar

211

cepheden dönüyordu. Üzerinde, karnından yaralanmış genç bir çocuğun sapsarı bir yüzle

acıdan kıvrandığı bir kağnı arabası güç belâ ilerliyebîliyordu. Yolun iki yanındaki tarlalarda

kadınlar ve yaşlılar hendekler kazıyor, dikenli tel örgü çekiyorlardı.

Bulutlar kederli kederli Kuzeye doğru akıyordu durmadan. Birden solgun bir güneş yüzünü

gösteriverdi. Bataklıkla dolu ovanın bir ucunda, Petrograd pırıl pırıl çıkıverdi ortaya. Sağda,

sabun köpüğünü andıran kub-belert kuleler, bembeyaz, yaldızlı ve rengârenk uzanıyor, solda

yüksek bacalar simsiyah bir duman kusuyor ve taa dipte alçak bir gök, Finlandiya üzerine

çökmüş duruyordu. Yolun iki yanından kiliseler, manastırlar akıp gidiyor, bazan da proleter

ordusunun nabzını sessizce yoklayan bir keşişe rastlıyorduk.

Pulkovo’da yol ikiye ayrılıyordu. Üç insan selinin birbirine karıştığı bir kalabalığın ortasında

durduk. Birbirlerini görmekten mutlu insanlar kucaklaşıyor, karşılıklı savaşı anlatıyorlardı

durmadan. Yol ağzındaki bazı evlerde kurşun izleri vardı ve etraftaki toprak metrelerce alt

üst olmuştu. Savaş burada iyice kızışmıştı demek. Ovadaki, otlar çoktan tükendiğinden,

süvarilerinden yoksun kazak atları yiyecek bulabilmek için koşturup duruyordu. Tam

karşımızda bir kızıl koruyucu bu atlardan biri üstüne çıkmaya çalışıyor, beceremeyip boyuna

düşüyor ve bu koca çocukların eğlencesi oluyordu.

Kazak birliklerinden sağ kalanların geri çekildiği soldaki yol, kısa bir yokuşla ufak bir

kasabaya varıyordu. Koca koca bulutların üzerine yığıldığı ve rüzgârsız bir denizi andıran

uçsuz bucaksız gri bir ovayla, yollara binlerce insanı salıveren imparatorluk kentine

bakıyordu bu ufak kasaba. Sol tarafta, dipte, imparatorluk çiftliğiyle muhafız alayının

yazları geçit resmi yaptığı Krasnoie-Selo tepeciği vardı. Büyük duvarlarla çevrili birkaç

manastır, kıyıda köşede kalmış iki üç f.rbhka ve sürülmemiş topraklariyle birkaç büyük evin

difjındn ovanın monotonluğunu bozan hiç bir şey yoktu. Bu t’vlırin bazıları da yetimhane ya

da düşkünler eviydi.

Çıpi.ık bir trfJeyİ çıktı rkrıı, «i^tr tam burada, dedi şoförümü/, Wn« Slnl.kiii rtlüııılo

ktınıldjı$lı. ftvet o, Du-mamn kadın lîolırvik üyrMiytü. Sabahleyin erkenden

212

Zalkind ve bir diğer adamla, mütareke yapıldığından, cepheye gidiyorlardı. Konuşup

gülerlerken, içinde Ke-renski’nin de bulunduğu trenden biri onu Farkederek silahını

ateşlemiş ve vera Slutkaia’yı hemen Öldürüver-misti…

Proleter ordusunun kahramanlariyle cıvıl cıvıl kaynaşan Tsarskoie’ye-vardık. Sovyetin

bulunduğu sarayda büyük bir faaliyet vardı. Kızıl koruyucular ve gemiciler avluyu

doldurmuşlardı. Nöbetçiler kapıları tutuyor, bir kurye ve komiser ordusu ise durmadan girip

çıkıyordu. Sovyet salonunda, bir semaverin etrafında topta nmış elli kadar işçi, asker,

gemici ve subay hem çay içiyor hem de tartışıp duruyordu. Bir köşede, iki subay beceriksiz

hareketlerle teksir makinesini işletmeye çalışıyordu. Ortadaki masada, iri yarı Dibenko bir

haritanın üzerine edilmiş, mavi ve kırmızı kalemlerle işgal edilecek pozisyonları işaretleyip

duruyor, sol eli ise her zamanki gibi Iniyük, mavi çelikten tabancasını sıkı sıkı kavramı *

bırakmıyordu. Bîrden doğrularak bir daktilonun önüne ohırclıı ve Lek parmakla yazmaya

başladı. Ara sıra duruyor, t;ıb;ınc;ısını yokluyor ve topunu büyük bir sevgiyle dündürüp

duruyordu.

Duvarın yanınd.ıki y;ıl:«i:;ı tfenç bir işçi uzanmıştı. Üzerine eğilmiş il< i ki/.il koruyucunun

dışında kimse ilgilenmiyordu onu rıhı, (ir^sünün ortasında bjr delik açılmıştı ve her k;ılp ;< ti

sırır f;ı knn, fujkınırnk elbiselerini kızıla boyuyordu. (Jo/lrri k; udimin s ve sakallı genç yüzü

yemyeşil bir renk ;ıînır>ü, Yhv;i:j yavii^ soluyor ve her soluk alışmdn cljı:

— Banş geliyor, l»:ırı.; geliyor, diye tekrarlıyordu. İçeri girdiğimi/, z,;ımjııı l)il>rııkcı

gözlerini kaldırarak,

— Ah, dedi Rjıkl.-ıımv’.’r ıjöm’n’k. Kumandanlık bürosuna gidip kum;ırul;«yj ılı>

.’îhK’iiksmız şimdi. Ben hizmet emrini yazdır;ıyun, hi’UU’yin biraz.

Daktiloya fîiıitTfk vı- liiiıTirri bulmaya çalışarak yazmaya koyuldu.

Tsarskoic-Sclo’ımıı yeni kumandanıyla birlikte Ka-terin sarayına gittim. U’nlchınov

heyecanlı heyecanlı kasılıyordu. Daha Öne*1 <lr tnnidığım şık, beyaz salonda birkaç kızıl

koruyucu mcnıkla heryeri gözden geçiri-yorlardı. Eski dostum allmy pencerenin yanında

ayakta durmuş bıyıklarını ihiriyordu* Yeniden bulduğu bir er-

213

kek kardeşi gibi karşıladı beni, Besarabyalı Fransız da kapının yanındaki masaya çökmüştü.

Bolşevikler kendisine olduğu yerde kalmasını ve eski görevini sürdürmesini emretmişlerdi.

— Ne yapabilirim? diye fısıldadı. Kitle diktatörlüğü karşısında duyduğumuz bu içten gelen

tiksinme ne olursa olsun benim gibi insanlar böyle bir savaşta, ne bu yandan ne de öte

yandan döğüşe katılamaz. Yalnızca Beserabya ve anamdan uzakta olduğuma yanıyorum…

Albay kumandanlığı resmen Baklanov’a bırakırken,

— îşte, dedi sinirli sinirli, büronun anahtarları. Bir kızıl koruyucu sözünü keserek,

— Paralar nerede? diye sordu kabaca. Albay şaşırmışa benziyordu.

— Para mı? Ne parası? Ha… kasadan söz etmek istiyorsunuz. Üç gün önce kumandanlığı

aldığım zamanki gibi işte. Anahtarlar mı?

Aîb^y omuzlarını silkerek «Anahtar falan yok bende» dedi.

Kızıl koruyucu sinsi sinsi gülerek «çok kolay be» dedi.

— Şimdi açarız, diye karıştı Baklanov. Gidin bir balta getirin. Burdaki Amerikalı arkadaş

kapağı kanırtıp içerde bulduklarını da bir kağıda yazacak.

Baltayı salladım, îçersi bomboştu. Kızıl koruyucu nefretle bağırdı, «tutuklamak gerek onu.

Kerenski taraftarı. Parayı yürüttü ve Kerenski’ye

verdi hepsini».

Ama Baklanov bu fikirde değildi.

— Hayır, hayır, dedi. Bu haltı yiyen Albaydan önceki Konolovist. O suçlu değil bu işte.

— Ama, ben size onun Kerenski yanlısı olduğunu söylüyorum, diye yanıtladı kızıl koruyucu.

Eğer tutuk-Inmnk İstemiyorsanız bizler yaparız bu işi ve Pierre vı* Pnıırn götürürüz. Yeri

orası onun.

DiftiT kızıl koruyucular da bu işin yanlısı olduklarını siiyloyincıs ncınaklı gözlerle bize

bakan albayı alıp

. sû rayının <mîin(l<> bir kamyon cepheye gitmeyi* im/ırhımyiK’ilu. Altı kızıl koruyucu, birkaç

gemici, bir iki <*ikI«t, flrv tflbl bir İsçinin emrinde kamyona tırmanırken huım ıhı

tfHmrmi !ittylrıltlt>r. Crubitle yüklü-

214

dinamitten beş kez daha hassas ve on kez daha kuvvetli oldukları söyledikleri bir patlayıcı—

bomba paketleriyle genel karargahtan çıkan kızıl koruyucular yüklerini kamyona attılar ve

sonra üçlük dolu bir top ip ve tellerle kamyonun arkasına bağlandı.

Bağrışların ve gürültülerin ortasında tam hızla yola koyulduk. Ağır kamyon sağa sola

sallanıyor, top tekerleklerinin üstünde dans ediyor ve gurubit bombaları ayaklarımızın

dibinde yuvarlanarak kamyonun kenarlarına çarpıp duruyordu.

Vladimir Nikolayeviç ismindeki iri kızıl koruyucu Amerika üzerine sorular yağdırıyordu

durmadan. Neden Amerika savaşa girmişti? Amerikan işçileri kapitalistleri devirmeye hazır

mıydılar? Mooney davası ne alemdeydi? Berkman San Francisco’ya teslim edilecek jniydi?

Bu türden yüzlerce zor soruyu kamyonun çıkardığı gürültüyü bastırabilmek için avazı çıktığı

kadar bağırarak soruyor ve biz de yerlerde yuvarlanan bombaların ortasında dans ederek

düşmemek için birbirimize sarılıyorduk.

Bazan bir devriye bizi durdurmak istiyor, askerler tüfeklerini sallıyarak- yolun ortasına

geçip «dur» diye beğırıyor ama dikkat bile etmiyorduk onlara.

— Cehenneme kadar yolunuz vart diyorlardı kızıl koruyucular. Hiç kimse için duramayız.

Bize kızıl koruyucu derler.

Yolumuza cakalı cakalı devam ederken Vladimir Nikolayeviç, Panama kanalının uluslararası

yapılması ve buna benzer konulardaki fikirlerini kulağıma bağırıp duruyordu.

Tsarskoie’nin sekiz kilometre kadar ilersinde cepheden dönen bir gemici birliğine

rastlıyarak durduk.

— Cephe nerede arkadaş?

Başta yürüyen durdu ve başını kaşıdı.

— Bu sabah, beş yüz metre ilerdeydi. Şimdi hiç bir yerde değil köpek oğlu köpek.

Yürümekten imanımız gevredi, gene de bulamıyoruz onu.

Onları da kamyona alarak hareket ettik. Bir mil ötede Vladimir Nikolayeviç elini kulağının

arkasına götürerek şoföre durmasını söyledi.

— Ateş sesleri. Duyuyor musunuz?

Birkaç saniye ortalığı bir ölüm sessizliği kapladı. Sonra sola doğru ve biraz ilerde üç ayrı

patlama oldu

215

peş peşe. Sık bir orman, yolu iki yandan izliyordu. Alçak sesle konuşarak, tetik üstünde

yavaşça yolumuza devam ettik. Ateş edilen yere gelince yere atlıyarak etrafa yayıldık ve

ihtiyatla ormana girdik.

Bu esnada iki arkadaş topu çözüp yerine oturturken ağzını da tam üzerimize çevirmeyi

ihmal etmediler.

Ormanda çıt yoktu. Yapraklar dökülmüş ve ağaç gövdeleri bu zayıf ufka iyice yatmış

görünen güneşin altında solgun bîr renk almışlardı. Hiç bir şey kımıldamıyor, yalnızca ufak

su birikintilerinin buzları ayaklarımızın altında çıtırdıyordu. Acaba bir tuzak mıydı bu?

Ağaçlar iyice seyrekleş inceye kadar yürüdükten sonra durduk. Biraz ötede, küçük bir

meydanlıkta, üç asker hiç bir şeyi umursamadan bir ateşin etrafında oturmuş bize

bakıyorlardı. Bir top, yirmi tüfek ve her an patlamaya hazır grubit yükünün verdiği

cesaretle Vladimir Nikolayeviç askerlere doğru yürüdü ve «Merhaba» arkadaşlar dedi.

Hemen ayağa fırladılar.

— Biraz önce buradan neden tüfekle ateş edildi? diye sordu.

— Oh, dedi asker. Ateş eden bizdik, İki tavşanı yakalamak istiyorduk…

Kamyonumuz Romanovo yönünde yeniden ilerlemeye başladı. îlk kavşakta iki asker

tüfeklerini doğrultarak bize doğru ilerlediler. Yavaşlıyarak durduk.

— Arkadaşlar, geçiş kağıtlarınız… Kızıl koruyucular başladılar gürültüye,

— Biz kızıl koruyucuyuz. Geçiş kağıdına ihtiyacımız yok. Yürü yahu. Sıkmaya başladılar

artık…

Fakat bir gemici karıştı.

— îyi yapmıyoruz ama arkadaşlar. Devrim disiplinine uymak gerek. Karşı devrimcilerin

kamyonla gelip «iî<\*i§ kağıdına ihtiyacımız yok» dediklerini düşünün bir k*’/. Arkadaşlar

bizi tanımazlar ki..,

Hir tartışmadır başladı. Bununla birlikte gemici ve ; ıslı erler birer birer bu fikre

katıldılar* Mırıldana mırıld.’ina ceplerinden kirlenmiş kağıtlarını çıkardılar. Smulııy devrim

kurmayının hazırladığı benimki dışında hc]>si hirbirinc benziyordu. Nöbetçiler bana

kendilerini izk’iıırmr (•mrt’UiltT. Kızıl koruyucular hemen başladılar karşı (,*ıkrn;ıy;ı.

Kjıkııt <l;ıh;ı önoo konuşan gemici yeniden L’i

216

— Bu arkadaşın gerçek bîr arkadaş olduğunu biliyoruz. Ama Komitenin emirleri var, onları

da dinlemek gerek. Devrim disiplini bu.

Güçlük, çıkarmamak için yere atlıyarak kamyonun uzaklaşmasını seyrettim. Hepsi ellerini

sallıyarak selamlıyorlardı beni. Askerler alçak sesle bir süre konuştuktan sonra beni bir

duvarın dibine götürdüler. Hemen anladım, kurşuna dizeceklerdi beni.

Etrafta kimsecikler yoktu. Tek hayat belirtisi, yolun iki yüz metre ilerisindeki odundan

yapılmış küçük bir kuîübeden çıkan dumandı. Askerler yola doğru seğirttiler. Ben de koştum

arkalarından ümitsizce.

— Ama, arkadaşlar, bakın işte devrimci askeri Komitenin mühürü.

Geçiş kağıdıma şaşkınlıkla bir göz attıktan sonra birbirlerine baktılar.

— Diğerlerine benzemiyor, dedi bir tanesi inatla. Okumada bilmiyoruz..

Hemen kolunu tuttum.

— Hadi kargı (ta ki eve kadar gidelim, dedim. Okuma bilen birisi vardır orada muhakkak.

Kararsız kararsız (kiraladılar.

— Hayır, dedi biri.

Diğeri ise durmadan süzüyordu beni.

— Neden olmasın? ıJiyo mırıldandı. Bir suçsuzu öldürmek gene de büyük bir tfünah.

Eve kadar giderek kapıyı vurduk. Şişmanca, küçük bir kadın kapıyı açtıktan mmra korkuyla

geriledi.

— Hiç bir şey bilmiyorum, onları görmedim, dîye kekelemeye başladı.

Nöbetçilerden bir tanesi geçiş kağıdımı uzatarak,

— Yalnızca bize şunu okumamızı istiyoruz, dedi. Kararsız, titreyerek kağıdı aldı ve aceleyle

okudu:

Bu geçiş kağuimın sahibi John Fteed, Amerikan sosyaf-demokrasisirrin bir lamsliclsl

olup enternasyonalisttir…

İki asker yeniden görüşmelere başladılar yolda.

— Bizimle May komitesine kadar gelmeniz gerek, diye karar verdiler nihayet.

Çabucak çöküveren karanlıkta çamurlu yola düzüldük. Arada sırada asker guruplarına

rastlıyorduk. Du-

217

ruyorlar, bakışlarıyla beni tehdit ederek etrafımızı çeviriyor, geçiş kağıdımı elden ele

dolaştırıyor ve kurşuna dizilip dizilmemem konusunda tartışıyorlardı. Büyük yolun

kenarındaki alçak binalardan oluşan Tsars-koie-Selo 2. tüfek birliği kışlalarına vardığımız

zaman gece yarısı olmuştu bile. Giriş Önünde bir aşağı bir yukarı gezinen askerler hemen

sual yağmuruna bağladılar. Kışkırtıcı mı? casus mu? Döne döne çıkan bir merdiveni

tırmandıktan sonra boş ve büyük bir odaya girdik. Büyük bir soba ortada duruyor ve yere

yapılmış yatakların üstünde askerler ya iskambil oynuyor, ya gevezelik ediyor ya da

uyuyorlardı. Kerenski* nin toplan tavanda büyük bir gedik açmıştı.

Kapıda durduğum zaman, kalabalık sesini keserek bana doğru döndü. Önce yavaş, sonra hızlı

harekete geçerek kinle dolu yüzlerini bana çevirdiler ve üstüme atıldılar.

— Arkadaşlar, arkadaşlar, diye bağırıyordu beni getiren askerlerden biri, komite…

komite…

Mırıldanarak etrafımda durakladılar. Kızıl bir kolluk takan genç bir adam yol açtı kendisine

kalabalık arasından.

— Kim bu? dedi sert sert. Nöbetçiler açıkladılar.

— Gösterin bana bakayım şu geçiş kağıdını. Dikkatle kağıdı okurken bana da ara sıra

bakıyordu.

Sonra gülümsedi ve bana geri uzattı geçiş kağıdımı.

— Arkadaşlar, dedi, Amerikalı bir dost bu. Ben komite başkanıyım ve size alayımıza hoş

geldiniz diyorum.

Rahat bir nefes aldılar, sonra hoş geldin faslı başladı. Herkes elimi sıkabilmek için itişip

kakışıyordu,

— Yemek yediniz mi. Biz yedik. Sizi subay kantinine götürelim. Bazıları dilinizi bilir.

Avluyu geçerek diğer bir binanın kapısına kadar götürdü beni. Tam o sırada teğmen

üniforması taşıyan aristokratik yüzlü genç bir adam içeri girmek üzereydi. Itaşkan beni

tanıştırdıktan sonra elimi sıkarak uzaklaştı.

- Adım Stopan Giorgieviç Morovski, emrinizdeyim, dedi grn<; U’tfım-n mükemmel bir

fransızcayla.

Pırıl pırıl ;ıvİ/,Hı>rin ayriınlaUıftı lüks bir merdiven, çok güzel (k’korc rdllıtıijj utılrcılt’tı

yukarı çıkıyor ve

218

ikinci kattaki koridor üzerine bilardo salonu, oyun salonları ve bir kitaplık açılıyordu. Yemek

odasına girdik. Ortadaki uzun bir masanın etrafında yirmi kadar subay, altm ve gümüş saplı

kılıçları ve çarlık nişanla-riyle resmi kıyafetler içinde oturuyorlardı. îçeri girince hepsi

nezaketle yerlerinden kalktılar ve gri sakallı otoriter bir adam olan albayın yanında yer

gösterdiler bana. Şık giyinmiş emirerleri servis yapıyordu. Avru-padaki subay kantinlerinin

havası burda da vardı- Peki ama devrim neredeydi?

— Siz Bolşevik değil misiniz, diye sordum Morovski*

ye-

Masanın etrafında bir gülümseme oldu ve o arada birkaç subayın emirerlerine doğru

kaçamaklı kaçamaklı baktıklarını gördüm,

— Hayır, diye yanıtladı dostum. Alayda yalnızca tek Bolşevik vardır, O da bu akşam

Petrograd’da. Albay MenşevikLir. Şuradaki yüzbaşı Kerlov kadedü\ Ben sağ Sosyalist

devrimciyim. Zannedersem ordudaki subayların çoğu Bolşevik değildir, benim gibi

demokrattırlar. Asker ço&unlugunu izlemek gerektiğini düşünürler…

Yemekten sonra hur i Utlar geldi ve albay masaya yaydı onları. Herkes de arkasına

toptandı. Kurgun kalemle işaretlenen pozisyonları göstererek,

— İşte, dedi albay, bu snİKilıki yerlerimiz, Vla-dimir Kiriloviç sizin bölücünüz nerede?

Yüzbaşı Kerlov pnrmntfjm koydu haritanın üstüne.

— Emirler uyarınca yolun kenarına yerleştik. Kar-savin saat beşte nöbeti benden teslim

aldı.

O anda kapı açılarak, bir askerle birlikte alay komite başkam girdi içeri. Albayı çeviren

guruba katılarak haritayı izlemeyi1 koyuldular.

— İyi, iyi, dedi ;ıllmy. Kazaklar bizim bölgemizde on kilometre gerilimliler. Daha ileri

pozisyonları işgal etmek gereksiz bence. Bu gece, beyler, şimdiki hattı koruyun ve

pozisyonları güçlendirerek…

— izninizle, diyerek sözünü kesti albayın başkan. Emirler son hızla ileriye giderek yarın

sabah Gaçina kuzeyinde Kazaklarla savaşmamızı istiyor. Ezici bir zafer gerekli. Gerekli

tedbirleri alınız.

Kısa bîr sessizlik oldu. Sonra Albay haritaya doğru dönerek ilgisiz bir sesle,

219

— Peki, dedi, Stepan Geogieviç, lütfen…

Bir çavuş steno ile notlar alırken albay da hızla yeni hatları mavi kalemle işaretliyordu.

Sonra çavuş çıkarak on dakika içinde döndü ve emirlerin daktilo edilmiş iki kopyasını

getirdi.

Komite başkanı bir tanesini alarak haritayı incelemeye koyuldu. ^

— Mükemmel, dedi ayağa kalkarak. Kağıdı katlayıp cebine koydu. Sonra diğerini, üzerinde

taşıdığı yuvarlak bir mühürle mühürleyip imzaladıktan sonra albaya geri verdi…

Şimdi devrimi tanımaya başlıyordum…

Alay kurmayının otomobiliyle Sovyet’in yerleştiği saraya geri döndüm. Giren ve çıkan işçi,

gemici ve askerlerin oluşturduğu aynı kalabalık, giriş kapısı önünde top, zırhlı araç ve

kamyonların eski sıkışıklığı devam ediyordu. Her yerde, uzun süredenberi beklenen

zaferden duyulan kıvanç dalga dalga taşıyordu. Beş altı kadar kızıl koruyucu aralarına bir

din adamını almışlar yol açmaya çalışıyorlardı kendilerine. Söylediklerine bakılırsa Kazaklar

kente girdikleri zaman onları taktis eden papaz Ivandı bu. Sonradan kurşuna dizdiklerini

öğrendim…

Sağa sola hızlı hızlı emirler vererek dışarı çıkan Dibenko’nun elinde büyük bir tabanca

vardı. Kaldırımın kenarında motoru çalışır durumda bekliyen bir oto-mobilin arka koltuğuna

yalnız başına yerleşti. Gaçina-ya Kerenskiyle kavgaya gidiyordu.

Gece olunca kentin varoşlarına gelerek yoluna yaya devam etti. Dibenko’nun Kazaklara ne

söylediğini kimse bilmiyordu, ama gerçek olan general İCrasnov’ la kurmay heyetinin ve

binlerce Kazağın Kerenski’ye giderek aynı şekilde hareket etmesini önerdikleridir.

Kerenski konusunda, General Krasnov’un 14 Kasım sabahı yaptığı tanıklığı aynen burada

yayınlamakla yetineceğim:

Gnçlna, 14 Kasıın 1917.

Bu sabah üçö doğru yüce Kumandan Kerenski beni yanma çağırcb. Çok Jıoyacnnlı ve

sinirliydi.

— Gononıf. dedi, bnnn llmnet ettiniz, KazakJarmız beni tutuklayıp gomlcilnro

toullm ftimokton söz «diyorlar…

220

-r- Evet» diye yanıtladım, gerçeklen bundan söz ediliyor. Hiç ıtrlr yerde sevilmiyorsunuz,

— Ama subaylar da aynı şeyi söylüyorlar…

— Evet, özellikle subaylar sizden hoşnut değİMer.

— Ne yapmalıyım o halde. Kendimi öldürmekten başka çarem yok,

— Eğer namuslu bir insansanız, beyaz bir bayrakla derhal Petrograd’a gider, hükümet

başkam sıfatiyle görüşmelerde bulunmak üzere devrimci askeri komiteye başvurursunuz,

— Bu iyi general, yapacağım bunu…

— Size bir muhafız mangası vereceğim ve .bir gemicinin yanınızda bulunmasını istiyeceğim.

— Hayır, hayır, özellikle gemiciye hayır. Dibenko’nun bur-da olduğunu biliyorsunuz,

— DibenkoVıun kim olduğunu bile bilmiyorum.

— Düşmanundır o benim…

— önemi yok. Mademki büyük oynuyorsunuz sorumluluklarınızı yüklenmeniz gerek.

— Kuşkusuz. Bu gece gidoceğim,

— Neden? Kaçar gibi bir haliniz olur o zaman. Herkesin kaçmadığınızı bilmesi için sakin

sakin açıkça çekip gidin.

— Peki oldu. Ama iyi bir muhafız mangası ver bana.

— Anlaştık.

Dışarı çıkarak 10. Don alayından Kazak Rusakov’u çağırdım ve yüce Kumandanla birlikle

gitmek üzere seKiz kazak askeri seçmesini emrettim. Ynnm saat sonra Kazaklar bana

gelerek Kerenski’yİ bulamadıklarını ve kaçmış olduğunu bildirdiler. Gaçina’dan

kaçamıyacnQ>nı ve buralarda bir yerde olacağını düşünerek derhal alarm vrmiim ve onu

aramalarını emrettim. Ama ne yaptıysak olo goçiremedik…

Rus halklarının kalplerinde kendisi için sakladığı bir parça sevgiyi de yitirerek gemici

kıyafetine girmiş olan Kerenski brjylotv yapayalnız kaçıp gitti…

Bîr işçinin kullandığı kızıl koruyucularla dolu kamyonun Ön koltuğunda yenidon Petrograd’a

döndüm. Gaz olmadığı için ön lamba):»r yanmıyordu. Yol, geriye donen proletarya ordusu vo

onun yerini almaya gelen yedek birliklerle tıkanıp knlmıştı. Bizim gibi lambasız koca

kamyonlar, top koloninn ve atlı arabalar karanlıkta birdenbire ortaya çıkıveriyorlardı. Amat

kaçınılmaz gibi görünen çarpışmalardan kıl payı kurtularak, tekerleklere takılarak ve

yayaların da küfürlerini yiyerek son hızla gidiyorduk.

221

Ufukta, çıplak ovaya yaslanmış kıymetli taşlardan örülü bir baraja benzeyen başkentin

ışıkları pırıldayıp duruyordu. Petrograd geceleyin gündüze kıyaslanmıya-cak derecede daha

güzeldi.

Yaşlı işçi bir eliyle direksiyonu tutuyor diğer eliyle de uzakta ışıldayan başkenti kıvançla

işaret ederek,

— Benimsin artık, diye bağırıyordu yüzü ışıl ışıl, şimdi benimsin artık Petrogradım…

ONUNCU BOLÜM!

MOSKOVA

Devrimci Askeri Komite demir gibi bir iradeyle zaferini sürdürüyordu.

14 Kasım

Tüm Ordu, Kolordu, Tümen ve Alay Komiteleriyle İşçi, Asker ve Köylü TemçİJ eller

Sovyetlerin e,

Kazaklar, junkerler, gemiciler ve İşçiler arasında yapılan anlaşma sonucunda Aleksandr

Feodoroviç Kerenskİ’nln halk adaletine teslim edilmesine karar verilmiştir. Böylece

Kerensld’ yi hatk matı kemeler i ne götüreceksiniz. Onu tutuklayıp mahkemeye gönderilmek

üzere dorhal PotrogracTa gelmesini aşağıda yazılı örgütler adına sağlayınız,

ılmza t Don Kazakları Uasurl I, Süvari Tümeni, PetrogracT yöresi partizan birliği

jtmker komitesi, 5 Ordu delegesi. Halk Komiseri : DlBENKO

Kurtuluş Komitesi, Duma, Devrimci Sosyalist Partisi Merkez Komitesi Kerenski’nin

kendilerine ait olduğunu bildirip yalnızca Kurucu Meclis önünde sorumlu olduğunu ileri

sürerek şiddetle karşı koydular bu emre.

16 Kasım akşamı «Marseyez»i çalan bir bandonun arkasında iki bin kızıl koruyucunun

defilesini seyrettim. Zagorodni caddesinde. Başkenti savunmaktan dönen kardeşlerini

selamlamak üzere yürüyen işçi ordusunun üzerinde dalgalanan kan kırmızısı bayraklarla

birlikte bu marşta ne iyi seçilmişti. Yarınlarından pek emin olmamakla birlikte etraflarına

yüksekten bakan

223

sessiz bir burjuva kalabalığının ortasında, yarı yarıya aydınlatılmış çamurlu ve kaygan

sokaklarda tüfeklerinin uçlarındaki süngülerini salhyarak erkek ve kadınların oluşturduğu bu

ordu ilerliyordu yavaş yavaş.

Herkesi kargılarına almışlardı; iş adamları, spekülatörler, rantiyeler, toprak sahipleri,

subaylar, politikacılar, tüccarlar, memurlar. Diğer sosyalist partiler de ölesiye nefret

ediyorlardı Bolşeviklerden. Sovyetlerin yanında ise yalnızca basit işçiler, gemiciler, morali

bozulmamış askerler, topraksız köylüler ve çok seyrek birkaç aydın bulunuyordu…

Sokak savaşlarının birer dalga gibi kudurarak dövdüğü Rusyanın en uzak köşelerinden

Kerenski’nin yenilgi haberi, Proleter zaferinin birer yankısı gibi esip duruyordu. Kanın

sokaklarda oluk gibi aktığı Kazan’dan, Saratov’dan, Novgorod’dari, VinitsaMan, ve

Bolşeviklerin toplarını burjuvazinin son kalesi olan Kremlin’e çevirdikleri Moskova’dan

geliyordu bu korkunç yankılar,

«Kremlin’i bombaladılar». Haber Petrograd sokaklarında kulaktan kulağa yayılarak dehşet

saçıyordu ortalığa, «Küçük anne» yaldız kubbeli beyazlık diye adlandırılan Moskoyadan

gelen yolcular korkunç öyküler anlatıyorlardı: Ölüler binleri geçiyor, Tvarskaia ve Kuznetski

köprü sokakları alevler içinde yanıyor, Basü kilisesi birer harabe haline geliyor, Uspenski

katedrali çöküyor, Kremlindeki Kurtarıcı Kapısı sallanıyor ve Duma yerle bîr ediliyordu.

Bolşeviklerin yaptıkları kötülüklerden hiç birisi, bu aziz Rusyanın kalbine sokulan kâfirlik

ateşiyle kıyaslanamazdı. Dindarlar, Rus milletinin mabedini yerle bir ederek Aziz Ortodoks

Kilisesine ateşler yağdıran topların gümbürtüsünü işitir gibi oluyorlardı…

15 Kasımda, Halk Komiserleri Kurul toplantısındaki Eğitim Komiseri Lurmçarski birden

ağlamaya başlayarak salondan dışarı Fırlamış ve haykır arak,

— Elimde değil, «tnmşti, bu güzellik ve törelerin canavarca yıkılış ınjı ur tık

dayanamıyacağım…

Aynı gün isüaf ıiM’klııhu gazetelerde yayınlanıyordu:

Moskova’da ne nluıı imilfllnl bu olnylnrn gözleriyle tanık olanlardan öğrenmiş İiiiIlhiuvitiini,

Basit kilisesiyle LJujtftımM kıılmlrnlln) yıkmak üzereler Mûs-

224

kova ve Petrograd’ın en değerli sarfat hazinelerinin toplanmış bulunduğu KremlinPİ

bombalamaktadırlar.

Binlerce kurban verilmiştir.

Kavga, vahşiliğin son kertesine gelmiş dayartmısttr.

Daha nereye dek gidecek bu? Daha ne gelebilir?

Tüm bunlara arttk dayanamıyorum. İş çığrmdan çıkmıştır ve bu korkunç eylemleri

durdurmak için kendimde güç bulamıyorum. Beni deli eden bu düşüncelerden bunaldığım için

çatışmam olanaksız hale gelmiştir Bu nedenle Halk Komiserleri Kurulundan çekiliyorum.

Karan mm tüm ciddiliğini kavramış bulunmaktayım, fakat daha fazlasına dayanacak güçte

değilim…

Aynı gün junkerlerle beyaz koruyucular teslim olarak serbestçe çekilmelerine izin verildi ve

aşağıdaki anlaşma yapıldı:

1 — Halk Kurtuluş Komîtesf dağıtmıştır

2 — Beyaz koruyucular silahlarını tealim ederek kendilerini dağıtacaklardır.

Subaylar kılıçlarını yanlarında alıkoyabilirler. Okullar yalnızca ofjUimo gerek!;

silahJarr bulundurabileceklerdir, Junkerlerin olindokl tüm öteki silahlar teslim

edilecektir. Devrimci Askeri Komlio horkesin özgürlük ve dokunulmazlığını garanti eder,

3 — ikinci maddede öngöriılon silahlardan arındırma işlevi, devrimci asKerl

koınltoylo fiuiuymolor© kanlan subay ve örgütlerin temsilcilerinden oluy:m bir

komisyon tarafından yü* rütüjecektir.

4 — İşbu anlnşmnnm Itrı/nlnnmnsından hemen sonra taraflar her türlü düşmanca

oylomlnro bir son vermek için derhal emir verecekler ve bu omdu inm yürütülmesi için

gerekli ted* birleri atacaklardır.

5 — İşbu an1,ı;>m;mın imzalanmasıyla 1üm esirler derhal serbest bsrakılacakiır.

Bolşevikler iki ^iindenberi kente egemendiler. Kor-ku içindeki haJk, ölülerini aramak için

mahzenlerden sürünerek çıkıy<n\ barikatlar yıkılıyordu. Bununla birlikte Moskova’nın

yıkılışına ilişkin dedikodu sayısı durmadan artıyor, artıyordu. Duyduğumuz korkunç öyküler

bizi oraya gİLmeye zorladı.

Petrograd, hükümet merkezi olarak iki asırlık geç-misine rağmen gene de yapma bir kent

olarak kaldünyayı

Sarsan On Gün/F: 15 225

maktadır. Gerçek Rusya, geçmiş ve gelecekteki Rusya ise Moskovadır. Devrim karşısında

Rus halkının gerçek duygularının ne olduğunu Moskovada bulabileceğiz. Hayat orada daha

bir yoğun, daha bir başkadır.

Basit demiryolu işçilerinin yardımiyle Nikolas hattını ele geçiren devrimci askeri komite,

geçen hafta boyunca Güney-Batıya gemici ve kızıl koruyucularla dolu trenleri peşpeşe

göndermiş durmuştu. Smolny’den serbest geçiş kağıtlarımızı aldık. Onlarsız kimse

Başkentten adımını dışarı atamazdı.

Tren gara girer girmez büyük yiyecek çuvalları taşıyan hırpani bir alay asker kapılara

saldırıp camları kırarak kompartımanları koridorları işgal ediyor, danalarına kadar çıkıyordu

vagonların. İçimizden üç ki-Şİ zorla bir kompartımana girmeyi başardılarsa da yirmi asker

derhal doluşu verdiler içeri Yalnızca dört yer vardı. Tartışarak karşı çıktık, kondüktör de

bizden yana çıkmak isteyince askerler başladılar gülmeye. Birkaç burjuva için keyiflerini

kaçıracak değillerdi ya. Smolny’den aldığımız serbest geçiş kağıtlarını gösterdiğimiz zaman

derhal durumlarını değiştirdiler.

— Dur bakalım arkadaşım, diye bağırdı içlerinden biri, bunlar amerikah dostlar. Devrimimizi

görebilmek için otuz bin kilometre yapmışlar. Elbette yorgunlardır.,.

Sonra dostça ve nezaketle özür diliyerek komportı-mandan çıktılar. Sonradan, kondüktöre

para vererek kapıyı arkadan sürgüleyen iki göbekli ve iyi giyinmiş Rusun kompartımanına

büyük bir gürültüyle girdiklerini işittik.

Akşamın yedisine doğru gardan ayrıldık. Bir yılan gibi uzayıp giden trenimizi odun ateşiyle

işleyen bir lokomativ sürüklüyor, sık sık durarak, kör topal ilerlemeye çalışıyordu.

Tavandaki askerler ayaklariy-le tempo tutarak uzun köylü havaları söylüyor, geçmenin

olanaksızlaştığı koridorlarda tartışmalar gece yarılarına dek sürüyor ve kondüktör biletleri

kontrol etmek için ara sıra tur atıyordu. Bizim dışımızda kimsenin bilt’li yoktu. Hir yarım

saat uğraştıktan sonra kollarını h<ıvny;ı kalfltrıp fokip gidiyordu. Pîs kokular ve sigara

dumîimylıı dolu h;ıv;ıdu nı-fes alınamıyordu.

226

Eğer camlar da kırık olmasaydı hepimiz geceleyin boğularak ölürdük.

Ertesi günü yığınla rötar yapmıştık ve dışarda yalnızca bembeyaz bir sonsuzluk vardı.

Korkunç bir soğuk her yanı kasıp kavuruyordu. Öğleye doğru bir köylü kadın ekmek

dilimleriyle dolu bir sepet ve ılık kahveye benzeyen tfir nesnenin içinde sallandığı büyük bir

göğümle göründü kapıda. Sonra akşama dek gördüklerimiz, tıklım tıklım dolu olduğu halde

sarsılıp duran ve sık sık olduğu yerde kalakalan trenle, birkaç gar bozuntusu oldu. Aç bir

kalabalık, zaten çok az bir şeyin bulunduğu gar büfesine saldırarak göz açıp kapayıncaya

kadar ne var ne yok süpiirüyorchı. Bu duraklamalardan birinde, kendi sovyetlerine yakınmak

üzere Moskovaya donen Nogin ile Rikov isimli iki muhalif komisere ve Leninden daha da

solda olduğu söylenen kısa kızıl sakalı ve fanatik gözleriyle ufak tefek bir adam olan

Bukarin’e rastladım. Çan üç kez çalınca derhal trene atlıyor, gürültülü ve kalabalık

koridorlarda kendimize bir yol açmaya çalınıyorduk… Bu insanların iyi karaktori, ra hatmi

ığa sabır ve neşe içinde karşı koymasını bitiyordu. Pctrograd’dakî durumdan ingiliz

treydünyon sistemine kadar her konuda tartışıyor, kendileriyle birlikti* trene binmiş

birkaç burjuvayla da çekişip duruyorlardı. Moskovaya gelmeden önce hemen her vagon krndi

levazım komitesini seçmiş., bu komiteler de siyasi guruplara bölünerek temel prensiplerde

tartışmaya girmişti bile…

Moskovtı garı tenhaydı. Dönüş bilet sorunumuzu çözmek üzere komiserin bürosuna gittik.

Komiser, teğmen rütbesini layıyım asık suratlı genç bir adamdı, Smolny’den aldığımız geçiş

kağıtlarımızı görünce küplere binerek kentlisinin Bolşevik olmadığını ve kurtuluş komitesini

temsil etliğini söyledi. Garip olan şuydu: kentin ele getirilmesi sırasında büyük gar tamamen

unutulmuştu galip birlikler tarafından.

Ortalıkta araba da gözükmüyordu. Garın biraz iler-sinde, küçük kızağının üstünde kazık gibi

uyuya kalmış ve garip bir şekilde giyinmiş bir İzvoçik’i uyandırdık.

— Kent merkezine ne vereceğiz?

Başını kaşıdı. «Beyler otelde oda bulamazsınız, de-di, verin yüz ruble atayım sizi…»

227

Devrimden önce iki rubleye patlıyordu bu kısa yolculuk. Karşı çıktığımızı görünce omuzlarını

silkti ve «Bugün bir kızak sürebilmek için insanda cesaret olması» gerek dedi.

Elli rublenin altına indirmek olanağı yoktu arabacıyı. Yarı yarıya aydınlanmış ıssız

sokaklarda, karın üstünde kayarken altı günlük döğüs. sırasında bağından geçenleri

anlatmaya başladı.

— Araba sürüyordum ya da bir sokak köşesinde müşteri bekliyordum. Birden «güm» diye

bir obüs, «güm» diye bir tane daha. Sonra «ta, ta, ta,» diye makinalı tüfek başladı. Dört

nala kalktım. Ama bu heriflerin ateş etmediği köşe yok ki.,. Sonunda rahat bir sokak

buldum, başladım kestirmeye, derken «güm» bir obüs daha, «ta» ta, ta,» gene makinalı,,.

Allah belâsını versin, rahat yok adama…

Kentin merkezinde karla örtülü sokaklar hastalık sonrası bir huzur içinde dinleniyorlar,

yalnızca birkaç sokak lambası yanıyordu. Seyrek yayalar kaldırımlarda hızlı hızlı

koşuşturuyor, buz gibi iliklere işleyen bir rüzgâr ovadan doğru esiyordu. Rastladığımız ilk

otele daldık, Resepsionda iki mum yanıyordu.

— Birkaç rahat odamız var, ama bütün camlar kurşunlardan delik deşik. Eğer baylar soğuk

havadan rahatsız olmazlarsa…

Iverskai caddesi boyunca uzanan mağaza vitrinlerinin hepsi paramparçaydı. Obüslerin

deldiği şose üzerinde sökülmüş kaldırım taşları vardı. Otelden otele dolaştık. Hepsi ya

tıklım tıklım doluydu ya da otol sahipleri olan bitenden öylesine korkmuşlardı ki «hayır

odamız yok» diye kestirip atıyorlardı. Büyük ticarethanelerle bankaların bulunduğu ana

caddelere Bolşevik topçusu hedef gözetmeden ateş açmıştı. «Junkerlerle beyaz

koruyucuların nerelerde olduğunu kestiremediğimiz zaman, çek karnelerini bombalıyorduk»

diye anin Uj bir sovyet memuru bana.

Yabancı olduğumuz ve devrimci Askeri Komite ya-bnncılnrın bulundukları yerleri korumaya

söz verdiği için tfrniş «Nasyonal OteMnrîe bir yer bulabildik. Müdür, üst katta

şarapnellerin parça parça ettiği bir sürü pencnvyi göstererek yumruğuyla hayalî Bolşevikleri

gcisteıvrek,

— Hayvan kır, dedi, bekleyin biraz. Zamanı gelecek

228

onların da. Birkaç gün içinde o gülünç hükümetleri devrilecek ve bunların hesabını

verecekler bize. Duvarlarında Tolstoyun resimleri bulunan ve «kimseyi yemiyorum» diyen

bir de iştah açıcı tabelası olan lokantada yalnızca sebze yemeği yedikten sonra etrafa bir

göz atmak için dışarı çıktık.

Moskova Sovyeti genel karargâhı, Skobelev meydanında beyaz cepheli büyük bir bina olan

genel valinin sarayına yerleşmişti. Kızıl koruyucular kapıda nöbetteydiler. Duvarları siyasi

parti manifestoları ve miting haberleriyle kaplı büyük ve muhteşem merdivenin yukarısında,

üzerleri kırmızı örtüyle kaplı altın çerçeveli yağlı boya tabloların süslediği, tavanları delik

bir sürü odadan geçtikten sonra yaldızlı kornişleri ve kristal avizeleri olan gösterişli bir

salona girdik. Yirmi kadar dikiş makinesinin boğuk gürültüsüne karışan bir ses vızıltısı her

yeri dolduruyordu. Yerlerin ve masaların üzerine kırmızı ve siyah pamuklu bez topları

açılmış ve elli civarında kadın devrimde ölenlerin cenazeleri için bayrak ve örtüler kesip

dikmeye koyulmuşlardı. Üzüntü ve kederin yüzlerini damgalayıp sertleştirdiği bu kadınlar

gayet ciddi çalışıyorlardı, çoğunun gözleri de yaşlıydı. Kızıl ordunun kayıpları çok olmuştu

buralarda…

Siyah bir işçi elbisesi giymiş, tek camlı bir gözlük takan sakallı ve zeki görünüşlü bir adam

köşedeki bir masaya oturmuştu. Eogov, ertesi günü bizi cenaze ge-çiti İcra Komitesine

katılmaya davet etti,

— Ne Devrimci Sosyalistlere ve ne de Menşevikler e bir şeyler öğrctobilmck ümidine

kapılmamak gerek, diye bağırdı. «Uzlaşma» onlarda ikinci bir karakter olmuş çıkmış.

Junkörlerle birlikle cenazeleri kaldırmamızı teklif etmıvlrr mi bize…

Yüzü bana yabancı gelmeyen yırtık kaputlu ve şapkalı (metinde lürk<;c yazılıdır) bir adam

geçti odadan. Standard oil grovî sırasında Bayonne’da (New-Jersey) saatçilik yaparken

tanıdığım Melniçanskiydi bu. Şimdi ise Moskova metalürjistleri sendika sekreteri ve savaş

şuasında devrimci askeri komite komiserlerinden biriydi.

Yırtık pırtık halini göstererek, «bakınız şimdi bana» dedi, «Junkerler ilk kez Kremlin’i

aldıkları zaman ben de oradaydım çocuklarla birlikte. Beni bir mah-

229

zene kapatıp paltomu, paramı, saatimi hatta parmağım-ciaki yüzüğü bile aldılar. Giyecek bir

bunlar kaldı bana.»

Moskovayı ikiye bölen kanlı altı gün savaşları üzerine etraflı bilgi verdi bana.

PetrogracPdakmin tersine Belediye Duması beyaz koruyucularla junkerlerin yönetimini eline

almıştı. Birliklerin ve Halk Kurtuluş Komitesinin operasyonlarını yöneten Rudnev ile Duma

Başkam Minör idi. Demokrat eğilimli kumandan Riabs-tev devrimci askeri komite emirlerine

direnmekte kararsızlık göstermesine rağmen sonunda Dumanın iradesine boyun eğmişti…

Kremlinin işgal edilmesini isteyen Belediye Başkanıydı ve «Bir kez orada oldunuz mu ateş

etmeye cesaret edemezler üstünüze» demişti,..

Uzun zamandan beri hareketsiz kaldığından morali bozulmuş olan ve iki partinin birbirine

çekiştirdiği garnizon alayı, takınacağı tutumu belirlemek için bir miting düzenlemiş ve

sonunda tarafsız kalarak sokaklarda silgi ve ay çiçeği çekirdeği satmaya karar vermişti.

Yeni faaliyet sahasıydı bu.

— En berbadı, diyordu Melniçanski, tam savaş içinde örgütlenmek zorunda kalıyorduk.

Rakibimiz ne istediğini çok iyi biliyordu. Bizde ise askerlerin ayrı, işçilerin ayrı Sovyetleri

vardı. Başkumandanlığı kimin alması gerektiği konusunda korkunç bir mücadele oldu. Bazı

alaylar eyleme geçmeğe karar vermeden önce günlerce tartıştılar ve subaylar da bizi

ekince askeri operasyonları yürütecek kurmay heyetinden de yoksun kaldık.

*

Bana daha neler anlatmadı ki… Soğuk ve kapah bir günde mitralyöz ateşinin silip süpürdüğü

Nikits-kaia sokağı köşesinde kalmıştı. Gazete satıcısı olduklarını sandığı zavallı sokak

çocuklarından bir gurup toplanmıştı oraya. Yeni bir oyunun sevinci içindeymiş gibi çığlıklar

atarak ateşin yavaşlamasını bekliyorlar ve sonra koşarak karşıdan karşıya geçmeye

çalışıyorlardı. Çoğu öldürüldüler ama geri kalanlar gene de gülerek ve birbirlerine cesaret

vererek sokağı geçmeye uğraşıyorlardı.

İkimlİ ü/iTİ Moskova Bolşevik lor İnin Nogin, Rikov ve diğer nıuhtılir komisorlrn dinlrmrk

için toplandıkları «Asiller Kulülılbıu* Kitlim.

Toplantı, rski rojirn /Jim;mmdrı amatör tiyatrocu-

230

larm en son Paris temsillerini subaylar ve mücevherli güzel kadınlardan oluşan bir topluluğun

önünde oynadıkları büyük temsil salonunda yapılıyordu. Önce merkezde oturan aydınlar

geldi. Nogin konuştu ve dinleyicilerin çoğu onayladı sözlerini. Ancak geç saatlere doğru

işçiler görünmeye başladılar. îşçi mahalleleri kentin bir ucunda “bulunduğundan ve

tramvaylar da işlemediğinden geç kalıyorlardı.

Gece yarısına doğru ağır adımlar merdivenlerde duyulmaya başladı. Onarlık yirmişerlik

guruplar halinde sert yüzlü kabaca giyinmiş işçiler görünmeye başladılar. Etraflarında

arkadaşlarının öldüğünü görerek bir hafta boyunca deliler gibi döğüştükleri savaştan henüz

kurtulmuşlardı.

Toplantı resmen açılır açılmaz Nogin bir alay ve Öfke fırtınasiyle karşılaştı. Boşuna

açıklamaya çalıştı sözlerini arna kimse dinlemiyordu. Halk Komiserleri Kurulunu terkctmişT

savaşın göbeğinde yerinden ayrılmıştı. Burjuva basını ise Moskovada hiç yoktu. Belediye

Duması kendi kendini dağıtmıştı. Bukarin kalktı ayağa, karşı duru I mn sı olanaksız keskin

mantığiyle konuşarak top gibi düğmeye başladı etrafı… Gözleri ışıl ışıl dinliyorlardı onu.

Halk Komiserleri Kurulunun eylemlerini onaylayan bir k;ırar ezici bir çoğunlukla alı-nıverdi.

İşte Moskova böylt1 konuşuyordu.

Gecenin ilerlemiş bir san tinde ıssız sokakları gezerek îberya kapısını çelikten sonra

Kremlin önündeki kızıl meydana çıktık. Hası t kilisesi, karanlıklar içinde parlak kubbeler i ti

in mermer ki re miti eriyle bük-lümlü sütunlarını göğe sermişti. Hiç bir şey zarar görmüşe

benzvmiyonhı. Meydan boyunca Kremlinin kuleleri ve duvarları karanlık bîr yığın halinde

yükseliyor, yüksek duvarın üstünde, bir yerlerde yanan ateşlerin kırmızımtırak akisleri

oynaşıyordu ve geniş meydanın ta öte ucundan kazma kürek gürültüleriyle insan sesleri

ulaşıyordu bize kadar. Meydanı geçtik.

Duvarların dibinde taş ve toprak yığını yükseliyordu. Tepeye çıktık ve o zaman gözlerimiz,

büyük ateşlerin ışığında yüzlerce asker ve işçinin kazmaya çalıştıkları elli metre boyunda ve

yedi sekiz metre derinliğindeki iki büyük çukura takılı kaldı.

Genç bir öğrenci almanca olarak:

— Ortak mezar bu, dedi, yarın buraya devrim uğruna ölen beş yüz proleteri gömeceğiz.

231

Bizi çukura indirdi. Kazma ve kürekler durmaksızın çalışıyor ve toprak yığını büyüyüp

duruyordu. Kimse konuşmuyordu etrafımızda. Başımızın üstünde milyarlarca yıldız parlıyor

ve çarların Kreırüini korkunç duvarlarını yükseltiyordu biraz ötede,

— Tüm Rusyanın en kutsal yeri olan burada, yarın içimizdeki en kutsal varlığı gömeceğiz.

Çarların uyuduğu tam burada, bizim çarımız Halk uyuyacak…

Savaşta aldığı bir kurşun nedeniyle bir kolu sarılı duruyordu omuzuna. Gözleri yarasına

takılı sürdürdü konuşmasını:

— Bir orta çağ monarşisine uzun zamandanberi katlandığımız için siz yabancılar bize

yüksekten bakarsınız. Fakat çarın dünyada tek despot olmadığı, kapitalizmin daha

berbat bir sey olduğu ve yeryüzünün tüm ülkelerinde kapitalizmin bir imparator olduğu

artık anlaşılmış bulunmaktadır… Rus devriminin taktiği gerçek yolu açmıştır…

Ayrılacağımız anda, soğuğa rağmen ter içinde kalan işçiler, bitkin ve yorgun, zorlukla

çukurdan yukarı çıkmaya çalışıyorlardı. Diğer bir ekip ise karsıdan görünmüştü. Tek bir

kelime söylemeden çukura indiler ve kazmalar, kürekler çalışmaya koyuldu yeniden…

Böylece tüm gece boyunca halk gönüllüleri durmaksızın izlediler birbirlerini ve şafağın

soğuk ve solgun ışıkları karlı meydan üzerine yayılmaya başladığı zaman simsiyah ağzı açık,

ortak mezar bitmişti bile.

Güneş doğmadan kalkarak henüz aydınlanmamış sokaklardan geçip Skobelev meydanına

vardık. Koskocaman kentte bir tek canlı bile görünmüyordu. Yalnızca, bazan uzaktan bazan

da çok yakından, henüz çıkmaya başlayan bir rüzgarı andıran bir ses ve soluk dalgası

farkediliyordu. Sovyet genel karargahının önünde, günün ilk solgun ışıkları altında sarı

harfli kırmızı bayrak demetlerini taşıyan bir küçük erkek ve kadın topluluğu toplanmış

bekliyordu. Bu, Moskova Sovyeti Merkez İcra Komitesiydi. Gün ağardı ve zayıf sesler

sürokü ve güçlü bir koro haline dönüştü. Kent uyanıyordu. Bayraklar rüzgarda dalgalana

dalgalana Tvers-kaia ciKİdtVJini indik. Yol üzerindeki küçük kiliseler kapalı ve

kıtpknnıııtıkl.t. Tnç giyme töreninden önce her çarın gidip ziyjırH. H,l,i#i Ilu-rya Meryem

Ana kilisesi de simsiyahtı. JlnlInıkİ tfcco vo gündüz sürekli olarak

232

açık kalır ve dindarların yaktıktan mumlar ikonların altın, gümüş ve kıymetli taşlarını pırıl

pırıl aydınlatırdı. Söylenenlere bakılırsa Napolyondan beri ilk kez mumlar yanmıyordu.

Aziz Ortodoks Kilisesi ise, Kremlini bombalayan kâfir yılanların yuvası haline gelmiş olan

Moskovaya yüzünü çevirmişti. îtiliseler karanlık, sessiz ve soğuk kalakalmış, papazlar

ortadan kaybolmuşlardı. Kızıl cenazeler için hiç bir din adamı yoktu, ölüler için son dini

merasim yapılmayacaktı ve bu küfürbazların mezarları başında dua da okunmayacaktı.

Moskova metropoliti TikonMa Sovyetleri aforoz etmekten geri kalmayacaktı,,.

Dükkânlar da kapalıydı ve varlıklı sınıflar başka nedenlerle evlerine kapanmışlardı. Bugün

Halk günüydü ve yürüyüşünün çıkardığı gürültü, yükselen dalgaların gürültüsünü

andırıyordu…

Daha şimdiden îberya kapısından bir insan seli akıyor, büyük kızıl meydan binlerce küçük,

siyah noktalarla örtülüyordu. Haç çıkarmadan yanından geçilmeyen îberya kilisesinin

etrafındaki halkın bu kez onu farkettiklerini bile zannetmiyordum.

Büyük kalabalık arasından kendimize bir yol açarak Kremlin duvarlarının önüne geldik ve

toprak yığınlarından birinin üstüne tırmandık. Birkaç kişi daha vardı orada. Moskova

kumnndnnı seçilen, tatlı yüzlü, basit tavırlı, sakallı ve u/.un boylu bir asker olan Nu-ralov da

aralarındnydh

Acı ve sefaletin damgasını vurduğu binlerce ve binlerce insandan nluyiirı seL sokaklardan

kopup Kızıl Meydana doğru akıyordu. Knternasyonali çalan bir as-keri bando mcyrliinii

geldiği zaman, şarkı suda yayılan halkalar gibi tfiirkemli ve yüce kalabalığı bir anda

sarıverdi kendiliğinden. Kremlin duvarlarından yerlere kadar büyük ve üzerlerinde beyaz ve

altın yazıların bulunduğu dev gibi kızıl bayraklar sarkıtıîmıştı. «Dünya sosyalist devriminin

ilk şehitlerine», «Yaşasın Dünya İşçilerinin Knrdeşlîği…»

Soğuk bir rüzgâr meydanı kasıp kavuruyor ve bayrakları havalantliriyordu. Şimdi en uzak

mahallelerden ölüleriyle birlikte işçiler gelmeye başlamıştı. Büyük kapının altından parlak

bayrakları ve daha koyu kan rengi tabutlariyle fabrika işçilerinin geçtiğini görüyor-

233

duk. Yüzleri göz yaşına boğulmuş bu sert adamların omuzlarında hiç rendelenmeden kaba

tahtadan yapılmış ve sonra kırmızıya boyanmış tabutlar vardı. Onların arkasından hıçkıran,

inleyen ya da ölü gibi dimdik yürüyen kadınlar geliyordu. Birkaç tabut açılmış ve kapakları

arkadan geliyort diğerleri altın ya da gümüş sim işlemeli kumaşlarla örtülmüş ya da tahtanın

üzerine bir asker kasketi çevîlenmişti. Yapma çiçeklerden oluşan bir sürü çelenkte izliyordu

korteji.

Tabutların geçmesi için açılan ve sonra hemen kapanan kalabalığın arasından kortej ağır

ağır bize doğru yaklaşıyordu. Büyük kapının altından, kırmızının her tonundan oluşan bir

bayrak seli akıyordu. Üzerlerinde altın ve gümüş simden yazılı yazılar ve bayrak direklerinin

tepesinde de siyah krepler dalgalanıyordu. Ayrıca üzerlerinde beyaz yazılar bulunan siyah

anarşist bayraklar da vardı. BandoT devrim cenaze marşını çalıyor ve başları açık, muazzam

koronun sesleri arasından, tabutları taşıyanların kesik sesleriyle, boğulmaya çalışılan

hıçkırıklar işitiliyordu…

Fabrika işçilerine karışmış kendi tabutlarını taşıyan askeri birlikler, arkasından tören

adımlariyle yürüyen süvari kıtaları, topçu bataryaları geliyordu. Topların üstü sanki sonsuza

dek kalacak olan siyah ve kırmızı kumaşla Örtülmüştü. Bayraklar üzerinde «Yaşasın 3.

enternasyonal» ya da «Dürüst, demokratik ve genel bir barış istiyoruz» yazıları

yazılmıştı.

Nihayet cenaze mezarın başına kadar getdi ve tabutlarla birlikte toprak yığınını aşarak

mezara indi. Aralarında» tıknaz, sağlam pek çok halk kadım vardı. Arkadan genç ve kederli

kadınlar, oğullarını ya da kocalarını bırakmak istemeyen ve yaralı hayvanlar gibi inleyen

yüzleri buruşuk yaşlı kadınlar geliyordu. Ölülerini mezarda da izlemek istiyor ve kendilerini

tutan merhametli ellerden sıyrılmaya çalışıyorlardı. Yoksul insanların birbirlerini sevmeleri

böyleydi işte.

Bütün gün îberya kapısından gelerek Nikolskaia caddesinden meydanı terkeden cenaze

alayı, kızıl bayraklardan oluşan bir sel halinde ümit, kardeşlik ve gelccoğt* ilişkin sözlor

bağırarak elli bin k is. inin arasından, iüm «lünyn işçileriyle gelecek maillerin arasından geçti

tfiLti.,.

Beş yü/ Uıhııt birer birer numara kondu. Akşa-

234

mın alaca karanlığı etrafa çöktüğü zaman bayraklar hâlâ dalgalanıyor* bando sürekli cenaze

marşım çalıyor ve büyük kalabalık, şarkılariyle ortalığı inletiyordu- Ağaçların çıplak

dallarına çelenkler asıldı rengârenk garip çiçekleriyle. İki yüz insan kürekleri kaptılar ve

şarkıların arasından tabutlar üzerine atılan toprakların boğuk gürültüsü duyuldu sonra,.

Işıklar göründü o zaman, Son bayraklar da geçtiler ve son kadınlar da arkalarına bir kez

daha acıyla baktıktan sonra ayrıldılar. Yavaş yavaş proleter dalgası da geniş meydandan

uzaklaştı…

O zaman anladım ki dindar Rus halkının axtık papazlara ihtiyacı yoktu kendisine göğün

yollarını açmak için. Yeryüzünde, göktekinden de görkemli bir ülke kurmak üzereydi ve onun

için ölmek öylesine şerefliydi ki.,.

on birinci bölüm

iktidarın ele geçirilmesi

RUSYA’DA YAŞAYAN HALKLARA İLİŞKİN HAKLAR

BEYANNEMESi

İçinde bulunduğumuz senenin haziran ayında yapılan birinci Sovyet Kongresi, Rusya

halklarının kendi kenditerini idare etmek hakkım açıkça belirlemişti.

Kasımda toplanan İkinci Sovyet Kongresi ise, Rusyada yaşayan halkların bu vazgeçilme*

hakkım kesinlikle doğrulamıştır.

Bu kongrelerin idaresine uyan Halk Komiserleri Kurulu, mîlletler sorunu üzerine yapacağı

girişimlere temel olarak aşağıdaki prensipleri getirmeye karar vermiştir,

1 — Rus halklarının eşitliği ve egemenliği,

2 — Tüm aynlma ve bağımsız bir devlet oluşturma haklan da dahil olmak üzere Rusyada

yaşayan halklarm serbestçe kendi kendilerini İdare edebilme hakkı,

3 — Dini ve milJİ karakterde kısıtlamalarla her türlü imtiyaz ların kal d ı rı İm as»,

4 — Rus topraklan üzerinde yaşayan etnik gurupların ve azınlıktaki milletlerin serbestçe

gelişmeleri.

Milletler Komisyonunun kuruluşundan hemen sonra yaptırım kararnameleri haz ırf anaç

aktır.

Rus Halkı Adına

Milletler Komiser};

lossff ÇugaşvîJf Sfaiin

IMk Komlsorierî Kurulu Başkanı

V. UIYANOV (LENİN)

14 Kasım 1917

236

Kiev Merkez Rada’sı Ukranya Cumhuriyetini derhal bağımsız ilân etti ve Finlandiya

Hükümeti Helsing-fors Senatosuna benzer bir karar aldırttı. Sibirya ve Kafkasyada

bağımsız hükümetler doğdu. Polonyada, savaş yüksek Komitesi Rus Ordusundaki polonyah

birlikleri derhal geri çekerek ordu komitelerini kaldırdı ve sıkı bir disiplin uygulamaya

başladı.

Tüm bu hükümetlerle eylemlerin ortak iki yönü vardı: birincisi varlıklı sınıflar tarafından

yönetiliyorlardı ve ikincisi bolşevizmden hem korkuyor ve hem de nefret ediyorlardı.

Bu karışıklıkların ortasında Halk Komiserleri Kurulu sosyalist düzenin kurulması için canla

başla çalışıyordu. Sosyal sigortalar, işçi kontrolü, yerel toprak komiteleri, her türlü titr ve

rütbenin kaldırılması, eski mahkemelerin kapanması ve yeni halk mahkemelerinin kurulması

üzerine sürekli kararnameler yayınlıyordu.

Kara ve Deniz Kuvvetleri delegeleri yeni hükümeti peşpeşe kutlamaya geliyorlardı.

Birgün Smoîny önünde siperlerden dönen üstleri başları dökük bir alay gördüm. Büyük giriş

kapısının önüne yayılmış zayıf ve sapsarı yüzlü askerler, sanki içinde Allah varmış gibi büyük

binaya bakıyorlar, bazıları ise kapının üstündeki çarlık kartallarını işaret ederek

gülüyorlardı.., O sırada kızıl koruyucular nöbet değiştirmeye geldiler. Tüm askerler,

isminden çok söz edile]”» ama hiç görülmeyen bir şeye bakar gibi büyük bir merakla

bakmaya başladılar. Ve içten gülerek, sıralarından ayrılıp kızıl koruyucuların omuzlarına

vurmaya ve yarı alaylı y;ırı övgü I ü sözler söylemeye başladılar…

Geçici hükümet nrtik ortadan kalkmıştı. 15 Kasım günü başkentin tüm kiluselerindeki

papazlar onun için dua etmeyi keşliler. İnikat, Lenin’in Tsik’e söylediği gibi iktidarın ele

geçirilme işlevi henüz başlangıcında bulunuyordu. Ülkenin ekonomik hayatına egemen olan,

silahları elinden »Immış muhalefet, karışıklıklar çıkarma* ya koyularak Kus halkının ortak

eylemler için gösterdiği tüm zekayı da kullanıp Sovyetleri küçük düşürmek ve zayıflatmak

için engelleri çoğaltmaya koyuldu.

İyice pişirilip kotarılmış memurlar grevi, büyük ticari müesseseler ve bankalar tarafından

parasal destek görüyor ve hükümet örgütünü ele geçirmek için Bolşeviklerin yaptıkları tüm

girişimler büyük bir direnmeyle karşılaşıyordu,

237

Troçki Dışişleri Bakanlığına gittiği zaman memurlar onu tanımayı reddederek odalarına

kapandılar. Kapılar zorlanıpta içeri girildiği zaman istifalarını vermekte gecikmediler.

Arşivlerin anahtarların: istediği zaman, ancak kilitleri kırmak için işçiler getirildiğini

görerek razı oldular kendisine vermeye anahtarları. O zaman da, eski Bakanlık Müsteşarı

Neratov’un gizli anlaşmaları da beraberinde götürerek sırra kadem bastığı anlaşıldı,..

Şliapnikov, Çalışma Bakanlığını ele geçirmeyi denedi. Hava çok soğuk olmasına rağmen ateş

yakmak için kimse ortalıklarda görünmüyordu. Yüzlerce memurun arasından bir tanesi bile

bakanın odasının nerde olduğunu söylemedi kendisine…

13 Kasımda Halk Yardımlaşma Komiseri seçilen Aleksandra Kollantai yalnızca kırk kadar

memurun dışında kalanların büyük bir grevi ile karşılaştı bakanlığa adımını atar atmaz.

Büyük kentlerin yoksul-lariyle düşkünler evinde kalanlar ise daha berbat bir durumdaydılar.

Açlıktan ölen sakatlarla, yüzleri morarmış ve solmuş yetimlerden oluşan temsilciler

bakanlığı kuşatıyordu. Kollantai, gözleri yaş içinde, kasa ve büroların anahtarlarını verene

http://genclikcephesi.blogspot.com

dek tüm grevcileri hapsettirdi. Anahtarları ele geçirdiği zaman da, eski bakan Kontes

Papina’nın paralarla birlikte çekip gittiğini ve Kurucu Meclisin emri olmadan onları geri

vermeyi reddettiğini anlattılar kendisine.

Ziraat, Levazım ve Maliye Bakanlıklarında da aynı olaylar sürüyordu. Emeklilik haklarını ve

yerlerini kaybedecekleri tehdidi altında görevleri başlarına dönmeleri istenen memurlar ya

cevap vermiyorlar ya da sabotajda bulunmak üzere geri geliyorlardı… Hemen tüm

«Entelijantsiya» antibolşevikti ve sovyet hükümeti için yeni memur bulabilmek hepten

olanaksızdı…

Yalnızca spekülatörlerin gizli bir kapıdan girebildiği tüm özel bankalar inatla kapılarını

kapatıyorlar, Bolşevik komiserler geldikleri zaman memurlar defterleri ve pîiriilnn

kaçırarak ortadan kay bölüyorlar di. SmolnyT den tfrîert emirleri dinlemeyip buna karşın

Belediye Du-masiyl;ı Kurl.uliiJj Komitesini1 öze] olarak büyük miktarlarda ödemede

Imlurınn ve jw;ı taısmıiyle hazmeden sorumlu okmhırm tlışınrlji Iüid Devlet Hunkası

memurları grevdeydiler..

238

Bir kızıl koruyucu taburiyle iki kez bankaya gelen bir komiser, hükümet harcamaları için

gerekli büyük miktarların kendisine ödenmesini isteyince ilk keresinde orada bulunan

Belediye Duması üyeleri, Menşevik ve Devrimci Sosyalist Parti Liderleri girişiminin

sonuçları üzerinde öylesine ciddi beyanlarda bulundular ki komiser ürküverdi, ikincisinde ise

getirdiği bir emri her türlü yasalara uyarak okumasına rağmen bir memur enirin ne mühürü

va. ne tarihi olduğunu söyleyince resmi belgelere karşı Rusların gösterdikleri saygı hemen

çekilmeye zorladı komiseri…

Halk kredi bankasının memurları tüm defterleri imha ettiklerinden Rusyanm diğer ülkelerle

ilgili tüm mali raporları kayboldu.

Levazım Komiteleri ve kamu yararı belediye hizmetler idaresi ya çalışmıyor ya da işleri

sabote ediyordu. Halk ihtiyaçlarının ivediliği karşısında yardım etmek ya da hizmet

yönetimini ele almak isteyen Bolşevikler tüm memurların grevleriyle karşılaşıyor ve Duma

Rusyanın her yönüne telgrafJar göndererek Bolşeviklerin belediye özerkliğini bozduklarını

bildiriyordu.

Genel Kurmayda, Sttvaş ve Donanma Bakanlıklarındaki yaşlı memurlar ç;ıLışmuya razı

olsalar bile ordu komiteleriyle yüksek kumandanlık cephedeki birliklerin durumlarını

tehlikeye .sokmak pahasına sovyet eylemlerine her türlü engeli çıkarıyor, Vikjol Sovyet

Birliklerini taşımayı reddediyor düşmanca ve trenleri zorla ele geçirerek demiryolu

mnmırbırını tutuklamak gerekiyo?-du/O zaman da VikjH tutukluları serbest bıraktırmak

için genel grevle IH id i L ediyordu hükümeti…

Smolny’nin güçsüzlüğü açıktı. Gazeteler, yakacak noksanı nedeniyle IVlrograd’daki tüm

fabrikaların üç hafta sonra kaparmrııAım yazıyor, Vikjel 1 Aralıktan sonra trenlerin işlem

iveceğini bildiriyordu. Petrograd’ in yalnızca üc günlük yiyeceği kalmış ve tüm gelişler

durdurulmuştu. (Vplıcde, ordu açlıktan ölüyor, Kurtuluş Komitesiyle vcşitli merkez örgütleri

ülkenin her yanına duyurular yol İn yarak halkı hükümet kararnamelerini dinlememeye

v<ı#ırıyordu. Müttefik elçilikler ya soğuk bir ilgisizlik gösteriyor ya da açıkça düşmanlık

taslıyorlardı. Ya saki andıklarının ertesi gününden itibaren başka bir isimle yeniden

yayınlanan muhalefet gazeteleri yeni rejimle alay ediyor, «Novaia Zizn» onu «demagoji ve

güçsüzlük ittifakı» olarak görüyordu.

239

Hükümet her gün, günlük İhtiyaçlar çamuruna gömülmektedir. Bolşevikler iktidarı kolayca

ele geçirdiler ama onu kullanmaya yeteneksizler.

Mevcut hükümet mekanizmasını ellerimde tutamayarak, serbest ve kolay bir şekilde

İşleyişinin, sosyalist tecrübelerinin ihtiyaçlarına cevap verebileceği yenî mekanizmayı da

yaratamıyorlar.

Yalnızca dil ve kalemi konuşturmak sorunu ortaya çıktığı zaman bire parti çatışmaları için

adanı bulamayan Bolşevikler, devlet hayatının o kadar karışiK ve o kadar geşitff özel

işlerinin yürütülmesine gerekir personeli nereden bulacaklar?

Yeni hükümet çırpınıp gürültü çıkanyor ve hepsi birbirinden daha «sosyalist» ve daha

«radikal» kararnamelerle ülkeyi boğup duruyor.

Bir gün gelecek torunları mtzm şaşırıp kalacağı bu kağıt sosyalizminde ise güncel sorunları

çözmek konusunda ne bir istek ve ne de yetenek var.

Bununla birlikte yeni bir hükümetin oluşturulması için Vikjerin topladığı konferans gece

gündüz çalışıyordu, tki parti şimdiden yeni hükümetin oluşturacağı temel üzerinde prensip

anlaşmasına varmışlardı bile. Halk Kurulu’nun oluşumu üzerinde tartışma yapılıyor ve

Başbakan olarak Çernov’un başkanlığında bir deneme kabinesi üzerinde anlatılıyordu.

Azınlık bir Bolşevik gurubu olacaktı ama Troçki ve Lenin dışarda bırakılacaklardı.

Devrimci Sosyalist ve Menşevik Partileri Merkez Komiteleriyle köylü Sovyetleri İcra

Komitesi, Bolşeviklerin caniyane politikalarına karşı olmakla birlikte «kardeş kanı

dökülmesine» engel olmak için onların Halk Kuruluna girmelerine karşı çıkmamışlardı.

Fakat Kerenski’nin kaçışı ve Bolşeviklerin her yerde elde ettikleri başarılar durumu

değiştirdi. 16 Kasım günü Tsik’in bir toplantısı sırasında Sol Devrimci Sosyalistler,

Bolşeviklerin diğer sosyalist partileri de içeren bir koalisyon hükümeti kurmalarını istiyerek

aksi halde Tsik’ten ve devrimci askeri komiteden çekileceklerini açıkladılar. Malkin şöyle

konuştu:

— barikatların iki yanında da arkadaşlarımızın öldüğü Moskovndıın g,v\cn haberler bir kez

daha iktidar sorunuyhı kiiryı karşıyü hırakm;ıkt;i(lır bizleri. Bu şekilde hareket etmek

yjtlmv. hakkımız defti! görevimizdir

240

de… Smolny duvarları arasında bolşeviklerle birlikte burada toplanmak ve bu kürsüden

konuşmak hakkım elde ettik. İçerde parti mücadelesinden sonra, eğer uzlaşma

istemezseniz Smolny dışında da kavga vermek zorunda kalacağız.. Demokrasiye kabul

edilebilir bir uzlaşma önerisi getirmemiz gerek.»

Bu ültimatomu İncelemek için verilen aradan sonra Bolşevikler Kamenev’in okuyacağı

aşağıdaki kararla geri döndüler salona.

7 Kasım devriminin elde ettikleri haklar ofan sovyet iktidarı, barış ve toprak

kararnameleri, işçi kontrolüyle İşçi kitlelerinin silahlandırılması gibi konulan tanıyan ve işçi,

köylü, asker temsilciler Sovyetlerin i oluşturan tüm sosyalist parti temsilcilerinin hükümete

katılmasını arzulayan merkez icra komitesi, hükümeti oluşturmak için başlatılmış olan

görüşmeleri tüm sosyalist partilerle birtikta sürdürmeğe karar verîr ve aşağıdaki koşulların

anlaşmaya temel olması konusunda ısrar eder:

Hükümet, genişletilip üye sayısı 150’ys çıkarılacak olan Tsik önünde sorumludur. İşçi ve

asker temsilcilerin oluşturacağı bu 150 delegeye ek olarak taşra köylü sovyetferinden 75

delege, ordu ve donanmadan 80 delege, sendikalardan 40 delege (üyelerinin sayısfyle

orantı^ olarak çeşitli Rusblrliği Sendikalarından 25 detege, Vikjer’cfen 10 delege ve

postacılar sendikasından 5 delege) ve Petrograd Belediye Duması sosyalist guruplarından

50 delege katılacaklardır. Hükümetteki bakanlıklardan en az yansı Bolşevik partisine

verilecek, ayrıca Dışişleri, İçişleri v© Çalışma Bakanlıkları da zorunlu olarak bolşeviklere

bırakılacaktır. Petrograd ve Moskova yörelerindeki Birlik Kumandanlıkları Pelrograd v&

Moskova İşçi ve asker temsilciler Sovyetleri delegeleri -tarafından yürütülecektir.

Hükümet sistemli olarak Rus-yadaki işçi kitlelerinin silahlandırılmasını örgütleyecektir, teri

in ve Troçki’nln hükümete katılmaları gerekli görülür

Sonra Kamenev açıklamaya başladı:

— Konferansın Önerdiği sözde «Halk Kurulu&mm 420 kadar üyesi olacak. 150 Bolşevik,

karşı devrimci eski Tsik delegeleri, belediye dumalarının seçtiği ve hepsi kornilov yanlısı

100 üye, Avksentiyev’in seçeceği 100 köylü sovyet delegesi ve askerleri temsilden yoksun

eski ordu komitelerinden 80 delege. Eski Tsik üyeleriyle belediye üyelerini kabul etmiyoruz.

Köylü Sovyet delegeleri, bizim çağıracağımız köylü kongresi tarafından seçÜme-

Dünyayı Sarsan On Gün/F: 16

Udîr. Bu kongre aynı zamanda yeni icra komitesini de seçecektir. Lenin ve Troçki’yi dışarda

bırakmak önerisi partimizi başsız bırakmak eğilimi taşıdığından bizim için kabul edilemez.

Ayrıca bu Halk Kurulunu da gerekli görmüyoruz. Sovyetler tüm sosyalist partilere açıktır

ve Tsik, halk arasındaki gerçek önemlerine göre onları temsil etmektedir…

Sol Devrimci Sosyalistler adına konuşan Karelin, Tarım Bakanlığının kendilerine

bırakılmasını isteyerek ve köylü temsilcileri gibi bazı detayları değiştirmek hakkını saklı

tutarak Bolşevik kararı yönünde oy kullanacaklarını açıkladı. Koşullan kabul edÜdi.

Sonra, Petrograd Sovyetinin bir toplantısında yeni hükümetin oluşturulması konusunda

sorulan bir soruya Troçki şöyle cevap verdi:

— Bunlardan haberim yok. Görüşmelere katılmıyorum ben. Ama gene de büyük bir önem

taşıdıklarını zannetmiyoru m…

Gece konferansta herkes sıkıntılıydı ve Belediye Duma delegeleri çekildiler salondan…

Smolny’de bile Bolşevik partisi sıralarında Lenin’e karşı güçlü bir muhalefet oluşmaya

başlıyordu. 17 Kasım aksamı büyük toplantı salonu adamakıllı dolmuştu ve böylesine ağır bir

havada Tsik toplantısı başladı.

Bolşevik Larin, Kurucu Meclis seçim tarihinin yaklaştığını ve siyasi terörizmi artık

terketmek zamanı geldiğini söyledi;

— Basın Özgürlüğüne karşı alınan tedbirleri değiştirmek gerek. Mücadele zamanında

haklıydılar ama, artık şimdi gereksiz bunlar. Halkı ayaklanmaya ve karışıklık çıkarmaya

kışkırtan haller dışında basın özgür olmalıdır.

Kendi partisinden yükselen ıslık ve yuhalar ortasında Larin aşağıdaki öneriyi getirdi

toplantıya:

Halk komiserleri kurulunun basm üzerine yayınladığı kararname geçersiz kılınmıştır.

Siyasi baskı tedbirleri, yalnızca Tsik’îr* temsil edilen paMi-terin önem oranına göre

seçeceği özel bir mahkeme karariyle uygulanır Bu nuıhknmn, oiıcokl Ijiıskı Ifldbirtnrl

konusunda revizyon hakkım Ha nUtıtlu tulm,

242

Bu metin, sol Devrimci Sosyalistlerle Bolşeviklerin bir kısmı tarafından bile alkışlarla

karşılandı.

Lenin gurubu adına konuşan Avanessov, sosyalist partiler arasında anlaşma oluncaya kadar

basın sorununun ertelenmesini istedi. Bu öneri ise ezici bir çoğunlukla geri çevrildi.

— Şimdiki devrim özel mülkiyete saldırmakta tereddüt etmemiştir, diye konuşmasını

sürdürdü Avanessov. Basın sorunu, özel mülkiyet sorunu gibi düşünülmelidir.,. Ve sonra

Bolşevik gurubunun resmi kararını okudu:

Ayaklanma sırasında ve karşı devrim girişimlerinin ezilmesi sürecinde burjuva

-gazetelerinin yasaktanması, yalnızca bir mücadele aracı olarak kalmamış aynı zamanda yeni

-basın rejiminin getirilmesi için gerekli ve geçici bir tedbir olmuştur. Yeni rejimde, kağ<t ve

basımevleri sahipleri olan kapitalistler kamu oyunu arhk kofayca ve keyiflerine göre

oJuşturarmya-caklardır.

Kağıt stoklarına ve basım evlerine el koyarak ve onları sovyet fktJdarma devrederek

görevimizi sürdürmek zorundayız. Başkentte ve taşrada parti v« guruplar böylece temsil

ettikleri -fikirlerin gerçek önemiyle, ynnl üyo sayılariyle orantılı olarak ellerine teknik

olanakları goçirmlş olacaklardır. Sözde «basın özgürlüğüsnün yeniden gefirilmosf, ynni kamu

bilincini zehirle^ yen kapitalistlere basımevi vo knljıihırın gori verilmesi sermaye önünde

alçakça bîr teslim olaenk, ı;:çl vr> köylü devriminin en önemli pozisyonlarından birini terk

;tnl;tmıııa gelecek, tek kelimeyle tartışmasız karşı devrimcî jL>ir oytnm utacaktır öu.

Parti Merkez Komîtesi, Tsik Hoh;.fwlk Uaksiyonuna eski basın rejimini geri getirmeye

yönelik hor omu İyi geri çevirmeye ve karşı devrimci burjuva yarnrkırnı.ı nlV’ikca hizmet

etmek duygusuyla küçük burjuva arifikirlrtrlnm fJlklo ettirdiği istem ve iddialara karşt

Hafk Komiseriori Kııruhınu eksiksiz desteklemeye davet eder.

Bu kararın okunması sol devrimci sosyalistlerin alaycı lâf atmaları ve karşıt lîolstvik Itrin

gücenmiş pro-testolariyle kesildi. Karelin hırsh yerinden fırlıyarak konuştu:

— Üç hafta önce Bolşeviklt^r h^ısın özgürlüğünün en ateşli savunucusuduylar. Bu k;ır;mn

gerekçeleri, «yüz-siyahlar^îa çar rejiminin snnsiır komisyonu tarafından

243

ileri sürülen görüşleri aynen hatırlatmaktadır. Onlar da halk bilincini zehirliyenlerden söz

ediyorlardı.

Troçki uzun uzun kararı savunduktan sonra iç savaş sırasındaki basınla zaferden sonraki

basın arasındaki ayrıcalıklara değindi.

— İç savaş sırasında şiddet kullanmak hakkı yalnızca ezilenlere aittir. (Bağrışlar: nerede

şimdi ezilenler) düşmana karşı kazandığımız zafer henüz tanı değildir ve gazeteler bizim

için birer silahtırlar. Bu koşullarda gazetelerin yasaklanması bizim için yasal savunma

tedbiridir…

Sonra zaferi izleyen günlerin basm sorununa geçerek:

— Basın özgürlüğü konusunda sosyalistlerin tutumu» ticaret serbestisi konusundaki

tutumlarını yansıtmaktadır aynen… Bugün Rusyada örgütlenmiş demokratik iktidar,

sanayide olduğu gibi basının da özel mülkiyet egemenliğim ortadan kaldırmak

istemektedir.,, Sovyet iktidarı tüm basımevlerine el koymak zorundadır. (Bağrışmaları

Pravda basımevine de el koyun).

— Burjuvazinin basın üzerindeki tekeli kaldırılmalıdır. Yoksa iktidarı ele geçirmenin bir

anlamı kalmaz. Her vatandaş gurubu kendi basımevi ve kağıdına sahip olabilmelidir. Kağıt ve

basımevi mülkiyet hakkı günümüzde önce işçi ve köylülere, sonra birer azınlık olan

burjuvaziye aittir. İktidarın Sovyetlerin eline geçmesi, tüm varlık koşullarının da köklü bir

değişimini beraberinde getirecek ve bu değişim basında da gerekli olarak kendini

gösterecektir,.. Bankaları millileş-tirirsek, parayla çıkan gazetelerin varlığına nasıl izin

verebiliriz. Bu böyle bilinsin. (Alkışlar ve öfkeli haykırmalar).

Karelin, Tsik’in böyle önemli bir konuda, özel bir komisyonca daha önce görüşülmeden karar

veremiye-ceğini savunarak bir kez daha basın özgürlüğü konusunda ateşli bir savunma yaptı.

O zaman, sakin, endişesiz, alnı kırışmış olarak Le-nin kürsüye geldi ve ağır ağır,

kelimelerim” seçerek konulmaya başladı. Her cümlesi birer çekiç darbesi gibi İniyordu:

İc si)v;i!j dnha bitmemiştir ve düşman her zaman karşım ı/.r]jırlır. lîu nedenle basına karşı

yönelen bask] tedbirlerini kuhlırmiik olanaksızdır. Hiz Bolşevikler, ik-

244

tidarı ele geçireceğimiz zaman burjuva basınını kaldıracağımızı söyledik. Burjuva basınının

varlığına göz yummak demek sosyalistliği bırakmak demektir. Devrim bir kere yapıldıktan

sonra zamanı oyalamak diye bir şey olmaz, ya ileri gideceksiniz ya da geriye. Basın

özgürlüğünden söz eden kimse geriye gidiyor ve sosyalizme doğru ileri yürüyüşümüzü

engelliyor demektir.

İlk devrim nasıl çar boyunduruğunu silkip atmışsa biz de kapitalist boyunduruğu silkip attık.

İlk devrim çar basının kaldırmakta nasıl haklıysa bizim de burjuva basınını kaldırmak o

kadar hakkımız. Basın özgürlüğü sorununu, sınıf mücadelesinin diğer sorunlarından ayırmak

olanaksızdır. Bu gazeteleri kaldıracağımıza söz verdik ve sözümüzü tuttuk. Halkın büyük

çoğunluğu bizi onaylamaktadır.

Ayaklanmanın bittiği şu anda, sovyet iktidarına karşı çıkmaları ya da halkı silahlı bir

ayaklanmaya kışkırtmaları dışında diğer sosyalist parti gazetelerini yasaklamayı kesinlikle

düşünmüyoruz.

Yalnızca, sosyalist basın özgürlüğü kisvesi altında ve burjuvazinin gizli yardımlariyle

basımevi, basım mürekkebi ve kağıt tekelini ellerine geçirmelerine izin ver miyeceğiz. Bu

gereçler artık sovyet otoritesinin mülkiyetine geçmiştir ve üye sayılariyle orantılı olarak

önce sosyalist partiler arasında bölüşülmelidir.»

Sonra oylamaya geçildi. Sol Devrimci sosyalistlerle Larin’in kararı 22’ye karşı 31 oyhı tferi

çevrildi. Lenin’ in önerisi isr 24’e karşı 3-1 oyla kalnıl edildi. Azınlıkta bulunan

Bolşeviklerden Riazanov ve Ln/nvski basın özgürlüğünü kısıtlayan herhangi lifi* karanı oy

veremiye-ceklerini bildirdiler.

Oylamadan sonra sol < fevri inci sosyalistler sorumluluklarını bırakmak zorııml;ı olduklarını

söyliyerek devrimci askeri komiteden ve ellerinde bulundurdukları Önemli görevlerden

çekildiler. Halk komiserleri kurulundan beş üye nşiigıılnki beyanatı vererek istifa ettiler.

Bunlar Nogin, Rrkov, Miliutin ve Teodoroviç idi.

Bszter, tüm sosyalist partileri içeren sosyalist bir hükümetten yanayız. Kahraman Kasım

günlerinde devrim ordusiyle işçi sı-nıfmın elde etliği hakların yalnızca böyle bir hükümet

tarafından güçlendirileceğine İnanıyoruz, Bu çözümün dışında bîr tek olanak görüyoruz:

siyasi terörizm yoffyle tüm Bolşevik!erden oluşan

245

bir hükümetin devamı. Ve Halk Komiserleri Kurulu bu yola girmiş bulunmakladır. Omı bu

yolda izliyemeyiz, izlemekte İstemeyiz, Böyle bir yolun, siyasi Jıayattan büyük proleter örgütîerîn

elenmesine, sorumsuz bîr rejimin yerleşmesine, ülke ve devrimin çökmesine

gideceğini düşünüyoruz. Böyle bir siyasetin sorumluluğunu üzerimize alamadığımızdan Tsik

önünde halk komiserleri görevlerimizden istifa edjyoruz.

İstifa etmeyen diğer komiserler de bu beyanatı imzalamaktan geri kalmadılar: Riazanov,

basın komiseri Derbişev, Devlet Basımevi Komiseri Arbuzov, kızıl koruyucular komiseri

Tureniev, Çalışma Komiserliğinden Feodorov ve Kanun çalışmaları seksiyon şefi Larin.

Aynı zamanda Kamanev, Rikov, Miliutin, Zinoviev ve Nogint gerekçelerini açıklayarak

Bolşevik parti merkez komitesinden çekildiler.

İşçi ve asker temsilcileri Sovyetleri Ruabîrliği 2. Kongresi tarafından kabu! edilen barış

programının yürütülmesi ve Kurucu Mecfte’fn istenilen zamanda toplanabilmesi™

sağfamafc îçin ve Kaledin tarafından devrimin ezilmesini, ortalığı tehdideden açlığı ve yeni

t>îr kan dökülmesin i engellemek üzere tüm sos-yalis* partilerin Katılacağı bir hükümetin

oluşturulmasını gerekli buluyoruz.

Demokrasinin çeşitti gurupları arasında kurulacak bir barışa susamış ve ^an dökülmesini

istemeyen askerlerle proletarya çoğunluğunun İradesine karş< yürütülen Merkez Komitesi’

nfn yrfcıcr siyasetini kabul edemeyiz. Bu neden/e, işçi ve asker khlelerine fikirlerimizi

söylernek hakkını elde etmek için Merkez Komitesi üyeliğinden ayrılıyoruz.

Partimizin iktidara geldiği bir zamanda, zafer günlerinde ayrrlryoruz merkez -komiteden.

Zira Merkez Komite yöneticileri tarafından yürütülen siyasetin, bizi proletaryanın

ezilmesine ve zaferin getirdiği hakJarm kaybolmasına götüreceğini bildiğimizden, buna

daha uzun zaman göz yumamayız.

İsçi kuleleriyle garnizon askerleri endişeleniyor, içten içe kaynıyor ve Smolny ile

Bolşevikler arasında çıkan bölünmelerin büyük bir sevinç yarattığı konferansa delegeler

göndererek yeni bir hükümet oluşturulmasını istiyordu.

Fa kil t Lenin gurubunun cevabı kesin ve çabuk oldu. Şliapnikov vt- IVodorovîç parti

disiplinine boyun eğerek

246

görevlerinin başına döndüler. Kamenev, Tsik başkanlığından alınarak yerine Sverdlov

getirildi. Zinoviev’in elinden de Petrograd Sovyet Başkanlığı alındı. 20 Kasım sabahı Pravda

gazetesi Lenin’in yazdığı acımasız bir beyanatı Rus halkına tanıtıyor, yüzbinlerce basılan

afişler duvarlara yapıştırılıyor ve tüm Rusyada dağıtılıyordu:

Sovyetler 2. Rusb’rliği Kongresi iktidarı Bolşevik partisine vermiştir. Yalmzca bu parti

taraftndan kurulan bir hükümet bir eovyet hükümeti olabilir. Bolşevik Partisi Merkez

Komitesinin, yeni Jıükümetîn kurulmasından birkaç saat önce ve Sovyetler Rusbirlîği 2.

Kongresine üyelerinin listesini vermeden sol Devrimci Sosyalistlerin en gözde üç üyesi olan

Kamkov, Spiro ve Karelini çağırarak kendilerinden yeni hükümete katılmalarını istemiştir.

Devrimcî Sosyalist arkadaşların tunu kabul etmeme-terini üzüntüyle karşılıyor ve işçi

sınıfının savunucuları ve devrimciler yönünden bu red cevabım geçersiz olarak görüyoruz.

Sol Devrimci Sosyalistleri hükümete almaya her zaman hazıra, Fakal Sovyetler Rusbirliği 2,

Kongresinde çoğunluk partisi oîa-rak halkın Önünde, hükümeti oluşturmak görev ve

hakkımız olduğunu bildiririz.

Arkadaşlar, partimizin Merkez Komitesinden bazı üyelerle Halk Komiserleri Kurulundan

birkaç üye, Kamenev, Zİnoviev, Nogin, Rîkov, Miliutln ve diğer bazı üyeler 17 Kasım günü

Merkez Komitesinden ve son üç üye de Halk Komiserleri Kumlundan çekilmişlerdir.

Bizden aynlan arkadaşlar birer kaçak gibi hareket etmişlerdir. Zira. yanlızca kendilerine

verilen görevleri terketmekla kalmamış, ayrıca Partimiz Merkez Komite yöntemlerine de

karşı çıkmışlardır. Halbuki bu yöntemlere göre Petrograd ve Mos-kova Parti örgütlerinin

kurarlarını beklemeleri gerekirdi çekilmeden önce.

Bu kaçışı kesinlikle kınıyoruz. Bilinçli tüm işçilerin, askerlerin ve köylülerin teier partimize

ait olsunlar ‘ister sempatizanı olsunlar, böyle bir ayrılışı kmryacaklarından kuşkumuz yok.

Bu kaçaklardan ikisi olan Kamenev ile Zinoviev’in Petrograd ayaklanmasından ünce de kaçak

ve grev kırıcısı olarak hareket ettiklerini hatırlayın. 23 Ekim günü Merkez KomHesİ kesin

toplantısında ayaklanmaya karşı oy kullanmakla yetinmeyip ayrıca Merkez Komite

kararından sonra bile işçiler arasında ayaklanmaya karşı eylemlerini sürdürmüşlerdir.

Kitlelerin güçlü heyecanı, ‘köylerdeki, aiperlerdekl cephedeki, Moskova ve Pet-

247

rogrmfdaki milyonlarca köylü, asker ve ‘işçilerin asil kahraman-hMart, o zaman bu kaçakları

bir trenin yolu üzerindeki çalı çırpıyı süpürmesi <gtbi süpürüp atmıştır.

İnançsızları» tereddüt edenleri, kuşku duyanları, burjuvazinin korkuttuklarını, ya da dolaylı

dolaysız suç ortaklarının çığlıktan önünde hemen teslim oluverenter! bırakalım utançlariyle

başbaşa kalsınlar. İşçi kitleleri arasında, Petrograti, Moskova ya da başka yerlerdeki

askerler arasrnda kararsjzjjk yoktur.

Arkalarında kitreleri değil» ama yalnızca Konilovlan, Savin-kovtaru funkerleri ve

benzerlerini bulunduran aydrn gurupların ültimatomları önünde eğilmiyeceğlz.

Tüm ülke, üzerinden bir fırtına soluğu esmiş gibi ayaklanıverdi. Hiç bir yerde «kaçaklardın

halk önünde konuşmalarına ve açıklamalarda bulunmalarına izin verilmedi. Kayalıklara çarpan

dalgaların erişilmez gücü gibi halkın sert kınayışları Tsik’in üstünde patladı durdu.

Petrograd’daki fabrikaların, Volgamn, cephenin kınama bildirilerini getiren delegeler

Smolny’yi doldu-ruverdi. «Neden hükümetten çıkmak istediler? Devrimi yıkmak için

burjuvaziden para mı almışlardı? Geri dö-aüp merkez Komitesi kararlarına uymalarını

istiyoruz.»

Yalnızca Petrograd garnizonu kararsızdı. 24 Kasımda askerlerin yaptığı bir toplantıda tüm

siyasi parti -îerin temsilcileri söz aldı… Lenin’in siyaseti ezici bir çoğunlukla kabul edilerek

sol Devrimci Sosyalistler hükümete katılmaya davet edildi…

Menşevikler son bir ültimatom vererek tüm bakanlarla junkerlerin serbest bırakılmasını,

kesintisiz bir özgürlüğün tüm gazetelere tanınmasını, kızıl korucuların silahlarından

arındırılma sim ve garnizonun Dumanın emrine girmesini istediler. Smolny, tüm sosyalist

bakanlarla, çok azı dışında tüm junkerlerin daha önce serbest bırakıldıklarını, burjuva

basını dışında bütün gazetelerin serbest olduğunu ve Sovyetlerin askeri kuvvet

komutanlıklarını ellerinde tutacaklarını bildirdi… 19 Kasım günü yeni bir hükümet

oluşturmaya çalışan Konferans dağıldı vo birer birer çekip Mohilev’e gittiler muhalefet

üyeleri ve orada da Büyük Genel Kurmayın koruyucu^ hığu altımla hükümet üstüne hükümet

kurma girişimlerini sürdürdüler sonuna dok.

Bolşevikler ayni /»mamla Vikjd’İTi gücünü baltalamaya uğralıyorlardı, IVlnitfrad

Sovyetinin yayınladığı

bir duyuru tüm demiryolu işçilerini, VikjeH iktidarı bırakmak için zorlamaya çağırıyordu. 15

Kasımda, köylülere karşı uyguladığı taktiği kullanarak 1 Aralık tarihinde demiryolu işçilerini

Rusbirliği Kongresine çağırdı Tsik. Vikjel iki hafta sonra kendi kongresini çağırarak cevap

verdi buna. 16 Kasım günü Vikjel üyeleri Tsik’te yerlerini aldılar. 1 Aralığı 2 Aralığa

bağlayan gece demiryolu işçileri Rusbirliği açılış toplantısında Tsik, Vikjel’e resmen Ulaşım

ve haberleşme komiserliğini teklif etti ve Vikjel de kabul etti bu teklifi, „

İktidar sorununu bir çözüme bağlayan Bolşevikler pratik sorunlara yöneldiler hemen. Önce,

ülkeyi, ketıtı ve orduyu beslemek gerekliydi» Gemici ve kızıl koruyuculardan oluşan ekipler

depoları, garları dolaştılar, kanallardaki mavnaları araştırdılar, spekülatörler tarafından

saklanan binlerce kilo yiyeceği topraktan çıkararak el koydular hepsine. Delegeler taşraya

yollandı ve orada tarım komitelerinin yardımiyle büyük tüccarların tahıl depolarına el

koydular. Dişlerine kadar silahlanmış gemiciler 5000 kişilik gruplar halinde, beyaz

koruyucuların elinde bulunan kentleri ele geçirmek, düzeni sağlamak ve yiyecek bulmak

göreviyle Güneye ve Si-biryaya gönderildiler. Sibiryayı boydan boya geçen demiryolu

üzerinde yolcu trafiği iki hafta süreyle durduruldu ve herbiri bir komiserin yönetiminde 13

tren, fabrika komitelerince toplanan demir çubuklar ve kumaşlarla yüklü olarak Sibiryalı

köylülorce buğday ve patates karşılığı değiştirilmek ü’/.vm doğuya yollandı.

Kaledin Donetz havzası kömür madenlerini elinde tuttuğundan y;ıkiic;ık sorunu gittikçe

ciddüeşiyordu. Sm-olny, tiyatrolar d;», m;ı#r/<ıhrda ve lokantalarda elektrik kullanılmasını

ya s; ı M adı, tramvay trafiğini azalttı ve tüccarların ol in dok i ısıtma odununa el koydu…

Kömür yokluğu maniyle Petrograd fabrikaları kapanmak üzereyken lîîiHık denizcileri

donanmadan gelen 200.000 kilo kömürü İşçilere gönderiverdiler…

Kasım sonuna doğru, önceleri Kış Sarayı kilerinde başlayan mahzen yağmaları olmaya

başladı. Sokaklar günlerce sarhoş askerle dolup taştı. Karşı devrimin parmağı burada hemen

belli oluyordu. Zira alaylara alkollü içki mağazalarının yerlerini gösteren planlar dağıtıyor ve

başını kaldırmaya çalışıyordu. Smolny komiserleri önce sağduyuya çağrı yapmakla yetindiler

ama

249

bu, gittikçe artan karışıklığı önliyemiyor, askerlerle kızıl koruyucular birbirlerine

giriyorlardı. Sonunda devrimci askeri komite, mitralyözlü gemici birlikleri gön-cJererek

yağmacılar üzerine ateş açtırdı ve çoğunu öldürttü. Sonra özel birlikler, baltalarla

mahzenlere gönderilerek şişeleri kırmak ya da dinamitle havaya uçur-makja

görevlendirildiler…

İyi ücret alan disiplinli kızıl koruyucu taburları, eski milisin yerini almış gece gündüz nöbet

tutuyordu Sovyet binalarında. Tüm mahallelerde, hafif suçlara bakmak üzere işçi ve

askerler tarafından seçilmiş, küçük devrim mahkemeleri kurulmuştu…

Spekülatörlerin esaslı işler çevirmeye devam ettikleri büyük oteller kızıl koruyucular

tarafından kuşatılarak spekülatörler hapse atıldılar.,.

Sürekli olarak uyanık olan işçi sınıfı geniş bir gözetleme sistemi kurdu kendisine. Burjuva

evlerini hizmetçiler yardımiyle gözetliyor ve tüm bilgileri devrimci askeri komiteye

aktarıyor ve o da gereken cezayı veriyordu. Duma eski üyesi Purişkieviç ile bir grup subay

ve asilin hazırladıkları komplo bu şekilde ete geçti. Subayları ayaklandırmak üzere hazırlık

yapıyorlar ve Pet-rograd’a çağırmak için Kaledin*e mektup bile yazmaktan çekinmiyorlardı.

Yine Kaledin’e \n\ru ve asker gönderen Petrograd Kadelerinin haz irim ligi komplo da ayni

yoldan ortaya çıkarıldı…

Kaçışının halkta uyandırdığı öfkeden korkan Nera-tov, gizli anlaşmalar!ii yeniden meydıımı

çıkarak tümünü Troçkiye geri verdi vr ı> da dr dm I Pravda’da yayınına başladı

anb^maİJinn. Hııyıık bir skandaldi bu…

Hükümetin resmi örfinin mı m reklam tekelini elinde bulundurduğunu bildiren bir

knnırnameyle basın öz-tfürKigünc yeni kiMlhuiuıhır tfel.lrUrtl. Protesto olarak di-ı;er

tfıızeteler yjıyıııhrım durdurdular ya da dinlemediler bu emri ve snıııınrhi yunaklımriılar<

Ancak üç hafta <ıiır,’i l>ııyun etfrnryt1 yJMu^hllır.

MfikunlıkİJirdjı ıın-ııtıır1 ur^vlori «ürüyor, sabotajlar vr t^knııoınkk lijiyjti.il etmrfMııolrr

birbirlerini izliyordu. Srrtolııy’tını arlurtiııdjt \ttf> ynlru/rıı hdyiik olmasına kar-mu

lir^tUlrıımi’ml;) hlr finlk hltlrHİ vjınlı, Onların deste-n,\y\r fuılk kurnhrrlrM Kıınılıı

dl^ıiutıtu karşı devrimci eylemini İmijmIyli’ yOıırlrlıllıli. Tüm JtuHynya yayılan

hryjıtıntlurhi Lcnltı, hulkn ııtılıynbilecekleri bir

250

dilde devrimi açıklıyor, onu bizzat iktidara çağırıyor, varlıklı sınıfların direncini kırmaya ve

hükümet örgütlerini zorla ele geçirmeye davet ediyordu. Devrimci düzen… Devrimci

disiplin… Sıkı bir kontrol ve hesap.,. Grev yok… Tembelliğe paydos..,

20 Kasım günü. devrimci askeri Komite aşağıdaki duyuruyu yayınladı:

Zengin sınıflar, Sovyetler hükümetine, köylü, İşçi ve asker hükümetine direnişe geçmiştir.

Bu sınıf yanlıları, memuTİarın çalışmasını engelle m elete, bankada çalışanları hizmetleri

aksatmaya çağırmakta ve demiryolu, posta ve telgraf ulaşımlarını kesmeye- çalışmaktadır.

Onlara, ateşle oynadıklarını bildiririz, ülke ve ordu açlık tehdidi akındadır. Buna karşı

mücadele etmek için tüm hizmetlerin düzenli olarak işlemesi gerekir, işçi vq ıköylü

hükümeti, ordu ve ülkenin ihtiyaçların) sağlamak için gerekli tüm tedbirleri atmaktadır.

Bu tedbîrlere karşı çıkmak halka karşı büyük bir suç iş-lemek demektir. Zengin sınıflarla,

yanlılarına, sabotajların durmaması ve yiyecek ulaşımının kesilmesi halinde bunlardan ilk

olarak kendilerinin zarar göreceğini haber veriyor ve uyarıyoruz,

Zengin sınıflar ve onların suç ortaklan yiyecek alma hakkından yoksun kalacaklar, ellerinde

bulunan yedek ve stok yryecekler ger» alınacak ve başlıca suçluların mallarma el konacaktır.

Ateşle oynıyanlan uyararak görevimizi yapmaktayız.

Bu enerjik tedbirlerin alınmasında tüm işçiler, askerler ve köyfülerin onayım alacağımızdan

eminîz.

22 Kasım fiünü kentin duvarları aşağıdaki başlığı taşıyan afişlerle kaplanmıştı:

OLAĞANÜSTÜ BILDIR!

Halk Komiserleri Kurulu, Kuzey Cephesi Kurmayından aşağıdaki telgrafı almıştır:

Daha uzun süre dayanmak olanaksızdır. Bizi açlıktan Ölmeye bırakmayınız. Birkaç

gündenberi Kuzey Cephe Ordusunda bir lokma ekmek kalmamıştır ve iki üç gün İçinde de,

şimdiye etek el sürülmemiş olarak kalan yedeklerden kendisine verilen bisküileri de

bitirecektir. Birkaç gün içinde, insan gücünü aşan yokluklar sonucu aklını kaybeden, üstü

başı yırtık, ayakkabısız.

251

hasta, siperlerde geçen üç yıhn yorgunluğunu taşıyan ve aç-hktan ölen askerlerin

oluşturacağı bir bozgunun başlıyacağım öngören ordu defegeferi, birliklerden bir kısmrnı

sistemli olarak geriye çekmenin kaçtmtmaz olduğunu söylemektedirler.

Devrimci askeri Komite bu durumu Petrograd garnizonuna ve isçilerine duyurur ve en

enerjik tedbirlerin zaman geçirmeden alınması gerektiğini bildirir. Halbuki, hükümet

örgütlerinin, bankaların, hazinenin, demiryollarının, posta ve telgraf idarelerindeki yüksek

düzeyde memurlar, cepheyi beslemek için uğraşan hükümetin çalışmalarım baltalayıp sabote

etmektedirler.

Geçen her saat, binlerce askerin hayatına mal olabilir. Karşı devrimci memurlar, açlıktan

ızdırap çeken ve cephede ölen kardeşlerimize karşı birer yüzsüz canı gibi

davranmaktadırlar.

Devrimci askeri Komite bu katillere son bir in Ur vermektedir. En ufak bir direniş ya da

muhalefet halinde suçlarına göre en şiddetli cezalara çarptırılacaklardır .»

Tüm Rusyadaki asker ve işçiler öfkeden yerindi1 du-ramıyorlardı. Başkentteki devlet ve

banka memurları yüzlerce duyuru ve çağrı dağıtarak durumu protesto ediyor ve kendilerini

savunuyorlardı:

TÜM VATANDAŞLARİN DİKKATİNE DEVLET BANKASI KAPALIDIR. NEDEN?

Bolşeviklerin bankaya yaptıkları şiddet eylemleri ve bas-kılar çalışmaları olanaksız

kılmıştrr. Hatk komiserlerinin yaptıkları ilk girişim, on milyon ruble istemek olmuştur ve 27

Kasım günü de nerede kullanılacağı konusunda belge vermeden yirmi beş milyon

istemişlerdir,..

Biz, Devlet Bankası memurları, millet hazinesinin soyulmasına katılamayız. Çalışmalarımızı

durdurmuş bulunmaktayız .

Vatandaşlar, Devlet Bankasının parası, sizin paranızdır, alnınızın teriyle, kanımz pahasına,

emeğinizle kazandsğjmz paradır.

Vatandaşlar, millet hazinesini yağmadan kurtarıntz. Bıu şiddete karşı koruyunuz vn l>lz da

derîınl gömülerimizin basma dönelim,

Unvlor JJfmku!:ı Mamurları

Levazım, Maliye bakanlıklariyle, Levazım özel Komitesinden yayınlanan beyanatlar, devrimci

askeri Komitenin memurların çalışmasına engel olduğunu ileri sürerek Smolny’ye karşı halkı

yardıma çağırıyordu. Fakat memurların işleri sabote ederek halk ve orduyu aç bıraktıkları

kanısı öylesine köklüydü ki işçi ve asker kitleleri inanmıyorlardı bu beyanlara. Buz gibi

sokaklarda uzayıp giden ekmek kuyruklarında, Kerenski zamanında olduğu gibi artık

hükümete küfredilmiyor fakat «Çinoniks» sabotajcılara ver yansın ediliyordu. Zira,

hükümet, bakanlık memurlarının istemediği kendi hükümetleriydi, kendi sovyetleriydi…

Muhalefetin kalbi, döğüş organı kurtuluş Komitesi o]an Dumaydı. Halk komiserlerinin

yayınladığı tüm kararnamelere karşı çıkıyor, her fırsatta Sovyet hükümetini tanımadığını

bildiriyor ve Mohilev’in yapmacık karşı devrimci hükümetleriyle açıkça işbirliği yapıyordu…

17 Kasım günü, kurtuluş Komitesi, tüm belediye meclislerine, Zemstvos’lara devrimci ve

demokratik işçi, köylü, asker ve diğer vatandaş örgütlerine aşağıdaki çağrıyı gönderdi:

1 — Bolşevik hükümetini tanımayınız ve ona karşı mücadele veriniz.

2 _ Tüm demokratik güçleri birleştirerek Rusbirliği Kurtuluş Komitesiyle

işbirliğinde bulunmak için yerel vatan ve devrim kurtuluş komiteleri kurunuz ve

bikirlerinizle olduğu kadar Rusbirliği Komitesiyle de sıkı temas halinde kalınız.

Bununla birlikte PetrogradTdaki Kurucu Meclis seçimlerinde Bolşevikler büyük bir çoğunluk

sağlıyorlardı. Enternasyonal İst Menşevikler bile bu çoğunluk karşısında yeni bir Duma

seçmek gerektiğini ve eskisinin artık Petrografi halkının siyasi oluşumunu temsil etmediğini

söylediler… İşçi örgütleri» askeri birlikler ve civar köylüler bile Dumaya yazılar

göndererek karşı devrimci ve Kornilov yanlısı olarak niteliyorlar ve dağılmasını istiyorlardı.

Dumanın son günleri, normal birer ücret isteyen belediye işçilerinin ayaklanması ve grev

tehditleri yüzünden oldukça fırtınalı geçti…

23 Kasımda, devrimci askeri Komitenin yayınladığı bir kararname Dumanın dağıtıldığını

bildiriyordu. 29 Kasım günü Halk Komiserleri Kurulu, Dumanın dağıl-

253

masını emrederek yeni bir Petrograd Belediye Duma-sımn seçilmesini istedi:

KorniJov olayından önce 2 Eylüi günü seçifmiş bulunan Petrograd Belediye Dumasmın açık

ve kesinlikle Petrograd lıaU kmı temsil etmediğini ve halkın istem ve amaçlariyle çelişki

halinde ‘okluğunu, hiç bir siyasi güvenceden arhk yararianamı-yan çoğunluk üyelerinin \şç’t

asker ve köytü isteklerine karşs yöneltilmiş karşı devrim girişim ferini desteklemek ve

devlet faaliyetlerini baltalamak İçin .İmtiyazlarım kullanmaya devam ettiklerini göz önüne

alan,

Hafk Komiserleri Kurulu, Petrograd hafkmı özerk Beiedıye siyasetini belirlemeğe çağırarak

aşağıdaki kararnam&yi yayınlar;

1 — Belediye Duması 30 Kasım 1917 tarihinde dağıtsf-nuşhr.

2 — Şimdiki Dumanın atadığı 1üm memurlar görevlerinin başında Kalarak yeni Duma

yerlerine geçeceklerini bildirinceye kadar görevlerini sürdüreceklerdir.

3 — Tüm belediye memurları görevlerini yapmaya devam edeceklerdir Hizmet/erini

yerine getirmiyenfer işten çıkarılmış olarak kabul edileceklerdir.

4 — Yeni Petrograd Duma seçîmlerî, işbu kararnameyle birlikte yayınlanan «9 Aralık

1917 Petrograd Belediye Duma üyeleri seçimleri üzerme kararname hüküm/erine»

uygun olarak 9 Aralık 1917 günü yapılacaktır.

5 — Yeni Duma ilk toplantısını 11 Aralık günü saat 2 de yapacaktır.

6 — işbu kararnameye karşt gelenlerle beledfye msdantıa bile bil© zarar veren ya da

onları İmha etmekte suçlu her kişi

sl tutuklanarak askerî devrim mahkemesinde yargılanacaktır.

Eski Duma toplanarak derhal kahramanlık gösteririnde bulunmaya başladı. Verdiği

kararlarda kanının damlasına kadar durumunu savunacağım bildiriyor ve halkı serbestçe

seçtiği belediyesini kurtarmaya çağ-nyordu ümitsizce. Fakat halk ilgisiz ya da düşmanca

‘l;ıvr;ın<)ı bu canlar karşısında. 30 Kasını günü beledi ye Ufkimi Sehreider ve birçok

danışman tutuklandı ve snr^nyjı ekildikten, sonra serbest bırakıldılar. Aynı gün vr wlr\\

lû’mi’t l>umı\ yeniden toplanmaya devam etti. F;ık;ıL kızıl kıtnıyıırııl.ırl.ı tfrmicilor sık sık

İçeri girerek ncznkt’llr h^i.ıntınm tl;tjîiltıı;ısını isliyorlardı, 2 Ara-lık günü, l>ir k…..ışının

kiırsiidc kftnt«sm;ısını sürdürür-

254

ken bir subayla birkaç gemici salona girdiler ve içerde bulunanlara dışan çıkmalarını

emrederek aksi halde zor kullanacaklarını bildirdiler. Yalnızca «şiddete boyun eğdiklerini»

söyleyen meclis sonuna dek protesto etmekten geri kalmadı bu baskını,..

Ilımlı sosyalistlerin katılmadığı seçimler on gün sonra yapıldı ve yeni Dumanın hemen

tamamını Bolşevikler oluşturdular…

Kesinlikle antisovyetik eğilimler gösteren Ukranya ve Finlandiya gibi cumhuriyetlerin de

aralarında bulunduğu birsürü sert muhalefet merkezleri eksik değildi. Helsinfors ve

Kiev’de hükümetler en güçlü ve güvenceli birliklerini topluyor ve Bolşevikleri ezmek için

hazırlık yaparak ayni zamanda Rus askerlerini de silahlarından arındırarak toprakları dışına

çıkarıyorlardı. Ukranya Radası tüm güney Rusyayı egemenliği altına almış, Ka-ledin’e

yiyecek ve askeri güç gönderiyordu. Finlandiya ve Ukranya, Almanlarla gizli görüşmelere

girerek derhal müttefik hükümetler tarafından tanındılar. Sovyet Eusyaya karşı, karşı

devrim saldırı üsleri kurmak ama-ciyle müttefik kuvvetler Finlandiya ve Ukranyadaki

varlıklı sınıflarla anlaşma yaparak büyük paralar döküyorlardı ortaya. Sonunda bolşevizm bu

iki ülkede de zafere ulaşınca yenik burjuvazi Almanları çağırdı bu kez yardımına…

Fakat sovyet hükümetine en korkunç tehlike içten geliyordu. Birincisi Kaledin’in eylemleri,

ikincisi ise başında general Dukonin’in bulunduğu MobUev büyük genel kurmayıydı.

Heryerdcn çıkıvcren Munıvivov, Kazaklara karşı girişilecek operasyon kumandanlığına atandı

ve fabrika işçileri arasından bir kız t i ordu toplamaya girişti. Yüzlerce propagandacı Dorfii

gönderildi. Halk komiserleri Kurulu, Kazaklara yönelttiği bir çağrıda onlara sovyet

hükümetinin m” oldu£unut varlıklı sınıflarla memurların, toprak sahiplerinin, bankerlerin ve

müttefikleri olan Kazak generalleriylc toprak ağalarının halk tarafından zenginliklerine el

konulmasını önlemek için nasıl devrimi ezmeye çalıştıklarını anlattı.

27 Kasım günü, Lenin ve Troçki’yi görmek için bir Kazak Komitesi Smolny’ye geldi. Sovyet

hükümetinin ka^ak topraklarını Rus köylülerine dağıtmak gibi bir niyeti olup olmadığını

öğrenmek istiyorlardı.

255

— Hayır, dîye yanıtladı TroçkL

Kazaklar kendi aralarında bir süre konuştuktan sonra,

— Peki, dediler, Sovyet hükümeti büyük kazak toprak ağalarının topraklarına el koyup

sonradan onları Kazak işçileri arasında dağıtacak mıdır, böyle bir niyeti var mıdır?

— Bunu siz yapacaksınız, diye yanıtladı Lenin. Kazak işçilerini, yapacakları tüm girişimlerde

destekliye-ceğiz. En iyi metod, Kazak Sovyetlerini kurmakla işe başlamamzdır. O zaman

Tsik’e katılabilir ve Sovyet hükümeti, sizin de hükümetiniz olur…

Kazaklar bu sözleri düşünmek üzere çekip gittiler ve iki hafta sonra general Kaledin’e bir

askeri delegasyon gönderdiler.

— Kazak ağalarının topraklarını kazak işçileri arasında bölüştürmek konusunda bize söz

verebilir misiniz? dediler.

— Öleyim daha iyi, diye yanıtladı Kaledin.

Bir ay sonra ordusunun yavaş yavaş eridiğini gören Kaledin beynine bir kurşun sıkarak

kendini öldürdü. Kazak eylemi bitmişti…

Mohilev’de eski Tsİk ile Avksentiyev ve Çernov gibi ılımlı sosyalist liderleri, eski ordu

komite şefleri ve girici subaylar toplanmıştı. Kurmay heyeti, halk komiserler Kurulunu

tanımayı inatla redediyordu. Etrafına ölüm taburlarını, Saint-Georges şövalyelerini ve

cephe Kazaklarını toplamış, müttefik askeri ateşelerle, Kale- din’le ve Ukranya Rada’siyle

sıkı temas halinde kalıyordu.

Müttefik hükümetler, Sovyetler Kongresinin genel bir mütareke istediği 8 Kasım tarihli

barış kararnamesini cevapsız bırakmışlardı.

20 Kasım günü Troçki müttefik elçilere aşağıdaki notu gönderdi:

Saym Büyükelçi,

İşçi, asker, köylü temsilciler Sovyetleri RusbirJiği Kongresinin 8 Kasım günü Halk

Komiserleri Kurulu adı altında yeni bir Rus Cumhuriyet? Hükümeti oluşturduğunu sîze

bildirmekle onur duyarım. Bu hükümetin Başkanı Vladİmir llyiç Lenln’dir ve ben, Dışlşlorl

H;ıfk Komiseri sıfatJyle, dış siyaseti yürütmekle görevliyim.

.256

Halkların kendi kendilerini idare etmek haklan üzerine kurulu, tazminatsız ve toprak II

haki olmayan demokratik bir mütareke ve banş teklifinin Sovyetler Ru&birliği Kongresince

de onaylanan metni üzerine dikkatinizi çekerek, bu belgeyi ivedi olarak barış

görüşmelerinin açılması ve tüm cephelerde derhal bir mütarekeye gidiJmesl konusunda

resmi bir teklif olarak germenizi Vioa ederim. Rus Cumhuriyeti Hükümeti aynı teklifi tüm

döğüşen halklara ve onların hükümetlerine de anda götürecektir.

Eşi görülmemıiş .böylesine kanlı Wr kavgadan bitik ve yorgun çıkmış tüm halklar gM barış

yapılmasını isteyen sizin halkmız için de Rus hükümetinin derîn saygısını kabul ediniz lütfen,

sayın büyükelçi.

Ayni gece, halk komiserleri Kurulu Dukonin’e aşağıdaki telgrafı gönderdi:

Halk Komiserleri Kurulu, İster müttefikimiz, ister düşmanımız olsun, tüm döğüşen

ülkelere ivedi bir mütareke önerisi götürülmesini gerekli görür Bu yönde bir duyuru,

Dışişleri taralından Petrograd’dakl tüm müttefik temsilcilerine verilmiştir.

Halk Komiserleri Kurulu, İşçi, asker, köylü temsilcileri Sovyetleri Rusbirİiğl Kongresinin

aldığı karar uyarınca siz yüce komutanı, bu telgrafj alır olmaz, düşman askeri otoritelerine

başvurarak barış görüşmelerinin başlaması İçin derhal ateşin kesilmesi konusundaki

önerimizi vermekfe görevlendirir.

Bu ön görüşmeleri yürütmekle sizi görevlendiren Halk Komiserleri Kurulu aşağıda

yazmanları emreder;

1 — Düşman orduları temsilcileriyle yapılan görüşmelerin gidiş şeklini direk telefonla

sürekli olarak bildiriniz,

2 — Mütarekeyi ancak Haik Komiserleri Kurulunun onayını aldıktan sonra imzalayınız.

Müttefik elçiler Troçkfnin notunu umursamaz bir sessizlik]e kabul ettiler. Gazetelerde

iğneleyici ve alaycı isimsiz röportajlar da yayınlandı. Dukonin’e verilen emir, açıktan açığa

ihanet olarak görüldü… Dukonin’ den ses seda çıkmıyordu. 22 Kasım gecesi, telefonla

kendisine aldığı emri yerine getirip getirmiyeceği sorulunca, ancak ülke ve ordunun

desteklediği bir hükümetten gelirse emre uyabileceğini söyledi.

Derhal telgrafla yüksek kumandanlık görevinden ahnarak yerine Krilenko atandı. Kitlelere

doğrudan çağ-

Oünyayı Sarsan On Gün/F: 17 257

rıda bulunma taktiğine bağlı kalan Lenin, tüm kolordu,

tümen ve alay komiteleriyle, ordu ve donanmadaki tüm askerlere radyoyla Dukonin’in

cevabını ileterek cephe alaylarına, karşılarındaki düşman birlikleriyle görüşmelere başlamak

için delege seçmeleri emrini verdi,

23 Kasım günü, hükümetlerinden aldıkları direktiflere göre hareket eden müttefik askeri

ateşeler Duko-nin’e bir nota vererek antant devletleriyle yaüiîan anlaşmaların

bozulmamasına dikkat etmesini bildirdiler. Notat Almanya ile yapılacak ayrı bir barış

halinde bunun Rusya için çok kötü sonuçlar doğuracağını söylüyordu, Dukonin bu duyuruyu

derhal asker komitelerin bilgisine sunmakta gecikmedi…

Troçki, ertesi günü birliklere yeni bir çağrıda bulunarak, müttefik temsilciler notasını, açık

bir şekilde Rusyanın iç işlerine karışma olarak niteliyor ve çar tarafından yapılmış

anlaşmaları yürütmek için Rus ordusu ve halkım tehditlerle savaşı sürdürmeye zorlayan

küstah bir girişim olarak görüyordu.

Dukonin ile etrafını çeviren karşı devrimci subayları ve binlerce kilometre uzunluğundaki

cephede güvenini yitirmiş öfkeli askerleri kışkırtan Mohilev’de toplanmış gerici

politikacıları kınayan duyurular peşpeşe çıkıp duruyordu Smolny’den. Ayni zamanda

Krilenko, son derece sadık gemicilerden oluşturduğu üç birlikle Büyük Genel Kurmay’ın

hesabım görmek üzere yola koyuluyor ve heryerde askerlerin çılgınca alkışlariyle

karşılanıyordu. Gerçek bir zafer yürüyüşüydü bu. Ordu merkez Komitesi Dukonin lehinde

bir duyuru yayınladığı zaman on bin kişi derhal Mohilev’e yürüyüşe geçti.

2 Aralık günü MohİIev garnizonu ayaklanarak kenti ele geçirdi ve Dukonin ile ordu merkez

Komitesini tutuklayıp sancaklariyle birlikte yeni kumandanı karşı-1ama yît çıktı. Krilenko

ertesi sabah Mohilev’e girerken içine Dukonin*in hapsedildiği bir vagonun etrafını çevirmiş

bağırıp duran büyük bir kalabalıkla karşılaştı. DııkoDjnY bir fenalık yapmamalarını

askerlerden rica orlon’k fin un Petrograd’a götürüleceğini ve orada devri in nınhluMTiesi

önünde yargılanacağını bildirdi. Fakat timi koMiiKLııihı sinirin, sanki halka nutuk atmak

ister-rnisn’siiM. Ookonİn <\o hasmı nenccreden dışarı çıkardı. lîıınıı Killin luılk ürkcyt1

kjımliinık yaslı generali yaka-ladığı ^İl)j açık bir yen» jîtttiîrvrok orada öldürdü…

258

Böylece Büyük genel Karargâh ayaklanması da sona ermiş oldu*,,

Rusyadaki düşman askeri gücünün son kalesi de düştükten sonra Sovyet hükümeti Devletin

örgütlenmesine girişti. Eski memurlardan çoğu ve diğer partilerden birsürü üye devlet

hizmetine girdiler. Fakat para hırsının kamçıladığı kimseler, halk komiserlerinin aylıklarını

ayda en fazla 500 ruble olarak belirleyen Devlet memurları kararnamesiyle düş kırıklığına

uğradılar… Birlikler birliği tarafından yürütülen memurlar grevi» tüccarların ve para

bablarının artık kendilerini desteklememesinden ötürü başarısızlığa uğradı. Ve banka

memurları da görevlerinin başına döndüler…

Bankaların millileştirilmesi üzerine kararname çıkarılması, milli Ekonomi yüksek Kurulunun

oluşturulması, toprak kararnamesinin sıkı bir uygulaması, ordunun yeniden demokratik bir

şekilde örgütlenmesi, tüm devlet ve kişi yaşamlarında yapılan köklü değişiklikler ve yalnızca

işçi, asker ve köylülerin tam inançlariyle gerçekleşebilen tüm bu tedbirlerin alınmasiyle

türlü engellerin ve türlü yanlışlıkların arasında, proletarya Rus-yası yavaş yavaş kendine bir

biçim vermeye başladı…

Bolşevikler iktidarı alırken ne varlıklı sınıflarla ya da çeşitli siyasi liderlerle anlaşmaya

girişmiş ve ne eski hükümet mekanizmasını kendilerine bağlamak istemişlerdi. Ufak bir

kliğin örgütlenmiş şiddet eylemi de değildi bu. Eğer tüm Rusyada kitleler ayaklanma için

hazır olmasalardı başarısızlık kesin olurdu. Bolşeviklerin tek başarı nedeni, halkın en derin,

köşelerinde yatan geniş ve basit istemlerini harekete geçirerek geçmişi yıkmak ve

kendileriyle birlikte henüz dumanı tüten bu harabeler üzerinde yeni bir dünya kurmak için

onları işbaşına çağırmalarıdır…

on ikinci bölüm

KÖYLÜ KONGRESİ

18 Kasım günü kar yağmaya başladı. Uykudan uyandığımız zaman beyaz bir örtü pencere

kenarlarına yığılıp kalmıştı. Kar tanecikleri öylesine sık uçuşuyordu ki iki metre ilerisini

görebilmek olanaksızdı. Çamur kaybolmuş, ölgün ve karanlık kent, göz açıp kapayıncaya

kadar parlak bir beyazlıkla kaplanmıştı. Kürklerine bürünmüş arabacılar, tekerlekleri

çıkarıp kızaklarını takmış, yağan kar taneleriyle sakalları taş gibi sertleşmiş, sokağın iğri

büğrü taşları üstünde sektirerek sürüyorlardı arabalarını… Devrime rağmen, tüm Rusyanın

bu bilinmeyen alemde yaptığı baş döndürücü ve korkunç sıçramalara rağmen, büyük bir

kıvanç sardı tüm kenti karların gelmesiyle birlikte. Herkes gülüyor ve sokaklara çıkıyor,

ellerini uzatarak tüy gibi beyazlıkları kucaklamaya çalışıyordu. Tüm gri renk kaybolmuş,

yalnızca kule ve kubbelerin altm süslemeleriyle canlı renkleri, doğulu güzelliklerini daha çok

vurgulayan karın üzerinde belirginleşiyordu.

Öğleye doğru, solgun, rengi atmış bir güneş kendini gösterdi. Yağmurlu mevsimin nezleleri,

romatizmaları artık gerilerde kalmıştı. Kent hayatı canlandı ve devrim bile adımlarını

sıklaştırmaya başladı,•

Bir gün, Smolny karşısındaki küçük handa (trak-tir) oturmuştum. «fl’om amcanın kulübesi»

denen bu alçak tavanlı gürültülü yere sık sık gelen kızıl koruyucular Ickctarlr kaplı küçük

masaların etrafına yığılır, önlerine lopmkUm büyük çaydanlıkları çeker ve salonu

sigaralarının konkın dumanıyla doldururlar, gar-

260

sonlar ise sağa sola koşuşturarak «Seyças, Seyças» (hemen, hemen) diye bağırırlardı.

Bir- kösede, etrafındakilere nutuk atan ama sözleri sürekli olarak kesilen bir yüzbaşı

oturmuştu:

— Sizler gerçek birer katilsiniz, diye bağırıyordu. Sokaklarda kendi öz kardeşlerinize ateş

ediyorsunuz.

— Ne zaman, nerede oldu bu yahu? diye sordu bir işçi.

— Geçen pazar, hani junkerler,.,

— Peki ya onlar? Onlar ateş etmedi mi bizim üzerimize?

Adamlardan biri sarılı kolunu göstererek «Bak o haydutlardan kalan hatıraya» dedi. O

zaman yüzbaşı ciğerlerinin tüm gücüyle,

— Tarafsız kalmalıydınız tarafsız, diye bağırdı. Ne hakla yasal bir hükümeti yıkıyorsunuz?

Lenin de kimmiş? Almanın bîri.

— Ya siz? Siz de bir kışkırtıcı, bir karşı devrimcisiniz, diye bağırdılar etraftan. Sesini

yeniden duyurmaya başladığı zaman yüzbaşı ayağa kalktı.

— Peki, dedi. Siz Rus halkı olduğunuzu ileri sürüyorsunuz. Rus halkı siz değil, köylülerdir.

Köylüleri bekleyin ki… ;

— Evet, diye bağırdılar sağdan soldan. Bekleyin ki köylüler konuşsun. Biz biliyoruz ne

söyleyeceklerini. Bizim gibi işçi değil mi onlar da?

Gerçeklen herşey köylülere bağlıydı. Siyasi yönden geri kalmış olmalarına karşın kendilerine

göre bir fikirleri vardı ve nüfusun % 80 nin oluşturan onlardı. Bolşeviklerin, aralarında pek

az yanlısı vardı ve yalnızca sanayi işçilerinin diktatörlüğü sürekli olarak olanaksızdı…

Eskidenken köylülerin partisi Devrimci Sosyalist partîsiydî vo hükümeU destekliyen tüm

partilerden yalnızca sol Devrimci Sosyalist partisi, köylü yığınlarının gerçek önderliği

mirasına konmuştu ve kentlerdeki örgütlenmiş proletaryanın koruyuculuğu altında kırsal

alanların desteğine gereksinim duyan da oydu*

Smolny, kendi yönünden onları ihmal etmiş değildi. Toprak kararnamesinden sonra yeni

Tsik’in ilk girişimlerinden biri köylü Kongresini toplamak oldu. Birkaç gün sonra kantonal

(volost) toprak komitelerine ilişkin bir yönetmelik ve arkasından Lenin’in köylülere çağrısı

yayınlandı. Lenin bu çağrıda, köylülere basit

261

kelimelerle devrim ve yeni hükümetin neler olduğunu anlatıyordu. 16 Kasımda Lenin ve

Miliutin, binlerce örnekleri köylere dağıtılan «stasra temsilcilerine direktifler»!

yayınladılar:

1 — Temsilci, kendisine gösterilen taşraya gelir gelmez, işçi, köylü asker temsilcileri

Sovyetlni toplayarak toprak yasasını anlatacak ve taşra Ife (gubernîya) bölge

(uiezd) Sovyetlerin i toplayacaktır

2 — Taşradaki toprak sorunu üzerine bilgi edinecektir, a — Ağaların topraklarına el

konmuş mudur? Nerede ve

hangi yörede?

b — El konan topraklan kim yönetmektedir? Toprak komiteleri mi yoksa eski sahipleri

mi?

c — Hayvan ve toprak aletleri ne olmuştur?

3 *- Köylüler tarafından sürülen toprakta genişleme oimuş mudur?

4 — Taşra, Öngörülen tüm randımandan ne kadarına ulaşmıştır?

5 — Topraklar artık köylülerin elinde olduğundan, temsilci, randımanı arttırmak ve açlık

tehdidini engellemenin tek yolu olan kentlere buğday göndermeyi sürdürmek gereğini

açıklayacaktır

6 — İşçi, asker, köylü temsilciler Sovyetlerin©, yöre ve kanton toprak komitelerine

toprakların aktarılabilmesi™ tamamlamak için ne gibi ledbirler alınmıştır ve alınmaktadır?

7 — 1yi bakılmış ve iyi donatılmış çiftliklerin, yetkili zi-raatçîlerin yönetimi altında

zirai işçi sovyetlerine bırakılması önerilir.

Heryerde köyler heyecan içindeydi. Gerçekten, toprak kararnamesinin uyandırdığı bir etki

değildi bu yalnızcn, cepheden dönen ve devrim ruhunu da beraberi ri(le getiren binlerce

köylünün de katkısı vardı bunda- Bir köylü Kongresinin toplanmasını yürekten isteyen de İm

insnnlardı.

his ki Tsik, işçi ve asker Sovyetleri ikinci Kongresini n;ısil Uiirijilamışsa, köylü Sovyetleri

icra komitesi de SmoIny’yr çatfrılan köylü kongresini engellemeye ça-\v>iU ve t.i|>kı ı\ski

Tpîk gibi girişiminin başarısız kaldırım tfî>riuu*e lırıtıon heryere telgraflar çekerek tutucu

dck’tfi’trnn sı\-ılıncsini emretti. Kongrenin Mohilev* de to[)hm;u';i^ı söylentileri

öylesine yayılmıştı ki bir-

262

kaç delege gerçekten bu kente gittiler. Bununla birlikte 23 Kasım günü 400 kadar delege

Petrograd’a geldiler ve partilerin ön toplantıları başladı…

îlk toplantı Dumanın Aleksandr salonunda yapıldı, îlk oylama, delegelerden yarıdan fazlasını

sol Devrimci Sosyalistlere ait olduğunu, Bolşeviklerin beşte bir oranında oy aldıklarını ve

sağ Devrimci Sosyalistlerin ise dörtte bir oy topladıklarını ortaya koydu. Geriye kalanlar,

Avksentiyev, Çaykovski ve Pieşenkonov’un egemen olduğu eski icra komitesine duydukları

ortak düşmanlıkla kenetlenmişlerdi birbirlerine.

Büyük salon ağzına kadar doluydu ve gürültüden geçilmiyordu. İnatçı ve derin bir düşmanlık

delegeleri karşıt guruplara ayırmıştı. Sağda subay epoletlerinin parladığı görülüyor ve ve

hali vakti yerinde yaşlı köy ağaları sakallariyle farkediliyordu. Ortada birkaç köylü,

assubaylar ve birkaç ta asker vardı. Soldaki tüm delegeler basit asker üniforması

taşıyorlardı. Bunlar ordudan yeni dönen genç kuşaktı,.. Tribünler, daima köylü kökenlerini

anımsayan işçilerle kaplıydı,..

Eski Tsik’in aksine, icra Komitesi toplantıyı açarken Kongrenin resmi bir karakter

taşımadığım söyledi. Asıl resmi Kongre 13 Aralıkta açılacaktı. Büyük bir alkış ve şiddetli

protesto sesleri arasında komite konuşmacısı, toplantı halindeki meclisin olağanüstü bir

konferans olduğunu söyledi. Fakat olağanüstü konferans, başkanlığa sol Devrimci

Sosyalistlerin lideri bayan Maria Spridonova’yı getirerek komiteye karşı beslediği

duyguları bir anda göstermiş oldu…

ilk gün şiddetli tartışmalarla geçti: Kanton delegeleri de çağrılacak mıydı? Yoksa yalnızca

taşra delegeleri mi gelecekti? Asker ve işçi sovyetlerinde olduğu gibi ezici bir çoğunluk,

mümkün olabilen en geniş bir temsilciler kongresi istedikleri zaman eski icra komitesi

salonu terketti…

Başlangıçtanberi delegelerin çoğunun, halk komiserleri hükümetine karşı olduğu belliydi.

Bolşevikler adına konuşmaya çalışan Zinoviev yuhalandı ve gülüşmeler arasında kürsüden

ayrıldığı zaman birinin «işte başı belada bir halk komiseri» dediği işitildi.

r— Biz sol Devrimci Sosyalistler, diye haykırdı Na-zarev bir taşra temsilcisi olarak,

köylüler temsil edilmediği sürece bu göstermelik işçi ve asker hükümetini

263

tanımıyoruz. Şimdi yalnızca bir işçi diktatörlüğü vardır… Tüm demokrasiyi temsil eden yeni

bir hükümetin oluşturulmasını istiyoruz… Gerici delegeler bu duygulardan ustaca

yararlanarak Bolşevik itirazları arasında halk komiserleri Kurulunun Kongreye zorla

iradesini kabul ettirmek istediğini ve onu güç kullanarak dağıtmak niyetinde olduğunu

söylediler. Bu sözler öfkeyle karışık yuhalarla karşılandı.

Üçüncü gün Lenin birden kürsüye çıkarak konuşmak istedi. On dakika süreyle toplantının

üzerinden deli gibi bir rüzgar esti; «Çık dışarı» diye bağırıyorlar-dı etraftan «Sizin halk

komiserlerinizi dinlemiyeceğiz, hükümetinizi tanımıyoruz.»

Lenin, ayakta, san derece sakin, iki eliyle kürsünün kenarlarını yakalamış küçük gözleriyle

patırdıyı izliyordu dikkatle. Sağ taraf dışında, gürültüler yavaş yavaş azaldı.

— Halk komiserleri Kurulu üyesi olarak bulunmuyorum burada, dedi Lenin gürültünün

kesilmesi için sözlerini yarıda bırakarak. Fakat bu Kongreye yasal olarak katılan Bolşevik

partisi üyesi olarak burdayım.

Ve herkesin görebilmesi için delege kartını uzattı.

— Fakat, diye sürdürdü konuşmasını ayni güvenceli sesle, hiç kimse şimdiki Rus

hükümetinin Bolşevik partisi tarafından oluşturulduğunu inkâr edemez —yeniden sözlerini

kesti— öyleki pratik olarak ayni kapıya çıkar bu.

Bu sözler üzerine sağ sıralardan sağır, edici bir gürültü koptu. Halbuki merakı uyanmışa

benzeyen orta ve sol sıralar gürültüyü bastırdılar.

Lenin’in sözleri çok basitti.

— Şimdi siz köylüler, bana açık açık söyleyin. Po-mieçiklerin topraklarını alıp sizlere verdik.

Buna karşılık işçilerin sanayi kontrol etmesine engel olmak istiyor musunuz istemiyor

musunuz? Bir sınıf mücadelesi var burda. Toprak sahipleri nasıl köylülere karşı ti irmiyorsa,

sanayiciler de işçilere öyle direniyorlar. Prok’turya sıralarını bölünmeye mi bırakacaksınız?

Ne yarıdnn oJrmık İstiyorsunuz?

Hiz Bolşevikler, proletarya partisiyiz, hem köylü prokîbıryiisımn, \wm de ifjçi

proletaryasının. Biz Bolşevikler sovyHtfrin koruyLicusuyuz, hem köylü Sovyetlerinin ve hoııı

t\v İsjvİ vi’ hsIcit sovycl [erinin. Şimdiki hü-

264

kümet bir sovyet hükümetidir. Yalnızca köylü sovyetle-rini hükümete katılmaya çağırmadık,

sol Devrimci Sosyalist temsilcilerini de halk komiserleri Kuruluna girmeye davet ettik.

Sovyetler, halkın, fabrika ve maden işçilerinin, ayni zamanda tarlada çalışanların da en

görkemli bir temsilcilsidir, Sovyetleri dağıtmak isteyen kim olursa alsım antidemokratik ve

karşı devrimci bir eyleme geçmiş olur. Sağ Devrimci Sosyalist arkadaşlar ve siz bay

Kadeler, sizlere ihtar ediyorum: eğer Kurucu Meclis, Sovyetleri dağıtmaya kalkışırsa buna

izin vermiyece-ğiz.»

25 Kasım günü öğleden sonra, icra Komitesinin çağırdığı Çernov acele Mohilev’den geldi. İki

ay önce aşırı bir devrimci ve köylüler yanında popüler olarak bakılan Çernov’a baş vurularak

Kongrenin tehlikeli bir şekilde sola kaymasını önlemesi isteniyordu şimdi, Ge-lirgelmez

tutuklandı Çernov ve Smolny’ye gönderildi. Sonra, kısa bir konuşma sonunda serbest

bırakıldı.

İlkönce Kongreyi terkettiğinden dolayı icra Komitesine şiddetle çattı. Kendisiyle birlikte

geri dönmeye razı oldular ve salona girer girmez çoğunluğun alkışları ve Bolşeviklerin alay

ve yuhalariyle karşılandı. Çernov.

— Arkadaşlar, burada yoktum. Batı cephesindeki orduların tüm köylü delegelerinin

katılacağı bir kongrenin toplanması için 12. Ordu Konferansına gitmiştim. Bu nedenle burada

geçen ayaklanmalardan pek bilgim yok…

Zinoviev ayağa fırhyarak bağırdı:

— Evet, yalnızca birkaç dakika yoktunuz. (Bağırmalar: Kahrolsun Bolşevikler).

Çernov yeniden söz alarak savundu:

— Petrograd üzerine ordu göndermeye yardım etmekle suçlanmanın hiç bir geçerli temeli

yoktur ve tümüyle yalandır. Bu suçlama nereden geliyor? Dayandığınız kaynakları açıklayın

da görelim…

Zinoviev:

— Izvestia vo Dİelo Naroda. Sizin kendi gazeteleriniz. İşte kaynaklar bunlar.

Gri sakallı, kabarık saçlı ve küçücük gözleriyle Çernov’un yüzü öfkeden kıpkırmızı kesildi,

sonra kendine hakim olarak sürdürdü konuşmasını:

265

— Olan bitenlerden hiç haberim olmadığını, buradaki ordudan başka (köylü delegeleri

göstererek) orduyla ilgim olmadığını tekrarlarım. Bu köylü delegelerin gelmesini de bana

borçlusunuz, (Gülmeler ve bağırmalar: Bravo). Dönüşümde, Smolny’ye gittiğim zaman bana

böyle suçlamalarda bulunmadılar. Kısa bir konuşmadan sonra ayrıldım. Hepsi de bu oldu.

Kalksın birisi de bu suçlamayı tekrarlasın burada…

Büyük bir gürültü koptu sözlerinin sonunda, Bolşe-viklerle birkaç sol Devrimci Sosyalistler

ayağa kalkmış bağırıp çağırıyor, yumruklariyle Çernov’u tehdit ederken diğerleri de onların

seslerini bastırmaya çalışıyorlardı.

— Bu toplantı değil, bir skandaldir, diye haykıran Çernov salondan ayrıldı ve toplantı da

gürültü ve kargaşalık nedeniyle ertelendi.

Bununla birlikte İcra Komitesinin hukuksal durumundan ortaya çıkan sorun zihinleri çelmişti

bir kez. Kongreyi «olağan üstü konferans* olarak nitelemekle icra Komitesinin yeniden

seçilmesine engel olunmak isteniyordu, ama bu da iki tarafı keskin bir bıçak gibi

tehlikeliydi. Sol Devrimci Sosyalistler, Kongrenin icra Komitesi üzerinde hiç bir yetkisi

yoksa, İcra Komitesinin de Kongre üzerinde bir yetkisi olmadığını söylediler ve 25 Kasım

günü toplantı, icra Komitesi yetkilerinin olağanüstü Konferans tarafından yürütüleceğini ve

oylamaya yalnızca delege olarak yönetmeliklere uygun bir şekilde seçilmiş Komite üyelerinin

katılacağını kararlaştırdı.

Ertesi günt Bolşeviklerin şiddetli karşı çıkmasına rağmen bu karara yeni bir düzenleme

getirildi. Delege ölsün olmasın tüm icra Komitesi üyeleri oylamaya katılacaklardı.

27 Kasım günü, Boişeviklerle sol Devrimci Sosyalistlerin programının ayrıcalıklarını ortaya

çıkaran top-ntk sorunu üzerine görüşmelere geçildi.

So? Devrimci Sosyalistler adma konusun Kaçinski, devrim .süresinde toprak sorununun

geçirdiği aşamaları nnlnltı. Itk köylü Sovyetleri Kongresi, büyük toprak mülkİyHleriııi

derhal toprak Komitelerine devredilmesi lehinde bir ktmıv vermiş, fakat devrim liderleriyle

hükümetteki burjuva hır Kurucu Meclis toplanmadan önce sorununun v’MÜnıknmesine kar^ı

çıkmışlardı… «Uzlaş-

266

ma süreci» olarak görünen devrimin ikinci sürecindeki en büyük olay Çernov’un kabineye

girmesiydi. Köylüler, toprak sorunu üzerindeki pratik çözümün yaklaştığına içtenlikle

inanıyorlardı. Fakat ilk köylü Kongresinin emredici kararına rağmen icra Komitesindeki

gericilerle uzlaştırıcılar bu konuda herhangi bir eyleme geçilmesini engellemi$lerdi. Bu

siyaset, kırsal alanlarda bir dizi karışıklık yarattı. Sabrı taşan ve ümitleri kırılan köylüler

kımıldamaya başlamışlardı. Onlar devrimin gerçek anlamını kavrıyor ve sözden eyleme

geçilmesini istiyorlardı.,.

— Yakın zamanda ortaya çıkan olaylar, basit birer ayaklanma, bir Bolşevik serüveni değildir,

diye konuşmacı devam etti. Fakat tüm ülkenin desteklediği gerçek bir halk ayaklanmasıdtr…

Bolşevikler genellikle toprak konusu üzerinde alınacak tek tutumu aldılar, ama köylüler

toprakları zorla ele geçirmeyi önererek korkunç bir yanlışlık yaptılar… îlk gündenberit

köylülerin toprakları «kitlesel devrimci bir eylemle» ele geçirmeleri gerektiğini söyleyip

durdular. Bu anarşinin ta kendisidir. Toprakların köylülere devri bir düzen içinde

yapılmalıdır, Bolşevikler için önemli olan, devrim sorunlarının biran önce çö-zülmesiydi, ama

nasıl çözülecekler, bunlara Önem verdikleri yoktu…

Sovyet Kongresinin toprak kararnamesi, esas bakımdan köylü Kongresinin kararlarına

benzemektedir. O zaman neden hükümet bu Kongrenin çizdiği yolu izlemedi? Çünkü haik

komiserleri Kurulu, Kurucu Meclisin artık bu işle uğraşmaması için sorunun biran önce

çözüme bağlanmasını istiyordu…

Hükümet kuşkusuz ki pratik tedbirler almanın gerektiğine inanmıştı ama hiç düşünmeden

toprak komiteleri yönetmeliğini çıkararak garip bir durum yarattı. Zira halk komiserleri

Kurulu, özel mülkiyeti geçersiz kılıyor, buna karşılık ise toprak Komitelerinin yöntemlerinde

temel olarak bu mülkiyet almıyordu… Ama hiç bir kötülük çıkmadı bu karışıklıktan, zira

toprak Komiteleri Bolşevik kararlarını hiçe sayarak kendi tedbirlerini uygulamaya

başladılar. Bu tedbirler de büyük köylü çoğunluğunun istemlerini yansıtmaktadır…

«Adıgeçen toprak Komiteleri, soruna yasal bir çözüm getirmeye çalışmamaktadır. Bu Kurucu

Meclisin

267

görevidir… Ama Kurucu Meclis Rus köylüsünün istemlerini yerine getirmeye istekli midir?

Bunu kesinlikle ileri süremeyiz. Emin olduğumuz tek şey, devrimci duyguların artık

köylülerde uyanmaya başladığı ve Kurucu Meclisin de toprak sorununu köylülerin isteklerine

göre çözmek zorunda kalacağıdır… Kumcu Meclis halk iradesini hiçe saymaya cesaret

edemiyecektir…»

Kaçinski’den sonra sözü Lenin aldı. Herkes göz kulak olmuş dinliyordu kendisini:

— Şu anda, yalnızca toprak sorununu değil, sosyal devrimin tüm sorunlarını çözmeye

çalışıyoruz hem Rus-yada ve hem de bütün dünyada. Toprak sorunu, sosyal devrimin tüm

diğer sorunlarından ayrı olarak çözülemez. Topraklara el konulması, yalnızca Rus toprak

sahiplerinin değil fakat bu büyük toprak sahiplerinin bankalar aracıhğiyle bağlı oldukları

yabancı sermayenin de direncini beraberinde getirir.,,

Rusyadaki toprak mülkiyeti rejimi, korkunç bir sömürü düzeni yaratmıştır ve bu nedenle

topraklara köylüler tarafından el konması devrimimizin en önemli eylemlerinden biridir.

Fakat devrimimizin geçirmek zorunda kaldığı aşamaların da kanıtladığı gibi bu eylem,

devrimin diğer eylemlerinden ayrı tutulamaz. Sol devrimci Sosyalistlerin hatası, kitle

bilincinin gelişme-sini yeterli görmedikleri bahanesiyle uzlaşmaya karşı çıkmamış

olmalarıdır…

Eğer sosyalizm, ayrıcalıksız tüm herkesin yeterli bilinçlenmeye ulaştığı zaman ancak

gerçekleşebilecek-se, belki de beş yüz sene önce göremeyiz sosyalizmi yeryüzünde. Siyasi

sosyalist parti, işçi sınıfının ön-cüsüdür. Kitlelerin bilinç seviyesi düşüklüğü yüzünden kendi

kendini engelÜyemez. Ama Sovyetleri, Devrimci girişimin birer aleti gibi kullanarak kitleleri

sürüklemek zorundadır.,. Fakat kararsızların başını çekmek için, Sol Devrimci Sosyalist

arkadaşların bizzat kendilerinin kararsızlıktan kurtulması gerekir.

Geçen temmuz ayından beri halk kitleleriyle uzlaştırıcılar arasındaki ilişkilerde bir sürü

çatlaklar oluştu. Halbuki bugün, Kasım ayında. Sol Devrimci Sosyal isl.lrr halkı uyutan

Avksentiyev’e kalkmış el uzatı-yorlnr. K&vr mlıışma kesil messo devrim bitti demektir.

Burjuvaziyle nnla.-jin^ olmaz. Gücünün kesinlikle -ezilmesi tîm

268

Biz Bolşevikler, kendi toprak programımızı değiştirmedik. Toprak özel mülkiyetini geçersiz

kılmayı red-etmedik ve onu yapmayı da düşünmüyoruz. Özel mülkiyet üzerine kurulu

olmayan toprak Komiteleri yönetmeliğini kabul ettik. Zira sosyalist bir devrim için kavga

veren tüm unsurlasın arasında sıkı bir iş birliğini daha da geliştirmek için halkın istemlerine

göre halk iradesini gerçekleştirmeğe çalışıyoruz biz.

Sol Devrimci Sosyalistleri koalisyona girmeye çağırıyor ve kendi partilerinin

uzlaştırıcılarıyle ilgilerini keserek artık geriye bakmamalarım istiyoruz.

Kurucu Meclis konusunda bir önceki konuşmacının da dediği gibi, çalışmalarından doğacak

sonucun kitleler tarafından yapılacak devrimci baskıya bağlı olduğu açıktır. Sözlerimin

sonunda tekrar ediyorum: Bu devrimci baskıya güveniniz ama tüfeklerinizi de unutmayınız.

Sonra Lenin, Bolşevik karar projesini okudu:

Köylü Kongresi, işçi ve asker temsilciler Sovyetleri Rus-birliği Kongresi tarafından 8 Kasım

1917fde kabulediüp, Rus Cumhuriyeti İşçi ve köylü geçici hükümeti olarak Halk Komiserleri

Kurulunca yayınlanan toprak kararnamesini oy birliğiyle ve tüm metniyle onaylamaktadır.

Köylü Kongresi, bu kararnamenin uygulanmasını bütün gücüyle desteklemekteki sarsılmaz ve

kesin kararını bir kez daha açıkhyarak köylüleri, hep birlikte kendisini desteklemeye vb

zaman geçirmeden, adıgeçen kararnameyi bizzat kendileri tarafından uygulamaya çağırır ve

aym zamanda, önemti tüm görevlere, sömürülen köylü İşçilerin yararlarına kesin

bağhhkfarını ve tıu yararlan büyük toprak sahipleriyle, kapitalistlerin ve onfarm tüm yanlısı

ve suç ortaklarının direnmelerine karşı gösterdikleri savunma yetenek ve iradeleriyle bilfiil

kanıtlamış olan kimseleri getirmeye davet eder.

Köylü Kongresi toprak kararnamesini oluşturan tedbirlerin tüm uygulamasının yalnızca 7

Kasımda başlatılmış bulunan sosyalist işçi devriminin zaferiyle mümkün olabileceği

konusundaki İnancım belirtir. Gerçekten, toprakların işçi köylülere kesinlikle geçlşîni,

ziraat makinelerine el konmasını, kapitalist kölelik sisteminin tümünden geçersiz

kılınmasiyle toprak işçileri yararlarının savunmasını, sanayi ve toprak ürünlerinin çeşitli

bölgeler ve yurttaşlar arasında akılcı ve düzenti bir şekilde bölüştürülmesînI,

269

bankalara eJ konmasını (bu yapılmadan halkın topraklara el koyması olenskstzdır),

sömürüJenlere ve İşçilere Devletin yar-d)mını v.s.,, yalntzca sosyafîst bir Devrim

gerçekleştirebilir. Bütün ıbu nedenlerden ötürü, 7 Kasım sosyalist Devrimini tümüyle

birlikte destekleyen köyJü kongresJ, Rus Cumhuriyetinin sosyalist değişimine ilişkin

tedbîrleri, yavaş yavaş fakat hiç bir kararsızlık duymadan gerçekleştirmek konusundaki

sarsılmaz Kararını belirtir.

Toprak kararnamesinin uygulanması ve sürekli başansını sağhyabllecek tek yol oJan

sosyalist devrim zaferinin gerekli koşulu, ktfsai alanlardaki sömürülen işçilerin, ilerlemiş

tüm üJ-keJerin işçi sımfj ve proletaryasıyla sıkı sıktya kenetlenmeleridir. Bundan toöyfe

Rus Cumhuriyetinde, en yukardan en aşağıya kadar tüm devJet örgütü, t>u kenetlenme

üzerine dayanacak ve böyle bir birleşme de, burjuvazi ve onun siyasetini yönetenlerle

İşbirliğine dönebilmek için yapılacak açrk ya da gizli, doğrudan ya da dofaylı tüm girişimleri

ortadan kaldırarak dünyada sosyalizmin zaferini yafnız basma sağlayabilecektin

İcra Komitesinin gerici üyeleri artık açıkça ortaya çıkmaya cesaret edemiyorlardı. Bununla

birlikte Çer-nov, birçok kez ayağa kalkarak alçak gönüllülükle ve sempati toplayan bir

şekilde konuştu durdu ve sonunda büroya katılmaya çağrıldı… Kongrenin ikinci gecesi

başkana sunulan isimsiz bir notta Çernov’a onur başkanlığı verilmesi isteniyordu. Ustinov

notu yüksek sesle okudu, fakat Zinovivev derhal ayağa fırtıyarak, bunun Kongre yönetimini

ele geçirmek için eski icra Komitesince hazırlanan bir tuzak olduğunu haykırdı» Salon bir

anda iki tarafın öfkeli yüzleri ve delicesine hareket eden kollarından oluşan uğultulu bir

deniz haline dönüşüverdi… Fakat herşeye rağmen Çernov oldukça popüler kalmasını bildi.

Toprak sorunu ve Lenin karar projesi üzerine gecen fırtınalı görüşmeler süresinde

Bolşevikler iki kez toplantıdan ayrılmak üzereyken liderleri tarafından engellendi. O zaman

Kongrenin bir çıkmazda olduğu izlenimi uyandı bende.

Ki İt a t, .sol Devrimci Sosyalistlerle Bolşevikler arası ndıı SmolnyMe gizli görülmelerin

yapıldığım içimizden kimse bilini yordu. Devrimci Sosyalistler önceleri, Sovyetlerde temsil

edilsin edilmesin tüm sosyalist par-

270

tilerden oluşan işçi ve asker örgütleriyle köylü örgütü delegelerinin eşit sayıda temsil

edildiği ve belediye Dumalariyle zemstvos delegelerinin tamamladığı bir halk Kurulu önünde

sorumlu bir hükümet istemişlerdi. Lenin ve Troçki açığa alınacak, askeri devrimci Komiteyle

diğer baskı prgütleri dağıtılacaklardı.

28 Kasım Çarşamba sabahı, bütün gece süren çekişmeli görüşmelerden sonra bîr anlaşmaya

varılabil-dL 108 üyeden oluşan Tsik’e, köylü kongresi tarafından nisbî temsil sistemine göre

seçilen 108 üye, Ordu ve Donanmadan doğrudan doğruya seçilen 100 delege ve 50 sendika

temsilcileri eklenecekti (Rusbirliği sendikalarından 35f demiryolculardan 10 ve PTT den 5

temsilci). Duma ve zemstvoslar artık sorun olmaktan çıkmıştı. Lenin ve Troçki hükümette

kalacaklar ve devrimci askeri Komite de görevini sürdürecekti.

Bu arada toplantılar, imparatorluk hukuk okuluna, köylü Sovyetleri icra Komitesinin merkezi

olan Fontan-ka’da 6 numaraya nakledilmişti. Çarşamba günü öğleden sonra, delegeler büyük

amfiteatrda toplandılar. Eski icra Komitesi çekilmiş ve Ordu Komiteleri delegeleriyle bu

işten hoşnut olmayan delegelerin katıldığı yarı resmî bir toplantı yapıyordu diğer bir

salonda.

Görüşmelerin yürüyüşünü dikkatlice izleyen Çernov bir odadan diğerine geçiyordu.

Bolşeviklerle bir anlaşmanın görüşülmekte olduğunu öğrenmiş» fakat böyle bir anlaşmanın

çoktan yapılmış olduğunu kestire-miyordu. Yarı resmî olarak toplanan meclise dönerek şöyle

konuştu:

— Herkesin bir sosyalist birliği hükümet yanlısı olduğu şu günlerde, çok kişi, bir koalisyon

hükümeti olmayan başbakanlığı unutmaktadır. Ama o başbakanlığın tek bir sosyalisti vardı:

Kerenski. Zamanında çok sevilen bir hükümetti. Bugün ise Kerenski suçlanıyor ve yalnız

Sovyetlerce değil büyük halk kitlelerince de iktidara getirilmiş olduğu unutuluyor.

Kamu oyu neden Kerenski konusunda böylesine değişti? Vahşilerin tapındıkları birer

tanrıları bulunur ve dileklerinden biri olmayınca kalkar kendi tanrılarını kendileri

cezalandırırlar. Şu anda da böyle bir durum oluşmaktadır. Dün Kerenski, bugün Lenin ve

Troçki, yarın bir başkası…

271

Hem Kerenski’ye ve hem de Bolşeviklere iktidar] bırakmalarını söyledik. Kerenski kabul

etti ve bugün çekildiği yöreden başbakanlıktan istifa ettiğini bildirdi. Bolşevikler ise, nasıl

kullanılacağını bile bilmeden iktidarda kalmayı inatla sürdürüyorlar…

Bolşevikler ister basarsın ister başarmasın Rusya-nın kaderi değişecek değildir. Rus köyleri

ne istediklerini çok iyi biliyorlar ve kendi tedbirlerini de uygula-maktalar su anda… Bizi

kurtaracak olan gene de köylülerdir …»

Bu sırada, büyük salonda Ustinov Köylü Kongresi ile Smolny arasında yapılan anlaşmayı

haber vermiş ve tanımlaması olanaksız bir kıvanç delegeleri sarıvermiş.-ti. Birden Çernov

ortaya çıkarak söz istedi.

— Smolny ile köylü Kongresi arasında bir anlaşmanın yapılacağını Öğrenmiş bulunuyorum.

Böyle bir an-Jaşma yasalara aykırıdır. Zira gerçek köylü Sovyetleri Kongresi ancak gelecek

hafta toplanabilecektir…

Zaten şunu da bildireyim ki size, Bolşevikler isteklerinizin hiçbirini kabul

etmeyeceklerdir…»

Büyük bir kahkaha tufanı sözlerini yarıda kesti Çernov’un. Durumu kavradığından, ününü de

beraberinde götürerek kürsüyü ve salonu terketti…

29 Kasım Perşembe günü akşama doğru Kongre ola-tfanüstü olarak toplandı. Bir bayram

havası sarmıştı heryam ve yüzler sürekli gülümsüyordu… Gündemdeki diğer sorunlar

çabucak geçiştirildikten sonra, Sol Devrimci Sosyalistlerin en yaşlısı olan beyaz sakallı Na-

Unson, gözleri yaşararak titreyen bir sesle köylü Sovyetlerinin, işçi ve asker Sovyetleriyle

yaptıkları birleşme metnini okudu. «Birleşme» sözünün her geçişinde îjiddetlî alkışlar

salonu inletiyordu… Sona doğru Us-l.ınovt içlerinde Kızıl Ordu delegelerinin de

bulunduğu \)\v delegasyonun Smolny,den geldiğini bildirdi. Bir alkıştır koptu o anda ve

birbirlerini izleyerek bir asker, hır i$çi ve bir gemici kürsüye çıkarak Kongreyi selâm-\mU\

i\r:

Sun m, Amerikan sosyalist işçi parti delegesi Boris It.riıısl.cin soy, ;ıldt:

Köylü Kongresinin işçi ve asker temsilciler Sov-ycUoriylı.’ birimliği tfün, devrimin büyük

günlerinden bi-

.272

ri olarak anımsanacaktır. Tüm dünyada, Pariste, Lon-drada ve okyanusun öte yanındaki New

York’ta derin bir yankı uyandıracaktır bu birleşme. Ve gene bu birleşme, ezilen ve

sömürülenlerin yüreklerine bir kıvanç getirecektir.

«Büyük bir fikir zaj:er kazanmıştır şimdi. Batılı ülkeler ve Amerika, Rus proletaryasından

böylesine büyük şeyler bekliyorlardı*.. Dünya proletaryasının gözü şimdi Rus devrimine

çevrilmiş ve gerçekleştirilmekte olan bu büyük eseri beklemektedir…»

Tsik başkanı Sverdlov da Kongreyi Selamladıktan sonra köylüler binayı «Yaşasın iç savaşın

sonu, yaşasın birleşik demokrasi» haykırışları altında terkettiler.

Karanlık çoktan bastırmıştı ve donmuş karın üzerinde yıldızlarla ayın beyaz aydınlığı

oynaşıyordu. Kanalın kenarında, Paul alayı arazi giysilerini giymiş, sıralanmış bekliyordu ve

bando Marseyez’i çalmağa başladı o an. Askerlerin çılgınca alkışları arasında köylüler sıra

haline geçerek Rusbirliği köylü Sovyeti icra Komitesinin büyük kırmızı bayrağını açtılar.

Bayrağın üzerinde altın simle yeni işlenmiş bir yazı bulunuyordu «Yaşasın devrimci çalışan

kitlelerin birliği». Diğer bayraklar da arkadan gelmekteydiler: Mahalle Sovyetleri bayrağı

ve üzerinde «Tüm halkların kardeşliğini yaratmak için bu bayrak önünde eğiliyoruz» yazısı

bulunan Putilov fabrikalarının bayrağı.

Meşaleler portakal renkli ışıklariyle geceyi aydınlatıyor, buz kristalleri üzerinde binlerce

kez yansıyor ve ağızlarını bıçak açmayan şaşkın kalabalıklar arasından Fontanka boyunca

şarkılar söyleyerek geçen kortej üzerine dumandan yapılmış bir sis bırakıyordu.

«Yaşasın devrim ordusu, yaşasın kızıl koruyucular, yaşasın köylüler».

Yolda gittikçe büyüyen ve altın sim işlemeli yepyeni kırmızı bayraklar açan büyük kortej

tüm kenti dolaştı. İki yaşlı köylüt belleri bükük» çocukça bir mutluluğun aydınlattığı

yüzleriyle kol kola girmiş yürüyorlardı.

Bir tanesi» «şimdi sıkıysa gelsinler topraklarımızı alsınlar elimizden» dedi. Smolny

yakınında sevinçlerinden yerinde duramayan kızıl koruyucular sokağın iki yanma

dizilmişlerdi. Diğer yaşlı köylü arkadaşına dö-

Dünyayı Sarsan On Gün/F: 18 273

nerek, dıiç yorulmadım yahu, dedi. Sanki bunca yolu havalarda gittim.»

Smolny merdivenleri üzerinde bayraklariyle birlikte yüz kadar işçi ve asker delegesi

içerden, sütunların arasından gelen ışıkların önünde koyu bir yığın halinde bekleşirken birer

dalga gibi coşarak köylülere doğru atıldılar kucaklıyarak ve göğüslerine bastırarak onları.

Sonra büyük giriş kapısını geçen kortej şiddetli alkışlar arasında merdivenleri çıktı.

Büyük beyaz salonda Tsik, tüm üyeleriyle birlikte Petrograd Sovyeti ve binlerce seyirci,

tarihin büyük anlarını simgeleyen görkemli bir havaya bürünmüş bekliyorlardı köylülerin

gelişini.

Zinoviev, toplantıda bulunanların kıvançlı onayları arasında köylü Kongresi ile yapılan

anlaşmayı açıkladıktan sonra koridorda bandonun sesi işitilerek kortejin ilk sıralan salona

girdiği zaman sevinç gösterileri bir fırtına uğultusuna dönüşmüştü. Presidyum ayağa

kalkarak kürsüde köylü presidyumuna yer gösterdi ve iki başkanlık üyeleri birbirleriyle

kucaklaştılar. Arkalarındaki çarın portresinin sökülüp atıldıktan sonra boş kalan yere, beyaz

duvarın üzerine iki bayrağı da çaprazlamasına astılar…

Sonra zafer toplantısı açıldı. Hoş geldiniz diyen Sverdlov’un arkasından kürsüye Rusyamn

en güçlü ve en sevilen kadını Maria Sprİdonova çıktı» zayıf» uçuk rengi, düz saçları,

gözlükleri ve bir İngiliz öğretmeni haliyle:

— Şimdi Rus işçilerinin önünde tarihin hiçbir zaman görmediği ufuklar açılmaktadır…

Geçmişin tüm işçi eylemleri yenilgi ile sonuçlanmıştır. Şimdiki eylem uluslararası olduğu

içindir ki yenilmemiş tir ve dünyadaki hiç bir güç, devrim ateşini söndüremiyecektir. Eski

dünya yıkılmakta ve yeni bir dünya başlamaktadır…

Maria’nm arkasından kürsüye Troçki çıktı heyecanla:

Köylü dostlar, size hoş geldiniz derim. Devrim yüreğinin attığı bu evde, sizler birer

davetli değilt bu evin ö/, sahibisiniz. Milyonlarca işçinin iradesi -bu salonda birltvjiııis.lir.

Bundan böyle Rus toprağı yalnızca

274

bir efendi tanımaktadır. O da, işçi, asker ve köylülerin büyük beraberliği…

Sonra alaycı ve iğneleyici bir sesle müttefik elçilerinden söz etti. Sonunda büyük merkez

hükümetlerinin kabul ettiği Rus barış önerisine hep yukardan bakmışlardı şimdiye dek.

— Bugün yeni bir insanlık doğmaktadır. Bu salon-da, tüm ülkelerin işçilerine yemin ediyoruz

ki devrimci görevimizin başından sonuna dek hiç bir zayıflık işareti göstermeden kalacağız.

Eğer yenik düşersek, bayrağımızı savunurken olacaktır bu ancak..,

Krilenko cephedeki durumu açıkladı. Dukanın, halk komiserleri kuruluna karşı bir direniş

hazırlıyordu.

— Dukanın ve arkadaşları şunu iyice kafalarına soksunlar ki barış, yolunu tıkamak

istiyenlere karşı amansız davranacağız.

Dibenko, Donanma adma toplantıyı selâmladıktan sonra Vikiel’in üyesi Kuruşinski söz aldı;

— Tüm gerçek sosyalistlerin birleştiği şu günde, demiryolu işçi ordusu da devrimci

demokrasinin hizmetine girmiştir.

Sonra, gözlerinde yaşlarla Lunaçarski, sol Devrimci Sosyalistler adına Prosian ve nihayet

Martov ve Gorki gruplarının üyelerinden oluşan birleşik enternasyonalciler adına Sakaraşvili

konuştu:

— Bolşeviklerin uyuşmaz siyasetleri nedeniyle Tsik’i terketmiştik. Tüm devrimci

demokrasinin birleşmesi için onları gerekli özverilerde bulunmaya zorlamak istiyorduk.

Şimdi bu birlik gerçekleştiğine göre Tsik’teki yerlerimizi almayı kutsal bir görev sayarız…

Ve Tsikl terk eden herkezin, tüm üyelerin» oraya dönmek zorunda olduklarını bildiririz.

Köylü Kongresi büro üyesi olan yaşlı Staçkov, salonu dört bir yandan selâmladıktan sonra

şöyle konuştu;

— Yeni Rus özgürlüğü ile yeni yaşamın bu kutsal gününde sizlere en iyi dileklerimi sunarım…

Polonyalı sosyal demokratlar adına Gronski, fabrika Komiteleri adına Skripnik, Selânikteki

Rus birlikleri adına Tif onof ve daha diğerleri birbirleri arkasından

kürsüye çıkarak ümitleri gerçekleşmiş insanlara özgü güzel konuşmalarla içlerini döküp

durdular».

Gecenin geç saatinde ise aşağıdaki karar oybirliğiyle alındı.

Asker v© İşçi Sovyetleri Rusbirllği Merkez icra Komitesi, Petrograd Sovyetî ve Köylü

Rusbİrliği Olağanüstü Kongresi, İşçi ve Asker Temsilciler Sovyetleri İkinci Kongresi

tarafından fca bu I edil en Banş ve Toprak Karam amel eriyle Rusbİrliği Merkez İcra

Komitesi tarafından kabul edilen sanayinin İşçi kontrolüne girmesi konusundaki

kararnameyi onaylarlar.

Rusbiriiği Köylü Kongresi ve Tsik’tn Birleşik Meclisleri, tüm çalışanlarla sömürülenlerin

kardeşçe yanyana geldiği isçi, Köylü ve Asker Birliğinin, efe geçirdiği iktidarı

güçlendireceğine ı/e diğer ülkelerde de iktidarın ^çilere geçişini hızlandırmak jçln gerekir

tüm tedbirleri alarak barış ve sosyalizm davasına sürekti bir zafer getireceğin© kesinlikle

inanmaktadırlar.

John Reed’in “Dünyayı Sarsan On Gün” adlı kitabını sonuna kadar aynı dikkat ve büyük bir

ilgiyle okuduktan sonra bu yapıtı tüm ülkelerin işçilerine yürekten öneririm. Bu kitabın

milyonlarca basılarak tüm dillere çevrilmesini istedim, zira proletarya diktatörlüğünü ve

proleter devrimin ne,olduğunu anlamak için öylesine büyük bir önemi taşıyan olayların doğru

ve son derece canlı bir tablosunu vermektir. Bu gün bu sorular genel olarak bir tartışmayı

oluşturmakla birlikte bu fikirleri kabul ya da red etmeden önce hangi taraf tutulacaksa o

tarafın tüm olgularını anlamak gerekir. Kuşkusuz ki John Reed’in kitabı, dünya işçi

hareketinin bu temel sorunu üzerine ışık tutmaya yardım edecektir. 1919 sonu V. I. LENİN

Dünyayı Sarsan On Gün-1

John Reed

-I-

N. KRUPSKAYA’NIN İLK RUS BASIMINA ÖNSÖZÜ

«Dünyayı Sarsan On Gün», İşte John Reed’ln bu şaşırtıcı kitabına verdiği ad. Bu yapıt, Ekim Devrimi’ nin ilk günlerini olağanüstü

bir doğruluk ve canlılıkla yeniden yaşatıyor. Karşımızda olayların basit bir sıralaması, bir

belgeler dökümü değil, fakat öylesine yaşanmış tipik olaylar dizisi var ki devrimin içinde

bulunan herkese kendisinin de yer aldığı benzeri sahneleri hatırlatmaktan geri kalmıyor.

Sıcağı sıcağına çizilen bu tablolar, kitlelerin olayları nasıl hissettiklerim son derece güzel

yansıtarak böylece büyük devrimin farklı olaylarındaki gerçek olguyu da yakalamaya

yardımcı oluyorlar.

İlk bakışta, bu kitabın memleketin dilini ve törelerini bilmeyen bir yabancı, bir Amerikalı

tarafından yazılmış olması garip gözükebilir. Her adımda en gülünç yanlışlıklara

düşebileceği, olayların en büyük faktörlerini unutabileceği düşünülebilir. Yabancılar, Sovyet

Rusya hakkında böyle yazılar kaleme almazlar. Ya olaylardan hiç bir şey anlamamakta ya da

hiç bir zaman tipik olmayan bağımsız olayları genelleştirmektedirler. Şahsen Devrimin

tanığı olanların sayıca çok az olduğu da doğrudur. John Reed ise ilgisiz bir gözlemci

olmamıştır. Sonuna kadar devrimci komünist olup olayların ve büyük kavganın gerçek

anlamını kavramıştır. Görüş keskinliği de buradan ileri geliyor zaten, yoksa böylesine bir

kitap yazmak olasılığını bulamazdı. Ruslar da Ekim Devrimi’nden böyle bahsetmezler. Ya

onun hakkında bir yargı verirler ya da tanığı oldukları olayları anlatmakla yetinirler. Reed’in

kitabı, halk yığınlarının başkaldırışını gerçekte olduğu gibi tüm bir tablo halinde vermekte

olup bu yüzden gençlik için, gelecek kuşaklar için ve Ekim Devrim i’nin artık bir tarih

olacağı gelecekteki insanlar için ayrıcalı bir anlam taşımaktadır. Reed’in kitabı kendi

türünde bir destandır. John Reed, Rus Devrimine kopmaz bağlarla bağlıydı. Kendisine yakın

hissettiği Sovyet Rusya’da

tifüse yakalanarak öldü ve şimdi Kremlin’deki Kızıl Duvar’ın dibinde son uykusunu

uyumaktadır. Devrim kurbanlarının cenazelerini anlatan John Reed gibi birisine de bu onur

lâyıktı. N. KRUPSKAYA

YAZARIN ÖNSÖZÜ

Bu kitap gördüğüm bir tarih dilimidir. Ekim Devri-mi’nin, yani Rus asker ve işçilerinin

başındaki Bolşeviklerin devlet gücünü ellerine geçirip onu Sovyetlerin ellerine bıraktıkları

günlerin etraflıca bir hikâyesinden öteye bir İddiası yoktur.

Kitaptaki tüm olaylar isyanın merkezi hattâ yüreği olan Petrograd’da geçer. Fakat okuyucu

şunu da akıldan çıkarmamalıdır ki bu yörede olup bitenlerin tümüt Rusya’nın her tarafında

az çok aynı şiddette ve uzun ya da kısa aralıklarla aşağı yukarı aynı doğrulukla

tekrarlanmıştır.

Çalışmakta olduğum bir dizinin ilkini oluşturan bu kitapta, tanığı olduğum ve şahsen

karıştığım ya da güvenilir kaynaklardan öğrendiğim olayların bir tarih sıralamasını yapmakla

yetinmek zorunda kaldım. Ekim Devrİmi’nin nedenlerini ve oluşumlarını kısaca anlatan iki

bölüm asıl kitabın başında yer atmaktadır. Bu İki bölümün okunmasında güçlük çekileceğini

çok iyi biliyorum, fakat bunu izleyen bölümlerin anlaşılmasında gerekli oldukları

kanısındayım.

Birçok soru okuyucunun aklına takılacaktır.

Bolşevizm nedir? Bolşeviklerin kurdukları hükümet şekli nelerden oluşmuştur? Ekim

DevrimVnden önce Kurucu Meclis taraftan oldukları halde nasıl oluyor da sonradan özellikle

kendileri onu zorla dağıtmışlardır? Ve Boh °vik tehlikesinin ortaya çıkışına kadar Kurucu

Meclise karşı olan burjuvazi sonradan neden onu savunmaya kalkmıştır?

9

Tüm bu soruların cevaplarım burada bulmak olanaksızdır. Almanya’yı da içeren barış

anlaşmasına kadar geçen olayları anlattığım ^Kornilovdan BrestLi-tovska» adlı diğer bir

kitapta çeşitli devrimci örgütlerin kökeni ve rollerini, halkın duygularının nasıl geliştiğini,

Kurucu Meclisin dağılışım, Sovyet DevletVnİn yapısını, Brest-Litovsk görüşmelerinin

gelişimini ve sonucunu bulabilirsiniz.

Bolşevik ayaklanması incelemesine geçerken 1915 yılma kadar uzanan bir oluşumun akılsal

bir sonucu olan Rus ekonomi ve ordusunda görülen çözülüşün 25 Ekim (7 Kastm) I$î7’de

değil, daha çok önceleri başladığım gözden ırak tutmamak gerekir. Çarın sarayım

egemenlikleri altına almış, düşünceden yoksun gericiler, Almanya ile ayrı bir bartş anlaşması

yapabilmek için Rusya’nın çöküşünü kesinlikle kararlaştırmışlardı, Î915 yazında büyük geri

çekilişin kökenlerinde yatan cephedeki silah noksanlığı, ordu ve büyük kentlerdeki yiyecek

sıkınttst, 1916’da üreüm ve ulaşımın durması gibi tüm sıkıntılar, Şubat Devrimi’nin tam

zamanında önlediği dev bir sabotaj planını oluşturmaktaydılar.

Dünyanın en fazla ezilen 160 milyonluk bir ulusunu kurtaran böylesine büyük bir devrim

hareketinin sonucu olan kargaşalığa karşın yeni rejimin ük aylarında gerek iç durumt gerek

orduların döğüşkenlik gücü belirgin bir biçimde geliştiler.

Fakat bu «balayı» kısa süreli oldu. Varlıklı sınıflar, yalnızca iktidarı çarın elinden alıp

kendilerine veren siyasi bir devrim istiyorlardı. Rusyada, Fransa ve Amerika modeline uygun

bir Anayasal Cumhuriyet ya da İngiltere’deki gibi bir meşrutiyet kurmak istemlerine karşın

halk kitleleri gerçek bir işçi ve köylü demokrasisi istiyorlardı.

William English Walling> 1905 Devrimini anlatan ^Rusya Mesajı» adlı kitabında, büyük

çoğunluğunun sonraları bolsevizmi destekleyeceği Rus işçilerinin düşüncelerini açık bîr

biçimde anlatır;

<âşçilerf liberal bir idare altında bile, iktidarın diğer sosyal sınıfların elinde olması halinde

açlıktan ölmek tehlikesiyle karşılaşacaklarım çok iyi anlıyor-lardı.

Rus işçisi devrimci olmakla birlikte, ne saldırgan ne dogmatik ve ne de akılsızdır. Sokak

vuruşmalarına

10

hazırdır ama dünya işçileri arasında ayrıcalı olarak bunların kurallarım pratikte öğrenmiştir.

Kendisini ezen kapitalist sınıfa karşı kavgasını sonuna dek sürdürmeye kararlıdır. Diğer

sınıfların da varlığım bilmez değildir ama yaklaşan kıyasıya kavgada onların da belirgin bir

biçimde yerlerini almalarını istemektedir.

Rus isçileri, bizdeki Amerikan siyasi kurumlarının kendüerininkine tercih edüebilineceğini

tartışmasız kabul etmekle birlikte, bir despotizmin yerine diğer bîr despotizmi (kapitalist

sımf) kabul etmekte pek istemli gözükmemektedirler.

Rus işçileri Moskova’da, Riga’da, Odesa’da kendilerini ölümün kucağına atmış ve yüzlercesi

idam edilmişse, gene binlercesi Rus zindanlarına atılmış, buzlu yörelere ve çöllere

sürülmüşset Goldfields ve Çrîpple-Creek isçilerinin ne olduğu belirsiz imtiyazların satın

almak için değildir tüm bu özveriler.

Rusya’da, bir dış savaşın koşullarında bile oluşan siyasî bir devrimin sonunda, bolşevîzmi

zafere ulaştıran sosyal devrim böylece gelişti

Amerİkada Rus Haber Alma Bürosu Müdürü ve Sovyet Hükümetine karşı olan Mr. A. J.

Sack, «Rus Demokrasisinin Doğuşu» adlı kitabında şöyle der:

«Bolşevikler, başkanlığını Lenin’in ve Dışişlerini de Leon Troçki’nin yürüttüğü bir hükümet

kurdular. Şubat Devriminden hemen sonra iktidara gelmeleri kaçınılmazdı. Devrimden sonra

Bolşevik tarihi İse, sürekli bir yükselişin simgesidir.»

Başta Amerikalılar olmak üzere yabancılar, Rus İşçilerinin bilgisizliği üzerinde ısrarla

dururlar. Gerçekten onların batı halklarının siyasî tecrübelerine sahip olmadıkları doğrudur.

Fakat buna karşın kitlelerin örgütlenmesinde son derecede başarılı olmuşlardır, 1917’de

tüketim kooperatiflerine girenlerin sayıst 12 milyondan fazlaydı. Sovyetler sistemi, kendi

başına bile onların örgütlenme üstünlüklerinin görkemli bir örneğidir. Ayrıca, yeryüzünde

sosyalizm teorisi ve onun pratikteki uygulamalariyle böylesine kolayca anlaşan bir halk yok

gibidir.

William English Walling, bu konuda şöyle yazar:

<sRus işçileri çoğunlukla okuma ve yazma bilirler. Ülkenin yıllardan beri içinde bulunduğu en

üst düzeydeki kargaşalık ortamı, aralarındaki en yetenekli kili

sileri başlarına getirmek gibi bir avantaj sağlamış ve, kendilerinin de devrimci olduğu

kültürlü sim fırt büyük bir kısmı da İdeaîîerİndeki Rus siyası ve sosyal canlanmasını onlara

aşılamışlardır.»

Birçok yazarlar, devrimin son aşamasının, Bolşevik saldırılarının acımazlığına karşı

toplumdaki uygar unsurların bîr savunma kavgasından başka bir şey olmadığını öne sürerek,

Sovyet Hükümetine karşt olan tutumlarını haklt çıkarmaya çalışmışlardır. Gerçektet varlıklı

sınıfları oluşturan bu unsurlar, kitlelerin devrimci örgütlenme güçlerinin büyüdüğünü

görerek her ne pahasına olursa olsun onları yok etmeye ve devrime bir set çekmeye

çalışmışlardır. İsteklerine erişebilmek için umutsuz birtakım oyunlara başvurmuşlar,

Kerenski’yi devirmek, Sovyetleri yok etmek için ulaşımı bozmuşlar, içte kargaşalıklar

çıkarmışlar, fabrika komitelerini kısıtlamak için onları kapatmışlar, yakacak ve ham

maddeleri ortadan kaldırmışlar, ordu komitelerinin hakkından gelmek için ölüm cezasını

yeniden uygulamaya koymuşlar ve askerî bir bozgunu kışkırtmaya çalışmışlardır.

Gerçekte bu, bolşevİk ateşinin üstüne yağ dökmek demekti. Onlar da sınıf kavgasını

önererek ve Sovyetlerin üstünlüğünü bildirerek cevap verdiler,

Bu iki aşın ucun arasında çeşitli guruplar tara-ftndan az çok destek gören ve Menşeviklerin

de içinde bulunduğu «ilimin denen sosyalistler, Devrimci Sosyalistler ve daha az Önemli

birkaç fraksiyon da bulunuyordu. Tüm bu partiler varlıklı sınıfların saldırılarına hedef

olmakla birlikte direnme güçleri bizzat kendi teorileri tarafından kırılmaktaydı.

Menşevikler ve devrimci sosyalistler Rusya’nın henüz sosyal bir devrime hazır olmadığım ve

yalntzca siyasî bir devrimin olasılığım ileri sürüyorlardı. Onlara göre, Rus kitleleri iktidarı

ele geçirmek için gerekli eğitimden yoksundu. Bu yönde yapılacak her girişim yalntzca bir

tepki doğurur re bu sayede düşüncesiz bir serüven heveslisi de eski rejimi yeniden

kurabilirdi. Daha sonraları ılımlı sosyalistler, olayların gelişmesiyle iktidarı almak zorunda

oldukları zaman onu kullanmaya cesaret edemediler,

Rusya’nın kendi hesabına, Batı Avrupa’nın geçirdiği aym siyasî ve ekonomik aşamaları

geçirmesi ge-

12

rektiğine ve sonuçta tüm ülkelerin hep birlikte sosyalist cennete ulaşacaklarına

inanıyorlardı. Böylece Rusya’da, batı demokrasilerinden biraz daha gelişmiş biçimde bit

parlemanter devlet kurmak için varlıklı sınıflarla anlaştılar ve onların da hükümete

katılmaları için israr ettiler. Şu düşünüşle bir destek politikası arasmda atılacak yalnızca

bir adım kalıyordu, Ilımlı sosyalistlerin burjuvaziye gereksinim duymasına karşın burjuvazi

hiç de böyle bir gereksinim duymuyordu, Varlıklı sınıflar baskılarını arttırdıkça sosyalist

Bakanlar da programlarının tümü üzerinde yavaş yavaş ödünler vermek zorunda kaldılar.

Ve sonuçta bolşevikler bu anlamsız uzlaşmayı çökerttikleri zaman, Menşevikler ve Devrimci

Sosyalistler kavgaya varlıklı sınıfların yanında katıldılar. Bugün yeryüzünün hemen tüm

ülkelerinde aynt olayın akıp gittiğini seyrediyoruz.

Bana öyle geliyor ki Bolşevikler Rusya’da yıkıcı bir güç olmaktan uzakta, yaptct bir

programı olan ve onu ülkeye uygulamaya yetenekli tek partiyi oluşturmaktadırlar, Eğer o

anda zafere ulaşamasaydılar hiç kuşkum yok ki Alman İmparatorluk orduları aralık ayında

Moskova ve Petrograd’a girerler ve bugün bir çar yeniden Rusya’nın başmda tünerdi.

Bir yıllık bir Sovyet rejiminin varlığından sonra bile Bolşevik Devrimi’nden bir serüven

olarak sözaç-mak modadır. Olsun! Eğer serüvenden sözetmek gerekirse, çalışan kitlelere

tarih sayfalarım açan ve her şeyi onların doğal ve büyük istemlerine bağlı kılan, insanlığın

yaşadığı en görkemli serüvenlerden birisi olarak söz etmek gerekir. Hemen söyleyelim ki

kasımdan önce büyük toprak sahiplerinin topraklarının köylülere dağıtılacağı Örgütlenme

hazırdı, sanayideki işçi denetimini gerçekleştirecek fabrika komiteleri ve sendikalar

kurulmuştu, her kent, her köy, her yöre yerel idareyi sağlamaya hazır kendi asker, köylü ve

İşçi temsilcilerinden oluşan Sovyetlere sahipti,

Bolşevizm konusunda ne düşünülürse düşünülsün, Rus DevrimVnin insanlık tarihindeki en

büyük olaylardan biri olduğu ve Bolşeviklerin İktidara gelişinin dünya çapında bir önemi

olduğu inkâr edilemez. Tarihçiler nasıl Paris Komünü’nü en ince ayrıntılarına kadar

incelemeye merakltysalar aynı şekilde 1917 Kasımında

13

Petrograd’da olup bitenleri, halkın davranış ve düşüncelerini, liderlerinin yüzlerini, sözlerini

ve eylemlerini de tanımayı isteyeceklerdir. Bu kitabı onları düşünerek yazdım.

Kavga sırasında sevgim bağımsız kalamadı. Ama bu büyük günlerin tarihini yeniden yazarken,

gerçekleri saptamaya uğraşan titiz bir tarihçi olarak olayların üstüne eğildim,

New York 1 Ocak 1919 John REE0

ÖN NOTLAR

Okuyucuların çoğunluğu için Rus örgütlerinin çeşitliği —siyasî partiler, komiteler, merkez

komiteleri, Sovyetler, dumalar, sendika ve birlikler— oldukça karışıktır. Bu yüzden birkaç

tanımlama ve açıklamalarla kitabıma başlayacağım.

SİYASÎ PARTİLER

Petrograd’da Kurucu Meclis seçimleri on dokuz liste üzerinden yapılmakla birlikte bu sayı

bazı taşra kentlerinde kırka kadar ulaşmaktadır. Siyasî partilerin oluşumları ve amaçlarını

gösteren bu kısa açıklamada yalnızca bu kitapta adı geçenler ele alınmıştır. Aşağıda

bunlardan her birinin genel bir tanımlaması ve programlarının özü verilebilmiştir*

1 — Monarşistler (Oktobristler – Ekimciler – vb… olmak üzere çeşitli farklar gösterir).

Eskiden güçlü olan bu fraksiyonlar artık açıkça varlıklarını sürdürememişler ya gölgede

çalışmaya geçmişler, ya da üyeleri, gittikçe monarşist programa yaklaşan Kadelerle

birleşmişlerdir.

2 — Kadeler. «Anayasal-Demokrat Parti» adının İlk harflerine göre tanınmakla birlikte

(Rusçada K.D.) resmî adı «Halk Özgürlük Partisizdir, Çarlık idaresi altında varlıklı

sınıflardaki liberallerden oluşan bu büyük siyasî reform partisi aşağı yukarı «Amerikan

İlerici Partisiyle eşdeğerdedir. 1917 Martında Devrim başladığı zaman geçici ilk hükümeti

Kadeler kurmuşlardır. Hem müttefiklerin ve hem de çar hükümetinin

İS

emperyalist amaçları yanında olduklarını bildirdiklerinden Nisan ayında devrildiler,

Devrimin ekonomik ve sosyal yönü güç kazandıkça Kadeler gittikçe daha tutucu oldular. Bu

kitaptaki temsilcileri Miliyukov, Vi-naver ve Şastki’dir.

3 — Etkili adamlar Grubu; Kadeler, Kornilov’un karşı-devrimci eylemleriyle ilgilerinden

Ötürü gözden düştükleri zaman Moskova’da bir «etkili adamlar grubu» oluştu. Bu gurubun

üyeleri Kerenskinin son kabinesinde bakanlıklar aldılar, Rodzianko ve Şulkin gibi

entelektüellerin peşlerinden gitmelerine rağmen kendilerini «partisiz» sayan bu gurup,

Sovyetlerin, kendi silahları olan ekonomik örgütlenmeyle yenik düşebileceklerini anlayacak

kadar zekî ve çağdaş bir kafaya sahip sanayici, tüccar ve bankacılardan oluşmuştu. Tipik

temsilcileri Lianozov ve Konovalov’dur.

4 — Popüler Sosyalistler ya da Trudoviskler (İşçi Partisi). Sayıca Önemsiz bir parti olup,

ılımlı aydınlardan kooperatif başkanlarından ve tutucu köylülerden oluşmuştur. Kendilerini

sosyalist olarak tanımlamalarına rağmen trudoviskler gerçekte memur, ufak tüccar vb., gibi

küçük burjuvazinin yaralarım savunuyorlardı. Gerçekten, çoğunlukla köylülerden oluşan IV.

imparatorluk Duması’ndaki îşçi Partisinin uzlaştırıcı törelerinin doğrudan mirasçısıydılar.

1917 Şubat Devrimi başladığı zaman Kerenski, İmparatorluk Duma-sı’ndaki trudovisklerin

lideriydi. Milliyetçi bir parti olan popüler sosyalistlerin bu kitaptaki temsilcileri Peşekhonov

ve Çaykovskdir.

5 — Rus Sosyal Demokrat îşçi Partisi. Başlangıçta marksist sosyalist olan bu parti 1903

*de toplanan bir kongresinde taktik sorunu üzerine iki fraksiyona ayrıldı: Çoğunluk

(bolsenstvo) ve azınlık (menşenst-vo). Çoğunluk ve azınlık üyeleri demek olan bolşevik ve

menşevik adları buradan gelmedir. Bu iki kanat hem kendilerine «Sosyal Demokrat îşçi

Partisi »adını vererek ve hem de marksist olduklarını iddia ederek iki farklı partiye

dönüştüler. 1905 DevrimiTnden itibaren bolşevikler azınlıkta olmalarına rağmen isimlerini

korudular ve ancak 1917 eylülünde çoğunluğu yeniden ele geçirdiler.

a) Menşevikler — Bu parti, toplumun doğal gelişmeyle sosyalizme doğru ilerleyeceğine ve

işçilerin ön-

16

ce siyasî iktidarı ele geçirmek zorunda olduklarına inanan çeşitli farklılıkları olan

sosyalistleri kapsamaktadır. Milliyetçi ve sosyalist aydınların partisidir. Eğitim tümüyle

varlıklı sınıfların ellerinde olduğundan, aydınlar döküldükleri kalıba saygı göstererek doğal

olarak bu sınıfların savunucusu olmaktadırlar. Temsilcileri Dan, Liebea ve Tseretelli’dir.

b) Enternasyonalist menşevikler — Menşeviklerin sol kanadı, enternasyonalist, varlıklı

sınıflarla koalisyon düşmanı, fakat bolşeviklerin önerdiği proletarya diktatörlüğüne karşı

olup tutucu menşeviklerden ayrılmak isteyenler tarafından oluşturulan bu gurubun

liderleri Martov ve Martinovdur. Troçki de uzun süre bu gurubun içinde idi.

c) Bolşevikler. Menşevİklerle, tüm ülkelerdeki çoğunluk sosyalistlerine egemen

olan «parlemanter» ya da «ılımlım sosyalizm töreleriyle tüm ayrılıklarını belirginleştirmek

için kendilerine «Komünist Partisi» adını verdiler. Sanayi» toprak, doğal kaynaklar ve finans

kurumlarının ele geçirilmesini emreden sosyalizmin gerçekleşmesi için ivedi

proletarya ayaklanmasını ve iktidarın ele geçirilmesini önermekteydiler. Bu parti başlıca

fabrika işçilerini olduğu kadar fakir köylü tabakasının Önemli bir kısmını da temsil

etmekteydi. Bolşevik kelimesinin maksimalistlerle bir ilgisi yoktur. Maksimalistler ayrı bir

gurup oluştururlar. (Bak: paragraf 6/b).

d) Birleşik Enternasyonalist Sosyal Demokratlar. Kendi organları olan çok etkili «Novaya

Jizm gazetesine göre «Yeni Hayat Gurubu» olarak da adlandırılırlar. Aralarında partinin

lideri Gorki’nin gurubunun da bulunduğu yalnızca birkaç iğciden ve aydınlardan oluşan küçük

bir topluluktur. Bu aydınların programı, enternasyonaüst menşeviklerin programı ile

belirgin bir biçimde uyuşuyordu, şu farkla ki «Novaya Jizn^ gurubu bu iki büyük

fraksiyondan birine girmeyi daima reddetmişti. Bolşeviklerin taktiğine karşı çıkmakla

birlikte gene de Sovyetler hükümetinde kalan Gorki gurubunun bu kitaptaki başlıca

temsilcileri Avîlov ve Kramarov’dur.

e) Edinstvo. 1880 yıllarına doğru Rus sosyal demokrat hareketinin öncülerinden bîri olan

ve onun en büyük teorisyeni olarak görülen Plekhanov’un tümüy-

Düıtyvyt Sarsan On <3ttn/F: 2 17

le kendi öğrencilerinden oluşan silinmeye yüz tutmuş çok küçük bir gurup. Bugün artık

ihtiyarlayan Plek-hanov çok vatanperver ve Menşevikler için bile oldukça tutucuydu.

Bolşevik darbesinden sonra gurup dağıldı.

6 — Devrimci Sosyalist Parti. Üyeleri, çoğunlukla parti adının ilk harfleri alınarak «S.R.»

diye anılır, Başlangıçta devrimci köylü partisi ve vuruşma, yani terörist örgütlerin partisi

olan bu guruba» Şubat devriminden sonra çoğunluğu, önceleri sosyalist bile olmayan üyeler

akın etti. O devirde devrimci sosyalistler, sahiplerine tazminat verilmesi koşuluyla

topraktaki özel mülkiyetin kaldırılmasını istiyorlardı. Köylüler-‘ deki devrimci ruhun

gelişmesi, bu tazminat koşulundan ödünde bulunulmasını gerektirdi ve en ateşli gençler

partiden ayrılarak «sol devrimci sosyalistler adı altında bir gurup kurdular. Sol guruplar

tarafından «sağ devrimci sosyalistler» diye adlandırılan «S.R.» ler, Menşeviklerin politik

davranışlarım benimseyerek onlarla birlikte çalıştılar. Sonunda, zengin köylüleri, aydınları

ve uzak kırsal yörelerdeki siyasi bilinci olmayan halkı temsil etmeye başladılar. Bununla

birlikte, politik ve ekonomik düşünce bakımından, Menşe* viklerden fazla çeşitli fikirlere

sahiptiler. Bu kitaptaki temsilcileri Avksentiyev, Gotzt Kerenski, Çernov ve «büyük anne»

diye adlandırılan Breşkovskai’dır,

a) Sol devrimci Sosyalistler. Teori olarak Bolşeviklerin proletarya diktatörlüğü

programını benimsemekle birlikte, başlangıçta onların acımasız taktiğini kabul etmeye pek

yanaşmadılar. Fakat Sovyet Hükümetinde kalarak özellikle tarım bakanlığı gibi bakanlıklar

aldılar. Çoğu defa hükümetten çekilmelerine kargın gene de geri döndüler. Sağcı devrimci

partiyi sürekli olarak terkeden köylüler sol devrimci sosyalistlere katılıyorlardı. Böylece

bu gurup, sovyet hükümetini destekleyen, büyük topraklara tazminatsız el konmasını ve

bizzat köylülerin yapacağı bir bölüşmeyi isteyen büyük bir koylu partisi oldular. Liderleri:

Spi-ridonova, Karelin, Kamkov ve Kalagiev’dir,

b) Maksimalistler. 1905 devrimi sırasında, güçlü bir köylü hareketinin ruhu olan

Devrimci sosyalist partinin, sosyalist programının en geniş bir biçimde uy-

18

gulanmasını istediği süreçteki gurubu. Sonradan anarşist köylülerden oluşan önemsiz

topluluk.

PARLEMANTO

Rusya’da Meclis ve Kongreler, Amerikan örneğinden ziyade Avrupa örneklerine göre

örgütlenmişlerdir, îlk işlem, bir başkan, bir sekreter ve bir prezidyumun seçimidir.

Prezidyum, her gurubun sayısal önemiyle orantılı olarak, Meclisteki çeşitli siyasi gurup

delegelerinden oluşan bir Başkanlık Divanıdır. Prezidyum, gündemi hazırlar ve başkan,

çeşitli üyeleri geçici başkan yapabilir.

Her sorun, en genel bir biçimde ortaya döküldükten sonra tartışmasına geçilir; tartışma

sonunda, çeşitli franksiyonlarm önerdiği kararlar ayn ayrı oya konur. Genellikle, gündem

daha ilk yarım saatten sonra alt üst olur. Sürekli olarak kabul edilen bir «ivedilik»

bahanesiyle her üye söz alarak istediğinden söz edebilir.

Milletvekilleri tüzüklerin saygınlığına kendileri dikkat ettiklerinden, başkanın rolü hemen

hemen çıngırağı salhyarak düzeni sağlamak ve konuşmacıları kürsüye davet etmekten öteye

geçmez.

İşlerin hemen tümü, çeşitli fraksiyonların hazırlık toplantılarında görülür ve genellikle bir

delegenin ara-cılığiyle toptan oy verilir. Bu yüzden, önemli bir sorun ortaya konduğu zaman

ya da oylama gerektiğinde, Meclis çalışmasını yarıda keserek fraksiyonların toplanmasına

yardımcı o!ur. Salon çok gürültülüdür: Konuşmacıları destekleyerek ya da yuhalayarak

Prezidyum planlarını alt üst eder. Sık sık işitilen sözler şunlardır: Prosim (rica ederiz, rica

ederiz,) Pravilno {,çok doğru), Eto vierno (çok iyi, mükemmel), Dovol-no (yeter), Doloi (çık

dışarı), Pozor (Ayıp, ayıp) ve Tiche (susunuz).

BAŞLICA ÖRGÜTLER

1 — Sovyet. Sovyet kelimesi «Meclis» demektir. Çarlık zamanında Devlet Yüce Meclisinin

adı Gosdarst-verini Sovyet idi. Fakat devrimden sonra sovyet keli-

19

rnesî, Özel anlamda ve cinste meclisler tanımlamak için kullanıldı. Bunlar ekonomik işçi

örgütleri tarafından seçilen, işçi ,asker ve köylü milletvekillerinin oluşturduğu sovyetlerdi.

Bu yüzden sovyet kelimesini bu sonuncular için kullanarak diğerleri için Meclis sözcüğünü

kullandım.

Her kent ve köyün yerel sovyetlerinden ve büyük şehirlerin mahallerindeki Sovyetlerden

ayrı olarak, bölgesel Sovyetler (oblastnye), taşra sosyalistleri (guo-bernskie) ve başkentte

tüm Rusyadaki Sovyetlerin, ismini baş harflerine göre adlandırılan (Tsik), bir Merkezî

Yürütme Komitesi vardır. (Bak: Merkezî komiteler). Hemen her yerde Şubat devriminden

sonra işçi ve asker Sovyetleri birleştiler, Bununla birlikte özel sorunlar için ayrı ayrı

toplanmayı sürdürdüler Köylü Sovyetleri ancak Bolşevik darbesinden sonra onlara katıldılar.

Köylüler de aynen İşçi ve asker gibi Örgütlenmiş olup başkentte bir «Köylü Sovyetleri Rus

Birliği Yürütme Komitesi» bulunuyordu.

2 — Meslekî birlikler ya da sendikalar. Bu birlikler, isimlerine rağmen, aynı bir mesleğin

değil de çoğunlukla aynı sanayinin tüm işçilerini topluyorlar di. Ekim devrimi sırasında

üyelerinin sayısı 3-4 miTyona ulaşmış olup, merkezî yürütme komitesinin başkentte

bulunduğu bir çeşit C.G.T. (Confederation Generale des Travailleurs) olan Rus Birliği

Konfederasyonları halinde toplanmışlardı.

3 — Fabrika Komiteleri. Devrimi izleyen idarî başıboşluktan yararlanmak amaciyle, sanayii

denetim altında bulundurmak için fabrikalarda işçilerin kendiliklerinden kurdukları

Örgütlerdir. Amaçlan, devrimci eylemle fabrikaları ele geçirmek ve çalışmalarını

sağlamaktı. Fabrika komitelerinin de Petrograd’da meslekî birlikler ve sendikalarla birlikte

çalışan bir merkezî komitesi ve Rus Birliği örgütü vardı.

4 — Dumalar. Duma sözcüğü yaklaşık olarak «tartışan gurup» demektir. Îİk devrimden altı

ay sonra daha, denıokratlaştırıimış bir biçimde varlığını sürdüren imparatorluk duması, 1917

eylülünde kendiliğinden dağıldı. Bu kitapta adı geçen belediye duması, yeniden örgütlenmiş

eski belediye duması olup, çoğunlukla «özerk belediye hükümeti» olarak adlandırılır.

Gizli ve birinci derece seçimle iş başına gelmiş olup, bunların

bolşevik devrimi sürecinde kitleleri denetim altmda tutamarnasırun nedeni, ekonomik

guruplar üzerine dayalı örgütlerin büyüyen gücü karşısında, özellikle siyasî meclislerin

etkenliğindeki genel bir azalmada görülebilir.

5 — Zemstvos. Çarlık rejimi zamanında, toprak varlıklı sınıfların aydın liberalleri

tarafından kurulup yönetilen, çok zayıf idarî güçte, yarı sosyal, yarı siyasî örgütlerdir. En

önemli görevleri köylülerin eğitimi ile onların sosyal koşularını geliştirmeye çalışmaktı.

Savaş sürecinde zemstvoslar yavaş yavaş Rus ordusunun levazım islerini ve yabancı

ülkelerden alımları da tümüyle yüklenerek askerlerin yanında Amerikan Y.M.C.A.’sma

benzer bir rol oynadılar. Şubat devriminden sonra kırsal bölgelerdeki hükümet yerel

organlarını oluşturmak amaciyîe zemstvoslar dem ok-ratikleştirildî. Fakat belediye

dumaları gibi Sovyetlerin yanında tutunamadılar.

6 — Kooperatifler. Bunlar köylü ve işçi tüketim kooperatifleri olup devrimden önce

tüm Rusya’daki üyelerinin sayısı milyonları geçiyordu. Ilımlı sosyalistler ve liberallerin

kurduğu kooperatifçilik, önceleri devrimci sosyalistler tarafından desteklenmedi. Zira, bu

eylem onlar için, üretim araçlarının ve bunların bölüşülerek işçilerin eline tüm ve

gerçekçi geçişini ertelemek için kullanılan bir yöntemden öte bir şey değildi- Şubat

devriminden sonra kooperatifler hızla geliştiler. Bu süreçte popülist sosyalistler,

menşevikler ve devrimci sosyalistlerin etkinliğinde kalıp Bolşevik devrimine dek siyasî

tutucu bir güç olarak kaldılar. Bununla birlikte eski ekonomik ve ulaşım yapısınm

çöküşünden sonra Rusya’yı besleyen de bu kooperatifler oldu.

7 — Ordu komiteleri. Eski rejim subaylarjnın gerici etkinliğiyle savaşmak için cephede

askerler tarafından kurulan bu komitelerden her taburr alay, tugay, tümen ve kolorduda

vardı. Tüm bu komiteler, Genel Kurmayla beraber çalışan Ordu Merkezî Komitesini

seçiyorlardı. Devrimi izleyen süreçte askerî mekanizmanın çöküşü, savaş genel kurmaylık

görevlerinden çoğunluğunu ve bazı hallerde, birliklerin yönetimi ve kumandasını da bu

komiteler üzerine yıktı.

8 — Donanma komiteleri. Deniz kuvvetlerindeki eşdeğerde Örgütler.

21

MERKEZİ KOMİTELER

1917 yaz ve ilkbahar sürecinde tüm örgütlerin Rus Birliği Kurultayları Petrograd’da

toplandı: işçi, köylü ve asker sovyet kurultayları, fabrika, donanma ve ordu kurultayları

(özel askerî komitelerin tümü dışında) kooperatifler, uluslar vb… Bunlardan her biri

hükümet önünde kendi özel yararlarını savunmakla yükümlü bir merkezî komite ya da bir

merkezî yürütme komitesi seçiyordu. Geçici hükümet zayıfladıkça, bu merkezî komiteler

idari kuvvetin gittikçe büyüyen çürümüş mekanizmasını da yüklenmek zorunda kaldılar. Bu

kitapta adı geçen komitelerin en önemli olanları şunlardır:

Birlikler Birliği — 1905 devrimi sürecinde Profesör Miliukov ve diğer liberaller, serbest

meslek üyelerinden oluşan örgütler kurdular. Bunlar, Birlikler Birliği diye adlandırılan

merkezî bir örgüt etrafında toplandılar. 1905 yılında Birlikler Birliği, devrimci

demokrasiyle eylemde bulunmasına karşın, 1917’de Bolşevik ayaklanmasına karşı çıktı ve

Sovyetlerin otoritesine karşı greve sürüklemek amaciyle devlet memurlarını birleştirdi.

Tsik — İşçi ve asker Sovyetleri Rus Birliği Merkezî Yürütme Komitesi. Baş harflerine göre

böyle adlandırılıyordu,

Tsentroflot — Deniz Kuvvetleri Merkezî Komitesi.

Vikjel — Demiryolu İşçileri Sendikası Rus Birliği Merkezî Komitesi. Baş harflerine göre

adlandırışı böyle idi.

DİĞER ÖRGÜTLER

Kızıl koruyucular — Bunlar silahlı fabrika işçileridir. İlk olarak 1905 devriminde örgütlenen

kızıl koruyucular, kentte düzenin sürdürülmesi için silahlı bir gücün gerektiği 1917

Şubatında yeniden ortaya çıktılar. O devirde zaten silahlı olduklarından geçici hükümetin

bunları silahlarından arındırmak için yaptığı tüm gayretler sonuçsuz kaldı. Devrimin her

büyük bunalımında, devrimci atılımla dolu olmalarına karşın, sokaklarda askerî eğitim

görmemiş, disiplinsiz Kızıl Koruyucular görünüp durdular.

Beyaz koruyucular — Bolşeviklere karşı özel mülkiyeti savunmak için devrimin son

aşamalarında sahneye çıkan gönüllü burjuvalar olup çoğunluğunu öğrenciler oluşturuyordu.

Tekintsy — Bunlart General Kornilov’a bağlı orta Asyanın müslüman -kavimlerinden oluşan

«vahşi tümencin ünlü askerleri olup, körü körüne bağlılıkları ve savaşlardaki vahşice

zalımliklerîyle tanınmışlardı.

Ölüm taburları ya da şok taburları — Genellikle ünlü kadın taburuna bu ilk ad verilmesine

rağmen, erkeklerden oluşan ölüm taburları da vardı. 1917 yazında Kerenski tarafından

oluşturulan bu taburların görevi, kahramanlık örneği vererek ordunun doğuşken gücünü ve

disiplinini kuvvetlendirmeye yardım etmekti. Ölüm taburları genellikle zengin sınıfın ateşli

ve genç vatanperverlerinden oluşturuluyordu.

Subaylar birliği — Ordu komitelerinin büyüyen gücünü siyasî alanda devirmeyi amaç edinen

ve gerici subayların oluşturduğu örgüt.

Saint-Georges şövalyeleri — Saint-George nisam savaş alanında gösterilen parlak eylemlere

verilmekteydi. Saint-George şövalyeleri örgütünün başlıca amacı, askerî fikri savunmaktı.

Köylüler birliği — 1905 yılında köylüler birliği» devrimci bîr köylü örgütüydü. 1917’de

zengin köylülerin siyasî ideallerini temsil etmekte olup köylü Sovyetlerinin devrimci

amaçları ve büyüyen gücüne karşı savaş veriyordu.

KRONOLOJİ

Batı takvimi ,on üç gün geri olan eski rus takviminin yerine tüm yörelerde kabul edilmiştir.

KAYNAKLAR

Kaynak olarak çoğunlukla kendi notlarımı kullandım. Ayrıca incelenen süreç için hemen

hemen tüm bir dizi oluşturan bazı Rus gazeteleriyle, Russian Daily News adlı ingilizce çıkan

bir gazeteye ve Journal de Russie ile Entente adlı iki Fransızca gazeteye başvurdum. Fakat

benim için diğerleriyle karşılaştırılamayacak düzeyde kıymetli bir kaynak olan unsur,

önemli tüm olaylarla Rus basınında çıkan yorum ve konuşmaları veren Petrograd Fransız

Haberler Bürosunun günlük olarak yayınladığı Basın Bülteniydi. 1917 baharından 1918 Ocak

sonuna dek çıkan hemen tüm sayıları elimde bulundurmaktayım.

Ayrıca, 1917 Eylülünün İkinci yarısından 191Ö Ocak sonuna dek Petrograd duvarlarına

yapıştırılmış bulu nan tüm bildiriler, kararlar ve duyurular ile Bolşeviklerin Dış İşleri

Bakanlığına girmeleriyle ortaya çıkan diğer belgelerle hükümet tarafından yayınlanan giz]i

anlaşmaların metni ve tüm hükümet emir ve kararlarının resmî metinleri de elimde

bulunmaktadır.

birinci bölüm

KÖKENLER

1917 Eylül ayının sonuna doğru, RusyaV1 ziyaret eden yabancı bir sosyoloji profesörü

Petrograd’da beni görmeye geldi îş adamları ile aydınlar, kendi-sine devrimin artık

yavaşlamaya başladığını söylemişlerdi. Bir yazısında bu görüşü ortaya koyduktan sonra*

kbyiü «komünlerini» ve sanayi merkezlerini gezerek ülkeyi dolaşmaya koyulmuştu. Fakat

buralarda büyük bir şaşkınlıkla devrimin gelişmekte olduğunu gör-müş, kentlerde ve kırsal

alanlardaki işçiler arasında «Toprak köylülere, fabrikalar işçilere» sloganlarını sık sık

duymuştu. Eğer profesör cepheyi de dolaşsaydı, tüm ordunun barıştan başka bir şeyden

sözetmediğini saptayabilecekti.

Profesör şaşırmış kalmıştı, ama haksızdı. îki göz* lem tümüyle gerçekti* Varlıklı sınıfların

gittikçe tutucu olmalarına karşın, halk kitleleri de gittikçe radikal oluyordu.

îş adamları ve «entelijantsiya> için devrim uzakta kalmış ve çok sürmeye başlamıştı. Artık

her şeyin bir düzene girmesi zamanı gelmişti* Ilımlı sosyalistler gurubu^ aşırı menşevikler

ve devrimci sosyalistler bu duyguyu paylaşarak geçici Kerenski hükümetini destekliyorlardı.

«Devrim dramı iki sahneden oluşur» diyordu, 14 Ekimde çıkan ılımlı sosyalistlerin resmi

organı, «Eski rejimin yıkılışı ve yenisinin kurulması. Birinci sahne oldukça uzadı. Şimdi

ikinciye geçmek ve olabildiği kadar hızlı oynamak gerek. Büyük bir devrimcinin

dediği gibi: «Dostlar, devrimi bitirmekte acele edelim, onu fazla uzatan meyvalarmı

toplayamaz.»

îşçi ve köylü kitleleri ise, birinci sahnenin bittiğine İnanmayı inatla reddediyorlardı.

Cephede, ordu komiteleri, emrindeki askerleri birer insan olarak görmeye ahşamayan

subaylarla sürekli mücadele ediyor, geride, köylülerin seçtiği tarım komiteleri, toprağı

ilgilendiren resmî kuralları uygulamayı denedikleri için hırpalanıyorlar, fabrikalardaki

işçiler, karalistelere ve lokavtlara karşı kavga vermek zorunda kalıyorlardı. Üstelik, geri

dönen siyasî sürgünler «istenmeyen adam» olarak yeniden sürülüyorlardı. Yabancı

memleketlerden köylerine donenler, 1905fde işledikleri devrimci eylemlerden ötürü

^mahkemeye verilip hapse bile giriyorlardı.

Halkın tüm hoşnutsuzluk belirtilerine, ılımlı sosyalistlerin verecekleri tek bir cevap vardı:

«Aralıkta toplanacak Kurucu Meclisi bekleyin». Fakat but kitleleri memnun etmiyordu.

Kurucu Meclise evet ama, uğrunda Rus devriminin yapıldığı, kendileri için «Champs de

Mars» toplu mezarlığında devrim şehitlerinin kokuştuğu belirgin amaçlar unutuluyor muydu

yoksa? Kurucu Meclis olsun olmasın, gerekli olan barış, toprak ve sanayinin işçi denetimi

altına girmesiydi. Kurucu Meclis çağrısı çoğu kez ertelenmiş ve muhtemelen gene de

ertelenecekti. Halkın, sonunda yatışacağı ve İstemlerini değiştireceği umut ediliyordu, Her

halde, sekiz aylık bir devrim süreci geçmişti ve bu da ender görülen bir şeydi.

Bununla birlikte, askerler, barış sorununu kaçarak çözümlemeyi deniyorlar, köylüler,

şatoları yakarak büyük mülkiyetleri ele geçiriyorlar, İşçiler sabotaj ve grev yapıyorlardı.

Sanayiciler, büyük toprak ağaları ve subaylar ise herhangi demokratik bir uzlaşmayı

önlemek için tüm etkinliklerini kullanıyorlardı.

Geçici hükümetin siyaseti, etkisiz reformlarla amansız bir baskı arasında sallanıyordu.

Sosyalist çalışma bakanının çıkarttığı bir kararname, işçi komitelerinin çalışma saatleri

süresinde toplanmasını yasaklıyor, cephede muhalefetin kışktrtıcıları tutuklanın yor, sol

gazeteler yasaklanıyor ve devrim propagandacıları ölümle cezalandırılıyordu. Kızıl

koruyucuları silahlarından arındırmak için girişimler yapılıyor ve

26

düzeni koruyabilmek için Kazaklar taşra yörelerine gönderiliyordu.

Bu tetbirler, varlıklı sınıflarla işbirliğini gerekli gören ılımlı sosyalistlerle hükümete katılan

liderlerinin de onayını alıyordu. Halk, programları barış, toprak, sanayinin denetimi ve bir

işçi hükümeti olan Bolşevikler tarafına geçmek üzere onları bir anda terke-di verdi. 1917

Eylülünde anlaşmazlık iyice kızıştı. Ülkedeki büyük çoğunluğu Mçe sayan Kerenski ve ılımlı

sosyalistler, varlıklı sınıflarla bir koalisyon hükümeti kurmayı başardılar. Sonuçta,

Menşevikler ve Devrimci Sosyalistler halkm güvenliğini tümden yitirdiler.

Ekim ortalarına doğru» «sosyalist bakanlar» adı altında «Raboçi Put’da» (îşçi Yolu)

yayınlanan bir yazı, ılımlı sosyalistlere karşı halk kitlelerinin duygularım çok iyi dile

getiriyordu:

işte yaptıkları hizmetlerin bir listesi:

Tsereteltî: General Poîovtsev’tn yardtmiyfe işçilerden silahlarını aldı, devrtmc-l işçileri

susturdu, orduda ölüm cezasını uygulattırdı.

Skobelev: Kapitalist kârları m yüzde yüz vergilendirmek ^ibi b-ir niyetle ise başlamasına

rağmen, sonunda, fabrifca ve atölye İşçi komitelerini dağılmak için girişimlerde

bulundu.

Avksenttyev: Tarım komiteleri üyelerinden yüzlercesini hapsettirdi ve İşçi, köylü

gazetelerinin çoğunu kapattırdı.

Çernov: Fin Diyetinin dağıtılmasını emreden çar kararım imzaladı,

Savinkov: General Kornilovla birleşti. Petrograd’t «vata~ tun kurtarıcısına» teslim

etmediyse de. bu, yalnızca kendisine bağlı olmayan olayların sonucudur.

Zarudnİ; Ale*mskl ve Kerenski’nin onayıyla binlerce devrimci a&ker, îşçi ve gemiciyi hapse

gönderdi, Rus adaleti içjn Beyi is olayı kadar alçakça olan «Bolşevik» olayının tezgâhlan*

masına yardım etti.

Nitûtin: Demiryolu işçileri karşısında adî bir polis gibi hareket etti.

Kerenski: Ondan söz etmemek daha iyî of ur. Zira yaptı ğt hizmetlerin listesi oldukça

uzundur

Helsingsfors’ta Baltık Denizi Filosu delegelerinin oluşturduğu bîr kurultay aşağıdaki şekilde

başlayan bir kararı kabul etti:

27

Burjuvazi yararına yaptığı utafvmaz şantajlarla, büyük devrimi ve onurtîa birlikte devrimci

fcitteteri küçök düşüren mace^ ra siyasetçisi «sosyalist» Kerenski’nin derhal hükümetten

alın-masmı istiyoruz.,.

Tüm bunlar, boişeviklerin daha da sevgi kazanmasını sağlıyordu.

Torid sarayının duvarlarını coşkun bir deniz gibi döven asker ve işçi kalabalığının,

imparatorluk Duma-sini istemeye istemeye iktidarı almaya zorladığı 1919 Şubatından beri,

devrime tüm bu yön değiştirmeleri zorla kabul ettiren işçi, köylü ve askerlerden oluşan halk

kitleleriydi. Bakan Miliyukov’u deviren onlardı. Tazminatsız, toprak ihlâksız, halkların kendi

kendilerini yönetme haklarını, Rus barışının bir teması gib? dünyaya haykıran da onların

sovyetleriydi. Temmuz ayında, örgütlenmemiş olmasına rağmen, kendiliğinden gelen bir

ayaklanma ile Torid sarayını basarak Sovyetlerin Rusya’daki hükümeti ele geçirmelerini

isteyen de gene Proletarya idi.

Çok küçük bir siyasî topluluk olan Bolşevikler eylemin basma geçtiler. Fakat ayaklanma bir

bozgunla başarısız kalınca, halk bunların karşısına çıktı. Lidersiz kalan birlikler, Petersburg

Saint-Antoin varoşu Vyborg’a geri çekildiler, O zaman acımasız bir insan avı başladı.

Trocki, Kollantay ve Kamenev’i de içeren yüzlercesi hapse atıldı; Lenin ve Zinoviev

yakalanıp mahkemeye verilmemek için saklanmak zorunda kaldılar; bolşevik gazeteler

yasaklandı. Kışkırtıcı ve gericiler, bolşeviklerin birer Alman ajanı olduklarını söyleyerek

öyle gürültü kopardılar ki bütün dünya sonunda buna inandı.

Fakat Geçici Hükümet, bu suçlamaları bir temele oturtamadı, Almanya ile bir olduklarını

kanıtlayan belgelerin düzmece olduğu meydana çıktı. Bolşevikler, içlerinden altısı dışında,

mahkemesiz uydurma bir kefaletle, hatta kefaletsiz, birer birer salıverildiler.

Sürekli olarak değişen bu hükümetin güçsüzlüğü ve kararsızlığı Bolşeviklere çürütülmez bir

delil verdiğinden, haikm pek sevdiği savaş çığlığını yeniden atmakta gecikmediler: «Tüm

iktidar Sovyetlere». Onları bu yola iten şahsî hırsları değildi; zira o zamanlar

28

Sovyetlerin çoğunluğu, en büyük düşmanları olan ılım-h sosyalistlerden oluşuyordu.

Eylem programlarını hemen çizi verdiler: «işçi, köylü ve askerlerin en belirgin ve en basit

hak istemlerini yerine getirmek». Böylece, aşın menşeviklerle devrimci sosyalistler

burjuvaziyle uzlaşmaya gitmek için ter dökerlerken bolşevikler kitleleri hızla kendilerine

kaydırdılar. Temmuzda hor görülen ve kova-lananlar, bu kez eylülde, Baltık denizcileriyle

askerleri . ve başkentin işçilerini tümüyle ken<|i davalarına kazandırıyorlardı. Bu açıdan,

eylülde büyük kentlerdeki belediye seçimleri çok anlamlıdır, Menşevikler ve devrimci

sosyalistlerden seçilenler, hazirandaki yüzde yetmişten fazlasına karşılık bu kes yanlızca

yüzde onsekizdiler.

Yabancı gözlemcileri şaşırtan bir olay da, Sovyet Merkezî Yürütme Komitesinin, Ordu ve

Donanma Merkezî Komitelerinin, demiryolu işçileriyle PTT başta olmak üzere bazı sendika

merkezî komitelerinin bolşe-viklere karşı yürüttükleri şiddetli muhalefetti. Fakat, bu

merkezî komitelerin tümü, menşevik ve devrimci sosyalist taraftarlarının çoğunlukta olduğu

yaz ortasında, ya da, daha önceleri seçilmişlerdi ve oluşumlarını değiştirebilecek her türlü

yeni seçimleri de engelliyorlardı. îşçi ve asker Sovyetleri yasasına göre Rus Birliği

kurultayının eylülde toplanması gerekiyordu. Fakat Tsik, Kurucu Meclisin iki ay sonra

toplanacağını ve o zaman Sovyetlerin tüm yetkilerini devretmesi gerektiğini ileri sürerek

kurultayı çağırmadı. Bununla birlikte bolşevikler, tüm yerel Sovyetlerde, sendikalarda,

asker ve gemiciler arasında güçleniyorlardı. Köylü Sovyetleri ise, kırsal yörelerdeki

kayıtsızlık içinde siyasî bilincin yavaş gelişmesinden, ve tüm bir nesil boyunca kırsal

alanlarda yanlızca devrimci sosyalistlerin propaganda yapmalarından Ötürü tutuculuktan

kurtulamamışlardı. Fakat, köylülerin arasında bile devrimci bir kanat oluşuyordu. Sol

devrimci sosyalist kanadı yeni bir gurup oluşturmaya başladığı zaman, ekim ayında köy

devrimciliği gözle görülebilir duruma geldi.

Buna paralel olarak da, gericiliğin yeniden canlanmaya başladığım veren işaretler de az

değildi. Örneğin, Petrograd’da Troçki Tiyatrosunda oynanan «Çarın

Cinayetleri» komedisi, bir gurup monarşist tarafından yarıda kesilerek basılmış ve

oyuncular çara hakaretten dolayı linç edilmekle tehdid edilmişlerdi. Bazı gazeteler bir «Rus

Napolyonu» istiyorlar, JEnteîi jantsıya burjuvaları ise, işçi sovyet temsilcilerini (ra-boçiye

debutati) köpeklerin temsilcileri (Sobatçye de-putati) olarak adlandırıyorlardı.

15 Ekim günü, siyasî görüşleri Kadelerin tarafında olan «Kus Rockfelleri», büyük kapitalist,

Stefan Ge-orgeviç Lianazov’la bir görüşme yaptım.

Bana «devrim bir hastalıktır» dedi. Hasta bir çocuğun, yürümesine yardım etmek, ya da,

iyileşmesini sağlamak için nasıl müdahale etmek gerekirse yabancı güçlerin de ergeç

müdahalesi gerekir- Kuskusuz ki ilaçların en iyisi değildir bu, ama milletler kendi içlerinde

yuvalanmış bolşevik tehlikesine ve «dünya devrimi», «proletarya diktatörlüğü» gibi bulaşıcı

fikirlerin yayılmasına karşı ilgisiz kalamazlar. Bu müdahalenin kaçınılmaz olmaması için tek

şans vardır. Ulaşımda bir moral çöküntüsü görülmekte, fabrikalar kapanmakta, Almanlar

ilerlemektedir. Açlık ve bozgun belki Rus halkının aklını başına getirir…

Liazonov, sanayici ve tüccarların fabrika komitelerinin varlığını asla kabul etmeyeceklerine

ve ne olursa olsun fabrika yönetimine işçilerin katılmasına müsaade etmeyeceklerine olan

inancım kendine özgü bir enerjiyle belirtti.

— «Bolşeviklere gelince; Haklarından gelmek için iki yol vardır. Askerî kumandanlığın,

kanunu hiçe sayan bu baylardan bizi kurtarabilmesi için, Petrograd’ı boşaltmak ve

sıkıyönetim ilan etmek, ya da, ikinci seçenek oîarak, hayalci en ufak eğilimler gösterdiği

zaman Kurucu Meclisi silah zoruyla dağıtmak.»

Korkunç Rus kışı yaklaşıyordu. îş adamlarının, ş, Rusya’nın en iyi dostu olmuştur hep. Belki

de bizi devrimden gene o kurtarır.» dediklerini işitiyordum. Her yönü buzların kapladığı

cephede, heyecanlarını yitirmiş ordular, açlıktan Ölmeye devam ediyor, ulaşım araçları

bozuluyor, yiyecekler azalıyor ve fabrikalar kapanıyordu. Umutsuzluk içindeki kitleler,

burjuvazinin cephede bozgunluklar yaratarak halkın davasını sabote ettiklerini ileri

sürüyorlardı. Kornilov’un

30

açıktan açığa «Ülkenin görev bilincine yeniden varabilmesi için Riga’nın elden çıkarılması

gerekecek midir?» diye sormasından sonra Riga terkediliyordu.

Amerikalılar için, sınıf savaşının böylesine aşırı uçlara ulaşması anlaşılmaz bir tutumdur.

Fakat Ku-%ey cephesinde, askerî bir bozgunu, asker komiteleriyle beraber çalışmaya yeğ

tutan subaylara bizzat rastladım. Kade partisinin Petrograd seksiyonu şefi, bana, ekonomik

çöküntünün, devrimi küçültmeyi içeren bir kampanyaya dahil olduğunu söyledi. İsmini

yazmamaya söz verdiğim müttefik bir diplomat da bu olayı doğruladı, Karkov yakınlarında

kömür madenlerinin ateşe verildiğini ve sahipleri tarafından ocakların su baskınlarına

açıldığını, Moskova’da tekstil mühendislerinin, fabrikaları terketmeden önce makineleri

kullanılamayacak duruma getirdiklerini ve demiryolu memurlarının, lokomotiflere sabotaj

yaparken işçiler tarafından suç üstü yakalandıklarını biliyordum.

Zengin sınıfların çoğu, Almanları, devrime, hatta geçici hükümete yeğ tutuyor ve bunu

kimseden gizlemiyorlardı. İçlerinde yaşadığım Rus ailesinde, yemek yerken, hep kanun ve

düzen getirecek olan Almanların gelişinden söz ediliyordu. Moskovalı bir tüccarın evinde

geçirdiğim bir gecede, çay içilirken, hazır bulunanlara, Giyom’u mu yoksa Bolşevikleri mi yeğ

tuttukları sorulduğunda, bir kişiye karşı on kişi Giyom diye cevap verdiler.

Spekülatörler, genel başıbozukluktan yararlanarak

yığdıkları paraları ya akılalmaz içki alemlerinde har-‘ cıyorlar ya da devlet memurlarına

rüşvet olarak dağıtıyor, gizlice yaptıkları yiyecek ve yakacak stoklarım kaçak olarak îsveç’e

ihraç ediyorlardı. Devrimin ilk dört ayında, Petrograd’da büyük belediye mağazalarındaki

yiyecek rezervleri hemen açıkça yağma edilmiş ve iki senelik buğday stoku bir aylık

gereksinimin altına düşmüştü. Geçici hükümetteki son levazım bakanının resmî raporuna

göre, yarım kilosu Vladivostok* da toptan iki rubleye alınan kahve Petrograd’da tüketiciye

13 rubleye satılıyordu. Büyük kentlerin tüm mağazalarında tonlarca giyecek ve yiyecek

vardı ama bunları yalnızca zenginler satınalabiliyordu.

:tı

Bir taşra şehrinde, Rusların kendilerine bostan hırsızı dedikleri spekülatörlerden oluşan bir

aile tanıdım. Üç erkek çocuk, rüşvet yoluyla askerlikten kaçmışlardı. Bir tanesi yiyecek

karaborsacılığı yapıyor, diğeri, Lena madenlerindeki altım kanunsuz yoldan esrarengiz

Finlilere satıyor, diğeri ise, yerel kooperatifleri besleyen bir çikolata fabrikasının önemli

hisselerini ele geçirdiğinden, gereksinim duyduğu tüm malları kendisine vermeleri koşuluyla,

kooperatiflere satış yapıyordu. Böylece, halk, karneyle siyah bir ekmeğin dörtte birini zor

bulurken, onun evinde francala, geker, çay, pasta ve tereyağı bulunuyordu. Soğuk ve

açlıktan bitkin düşen askerler artık cephede tutunamadıkları zaman, bu ailenin ne büyük bir

aciyle «bu korkaklara» sövüp saydıklarını işitmek gerekirdi, Rus olmaktan ne utanç

duyuyordu bu aile ve evinde bul-dukları yiyecek stoklarına el koyan bu bolşevikler ne yaman

haydutlardı!

Dıştaki bu kokuşmuşluğun altında, II. Nikola’nuı düşüşünden arta kalan eski zamanın gizli

güçleri ise esrarengiz ve yoğun çalışmalarını sürdürüyorlar, ünlü Okrana’mn ajanları çar için

çara karşı, Kerensi için ya da Kerenskiye karşı kim para verirse onun emrinde çalışıyorlardı.

«Siyah yüzler» gibi çeşitli yeraltı örgütleri, hangi biçim altında olursa olsun, karşı devrimin

başarısı için eylemlerde bulunuyorlardı.

Bu yarım yamalak çirkin gerçeklerin ve kokuşmuşluğun içinde bolşeviklerin her gün daha

işleyici, aydınlık notası duyuluyordu: ^Tüm yetkiler sovyetlere! Tüm iktidar, milyonlarca

işçi, asker ve köylünün doğrudan seçtiği temsilcilere! Toprak, ekmek ,anlamsız savaşa son,

gizli diplomasiye, karaborsaya, dönekliğe son. Devrim ve onunla birlikte halkların davası

tehlikede».

Şubatın ilk günlerinde proletarya ile burjuvazi ve Sovyetlerle hükümet arasında başlayan

mücadele en üst noktasına varmak üzereydi. Bir sıçrayışta ortaçağdan yirminci yüzyıla

geçen Rusya, sarsılan dünyaya iki devrim sahneliyordu: birbirleriyle ölüm kalım savaşına

girmiş siyasî devrim ve sosyal devrim.

Açlık ve düş kırıklığı ile geçen bu kadar aydan sonra Rus devrimi ne büyük bir canlılık

gösteriyordu. Burjuvazi kendi Rusya’sını daha iyi tanımalıydı, Sö-

32

zütiü etmekten zevk aldığı «devrim yorgunluğu* hiç bir yerde görülmüyordu.

Geriye bakıldığı zaman Ekimden önceki Rusya başka bir çağa aitmiş gibi görünür ve

inanılmaz ölçüde tutucu zannedilir. Bununla birlikte yaşamın daha hızh yeni akıntısına

çabucak alışıverdik. Rus siyaseti sola doğru öylesine’bir atılım yaptı ki Kade partisi halk

düşmanı olarak kanun dışı bırakıldı; Kerenski bir «karşı devrimci» olarak bilindi; Tseretelli,

Dan, Lieber, Gotz ve Avksentiyev gibi ılımlı sosyalist liderler, kendi taraftarlarına fazla

gerici olarak gözüktüler, Çernov ve Maksim Gorki gibileri bile sağ kanada itildiler.

1917 eylülünün yarısına doğru, gurup halinde îngiliz elçisi Sir George Buchanan’nı ziyaret

eden bazı sosyalist devrimci şefleri, kendilerinin çok sağda göründüklerini ileri sürerek

elçiye bu ziyaretten kimse-ye söz etmemesini rica ettiler.

Sir George ise «geçen sene hükümetim, tehlikeli bir biçimde solda yer aldığından

Miliyukov’u görmemem için bana emir vermişti. Onu düşünüyordum» diyerek durumun

çelişkenliğine işaret etti.

Eylül ve Ekim, özellikle Petrograd’da en berbat iki aydır. Bu kısacık günler boyunca gri ve

alçak bir göğün altında, yağmur durmadan yağarak her şeyi iliklerine dek ıslatır. Belediye

hizmetlerinin durumundan ötürü her zamankinden çok daha kötü yollarda, kalın, kaygan,

yapışkan ve ağır çizme izleriyle kaplı çamur deryasında bocalanır. Soğuk vt nemli bir rüzgâr

yüzleri kamçılayaraktan Finlandiya körfezinden bir fırtına gibi eser ve dondurucu bir sis

dalgası sokaklarda kol gezer durur. Geceleri, kısıntı olsun diye ve zeplin korkusundan, sokak

fenerleri yer yer yanar. Evlerde elektrik, akşam altıdan gece yarısına kadar vardır, mumun

tanesi yarım dolardır, petrol ender bulunur ve bu yörelerde gece öğleden sonra üçten,

ertesi gün ona dek sürer. Hırsızlık ve soygun çoğaldığından, evlerde erkekler dolu

tüfeklerle ve sıra ile nöbet tutmaktadır. Geçici hükümet zamanında Petrograd’da

sürdürülen yaşantı bundan öte bir şey değildir.

Haftadan haftaya yiyecekler azalmaya başlıyordu. Günlük 750 gr. olan tayın 500 gr.’a

indirilmiş, sonraları 300, 250 ve 125 gr. kadar düşmüştü. Daha Derki günlerde ise tüm bir

hafta, ekmeksiz geçirildi. Ay-

Dünyayı Sarsan On GÜn/F: 3 33

da bir kilo seker hakki olmasına rağmen, halk onu bile güç buluyordu. Bir kalem çukolata ya

da yarım kilo tatsız tussuz karamela, her yerde 7 ilâ 10 rub-leye, yanı en azından bir dolara

satılıyordu. Süt, kentteki çocukların ancak yarısına yetiyordu. Evler ve oteller aylar

boyunca yüzünü bile görmediler sütün. Meyve mevsiminin tam ortasında, sokak köşelerinde

elma ve armutların tanesi bir rubleden biraz daha az bir fiyata satılıyordu.

Süt, ekmek, şeker ya da tütün satın alabilmek için, buz gibi bir yağmurun altında saatlerce

kuyruk yapmak gerekiyordu. Gece toplantılarından dönerken, bazılarının kollarında çocukları

olduğu halde, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bu kuyruklara gün ağarmadan önceleri çok

rastladım. Cariyle, «Fransız Dev-rimiü> adlı yapıtında, Fransız halkını kuyruk yapmaya çok

yetenekli bir halk olarak tanımlar. Rusya, bu yönteme «kutsal Nikola» zamanında geçerek

1917 yatına dek aralıklarla alışkanlığını sürdürmüş ve o tarihten sonra da kuyruk,

yaşantısının normal uygulamalarından biri olmuştu- Sert Rus kışında, Petrograd sokaklarının

buz gibi kaldırımlarında gün boyu ayakta duran bu yırtık pırtık insanları bir düşleyin. Ekmek

kuyruklarında, Rus halkının mucizeye dek yumuşak sabrını taşıran acı ve keskin

hoşnutsuzluk notasına çok rastladım.

Tiyatrolar, pazarları da olmak üzere her gece oyunlarını sürdürüyorlar. Karsavina, Marie

tiyatrosunda, yeni balede dans ediyor ve dansa deli gibi tutkun tüm Rusya otıu görmeye

geliyordu. Şalyapin aryasını geçiyor, Meyerhold’un sahneye koyduğu «Korkunç îvanT in

Ölümü» yeniden oynanıyordu. Bu temsillerden birinde, «Saray subayları okulundan» tören

giysileri içinde bir öğrencinin her perdeden sonra, kartalları sökülmüş, bomboş çarlocası

karşısında hazırola geçtiğini anımsıyorum. «Krivoie Zerkalo», Şnitzler’in Reigen’ini pek

tantanalı biçimde sahneye koymuştu.

Ermitage ve diğer galerilerin koleksiyonları Moskova’ya gönderilmelerine karşın, her hafta

resim sergileri açılıyordu, «Entelejantsıya» kadınları, sanat, ede* biyat, modern felsefe

üzerine yapılan konferanslarda kalabalıktan itişip kakışıyordu. Mevsim, özellikle tasavvuf

şarlatanlarıyla renklenmiş, Rusya’da ilk kez

34

kabul edilen «kurtuluş ordusu», dinleyicileri eğlendirdiği kadar şaşırtan kutsal toplantılarım

ve mitinglerini duyuran bildirgelerini duvarlara asıyordu.

Böyle zamanlarda, eskiden olduğu gibi, alışılagelmiş yaşantılar devrimi olabildiği kadar

görmezlikten gelerek sürdürülüyor,^ şairler, devrim dışında her konuda şiirlerini yazıyor,

gene realist ressamlar devrim dışında ortaçağ Rusya’sından sahneler sergiliyorlardı.

Taşranın genç kızları Fransızca öğrenmek ve seslerini eğitmek için başkente geliyor, genç

ve pırıl pırıl subaylar, otel salonlarında, altm işlemeli kırmızı başlık-lariyle, zengin işlemeli

Kafkas kılıçlarını gezindiriyorlar, yüksek memur karıları öğleden sonra çaylı toplantılara

katılıyor, her biri manşonunun içinde parlak taşlarla süslü altın ya da gümüşten şeker

kutusuyla yarım dilim ekmeği de beraberinde getiriyor, çarın dönüşünü, Almanların gelişini,

sonunda da hizmetçi sorununu çözecek her yolu diliyorlardı* Dostlarımdan birinin kızıt bir

gün, tramvaydaki biletçi kadın kendisine «yoldaş* dediği için, kızgınlığından küplere binmiş

bir halde eve dönmüştü.

Büyük Rusya, acılar içinde yeni bir dünya doğuruyordu. Hayvanlar gibi davranılan ve paraları

verilmeyen hizmetçüer kaçıp kurtuluyorlar, o zamanlar bir çift papuç yüz rubleden fazla

olduğu ve hizmetçi aylıkları da otuzbeş ruble civarlarında olduğundan, kuyruğa girerek

papuçlarını eskitmeyi reddediyorlardı. Bu yeni Rusya’da, tüm kadın ve erkekler oy

kullanıyor, işçi sınıfı, alışılmamış heyecanlı haberler veren kendi günlüklerini okuyordu.

Sonra, Sovyetler vardı, sendikalar vardı. İzvoçikler bile Petrograd Sovyetinde temsil

ediliyorlardı ve kendi sendikalarına sahiptiler. Lokanta ve otel garsonları Örgütlenmiş, artık

bahşiş kabul etmiyorlardı. Lokanta duvarlarında, «bahşiş kabul edilmez» ya da «Bir insan,

başkalarına masada hizmet ederek hayatını kazanıyor diye, bahşiş vererek ona hakaret

edilmez» gibi yazılar görülüyordu.

Cephede askerler, subaylara kargı kavgalarını sür~ duruyor ve komitelerde kendi

kendilerini yönetmeyi öğreniyorlar, atölyelerde, eşsiz birer örgüt olan fabrika

komitelerinde tecrübe ve güç ediniyorlar, eski düzene karşı savaşta tarihî görevlerinin

bilincine varıyorlardı. Tüm Rusya okuma öğreniyordu. Siyaset, ekonomi, tarifi

okuyordu; zira halk öğrenmeye gereksinim duyuyordu. Her kentte, hemen her köyde ve

tüm cephede her siyasi fraksiyonun kendi bir, ya da birçok günlüğü vardı. Binlerce örgüt,

yüzbinterce broşürü ordudat köy lerde, fabrikalarda ve sokakta dağıtıyordu. Uzun süredenberi

frenlenmiş eğitim susuzluğu devrimle birlikte gerçek bir sayıklama sürecine

girmişti* Yanhzca Smolny enstitüsünden her gün ilk altı ay boyunca tonlarla eser çıkıyor,

arabalarla, vagonlarla ülkeyi doyurmaya gönderiliyordu. Doymak bilmez Rusya, kızgın kumun

suyu emmesi gibi içiyor, içiyordu. Ama bunlar, garip romanlar, yalan katılmış tarihler,

hafifletilmiş din kitapları ya da ahlâk çöküntüsünü hazırlayan ucuz edebiyat değil, tam

tersine, ekonomik ve toplumsal teoriler, felsefe, Tolstoy, Gogol ve Gorki’nin yapıtlarıydı.

Şu konuşmalar ne de büyük rol oynuyordu! Carly-le’nin Fransa konusunda söz ettiği

«hitabet selleri,» kışlalarda, sendika merkezlerinde, Sovyet toplantı salonlarında, kulüp,

okul, sirk ve tiyatrolardaki konuşmalar, tartışmalar ve konferanslar yanında çocuk oyuncağı

kalırdı. Fabrikalarda, siperlerde, köy meydanlarında mitingler yapılıyordu. Konuşmaların

uzunluğuyla ilgisiz, ama herkese aynı dikkati göstererek kırkbin Putilov işçisinin sosyal

demokrat, devrimci sosyalist, anarşist ve diğer konuşmacıları dinlemeye gitmesi ne gözalıcı

bir manzaraydı. Aylar bojaınca Petrograd, ve tüm Rusya’daki sokak köşeleri birer halk

kürsüsü olmuştu. Trenlerde, tramvaylarda, her yerde kendiliğinden bir tartışma oluşu

veriyordu.

Bir sürü kurultay ve konferans, iki kıtanın insanlarını birbirlerine karıştırıyordu: Milletler,

zemstvoslar, kooperatifler, din adamları, köylüler, siyasî parti kurultayları, Petrograd

Demokratik Konferansı, Moskova Milli Konferansı, Rus Cumhuriyeti Konseyi. Petrog-rad’da

üç ya da dört kurultay birlikte toplanıyor, konuşma süresini sınırlama önerileri aynı biçimde

rette-diliyor, herkez içindeki düşünceyi serbestçe karşısındakilere aktarabiliyordu.

Rigamn gerisinde, 12.’nci ordunun bulunduğu cepheye gittik bir gün. Ayakları çıplak, solgun

benizli insanlar, siperlerdeki kurumak bilmeyen çamurların içinde ölüp gidiyorlardı.

Yaklaş tığımızda, kasılmış

36

yüzleri, giysilerinin yırtıklarından gözüken soğuktan morarmış derileriyle doğrularak

«okuyacak bir şeyler getirip getirmediğimizi» sordular hırsla.

Değigiklik, binlerce işaretle belir ginleşiyordu: Alek-sandre Tiyatrosu’nun önündeki büyük

Katerina heykeli, elinde küçük bîr kırmızı bayrak taşıyor, tüm resmî binalarda, biraz solgun

olmalarına rağmen aynı bayraklar dalgalanıyordu. Çarlık kartal ve işaretleri her yerde

koparılmış ya da üzerleri örtülmüştü. Korkunç gorodovoi (kent çavuşları) yerini, sokaklarda

silahsız gezen iyi yüzlü milislere bırakmıştı. Bununla birlikte, bir sürü eski töreler de

etkenliklerini sürdürüyorlardı.

Örneğin, Büyük Petro’nun demir elleriyle Rusya’ya zorla kabul ettirdiği «Rütbeler tablosu»

hâlâ yürürlükteydi. Liseli öğrencilerle birlikte hemen herkes, omuzluklarda ve düğmelerde

imparatorun işaretleri bulu-nan resmî üniformaları giyiyordu. Akşamın beşine doğru

sokaklar, kışla görünüşlü resmi binalar ve uçsuz bucaksız bakanlıklardaki işlerinden dönen

itaatkâr yüzlü, koltuk altlarında çantalarını taşıyan, üniformalı ihtiyar insanlarla dolup

taşıyordu. Kuşkusuz ki, rahat bir emeklilik ve belki de bir Sainte-anne madalyasıyla birlikte,

özlenen bir özel müşavirlik ya da bir kolej müdür yardımcılığını koparabilmek için üst

düzeydeki memurlardan kaçının ölmesi gerektiğini hesap ediyorlardı.

Senatör Sokolov’un devrimin en kızgın günlerinde, Senatodaki bir oturuma sivil olarak

gittiği ama çarın hizmetkârlarına ait zorunlu giysiyi taşımadığı için içeri sokulmadığı da

anlatılmaktadır.

Üzerinde, Rus kitlelerinin gerçekleştireceği ve büyük ayaklanmanın oluşacağı zemin budur

—çürümek-te olduğu kadar kaynamakta da olan bir millet—…

IKINC! BÖLÜM

FIRTINA YAKLAŞIYOR

Eylül ayında, general Kornilov, kendisini Rusya’nın askerî diktatörü olarak ilân etmek

niyetiyle Petrograd ürerine yürüyordu. Hemen arkasında, devrimin üzerine çullanmaya

hazır, burjuvazinin demir eldivenli elini görmek zor değildi. Birkaç sosyalist bakan

satılmıştı, bizzat Kerenski bile şüphe altındaydı. Ait olduğu Devrimci Sosyalist Partisi

Merkez Komitesi tarafından açıklamalarda bulunmaya davet edilen Savİnkov, red cevabı

vermesi üzerine, partisinden çıkarıldı. KorniloV asker komitelerince tutuklandı. Generaller

ordudan uzaklaştırılıp, bakanlar da görevlerinden alınınca, kabine düştü.

O zaman Kerenski, burjuva kade partisini içeren yeni bir hükümet kurmayı denedi. Üyesi

olduğu Devrimci Sosyalist Parti, Kadeleri hükümet dışı bırakmayı emredince, sosyalistlerin

İsrarı halinde istifa etmekle etrafı tehdit ederek bu emre karşı çıktı. Fakat halkın

kızgınlığı öylesine büyüktü ki ona karşı gelmeye cesaret edemedi. Yeni bir çözüm yolu

bulununcaya dek Ke renski’nin başkanlık ettiği beş eski bakandan oluşan bir direktuvar

iktidarı yüklendi.

Kornilov olayı, ılımlılarla gerçek sosyalistleri aynı savunma düzeyinde birleştirdi. Devrimi

destekleyen unsurlar önünde sorumlu yeni bir hükümet isteniyordu. Tsik, halk örgütlerini

eylülde Fetrograd’da toplanacak demokratik bir konferansa delege göndermeye davet etti.

Tsik içinde hemen üç fraksiyon ortaya çıktı. Bol,şe-38

vikler, Rus Birliği Sovyet Kurultayının toplanmasını ve iktidarı bunların ele geçirmesini

istiyorlardı, Çernov* un idaresi altındaki Merkez Sosyalist Devrimciler, Kam-kov ve

Spridonova’nın yönettiği Sol Sosyalist Devrimci-ler, Martov’un güdümündeki

Enternasyonalist Menşevikler ve Bogdanov ^le Skobelev’in idaresindeki Merkez

Menşeviklerle birleşerek arı bir sosyalist hükümet İstediler. Menşeviklerin sağ kanadının

başı olan Tsere-telli, Dan ve Lieber, sağ sosyalist devrimcileri temsil eden Avksentiyev de

Gotz ile birlikte varlıklı sınıfların yeni hükümete katılmaları gereği üzerinde duruyorlardı.

Bolşevikler, Petrograd sovyetinde hemen hemen ivedilikle çoğunluğu ele geçirdiler»

Arkasından Moskova, Kiev, Ödesa ve diğer kentlerdeki Sovyetlerde de çoğunluğu sağladılar.

Tsik’e egemen olan Menşeviklerle, Sosyalist Dev* rimciler bundan ürkerek, Kornilov’un

LeıüVden daha az tehlikeli olduğuna hükmettiler. Kooperatif kuruluşlarıyla diğer tutucu

örgütlerin temsilci sayılarını çoğaltarak Demokratik konferanstaki delege dağılımını

değiştirdiler. Bu temsilci toplama işleminden sonra bile, Meclis, kadeleri içermeyen bir

koalisyon hükümetini önceleri kabul etmesine karşın, Kerenski’nin istifa tehdidi ve

cumhuriyetin tehlikede bulunduğunu ilân eden ılımlı sosyalistlerin çaldığı tehlike çanları

karşısında Konferans zayıf bir çoğunlukla burjuvaziyle koalisyon yapılması ilkesi yönünde oy

kullanarak, Rus Cumhuriyeti Geçici Konseyi adı altında, kanun yapma gücünden yoksun bir

çeşit danışma parlamentosunun kurulmasını onayladı. Yeni kabinede iktidarı gerçekte

yüklenenler, varlıklı sınıflardı ve Cumhuriyet Konseyinde de, sayılariyle ters orantıda

sandalye ele geçirdiler.

Gerçekte Tsik, Sovyetleri temsil edemez duruma gelmiş ve Eylülde toplanması gereken yeni

Sovyet Rus Birliği Kurultayının çağrılmasına haksız olarak karşı çıkmıştı» Ne kurultayı

toplamaya, ne de toplantı çağrısına izin vermeyi düşünüyordu. Resmî organı Izvestia,

(haberler) Sovyetlerin eylemlerine son verileceğini ve yakında dağıtılacaklarını üstü kapalı

olarak bildiriyordu. Gerçekten, yeni hükümet, programının bir maddesi olarak, sorumsuz

örgütlerin, başka bir deyimle, sovyet-îerin tasfiye edileceğini söylüyordu.

Bolşevikler, Sovyetleri 2 kasımda Petrograd’da top-

39

lantıya çağırarak ve onları iktidarı ele geçirmeye davet ederek cevap verdiler. Aynı

zamanda, halka ihanet eden bir hükümete katılmayı red ettiklerini bildirerek Cumhuriyet

Konseyinden çekildiler.

Fakat, Bolşeviklerin ayrılmasiyle zavallı Konsey barışa kavuşamadı. Eylem serbestisini ele

geçiren varlıklı sınıflar daha çok küstahlastılar, Kadeler, Hükümetin Rusya’da kanunen

cumhuriyeti ilân etmeğe hakkı olmadığını bildirdiler. Bu arada, asker ve denizci

komitelerine karşı sert tetbirler istiyorlar ve Sovyetleri suçluyorlardı. Meclisin karşıt

ucundaki enternasyona * list Menşeviklerle, Sol Devrimci Sosyalistler, ivedi olarak barış

anlaşması yapılmasını, toprakların köylülere verilmesini ve sanayinin işçiler tarafından

denetlenmesini istiyorlardı. Bu ise, bir bolşevİk programı idi.

Martov’un kadelere cevap verdiği gün ben de oradaydım. Ölüm derecesinde hasta bir

durumda, kürsünün üzerinde iki büklüm olarak ve parmağını sağdaki sıralara doğru

sallayarak, kısık bir sesle şöyle konuşuyordu: — Bize yenilgici diyorsunuz. Ama gerçek

yenilgicî-ler, barış yapmak için daha uygun bir zamanı bekleyenler, Rus ordusu dağılıp

tükendiği ve Rusya’nın çeşitli emperyalist guruplar arasında bir pazarlık konusu olacağı

zamana dek barışı ertelemek isteyenlerdir. Rus halkına, burjuvazi yararîarmnı dikte

ettirdiği bir siyaseti zorla kabul ettirmek istiyorsunuz. Barış sorunu ivedilik

göstermektedir. Alman ajanları diye adlandırdığınız Zimmerw aidi en fl erin boşuna

çalışmadığını ve tüm ülkelerde demokratik kitlelerin bilinçlenmesi için uğraştığını

öğreneceksiniz…

Menşevikler ve Devrimci Sosyalistler bu iki aşırı uç arasında sallanmakta ve kitlelerin

büyüyen hoşnutsuzluğu karşısında zorunlu olarak sola doğru kaymaktaydılar. Derin bir

düşmanlık, Konseyi birbirleriyle bir daha uyuşamayacak guruplara bölüyordu.

Uzun süreden beri beklenen Paris Müttefiklerarası Konferansının toplanacağı haberi

üzerine, dış siyaset sorunu ortaya atıldığı zaman Rusya’daki durum bu idi. Teorik olarak,

Rusya’daki tüm sosyalist partiler, olabildiği kadar acele ve demokratik bir temeli olan

barıştan yanaydılar. 1917 Mayısında, o zamanlar Menşevik ve Devrimci Sosyalistlerin

egemen olduğu Pet-

40

rograd Sovyeti, Rus banşının ünlü koşullarını bildirmiş ve savaş amaçlarının tartışılması için

müttefikler arası bir konferansın toplanmasını istemişti. Adı geçen konferansın ağustosta

yapılacağı öngörülmüşken, önce eylüle, sonra ekime ertelenmiş ve sonunda 10 kasımda karar

kılınmıştı.

Geçici hükümet,* gerici bir asker olan general Alek-siev ile dışişleri bakam Tereşçenko’yu

delege olarak göstermiş, Sovyetler ise Skobelev’i seçerek, kendisine, ünlü NAKAZ olarak

adlandırılan, etraflı talimatları vermişlerdi. Geçici hükümet, Skobelev ve nakaza karşı

çıkmış, yabancı elçiler protestolarda bulunmuşlar ve sonunda fionar Law, Avam Kamarasında

kendisine sorulan bir soru üzerine soğuk bir biçimde: «Bildiğim kada-riyle, Paris Konferansı

savaş amaçlarını değil, yalnızca savaşa değgin metodları tartışacaktır» demişti.

Tutucu Rus basmı, bunun üzerine, sevinç çığlıkları atmış, Bolşevikler ise «Uzlaşma taktikleri

Menşevik-lerle Devrimci Sosyalistleri nerelere götürdü. Görün de, öğrenin» diye

bağırmışlardı,

Bin kilometreden fazla tüm cephe boyunca Rus ordusunun milyonlarca askeri, kabaran

dalgalar gibi hareketleniyor ve başkentin üzerine «Barış, barış» diye haykıran yüzlerce

delegasyonlar yolluyordu.

Sayılan her gece artan ve tüm kentin her yanında yapılan halk mitinglerinden birinde hazır

bulunmak için nehri geçerek modern sirke gittim. İnce bir tele asılı beş küçük ampulün

aydınlattığı çıplak ve soğuk bir amfiteatrdaki tavana kadar uzanan pis sıralar üzerinde,

askerler, gemiciler, işçiler, kadınlar, sanki hayatları tehlikedeymiş gibi hepsi dikkat

kesilmişlerdi. 548’nci Tümenden bir asker şöyle konuşuyordu:

— Arkadaşlar, iktidardakiler bizden özveri üstüne özveri isteyip, her şeyi ellerinde

bulunduranları rahat bırakıyorlar.

Almanya ile savaş, halindeyiz. Alman generallerinden gelip bizim Genel Kurmayda

çalışmalarını istiyor muyuz? Kapitalistlerle de savaş halindeyiz ama onların bizi

yönetmelerine katlanıyoruz.

Asker, ne için ve kimin için döğüştüğünu bilmek istiyor, istanbul için mi, demokrasi için mî

yoksa kapitalist haydutlar için mi? Devrim için savaştığımı kanıtlayın bana, yürüyeyim ve

beni ölümle tehdit etmeye bile gerek kalmadan döğüşeyim.

41

Toprak köylülere, fabrikalar işçilere ve iktidar sov-yetlere geçince, bizim de savunacak bir

şeylere sahip olduğumuzu ve onları kurtarmak için döğüştüğümuzü öğreneceğiz.»

Kışlalarda, fabrikalarda, sokak köşelerinde yorulmak bilmeyen asker konuşmacılar savaşın

sona erdirilmesini istiyor ve eğer hükümet barış lehinde enerjik bir girişimde bulunmazsa

askerlerin siperleri terkederek evlerine döneceklerini bildiriyorlardı. 8 nci Ordu sözcüsü

şöyle konuşuyordu: «Zayıfız, taburumuzda birkaç asker kaldı. Bize yiyecek, ayakkabı, taze

kuvvet göndersinler, yoksa siperler bomboş kalacak yakında. Ya barış yapılsın, ya da bize

baksınlar. Hükümet ya savağa bîr son versin ya da orduya göz kulak olsun.

Bir diğeri de 46 ncı Sibirya Topçu Alayı adına şöyle konuştu;

— Subaylar komitelerimizle çalışmak istemiyor, bizi düşmana satıyor, adamlarımıza ölüm

cezası uyguluyorlar ve bu karşı devrim hükümeti de kendilerini destekliyor.

«Devrimin barış getireceğini umuyorduk, ama şimdi hükümet bundan söz açmamızı bile

yasaklıyor ve bize ne yiyecek veriyor ve ne de döğüşmek için silah…»

Bu arada, Rusya’nın zararına yapılmış barış dedikoduları da Avrupa’dan yayılmaktaydı.

Fransa’daki Rus birliklerine yapılanlar hakkındaki haberler de hoşnutsuzluğu arttırıyordu.

Birinci alay, tıpkı Rusya’da yapıldığı gibi subaylarının yerine asker komitelerini geçirmek

istemiş ve Selanik’e gitmeyi rettederek memlekete gönderilmeyi istemiş, karşılığında

etrafı sarılarak aç bırakılmış, sonradan topçu ateşine tutulmuş ve çoğu da Ölüp gitmişti.

29 Ekim günü, barışa susamış ve iliği kemiği kurumuş tüm ülkenin büyük bir huzursuzluk

içinde beklediği hükümetin dış politikasına ilişkin Tereşçenko’nun yapacağı beyanatı

dinlemek için Marie sarayında Cumhuriyet Kongresinin toplandığı kırmızı renklerle

donatılmış beyaz mermerli salona gittim.

Temiz giyinmiş, yumuşak yüzlü, elmacık kemikleri çıkık, uzun boylu genç bir adam tatlı bir

sesle, iyice etiid edilmiş, temkinli, ama hiç bir anlam taşımayan bir nutuk okuyordu.,.

Müttefiklerin yardııniyle Alman militarizminin ezilişine, Rusya’nın «milli menfeatlerbne

ve Skobelev’e verilmiş Nakaz’ın yarattığı şaşkınlık üzerine kurulu bîr dizi lâf salatasıydı

bunlar. Ve nutkunu da herkesçe bilinen aynı nakarat üzerine bitirdi:

— Rusya büyük bir güçtür. Ne olursa olsun Rusya büyük kalacaktır. Onu savunmak, büyük

bir idealin savunucuları ve büyük bir milletin çocukları olduğumuzu kanıtlamak hepimizin

görevidir,..

Kimse ho§nut kalmamıştı. Gericiler, kuvvete dayalı emperyalist bîr politika istiyorlar,

demokratik partiler ise hükümetten barışı bir an önce getireceğine ilişkin söz koparmaya

bakıyorlardı,

Petrograd Bolşevik Sovyet organı oan «Roboçi Solda t», «işçi ve askerî», bir sayısında şöyle

yazıyordu:

HÜKÜMETİN SİPERDEKİLERE CEVABI

]şXet Bakanlarımızdan en az konuşkanı TerescenkoYıun, Savaş ve Barış anlaşması

konusunda hatka ve orduya verdiği cevap:

1 — Müttefiklerimize sıkı sıkıya bağlıyız (Halklara değil de, hükümetlere)

2 — Bir kış savacının olanak ve olanaksızlığı konusunda tartışmak demokrasiye ait

değildir. 6u sorun müttefiklerimizin hükümetlerince çözülecektir,

3 — 1 Temmuz taarruzu yarar I» ve çok başarı t« olmuştur, (Sonucunda neJer oldu? Bîr

kelime bile yok bundan}

4 — Söylendiği gibJ, mültefikienmizin bize ilgisiz kaldıkları doğru değildir. Bakan

bu konuda kesin beyanatta bu-furrmuştur. (Beyanatlar mı? Ama ya olaylar? Ya

ingiliz donanmasın m durumu? Karşı devrimci General Gurko üle İngiltere Kralı arasında

geçen konuşmalar? Bakan bunlardan hiç söz «tmiyor.)

5 — SkoboJev’e verilen Nakaz hiç de İyi olmamıştır. Ne Rus diplomatlarının ve

ne de Müttefiklerin hoşuna gîtmlş-tir. Oy^a müttefik konferansında hepimizin ay m dili

kutlanması gereklidir.

— Peki hepsd bu mu? — Evöit hepsi bu,

O halde ne sonuç istiyorsunuz? Müttefiklere ve Teresçen-ko’ya güvenin. Ne zaman barışa

kavuşacağız? Ne zaman müttefiklerin canı İsterse.

İşte barış sorununda hükümetin sîperdekllere cevabı bun-!ar oluyor.

43

Bu arada» politik sahnenin arkasında sinsi bir yavaş yavaş gölgeden arınmaya başlıyordu:

Kazaklar. No vay a Jin (Yeni haber, Gorki’nİn gazetesi) bunların eylemleri üzerine dikkati

şöyle çekiyordu:

Devrimin başlarında kazaklar, halkın üstüne ateş etmeyi reddettiler ve Komilov, Petrograd

üzerine yürüdüğü zaman da peşinden gitmediler. Şimdiye kadar sığındıkları bu karşı rolden

sıyrılıp devrim karşısında gösterdikleri pasif bağlılıktan yavaş yavaş taarruza geçmeye

başlamışlardır..

Don Kazaklarının atamanı Kaledin, Kornilov olayındaki suç ortaklığından ötürü geçici

hükümet tarafından azledilmiş olmasına karşın, çekip gitmeyi red el-mis,, üç büyük Kazak

ordusunu etrafında toplayarak saman altında su yürütmüş ve etrafı tehdit ederek öylesine

bir güce ulaşmıştı ki hükümet, başkaldırışını gö’rmemezükten gelmeye başlamış ve Kazak

orduları Birlik Konseyini kesin olarak tanıyarak yeni kurulan Kazak Sovyetini de illegal ilân

etmişti.

Ekim ayının ilk yarısında bir Kazak delegasyonu Kerenski ile görüşerek üstüne basa basa

Kaledin’e karşı yapılan suçlamaların geri alınmasını istemiş ve Başbakanı Sovyetlere

yumuşak davranmakla suçlamıştı. Kerenski, Kaledin’i rahatsız etmemeye razı olmuş ve

söylenenlere bakılırsa «Ben Sovyet şeflerinin gözünde bir despot, bir tiranım… Geçici

hükümet, bırakın Sovyetlere dayanmayı, onların varlıklarını bite üzücü bir olay olarak

görür» demişti.

Aynı zamanda diğer bir Kazak misyonu da İngiî-tere elçisiyle «bağımsız Kazak halkı adına»

dobra dobra konuşmuştu.

Don üzerinde bir çeşit Kazak Cumhuriyeti kurul muş, Kuban, kendini Özerk devlet ilân

etmiş, Don ve Ekaterinborg Sovyetleri, Kazak orduları tarafından dağıtılmış ve Harkov’daki

Maden İşçileri Sendikası merkezi yağma edilmişti. Tüm bu gösterilerde Kazak eylemleri

antisosyalist ve militarist olup, şefleri ise Moskova’nın kudretli tüccar ve bankerlerinin

desteklediği Kaledin, Kornilov, Dutov, Karaulov ve Bardije gibi asiller ve büyük toprak

sahipleriydiler.

İhtiyar Rusya hızla çözülüp duruyordu. Ukranya, Finlandiya, Polonya, ve Beyaz Rusya’da

milliyetçi ey-

44

temler güçleniyor ve daha atılgan oluyorlardı. Varlıklı sınıfların egemen olduğu yerel

hükümetler Özerklik istiyor ve Petrografin emirlerine karşı çıkıyorlardı. Hel-singfors’da,

Fin Meclisi, Geçici Hükümete borç para. vermeyi rettederek Finlandiya’nın özerkliğini ilân

ediyor ve Rus birKkleıynin geri çekilmesini istiyordu. Kiev’de, burjuva Rada’sı Ukranya’nm

sınırlarını Ural Dağlarına kadar uzatıyor, Rusya’nın güneyindeki en verimli toprakları ele

geçiriyor ve milli bir ordu kurma girişimlerine başlıyordu. Başbakan Vinniçenko, Almanya ile

ayrı bir barıştan üstü kapalı söz ediyor ve geçici hükümet eli kolu bağlı kalıyordu. Sibirya ve

Kazakistan kendi Kurucu Meclislerini toplamak istiyor ve tüm ülkede yerel işçi ve koylu”

Sovyetleriyle iktidar arasında kıyasıya bir kavga gelişip büyüyordu.

Tüm ülkede durum günden güne karışıyor, cepheyi terkeden yüzbinlerce asker geri gelen

yüce bir dalga gibi boşalıyor, tüm ülkede başı boş dolaşıyor, Tambov ve Tver

hükümetlerinde köylüler, toprak beklemekten usanarak hükümetin baskı tedbirlerinden

yakınıyor, şatoları ateşe veriyor ve toprak sahiplerini öldürüyorlardı. Grevler ve lokavtlar

Moskova, Odesa ve Donetz* in maden bölgesini sarsıyor, ulaşımlar felce uğruyor, ordu

açlıktan ölüyor ve büyük şehirlerde ekmek sıkıntısı baş gösteriyordu.

Gericilerle demokratlar arasında savrulan hükümet hareket etmek olanağından yoksun

kalıyor ve aldığı her tedbir varlıklı sınıfların yararına oluyor, köylüler arasında düzeni

sağlamak ve grevleri kırmak için Kazakları kullanıyordu, TaşkentTdeT Sovyetler hükümet

tarafından ortadan kaldırılıyor, Petrograd’da ülkenin ekonomik hayatını canlandırmak

amaciyle kurulan ekonomik kurul» emek ve sermayenin karşıt güçleri arasında eli kolu bağlı

kalarak Kerenski tarafından kapatılıyordu. Kadelerin desteklediği eski rejim askerleri ordu

ve donanmada disiplini sağlamak için enerjik tedbirler istiyor ve gerçek donanma bakanı

amiral Verderevski üe savaş bakam general Verkhovski, ordu ve donanmayı yalnızca asker

ve gemici komiteleriyle işbirliği özerine kurulu ve serbestçe kabuledilen yeni bir

demokratik disiplin ruhunu kurtarabileceğini boş yere tekrarlamalarına karşın sözleri

dinlenmiyordu bile.

Gericiler, halkın öfkesine karşı çıkmayı kararlı

görünüyorlar ve Kornilov davası da yaklaşıyordu. Burjuva basını büyük Rus vatanperveri

dediği Kornilov’u açıktan açığa savunuyor, Eourtzev’in günlüğü ise (Obc-htcheite Dielo:

ortak amaç) Kornilov» Kaledüı ve Ke-renski’den kurulu bir diktatörlük istiyordu.

Bir gün, Cumhuriyet Meclîsi basın locasında, buruşuk yüzlü, kambur, kalın gözlüklerinin

arkasındaki miyop gözleriyle beyazlaşmaya yüz- tutmuş karmakarışık sakal ve saçlariyle

ufak tefek bîr adam olan Bourt-zev’le konuştum.

— Sözlerimi hatırlayınız, genç adam, dedi bana. Rusya’nın eksikliğini duyduğu şey, kudretli

bir insandır. Şimdi devrimi düşünmeyi bırakıp, dikkati Almanya üzerine çevirmek gerekir.

Budalalar Kornilov’un yenilmesini sağladılar; budalaların arkasında da Alman ajanları var.

Kornilov yenmeliydi…

Aşırı sağda, kendisini saklamaya pek gerek görmeyen monarşist basın, örneğin

Purickieviç’in Nar od -ni Triboun (Halkm vekili), Novaia Rouse (Yeni Rusya) ve Jivoie Slovo

(canlı söz) açıktan açığa devrimci demokrasinin kökünün kazınmasını istiyorlardı.

23 Ekim günü, Riga körfezinde, Aİman filosiyle bir deniz savaşı oldu. Petrograd’ın

tehlikede olduğu bahanesiyle geçici hükümet başkentin boşaltılmasına girişti. Önce, tüm

Rusya içinde bölüştürmek istedikleri büyük mühimmat fabrikaları gidecek ve hükümet bile

Moskova’ya taşınacaktı. Fakat Bolşevikler, devrimi güçsüz kılmak için başkenti bırakmak

isteyen hükümetin gerçek amaçlarını ortaya çıkardılar. Zaten Riga’yı Almanlara

bırakmışlardı, şimdi de Petrograd teslim edilecekti demek.

Burjuva basının ise keyfine diyecek yoktu, Kade-lerin günlüğü Riyeç (söz), hükümetin

Moskova’da anarşistler tarafından rahatsız edilmeden çalışmasını huzur içinde

sürdüreceğini söylüyor, Kade partisi sağ kanat lideri Rodzianko ise «Outro Rosib (Rus

şafağı) günlüğünde Petrograd’ın Almanlar tarafından alınma-sının ülke yararına olacağını,

söylüyordu. Böylece Sovyetler düşecek ve Rusya’yı da devrimci Baltık donanmasından

kurtaracaktı.

tehlikede, «fiye yazılıyordu. O halde btrakaltm Petrograd’i Allah korusun.

Petrograd’m kaybının, merkezî devrîmcr

örgütlerin sonunu getireceğinden korkuluyor. Ben de cevap veriyorum ki ‘batarlarda

sevinirim. Zira Rusya’ya yalnızca feîâfoet getireceklerdir…

Oemyor ki Petrograd’ın ‘kaybı Saftık filosunun da kaybın % beraberinde getirecektir.

Bunda gocunacak bir şey yok. Zaten askerlerin çoğunda moral sıfır.

Halkın kızgınlığı öylesine oldu ki boşaltma projelerinden hemen vazgeçildi.

Bununla beraber, Sovyet Kongresi, şimşekler çakan bir fırtına bulutu gibi ufukta

gözükmeye başlamıştı. Ama, yalnızca hükümetin değil, ılımlı sosyalistlerin bile tepkisiyle

karşılaşıyor, Ordu ve Donanma Merkez Komiteleri, bazı sendikalarınkiler, köylü Sovyetleri

ve özellikle Tsik toplantıyı engellemek için ellerinden geleni yapıyor, Petrograd Sovyeti’nin

kurduğu ve Tsik’ in eline geçen îzvestia ve Golos Soldata (askerin sesi) ile devrimci

sosyalist partisinin iki organı olan Delo Naroda (Halkın davası) ve Volia Naroda (Halkın

iradesi) da Kongreye ver yansın ediyorlardı.

Seçimleri yaptırmamak ya da geciktirmek için tüm ülkeye delegeler gönderiliyor, ordu

komiteleriyle yerel sovyet komitelerine telgrafla emir yağdırılıyordu. Kongreye karşı büyük

kararlar alınıyor ve Kongre toplantısının Kurucu Meclis toplantı tarihine bu kadar yakın

olmasının demokratik prensiplerle bağdaşamayacağı ileri sürülüyordu. Cephe delegeleri,

zemstvoslar Birliği, Köylüler Birliği, Kazak Orduları Birliği, Subaylar Birliği, Saint-George

Şövalyeleri, Ölüm taburları her yerde protestolarda bulunuyor, Rus Cumhuriyeti Meclisi

olayı hep birden kınıyordu. Şubat devriminin tüm unsurları Sovyet Kongresinin toplantısına

karşı çıkmak için harekete geçmişti.

Bu muhalefetin karşısında, fakir köylüler, basit askerler ve işçilerden oluşan proletaryanın

henüz bir şekle kavuşamamış idaresi dikiliyordu. Yerel Sovyetlerin çoğunluğu bolşevikti,

üstelik sanayi işçileri örgütleri, fabrika komiteleri, Ordu ve Donanma devrimci örgütleri de

vardı. Bazı yerlerde, delegelerini muntazam seçmesine engel olunan halk kendiliğinden

mitingler düzenliyor ve Petrograd’a gönderilecek bir temsilci seçiyordu. Diğer yerlerde,

engelleyici eski komiteleri da-

AT

ğıtıyor ve yerine yenilerini getiriyordu. Devrim, dipten gelen bir dalga gibi su yüzüne

çıkıyor, geçmiş aylar boyunca devrimci lavın üzerinde yavaş yavaş birikmiş kabuk kırılmaya

başlıyordu. Yalnızca kendiliğinden gelen bir kitle eylemi Sovyet Rus Birliği Kongresini

zafere ulaştırabilirdi.

Bolşevik hatipier her gün kışla ve atölyeleri gezerek «iç savaş hükümetlini şiddetle

eleştiriyorlardı. Bir pazar günü, Schlüsselbourg caddesinde şehrin dışm-daki devlete ait

mühimmat fabrikalarından biri olan Oboukhovo’da düzenlenen bir mitinge gittik. Buharla

işleyen tramvayımız hörgüç gibi tavamyla büyük fabrika duvarları, muazzam kiliseler ve bir

çamur deryası içinde zar zor ilerliyordu.

Miting, yarıda kalmış kocaman bir binanın yüksek tuğla duvarları arasında yapıldı. Siyahlar

giymiş, odun ve tuğla yığınları üstüne tırmanmış erkek kadın on-binlerce dinleyici son

derece dikkatli ve gök gürültüsüne benzeyen bir sesle gösterilerde bulunarak kırmızı

kumaşla örtülü bir kürsünün etrafında toplanmıştı. Gü* neş, ara sıra koyu bulut kümelerinin

arasından çıkarak pencere deliklerinden içeri giriyor ve bize çevrilmiş bu basit insan yüzü

yığınını kırmızımtırak bir ışığa boğuyordu.

İncecik öğrenci sulieti ve bir artist yüzüyle Luna-çarski, iktidarın neden Sovyetler

tarafından ele geçirilmesi gerektiğini anlattı. Yolu, yeni bir Kornilov olayına hazırlayarak

ülke ve orduyu bile bile uçuruma sürükleyen düşmanlarına karşı devrimi başka hiç bir şey

koruyamazdı bundan gayri.

Romanya cephesinden zayıf, trajik yüzlü ve heyecanlı bir asker haykırdı:

— Arkadaşlar, biz cephede soğuk ve açlıktan gebe-riyoruz. Hiç yüzünden bizi ölümün

kucağına atıyorlar. Amerikalı arkadaşlara rica ediyorum, Amerika’da söylesinler ki Ruslar

devrimi ancak ölünce bırakırlar. Tüm halklar ayaklanıp yardımımıza gelinceye kadar kalemizi

savunacağız. Amerikalı işçilere ayaklanıp, sosyal devrim için kavga vermelerini söyleyiniz.

Ondan sonra, sakin, ağır ve ince sesiyle yakışıklı Petrovski konuştu:

— Artık konuşmak değil, eyleme geçmek gerek. E-konomik durum berbat ama alışmamız

gerek buna da.

43

Düşmanlarımız bizi açlık ve soğuğa mahkûm ederek kışkırtmak istiyorlar. Fakat şunu

bilsinler ki ellerinden geleni ardlarına koymayabilirler. Fakat örgütlerimize dokunmaya

kalkışırlarsa onları yeryüzünden birer pislik yığını gibi süpürür atarız.

Bu arada Bolşevik basın da yepyeni bir güç kazandı- Partinin iki günlüğü olan Rab aç i Put

(işçilerin sesi) ve Soldat (Asker) dan başka iki günlük daha yayınlamaya bağladı: Biri, her

gün yarım milyona yaklaşan tirajıyla Derevenskay Biednota (Fakir köylüler), diğeri de

Raboci Soldat (İşçi ve Asker), Bu sonuncusu, 17 Ekimde çıkan son sayısında bolşevik

görüşünü göyle özetliyordu:

Bfr dördüncü savaş yılı, ordu ve ülke için felâket demek-t îr… Devreme! Petrograd

tehlikededir. Karşı devrimciler halkın gördükçe sevinmekte ve ona son darbeyi vurmak

hazırlanmaktadırlar. Ümitsiz kalan köylüler açıktan açığa başkaldırmış&rdır. Hükümet ve

varlıklılar, kendilerim ceza oi-eun diye savaşa sokmakta ve öldürtmektedirler. Fabrikalar

işlerini bırakmış, işçiler açlıkta boğuşmaktadır. Burjuvazi ve onun generalleri, amansız

tedbirlerle orduda kör bir disiplin uygulamak istemektedirler. Burjuvazinin desteklediği

Komitov taraftarları açıkça Kurucu Meclisi dağıtmaya hazırlanmaktadırlar.

Kerenski hükümeti» burjuvazinin hükümetidir. Tüm siyaseti, işçilere, askerlere ve köylülere

karşıdır ve ülkeyi uçuruma götürecektir…

Günlüğümüz, tehditlerle dolu günlerde yayına başlamıştır Petrograd garnizonumla

proletaryanın sesi olacaktır, fakir köylülerin yorurmak bilmeyen bir savunucusu olacaktır

tw. HaJkın kurtulması ve devrtmfn sonucuna ulaşması gereklidir. İktidar, burjuvazinin oanî

ellerinden sökülerek devrimci asker, köylü ve îşçilerfn örgütlerine verilmelidir. Ve bu

Alfanın belâsı savaşa bir son vermek gerekir.

Raboçi Soldat’ın program», Pötrograd İşçi ve asker Sov-yetinln programıdır. Yani:

Başkentte olduğu gfbi tüm taşrada da tfktidar Sovyetlere aittir.

Tüm cephelerde derhal mütareke yapılmalı, halklar arasında dürüst bir banş kurulmalıdır.

Mal sahiplerine tazminat ödemeden topraklar köylülere geçmelidir.

Kurucu bfr Meclis sağlıklı olarak seçilmelidir.

Dünyayı Sarsan On Gün/F: 4 49

Bütün dünyada Almanların ajanları olarak tanınan bolşeviklerin organı olan aynı gazetenin

diğer enteresan bir yazısını daha verelim:

Milyonlarca insanın kanına bulaşmış Alman imparatoru ordusunu Fetrograd’a etek sürmek

istemektedir. En az bizim kadar barış İsteyen Alman köylü, \şç\ ve askerlerine sesleniyor

ve bu pis savaşa karşı çıkmalarım istiyoruz.

Su İs& yalnızca, Rus kbylü, asker ve işçileri adına gerçek olarak konuşabilen, diplomatları

bir kenara itip Alman or-duJarma doğrudan seslenebilen ve siperlerini Almanca yazılı

beysnnameterle doldurabilecek olan devrimci bir hükümet tarafından yapılabilir

Pilotlarımız, tüm Almanyayı bu beyannamelerle dolduracaktır…

Cumhuriyet Meclisinde ise iki aşın uç arasındaki uçurum her gün daha çok derinleşiyordu.

— Varlıklı sınıflar, diye haykırıyordu Karelin, Sol Devrimci Sosyalistler adına, Rusya’yı

müttefiklerin savaş arabasına koşabilmek için devletin devrimci kanadını kullanmaya

bakıyorlar. Ama devrimci partiler böylesine bir siyasete karşı duracaklardır.

ihtiyar Nicolas Çaykovski, popülist sosyalistlerin (troudoviks) adına konuşuyor ve

toprakların köytüler arasında bolüşülmesine karşı çıkarak Kadelerin tarafını tutuyor

«Orduda derhal sıkı bir disiplin uygulamalıyız» diyordu.

— Savaşın başından beri, sosyal ve ekonomik re-formları savaş zamanında yapmanın delilik

olduğunu tekrarlayıp durdum. İşlediğimiz büyük bir suçtur. Ama ben bu reformların

düşmanı değilim zira ben bir sosyalistim (Soldan ^inanmıyoruz» sesleri, sağdan şiddetli

alkışlar).

Kadelerin adına konuşan Adjemov, «orduya neden döğüştüğünü söylemek hiç bir zaman

gerekli değildir. Her asker ilk görevinin, düşmanı Rus topraklarından kovmak olduğunu

bilmelidir» diye bağırıyordu.

Kerenski iki kez kürsüye gelerek milli beraberlik için konuştu ve bir tanesinde de hıçkıra

hıçkıra ağladı. Meclis ise kendisini soğuk bir hava içinde dinleyerek sözlerini istihza dolu

sataşmalarla kesiyordu.

Petrograd Sovyetinin ve Tsik’in genel karargâhı olan Smolny enstitüsü, şehrin bir ucunda,

merkezden

50

kilometrelerce uzakta, geniş Neva nehrinin kıyısın-dathr. Kötü döşenmiş, çamurlu sokaklar

boyunca ık-hya şıklıya giden ve ağzına kadar dolu tramvaya bindim. Hattın sonunda, Smolny

manastırının mat altın kakmalı mavimsi zarif kubbeleriyle» yanında, üç katlı ikiyüz metre

uzunluğunda ve giriş kapısının üstünde taştan oyulmuş büyük ve kibirli imparatorluk

armasiyle Smolny enstitüsünün kışlayı andıran büyük cephesi gözüküyordu.

îşçi ve asker devrimci örgütleri, eskiden Çariçenin himayesinde asil genç kızlar için ünlü bir

pansiyon olan bu enstitünün içinde yuvalanmışlardı. Yüzden fazla geniş, beyaz ve çıplak

odalar, kapıların üstünde «Dördüncü sınıf» veya «öğretmenler odasın yazılı sedef tabelâlar

ziyaretçilere hâlâ eski günleri hatırlatıyorlardı. Fakat aceleyle yazılmış diğer yazılar da,

binada hüküm süren yeni faaliyetleri işaret ediyorlardı: «Petrog-rad Sovyeti İcra

Komitesi», «Tsik», «Dışişleri Bürosu», «Sosyalist Askerler Birliği», «Fabrika Komiteleri,»

«Ordu Merkez Komitesi». Diğer odalar, merkezî bürolar ve siyasi parti toplantılarına

ayrılmıştır.

Uzaktan uzağa elektrik ampulleriyle aydınlanmış uzun, kubbeli koridorlarda işi başından

asmış bir işçi ve asker kalabalığı dolaşıyor, bazıları iset her türden basılmış propaganda,

beyanat ve gazetelerin oluşturduğu büyük paket yüklerinin altında iki büklüm koşuştu* rup

duruyordu. Döşemenin üstünde ağır çizmelerin çıkardığı gürültüler durmak bilmeyen bir gök

gürültüsünü andırıyordu. Her yerde «Arkadaş, sıhhatinin yararı iğin temizliğe dikkat et»

yazıları konmuştu. Her katta, merdivenlerin üstüyle, sağanlıklarda, yığınlarla siyasi broşür

ve yayınların satıldığı uzun masalar yerleştirilmişti.

Zemin katındaki alçak tavanlı geniş yemekhane lokanta salonu olmuştu. İki ruble vererek bir

yemek karnesi aldım ve yirmi kadar erkek ve kadının geniş kazanlardan aldıkları lahana

çorbalarıyle, et parçalarım, yığınlarla «kaça»ları ve siyah ekmek dilimlerim servis yaptıkları

uzun büfelerden birine yanaşabilmek için bekleyen binlerce kişinin arasına katıldım. Beş

köpek karşılığında tenekeden maşrapalarda çay veriliyordu. Yağlı tahta kaşıkları bir

torbadan kendiniz alıyordunuz. Tahta masaların etrafındaki kerevetlerin

üzerinde acıkmış proleterler yemeklerini yiyor, birbirleriyle dedikodu yapıyor ve kocaman

salonda bir uçtan bir uca birbirlerine açık saçık şakalar yapıyorlardı.

İlk katta, Tsik’e ayrılmış, fakat herkesin gidebildiği diğer bir büfede istediğiniz kadar

üstlerine bol te-reyağ sürülmüş ekmek dilimleriyle çay içebilirdiniz.

Güney kanattaki ikinci katta» eskiden Enstitünün balo salonu olan şimdi ise toplantıların

yapıldığı büyük salon vardı. Burası, işlenmiş yüzlerce elektrik abajurlarının parlak

şamdanlıklar üzerine asıldığı ve büyük kolonların böldüğü bembeyaz duvarlı yüksek bir

salondu. Bir ucunda, çok kollu iki yüksek lambanın yer aldığı bir taht ve arkada, çarın

portresinin kaldırıldığı altından bir çerçeve bulunuyordu. Grand-düşesler için yapılmış bu

dekorda bayram günleri cafcafalı üniformaları içinde askerler ve din adamları boy

gösteriyordu.

Koridorun yanında, toplantı salonunun karşısında, Sovyet Kongresi delegelerinin mazbata

kontrolü yapılıyordu. Yeni delegelerin gelişini gözledim; sakallı, güçlü kuvvetli askerler,

siyah gömlekleri içinde işçiler ve uzun saçlı birkaç köylü. Plekhanov Edînstvo üyesi olan genç

bir kız bu işleri görüyor ve etrafı hor görerek gülümsüyordu,

— İlk Kongre üyelerine hiç de benzemiyorlar, diyordu. Şu kaba ve cahil hale bakın. Ne

kütülük gibi şeyler.,.

Doğruydu bu. Rusya kökünden sarsılmış ve alt tabakalar yukarı çıkmışlardı. Eski Tsik’in

atadığı Kontrol Komitesi, her delegenin mazbatasının doğruluğu hakkında tartışma

çıkarıyor, Merkezî Bolşevik Komite üyesi Karakhine ise gühnekle yetiniyordu.

— Merak etmeyin, diyordu. Zamanı gelince sizi iskemlelerinize oturtacağız.

Raboçi Soldat bu konuda şöyle yazıyordu:

ı Yeni Rüs Bîri iğ I Kongresi delegelerinin dikkatini, Kongre-yî baltalamak isteyen bazı

organizasyon komitesi üyelerinin yaptıkları girişimlere çekeriz. Kongrenin yapılmayacağını

v© delegelerin Petrograd’ı terketmelerl gerektiği havasını veriyorlar. Bu yalanlara

İnanmayınız. Büyük günler yaklaşmaktadır

2 Knsunda çoğunluğun sağlanamayacağı açıktı, bu ncrii’tılı1 Kongre ayın 7 sine ertelendi.

Fakat tüm ül-

52

ke heyecan içinde idi. Devrimci Sosyalistlerle Menşevikler, yenildiklerini anlayınca, taktik

değiştirerek taşradaki tüm örgütlerine telgrafla mümkün olabildiği kadar ılımlı sosyalistleri

seçmelerini salık verdiler. Köylü Sovyetleri icra Komitesi, muhtemel asker ve işçi

eylemlerinin önüne geçmek için 13 Aralıkta açılacak bir köylü kongresi için acele çağrıda

bulundu.

Bolşevikler ne yapacaklardı? Şehirde, asker ve işçilerin silahlı bir gösteri hazırladıkları

dedikodusu dolaşıyordu. Gerici ve burjuva basın, bir ayaklanmanın olacağını bildiriyor ve

hükümetten, Petrograd Sovyeti-nin tutuklanmasını, ya da hiç olmazsa Kongrenin

toplanmasına engel olunmasını istiyordu. Novaya Rus gibi günlükler ise Bolşeviklerin toptan

öldürüleceğini söylüyordu.

Gorki’nin günlüğü Novai Jizn, Bolşevikleri de haklı çıkararak gericilerin devrimi boğmaya

çalıştıklarını ve gerektiğinde bunlara silahla karşı koymak gerektiğini bildiriyor, fakat her

şeyden önce tüm devrimci demokratik partilerin bir cephe oluşturması gerektiğine işaret

ediyordu:

Demokrasi kendi güçlerini örgütlemedlkçe, eylemleri güçlü bir direnişe çarptıkça, taarruza

geçmek ihtiyatsızlık olur. Fakat karşı taraf şiddete başvurursa, devrimdi demokrasi de

Jfctfdan ele geçirmek için mücadeleye atılmak zorunda kalacak ve bu konuda halkın

ta açlnden destek görecektir.

Gorki, hem hükümet ve hem de gerici gazetelerin Bolşevikleri şiddete kışkırttıklarını ve

gerçekten bir ayaklanmanın yeni bir Kornilov olayına yol açacağına işaret ediyor ve

Bolşevikleri dolaşan dedikoduları yalanlamaya çağırıyordu* Menşeviklerin organı Dien’de

(Gün) Potressov, Bolşeviklerin gizli savaş planlarını açıkladığını idida ettiği, haritalı

sansasyonel bir yazı yayınladı.

Duvarlar bir anda, nereden gelirse gelsin tüm gösterileri kınayan ve işçilerle askerleri

kışkırtıcıları dinlememeye çağıran Tsik’in, tutucuların ve ılımlı merkez komitelerin

hazırladığı duyurular, beyanatlar ve çağrılarla örtülüverdi. örneğin, Devrimci Sosyalist parti

askerî seksiyonunun beyanatından bir özet verelim:

53

Şehirde yeniden şiddete başvurulacağı dedikoduları doPa-şıyor, Buntann kaynağı nedir?

Kışkırttılar hangi örgüt adına ayaklanmaya çağırıyorlar? Bu konuda Tsik’te sorguya çekilen

Bolşevikler her ,tDr7ü sorumMuğu inkâr etttter… Fakat bu dedikodular fcile kendi

başlarına birer tehlikedir, işçi, köylü ve asker çoğunluğunun gerçek düşüncesine ilgisiz

ttiıfcaç he-veskâr sokakta işçi ve askerterfn bîr kısmım kandırarak ayaklanmaya

fctakınmaları olanak dışj değildir. Devrimci Rusya’nın geçîrdfğl ‘bu kargaşalık zamanında

her türlü ayaklanma kofayca İç savaşa dönüşebilir ve bunun sonucu olarak da bir sürü

güçlükler pahasına kurutmuş olan tüm proleter örgütler de çöker gider.

Karşı devrimciler, devrimi kanla boğmak ve Kurucu Meclisin seçilmesine engel olmak için

böyle bîr ayaklanmadan faydalanmak frrsaîınj kaçrrmaziar Diğer yandan Avrupada kar-şf

devrim şefi Guillam İL yeni darbeler hazırlamaktadır. Kuvvete başvurmak yok, Herkes

yerinde kalsın,

28 Ekini günü, latin ırkına özgü jestlerle konuşan, kırmızı sivri sakallı küçük bir adam olan

Karnen ev*] e Smolny koridorlarında görüştüm. Yeterli delege sayısının olacağından emin

değildi.

— Eğer Kongre toplanırsa, halkın ezici bir çoğunluğunu temsil edecektir. Düşündüğüm gibi

çoğunluk bol-çeviklerden oluşursa, iktidarın Sovyetlere bırakılmasını istiyecegiü ve

geçici hükümet de çekilmek zorunda kalacak.

Gözlüklü, teninin rengi bozuk, solgun yüzlü, uzun boylu genç bir adam olan Volodarski daha

kesin konuştu :

— Lieberler, Dan ve diğer fırsatçılar Kongreyi baltalamak üzereler. Eğer toplanmasına

engel olmayı ba-şarırlarsa, bunun bizi durduramayacağını anlayacak kadar gerçekçiyiz.

Not defterimin 29 ekim tarihli sayfasında aşağıda* ki gazete Özetlerini buluyorum:

Mohitev. (Büyük Genel Karargâh)- Ölüm taburları, Kazaklar, vahşi tümen ve Çara bağh

muhafjz alaylar» burada yoğun-

Peterhof, Tsarkoie-Selo ve Pavlosk Juırkerleıti, hükümetten Petrograd’a harekete geçmek

için nazır olma emrini atmışlardır. Orarrienbaum Junfceheri Başkente geîmefd-edirfer.

Petrograd garmromj zırhlı araçlar tümeninin bir Kısmı Kış Sarayında -bulunmaktadır,

Troçkirrîn emri üzerine, Sesîoretsk silâh fabrikaları, Petrograd Işçtf <felegeJerine

binlere© tüfek dağıtmışür.

Bas-LJiteiny mataifesindefci bir belediye zabrta nritlngİnde, iktidarın Sovyetlere

bırakılmasını isteyen bir -karar alınmıştır. *

Herkesin, bir şeyler olacağını bildiği, ama ne olduğunu kestiremediği bu heyecanlı günlerde

hüküm süren karışıklığın yalnızca birkaç örneğidir bunlar,

Smolny’de, 30 ekim gecesinde yapılan bir Petrog-rad Sovyet mitinginde konuşan Troçki,

Sovyetler Kongresini başarısız kılmak ve küçük düşürmek amacıyle gerici bir girişim olarak

Sovyetlerin ayaklanma projelerine ilişkin Burjuva basının iddialarım reddetti.

— Petrograd Sovyeti hiç bir ayaklanma emri vermemiştir. Eğer gerekirse bu emri veririz

ve Petrograd garnizonunun da desteğini sağlarız… Hükümet gerici bir eylem

hazırlamaktadır. Biz ise buna, kesin ve amansız bir taaruzla cevap vereceğiz,

Petrograd Sovyetinin silahlı bir gösteri emri vermediği doğruydu. Fakat Bolşevik Partisi

Merkez Komitesi bir ayaklanma olasılığını da Öngörüyordu, 23 ekim gecesi sürekli olarak

toplandı. Partinin tüm aydınları, liderler, işçi delegeleriyle Petrograd garnizon delegeleri de

hazır bulundular. Aydınlar arasında yalnızca Lenin ve Troçki ayaklanmadan yanaydılar.

Askerler bile bımun karşısındaydılar. Durum oya konuldu ve ayaklanma reddedildi.

O zaman, yüzü hiddetten kasılmış bir işçi ayağa fırladı:

— Ben Petrograd proletaryası adına konuşuyorum. Biz ayaklanmadan yanayız. Siz

dilediğinizi yapın. Ama şunu da söyleyeyim ki eğer Sovyetleri ezdirirseniz, bizim için

tükenirsiniz.

Birkaç asker de işçinin yanını tuttuklarından ayaklanma yeniden oya kondu ve bu kez

kazandı.

Buna karşın, Bolşeviklerin sağ kanadını oluşturan ve Kamenev, Zinoviev ve Riazanov’un

yönettiği gurup silahlı bir ayaklanmaya karşı mücadelesini sürdürüyordu. 31 ekim sabahı,

Raboçi Put, Lenin’in, dünyanın şimdiye dek tanıdığı en cüretkâr siyasi ajitasyon ya-

55

zılanndan biri olan ^Arkadaşlara mektuplarını yayınlamaya başladı. Lenin, burada, Klamenev

ve Riazonov’ un karşı çıkışlarından hareket ederek ayaklanma lehine tüm görüşlerini ortaya

döküyordu:

Ya UebBT ve Dan’ın tarafına geçerek parofamız olan «tüm iktidar Sovyetlere» elogammızı

bırakacağız, ya da ayaklanacağız. İkisinin ortası diye ‘bîr şey yoktur.

Ayni gün Öğleden sonra, Kadelerin lideri olan Miliyukov, Cumhuriyet Meclisinde parlak ve

iğneli bir nutuk attı. Skobelev’e verilen nakazın Alman hayranlığını eleştirerek, devrimci

demokrasinin Rusya’yı uçuruma götürmekte olduğunu söylüyor ve Tereşçenko’yla alay

ederek Alman diplomasisini Rus diplomasisine yeğ tuttuğunu söylemekten kaçınmıyordu.

Sonunda korkunç bir gürültü salonun solunu sarstı.

Hükümet ise kendi yönünden, Bolşevik propagandasının gördüğü başarının önemini

küçümseyemezdi. 29 ekim günüt Meclis ve hükümet delegelerinden oluşan bir karma

komisyon, bir tanesi köylülere geçici olarak toprak veren, diğeri ise enerjik bir barış

politikasının temellerini atan iki kanun tasarısını aceleyle hazırlayı-verdi. Ertesi günü

Kerenski ordudan ölüm cezalarını kaldırıyordu. Ayni gün «Cumhuriyet rejiminin

güçlendirilmesi ve karşı devrimle anarşiye karşı mücadele» komisyonunun ilk oturumu

yapıldı. Fakat sonraları tarih, bunun izine bile rastlayamayacaktır. Ertesi gön iki

gazeteciyle birlikte Kerenslti’yle konuştum. Ve bizler, kabul ettiği son gazete muhabirleri

olduk.

— Rus halkı, dedi büyük bir elemle, hem her şeyin yokluğunu çekiyor ve hem de

müttefiklerince düş kırıklığına uğratılıyor. Dünya devrimin bittiğini zannediyor. Ama sakın

kanmayın buna. Zira devrim daha yeni bağlıyor.

Düşündüğünden daha da aleriyi görücü sözlerdi bunlar…

Hazır bulunduğum Petrograd Sovyet mitingi 30 ekim gecesi sabaha dek gürültülü bir

şekilde sürdü. Ilımlı sosyalistler, aydınlar, subaylar, Tsik ve ordu komiteleri üyelerinin tümü

gelmişlerdi. Onların karşısında ise, işçiler, köylüler, askerler basit ama ateşliydiler.

Bir köylü, kendisine göre zirai komitelerin tutuk-

56

lanmasiyle ileri gelen Tver’deki kargaşalıkları anlattı,

— Bu Kerenski, büyük toprak ağalarının (Pomiech-chiks) kalkanından başka bir şey değildir.

Kurucu Mecliste, toprakları eninde sonunda ele giçereciğimizi bildikleri için daha şimdiden

işi boğmaya çalışıyorlar.

Putilov fabrikalarında çalışan bir makinist, yakacak ve ham madde yokluğu bahanesiyle

müdürlerin tüm fabrikaları teker teker kapadığını, oysa fabrika komitesinin saklı büyük

rezervler bulduğunu açıklayarak:

— Bu bir kışkırtmadır, dedi. Şiddete itmek için bizi aç bırakmak istiyorlar.

Bir asker ise şöyle başladı:

— Arkadaşlar, size siper denen ama kendi mezarlarından başka bir şey olmayan

çukurları kazanların selâmını getiriyorum.

Sonra, uzun boylu, gençt gözlerinden şimşekler çakan, zayıf bir asker kürsüye çıktı ve gök

gürültüsünü andıran bir alkış ve heyecanla karşılandı, Bu, temmuz savaşlarında öldüğü

bildirilen, ama ölüler arasından dırilip gelen Çudnovski’ydi…

— Artık askerlerin kumandanlarına güveni kalkmamıştır. Kendi sovyetimizin toplanmasını

red eden ordu komiteleri bile ihanet etmişlerdir. Askerler, Kuruca Meclisin belirtilen

tarihte toplanmasını istiyorlar. Ertelemeye kalkanların başı laya girecektir. Bu sudan bir

tehdit değildir» Ordunun topları konuşacakta* sonunda…

Beşinci orduyu kasıp kavuran seçim kamyanya-sından söz açtı ayni zamanda:

— Subaylar, özellikle menşevikler ve devrimci sosyalistler Bolşevik partisini batırmak için

sistemli çalışıyorlar. Siperlerde gazetelerimizin dağtılması yasaklanıyor, konuşmacılarımız

tutuklanıyor…

— Ekmek sıkıntısından neden söz etmiyorsun? diye bîr asker karıştı.

— İnsan yalnızca ekmekle yaşamaz» diye cevap verdi Çudnovski kızgın.

Ondan sonra, Vitebesk Sovyet delegesi, sapına kadar menşevik olan bir subay söz aldı:

— iktidarın kimin elinde olduğu şimdi Önemli de-ğiL Sorun hükümet değil, savaştır. Bir

değişiklik olmadan önce savaşı kazanmak gerekir. (Islıklar ve istih-

57

zalı sataşmalar). Bolşevik kışkırtıcılar birer demagogtur.

Bu söz üzerine salon kahkahaya boğuldu.

— Biran için sınıf mücadelesini unutalım…

Daha fazlasını söyleyemedi, bir ses haykırdı: «Daha

çok beklersin sen…»

Petrograd, o zamanlar garip bir görünüşteydi. Fabrikalarda,

komite odaları tüfekle doluydu. Postacıların

biri gelip biri gidiyor, kızıl koruyucular eğitim yapıyor,

tüm kışlalarda her gece mitingler düzenleniyor ve

günler tükenmek bilmeyen ateşli tartışmalarla geçiyordu.

Sokaklar, akşam olmaya başladı mı kalabalıklaşıyor,

Nesvki caddesine doğru ağır dalgalar halinde yayılıyor,

gazeteler tartışılıyordu. Yayalara saldırı o derece

yoğunlaşmıştı ki yan sokaklara girilemiyordu. Bir

gün öğleden sonra Sadovaya’da, yüzlerce kişiden oluşan

bir kalabalığın hırsızlık yaparken yakalanan bir

askeri dövüp tekmelediklerini gördüm. Garip tavırlı

adamlar, ekmek ve süt kuyruklarında titreşip bekleyen

kadınların etrafında dolaşıyor, onlara, yahudilerin erzak

stokları yaptıklarını, halk açlıktan ölürken Sovyet

üyelerinin bolluk içinde yüzdüklerini fısıldıyorlardı…

Smolni de, giriş ve dış parmaklıkta, nöbetçiler serbest

giriş kartlarınızı inceden inceye kontrol ediyordu.

Toplantı salonlarında, gece. gündüz sürekli toplantılar

yapılıyor, bitmeyen bir uğultu her yanı kaplıyor, yüzlerce

işçi ve asker döşemelerin üstünde bir yol bulup

uyuyordu. İlk kattaki büyük salonda, binlerce dinleyici

Petrograd Sovyet’inin kavgalı toplantılarında bulunmak

için itişip kakışıyordu…

Sabahın köründen akşama dek, klüplerde çılgınca

kumar oynanıyor, şampanyalar oluk gibi akıyor, ortaya

konan paralar yirmi bin rubleyi buluyordu. Şehir

merkezindeki sokak ve kahveler, pahalı kürk ve

mücevherlerle örtülü orospulardan geçilmiyor, monarşist

komplocular, Alman casusları, planlar kuran kaçakçılar

ortalıkta fink atıyordu.

Gri bir göğün altında, soğuk ve yağmurda kaynayan

koca şehir koşuyor, koşuyordu, ama nereye?

ÜÇÜNCÜ BOLÜM

BÜYÜK AKŞAM

Ayaklanma halindeki bir haikla zayıf bir hükümet arasındaki ilişkilerde öyle bir an gelirki

iktidarın her eylemi kitleleri kızdırır ve yapmaktan sakındığı işlevler de onlarda kendisine

karşı bir hor görü duygusu uyandırır,

PetrogTacTı terketmek projesi öylesine bir fırtına kopardı ki Kerenski’nin hükümetin böyle

bir niyeti olmadığına ilişkin açık yalanlaması yuhalar ve alaylarla karşılandı.

Raboçi Put şöyle yazıyordu;

Devrimle köşeye sıkışmış geçîol burjuva hükümeti, Pet-rograd’dan kaçmayı rviç bir zaman

düşünmediğini ve ne de başkenti teslim etmeye niyetli oîmâdtğmt iddia ederek yalanlarla

İşin içinden sıyrılmaya bakıyor…

Harkov’da, I. W. W/nin mukavele başlangıcında bulunan «işçi sınıfıyle işveren sınıfı

arasında ortak hiç bir şey yoktur» sloganını benimseyen örgütlenmiş otuz bin maden işçisini

Kazaklar dağıttılar, bazı maden ocağı sahipleri lokavt ilân ettiklerinden maden işçilerinin

geri kalan kısmı da genel greve gittiler. Ticaret ve sanayi bakanı Konovalov, müsteşarını tam

yetkiyle karışıklıklara bir son vermekle görevlendirdi. Madenciler Orlov’dan nefret

ederlerdi. Tsik, bu görevi uygun bulmakla kalmayıp, kazakların Donetz havzasından

çekilmesini İstemeyi de reddetti.

Bu olaylar sonunda Kaluga Sovyeti dağıtıldı. Sovm

yette çoğunluğu ele geçirmiş bulunan Bolşevikler birkaç siyasi tutukluyu serbest bıraktılar.

Belediye Du-ması (Meclisi), hükümet komiserinin rızasiyle Minsk* ten birlikler getirterek

Sovyet merkezini topçu âteşine tutturdu. Bolşevkiler teslim olup binayı boşalttıkları anda

Kazaklar «Moskova ve Petrogr ad Makilerle tüm Bolşevik Sovyetlerin başına gelecek

budur» diye haykıra-rak saldırdılar. Bu olaydan sonra korkunç bir kızgınlık dalgası Rusya’yı

kasıp kavurdu.

Aynı dönemde, Bolşevik Krilenko’nun başkanlığındaki Kuzey Sovyetleri bölgesel Kongresi

Petrograd’da çalışmalarını bitiriyordu. Ezici bir çoğunlukla iktidarın Rus Birliği Kongresi

tarafından tümden ele geçirilmesi gerektiğine işaret eden Kongre, çalışmalarının sonunda»

kurtuluş saati yaklaştığından sevinmeleri için çağrıda bulunarak tutuklu Bolşeviklere

selamlarını yolladı. Diğer yandan, Fabrika komiteleri Rus Birliği ilk konferansı da kesin

olarak Sovyetlerin tarafını tutarak şu açıklamada bulundu:

İşçi sınıfı, çarlığın siyasi boyunduruğunu sarstıktan sonra, kendi üretici faaliyetlerinin

içinde bile demokrasi prensibini zafere ulaştırmaya gayret etmektedir. Egemen sınıfların

kahredici politikasının yarattığı ekonomik çöküntü arasında kendiliğinden ortaya çıkan

üretimin işçi tarafından kontrolü fikrinde belirginleşen gayret de budur.

Demiryolu işçileri sendikası Ulaştırma Bakam Li-verovski’nin istifasını istedi,

Skobolev, Tsik adına, Nakazın müttefiki er ar a sı konferansa sunulmasını isteyerek

Tereşçenko’nun Par ise gönderilmesine kesinlikle karşı çıktı ve Tereşçenko istifasını verdi.

Ordunun yeniden örgütlenmesi planını gerçekleştiremeyen Verkhovski kabine toplantılarına

seyrek gelmeye başladı.

3 kasım günü, Bovrtzev’in «Obchtcheie Dielo»su (Ortak dava), büyük harflerle aşağıdaki

yazıyı yayın-ladı:

Vatandaşlar, vatanı ‘kurtarın.

Şimdi öğrenrrriş .bulunuyorum ki dün, Milli Savunma Komisyon toplantısında, Korntlov

başarısızlığının başlıca sorum-

60

]ularından olan savaş Bakanı General Verkrıovski ayrı bir barış imzalamak önerisinde

bulunmuştur.

Bu Rusyaya karşı bir itıanettir.

Tereşçenko, geçlc-l hükümetin Verlovsfcinin önerisârri incelemeye bile gerek’duymadığını

bildirmiştir.

Tereşçenko, kendi kendine «Borası tımarhane ıra?» diye sormuştur.

Komisyon üyeleri generalin bu önerisinden şaşkına dönmüşlerdir.

General Alekseyev ağlamaktadır.

Hayır, bu delilik değil, daha da fenası gerçek bir İhanettir.

Kerenski, Tereşçenko ve Nekrassov, Verfchovski’nin sözteri üzerin© derhal bize

açıklamalarda bulunmalıdırlar.

Vatandaşlar, herkes «yağa kaîks>n.

Rusya satışa çrkarjlmışfır

Kurtarın onu.

Gerçekte, Verkhovsk’nin önerisi, müttefikler üzerine baskı yaparak kendilerinden barış

teklifleri koparabilmekti. Zira artık Rus ordusunun döğüşecek gücü yoktu.

İzlenim, Rusya’da olduğu kadar dışarda da gürültülü oîdu, Verkhovski sıhhi nedenlerle

süresiz izne çıkarılarak hükümeti terketti. Obchtcheie Dielîo kaldırıldı…

4 kasım pazar günü içinT Petrograd Sovyeti bir gün hazırladı. Kentin her yanında büyük

mitingler yapılacaktı. Bahane, basın ve Sovyet için para toplamak olarak ileri sürüldüyse bile

gerçek amaç bir kuvvet gösterisiydi. Birdenbire, aynı gün Kazakların da bir geçit resmi

düzenleyerek, mucizevi müdahalesiyle Na-polyon’u Moskova’dan kovan 1812 îkonunu

kutlayacakları öğrenildi.

Hava barut kokuyordu, bir tek kıvılcım iç savaşı çıkarabilirdi. O zaman Petrograd Sovyeti

«Kardeş Kazaklara» aşağıdaki bildiriyi yayınladı:

Biz asker ve İşçilere karşı sizi çıkarmak İstiyorlar, Bu alçakça plan ortafc düşmanlarrmn

tarafından hazırlanmıştır: Asil tiranlar, bankerler, büyük mal sahipleri, eski memurlar ve

Çarın eski uşakları.

KazakJar! sizinkiler de dahil otmak üzere, tüm zenginlet,

prensler, asiJler, generaller, faizciler bizden nefret ederler. Pet-rograd Sovyetinl ezmek,

ttev/rmi bozmak İçin zaman kollamaktadırlar.

4 Kasım gürvü İçin bîr Kazak resmi geçrti hazırlanmaktadır. İçinizden her biri buna katılıp

katılmamaya vicdamnca karar verecektir. Biz bu işe karışmıyor ve hiç kimsemin hürriyetine

engel oimak istemiyoruz.

işçi ve Asker Tem&itcîleri Petrograd Sovyet)

Resmi geçit derhal iptal edildi…

Bolşevikler, kışla ve işçi mahallerinde «tüm iktidar sovyetlere» sloganının yayarken gerici

ajanlar da halkı sinsice ayaklanmaya, Yahudileri, tüccarları ve sosyalist liderleri öldürmeye

çağırıyorlardı.

Bir yandan, monarşist basın ayaklanmanın kanlı bir şekilde bastırılmasını istiyor, diğer

yandan Lenin’in güçlü sesi «Ayaklanma saati gelmiştir, beklenilmez* diye gürlüyordu.

Burjuva basını da endişeliydi. «Bir Jevye Viedo-mosti» (Borsadan haberler) t Bolşevik

propagandasını, özel mülkiyet* kişi güvenliği ve toplumun temel prensiplerine karşı durma

olarak nitelendiriyordu.

Ama özellikle, düşmanca tavırlar takınanlar ılımlı sosyalist gazetelerdi. Dielo Naroda,

«Bolşevikler, devrimin en tehlikeli düşmanıdırlar» diyor, Menşevik Di-en «hükümet hem bizi

hem kendisini savunmalıdır» diye yazıyor, Plekhanov’um gazetesi Edinstvo (Birlik) ise,

hükümetin dikkatini Petrograd işçilerinin silahlandırılmasına çekerek Bolşeviklere karşı

sert tetbirler alınmasını istiyordu.

Hükümet her geçen gün daha zayıf görünüyor, belediye idaresi göçüyordu. Sabah

gazeteleri, cürekâr hırsızlık ve cinayet haberleriyle dolup taşıyor, caniler cezasız

kalıyordu.

Silahlı işçiler geceleri sokaklarda kol geziyor, hırsızlan kovalıyor ve buldukları silahlan

topluyorlardı.

1 kasımda, Petrograd askeri kumandanı Albay Pol-kolnikov aşağıdaki emri çıkarttı:

Ülkenin geçirdiği güç günlere rağmen, Petrograd’da şsld-det ve cinayete sorumsuzca

çağrılar yapılmaya devam edilmektedir. Hırsızlık ve !karış»k)ık gündert güne

artmaktadır.

62

Bu durum vaîandaşter^ hayam» r bozmakta, hükümet ve belediye hurutuşlarıntn

çalışmasını engellemektedir.

Olkeme Karşı sorumluluk ve görev bilincinde olanak şunları emrediyorum:

1 — Her askerî birlik, garnizon sahası İçinde ve öze) direktiflerine uygun otarşi hükümet

‘kurutuşlarının savunması için milis kuvvetlerine, komiserlere ve belediyeye yardım etmek

zorundadır.

2 — Belediye Mills temsilcisi ve bötge kumandanının rıza-siyle canilerin ve kaçakların

yakalan masr için nöbetçiler çfka-rrtacak ve gerekli tetbirler alınacaktır.

3 — Kışlalara giren, silahlı gösteri ve kabama çağrıda bulunan her kişi

tutuklanarak, yöredeki ‘kumandan yardımcısı genel karargâhına götürülecektir

4 — Sokak yürüyüşleri, mitingleri ve gösterileri yasak I an -mıştır,

5 — Her s-îlahlı gösteri, her kavga, mevcut: silahlı kuvvetler tarafından anında

bastırılacaktır

6 — Kanunsuz tutuklamalara ve ev aramalarına engel ol* mak için komiserlere her türlü

yardım gösterilecektir,

7 — Askeri birlikler, kendi bölgelerinde çıkan olayları anında Petrograd Kurmay

Başkanlığına bildireceklerdir.

Tüm ordu örgüt ve komitelerini, görevlerinin yerine getirilmesinde kumandanlarına

yardımcı olmalarına davet ederim.

Cumhuriyet Meclisinde, Kerenski, hükümetin Bolşevik hazırlıklarından haberdar olduğunu ve

her türlü gösteriye karşı durmak için yeterli güce sahip olduğunu bildirdi. Sonra, Novaye

Rus ve Raboçi Put*u, ayni yıkıcı faaliyetlerde bulunmakla suçlayarak, basın hürriyetinin

hükümetin yalanlara kargı mücadele vermesine engel olduğunu belirtti. Bu iki gazetenin,

bölgede çalışanlar tarafından şiddetle arzulanan kargı devrimi amaçlayan bir propagandanın

iki yönünü temsil ettiklerini bildirerek «Ben nasıl olsa ölmüşüm, başıma geleceklerin önemi

yok. Fakat şunu da cesaretle söylüyorum ki şimdiki durumun tek nedeni, Bolşeviklerin tüm

şehirde yürüttükleri inanılmaz kışkırtma kampan-yasıdır..,:» dedi.

2 kasımda, Sovyetlerin Kongresine yanlızca on beş delege gelmişti. Ertesi günü yüz ve daha

ertesi günü de

63

yüz üçü Bolşevik olan yüz yetmiş beş delege vardı. Fakat nisabın sağlanması için dörtyüz

delege gerekliydi ve Kongrenin açılışına yalnızca üç gün vardı.

Smolni’de çok bulundum. Artık oraya girmek eskisi gibi kolay değildi. Çift sıralı nöbetçiler

dış kapıyı tutuyor ve orayı atlatınca, büyük kapının altında bekleşen uzun bir kuyruk

gözüküyordu. îçeri dörder kişilik guruplar halinde giriliyor, hüviyetini ve işini bildirdikten

sonra, modeli her an değişen bir serbest giriş kartı alınıyordu. Zira casuslar içeri kadar

sokulmayı ba-şanyorlardı.

Bir gün dış kapıya gelirken önümde Troçki ve karısına rastladım. Askerin biri onlan

durdurduğunda Troçki tüm ceplerini aramasına rağmen kartını bulamadı ve askere:

— Ben Troçki’yim, dedi.

Asker, inatla, «Kartınız olmadığına göre giremezsiniz. Ben isme bakmam,» diye cevap verdi.

— Ama ben, Petrograd Sovyetinin Başkanıyım.

— Madem bu kadar önemli bir kişiniz, üzerinizde tanıtıcı bîr kart olması gerek.

Troçki sabretti ve, «Beni kumandanına götür,» dedi. Asker, önüne gelen herkez için

kumandanın rahatsız edilemeyeceğini mırıldanarak, kıpırdamak istemedi ve sonra oranın

kumandanı bir astsubayı çağırdı. Troçki ona durumu anlatarak,

— Ben Troçki’yim,» diye tekrarladı.

Astsubay kafasını kaşıyarak, «Troçki mi?» dedi, «cBen bu ismi bir yerden duydum ama.,. Ha

evet evet, tamam, geç arkadaş geç.»

+

Koridorda Bolşevik Merkez Komitesinden Kara-han*a rastladım. Bana yeni hükümetin nasıl

olacağını açıkladı.

— Sovyetlerde olduğu gibi, esnek, halkın iradesine saygılı, yerel güçleri tam serbest

bırakan bir örgüt. Şimdiki halele geçici hükümet çar hükümetiyle ayni derecede yerel

demokratik iradeleri boğmaktadır. Yeni toplumda, insiyatif alttan gelecek. Hükümet şekli,

Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin bünyesi gibi olacak. Sık sık çağrılacak olan Rus Birliği

Sovyet Kongresi önünde sorumlu yeni Tsik Parlemantoyu oluşturacak» Çeşitli bakanlıkların

başında, bakan yerine, doğrudan

64

Sovyetler önünde sorumlu bir memurlar gurubu olacak…

30 ekim günü, Smolni Enstitüsünün yukarı katında, küçük bir odada Troçki’nin bana verdiği

randevuya gittim. Odanı nortasında, boş bir masa önüne eski bir iskemleye oturmuştu.

Kendisini uzun uzun sorguya çekmeden, bir saatten fazla-bir süre hızlı ve kesin bir tonla

konuştu, îşte kendi deyimleriyle bana söylediklerinin özeti:

— Geçici hükümet tamamen güçsüzdür. Gerçekte iktidarda olan burjuvazidir. Fakat bu,

aşırı uçtaki partilerle yapılan uydurma bir koalisyonla gizlenmektedir. Köylüler, kendilerine

söz verilen toprakları beklemekten usanmış, ayaklanmaktadırlar. Tüm ülkedeki emekçi

sınıflarda aynı yılgınlık göze çarpmaktadır. Burjuvazinin egemenliği yalnızca iç savaşla

sürdürülebilir. Kornilov’un metodu, kendisine iktidarı sağlayacak tek yoldur. Fakat

burjuvazinin eksikliği güçtedir. Ordu bizimledir. Uzlaştırıcı ve pasifistler yanı Devrimci

Sosyalistlerle, Menşevikler her türlü otoriteyi yitirmişlerdir. Zira toprak ağalariyle

köylüler, işçilerle patronlar ve subaylarla askerler arasındaki kavga daha

şiddetlenmiş ve eskisinden daha fazla uzlaşamaz hale gelmiştir. Halk kitlelerinin bilinçli

eylemi ve proletarya diktatörlüğünün zaferiyle devrim eserini tamamlayacak ve halk

kurtulacaktır…

«Devrimci tecrübeleri, fikirleri ve amaçlariyle halkı en mükemmel şekilde temsil eden

SovyetlerdLr. Doğrudan doğruya cephedeki birliklere, fabrikalardaki işçilere ve köylülere

dayandıklarından gerçekten devrimin belkemiğidirler.

«Sovyetler olmadan iktidar oluşturulmak istendi. Ama sonuç güçsüzlük oldu. Şimdi

Cumhuriyet Meclisi kulislerinde her türden karşı devrimci projeler yapılmaktadır. Kade

partisi militan karşı devrimciliği temsil etmekte, onun karşısında Sovyetler halkın davasını

savunmaktadırlar. Bunların arasında önemli hiç bir gu-Tup yoktur. Bu son kavgadır. Burjuva

karşı devrimi, güçlerini organize ederek bize saldırmak için zaman kollamaktadır. Şubatta

ancak başlayan, fakat kornilov olayında gelişen eserimizi tamamlayacağız.

Sonradan, yeni hükümetin dış politikasına geçerek,

— îlk görevimiz, tüm cephelerde derhal bir muta-

Dünyayı Sarsan On GÜn/F: 5 65

reke yapmak ve demokratik bir barışın koşullannı tartışmak üzere bir halk konferansı

toplamaktır, Elde edeceğimiz barış, Avrupa’da devrimci ruhun uyanması ölçüsünde daha

demokratik olacaktır. Zira bu hükümet^ hiç aracısız doğrudan doğruya halklara çağrıda

bulunarak onlara mütareke önerecektir. Devrimci Rusya barış anlaşmasında şu prensibi

güdecektir: «Ne toprak ilhakı ne tazminat», halkların kendi kendilerini idare hakkı, bir

Avrupa federatif cumhuriyetinin kurulması. «Bu savaşın bitiminde Avrupayı diplomatlarla

değil, proletarya ile güçlenmiş görüyorum. Avrupa federatif Cumhuriyeti, —Avrupa Birleşik

Devletleri— İşte olması gereken budur. Milli özerklik yetmez. Ekonomik gelişme milli

hudutların ortadan kalkmasını istemektedir. Avrupa küçük milli guruplara parçalanırsa,

emperyalizm yeniden işe koyulacaktır* Yalnızca bir Avrupa federatif cumhuriyeti dünyaya

barış getirebilir,

Vet ince, hafifçe alaycı gülümseyigiyle bitirdi: — Fakat Avrupa kitle olarak buna

katılmazsa, bu amaçlar derhal gerçekleşemez.»

Herkezin, Bolşeviklerin sokağı ele geçirip, beyaz yakalıklı beylere ateş açmasını beklerken,

gerçekte ayaklanma güpegündüz ve en olağan şekliyle başladı.

Geçici Hükümet, Petrograd Garnizonunu cepheye göndermeyi tasarlıyordu. Garnizonun,

devrimde birinci rolü oynamış 60.000 askeri vardı. Mart günlerinde olayların akışını

değiştiren, Asker Sovyetlerin! kuran ve Petrograd kapılarında Kornilov’u püskürten onlardı.

İçlerinden çoğunluğu Bolşevik olmuştu. Geçici hükümet şehri boşaltmaktan söz ettiği

zaman, garnizonun cevabı $u olmuştu: «Başkenti savunamıyor sanız, barış yapın. Barış da

yapamıyorsanız çekip gidin ve yerinizi ikisini de becerebilecek bir halk hükümetine bırakın.»

Her türlü ayaklanma girişiminin Petrograd Garnizonunun tutumuna bağlı olacağı açıktı. Bu

yüzden geçici hükümet şehirdeki alayları, güven duyduğu birliklerle değiştirmek istiyordu:

Kazaklar ve Ölüm taburları. Ordu komiteleri, ılımlı sosyalistler ve Tsik, hükümetle ayni

fikirdeydiler. Petrograd’da ve cephede geniş bir kampanyaya giriştiler. Sekiz aydan beri

Petrograd Garnizonu şehirdeki kışlasında keyfince yaşıyor, oysa siper-

66

lerdeki arkadaşları her şeylerini yitirmiş açlıktan ölüyorlardı.

Garnizon alaylarının, bir ölçüdeki rahatlıklarını bir kıy savağının korkunçluğuna

değişmekteki isteksizlikleri üzerine yapılan suçlamalarda gerçek payı yok değildi. Ama

gitmek istememelerinin diğer nedenleri de vardı. Petrograd Sovyeti, hükümetin niyetinden

çekiniyordu. Cephelerden basit askerleri temsil eden yüzlerce delege geliyor ve «Takviyeye

gereksinim duyuyoruz. Fakat Ptrograd’ı ve devrimi iyi korunuyor görmek bizim için daha

önemli- Siz geriyi tutun. Biz cephelerde işimizi biliriz» diyorlardı.

25 ekimde, Petrograd Sovyeti Yürütme Kurulu gizli olarak toplanarak, takınılacak tutum

hakkında karar verecek olan özel bir Askerî Komitenin kurulmasını kararlaştırdı. Ertesi

günü, Petrograd Sovyeti asker seksiyonu, burjuva basınına ivedi boykot ilân eden ve

Sovyetler Rus Birliği Kongresinin toplanmasına kargı çıkan Tsik’i sert bir şekilde kınayan

bir Komite seçti. 29 ekimde, Petrograd Sovyetinin bir açık oturumunda Troçki, Devrim

Askerî Komitesinin Sovyet tarafından resmi olarak tanımasını önerdi,

«Savaşa gitmek* gerekirse ölmek için kendi örgütümüzün olması şarttır.» Genel Kurmay

başkanlığı ve Asker Komiteleriyle konuşmak için biri Sovyetlerin, diğeri Garnizonun adına

iki delegasyonun cepheye gönderilmesine karar verildi.

Pskov’da, Kuzey cephesi kumandanı general Çe-remisov, Sovyet delegelerini kabul ederek

onlara sert ve soğuk bir tavırla Petrograd Garnizonunun cepheye gelmesi için emir verdiğini

ve sözlerine ilâve edecek bir şeyi olmadığını söyledi. Garnizon delegelerine ise şehri

terketmek izni verilmedi,

Petrograd Sovyeti Askerî Seksiyonuna ait bir delegasyon, Petrograd Yöresi Genel Kurmay

başkanlığında bir temsilcilik almak istediyse de bu isteği rettedil-di. Petrograd Sovyeti

Askeri Komitesinin izni olmadan hiç bir emrin verilmemesini istedi. Bu da rettedildi.

Delegelere sert bir şekilde «Sizi değil, Tsik’i tanıyoruz, kanunlara karşı gelirseniz sizi

tutuklarız» denildi.

Ayın 30 unda, tüm Petrograd alaylarının temsilcileri, bir mitingde şunları kararlaştırdılar;

«Petrograd Garnizonu artık Geçici Hükümeti ta-

67

nımamaktadır. Hükümetimiz, bundan böyle Petrograd Sovyetidİr. Yalnızca, Devrimci Askerî

Komitesinin ara-cıhğıyle Petrograd Sovyetinden emir alacağız.»

Yerel birlikler, Petrograd Sovyetinin Askeri Seksiyonundan gelecek direktifleri beklemek

emri aldılar.

Ertesi günü, Tsik, Özellikle subayların katıldığı bir toplantı yaptı, Genel Kurmayla İşbirliği

Komitesi kurdu ve şehrin tüm mahallelerine komiserler gönderdi.

3 eylülde Smolni’da büyük bir asker mitingi şöyle karar verdi:

Petrograd Sovyeti Devrimci Askeri Komitenin kurulmasını selarolıyan Petrograd ve civarı

garnizonu, devrimin yararma cephe ve cephe geris’i arasmda daha sıkı bir WrlJk kumıa*

amaciyle yapacağı eylemlere tüm desteğini vereceğine sö2 verir.

Ayrıca, garnizon, örgütlenmiş proletarya yardımıyla, Petrog-rad’da devrimci düzenin

sürdürülme&ini -gözeteceğini beyan eder. Burjuva ya öa Korrrilov taraftarlarınca yapılacak

îıer türlü (kışkırtma girişimi amansız bir direnişle karşılaşacaktır.

Gücünden emin olan Devrimci Askeri Komite, Petrograd Genel Kurmayından kendi kontrolü

altına girmesini istedi, ve tüm basımevlerîne kendi izni olmadan duyuru ya da beyanat

basmalarını yasakladı. Silahlı komiserler Kronwerk silah deposuna giderek büyük

miktarlarda silah ve mühimmat eleği çirdiler ve Kal edin’in karargâhı olan Novoçerkask’a

gönderilmek üzere olan 10,000 süngüye el koydu.

Tehlikeyi birden kavrayan hükümet, kendi kendini dağıtmaya razı olduğu takdirde Komiteye

dokunulmazlık vereceğini bildirdi. Fakat zaman çok geçti. 5 kasımda gece yarısı Kerenski,

Malevski’yi yollayarak Petrograd Sovyetinin Genel Kurmayda temsilini önerdi. Devrimci

Askeri Komite bunu kabul etti. Bir saat sonra savaş bakanlığına vekâleten bakan general

Ma-nilovskî öneriyi geri aldı.

6 kasım salı sabahı halk şehir duvarlarında» Petrograd Asker ve İşçi temsilcileri Sovyeti

Devrimci Askeri Komitesinin imzaladığı bir bildiriyi şaşkınlıkla seyretti.

PETROGRAD HALKINA

Vatandaşlar,

Karşı devrim canî başım doğrultmaktadır. Kornilov taraftarları, Kurucu Meclisi dağılmak ve

Sovyet Rus Birliği Kongresini ezmek için göçlerini harekete geçirmişlerdir. Aynı zamanda

Yahudi düşmanları, belklde halkı kantı olaylara sürüklemeye çalışacaklardır. Petrograd

Asker ve İşçi Temsilcileri Sovyetî, her türlü karşı devrim eylemi ve Yahudi katliamına karşı

devrimci düzeni sağlayacaktır.

Petrograd garnizonu şiddet olaylarına ve kargaşaîıkîara izin vermeyecektir. Halk, serseri ve

kışkırtıcılar» en yakın kışladaki Sovyet Komiserliğine tutuklayarak götürecektir. Petrograd

sokaklarında. Karışıklık, yağma ve savaş çıkarmak için şüp-neftlerin yapacağı İlk girişimde,

suçlular amansızca ve derhal cez! andırılacak I ardı r.

Vatandaşlar… soğuk kanlılığınıza ve sükunetinize güveniyoruz. Düzen ve devrim davası emin

ellerdedir.

3 kasımda bolşevik liderler gizli olarak önemli ve tarihi bir toplantı yaptılar. Zalkind haber

verdiğinden koridorda bekliyordum. Salondan yeni çıkan Volodars-ki bana olup bitenleri

anlattı.

Lenin şöyle konuşmuştu:

«6 kasım çok erken. Ayaklanmanın tüm Rusya’ya dayanması gerekir. Oysa, ayın altısında

tüm delegeler daha Kongreye gelmemiş olacaklar. Diğer yandan 8 kasım da çok geç. Bu

tarihte, Kongre oluşacağından kesin ve acele kararlar alamaz. Kongrenin açılacağı gün olan 7

sinde, harekete geçip, «işte iktidar ne yapacaksınız yapınız» diyebileceğiz o zaman.»

Bu esnada, üst kattaki odalardan birinde, ince yüzlü, uzun saçlı, şimdi devrimci olmuş eski

Çar ordularının eski bir subayı, sürgün, iyi matematikçi, satranç oyuncusu, kendisine

Antonov denilen Ovseinko adında biri başkentin elegeçirilmesi için etraflı bir plan üzerinde

çalışmaktaydı.

Hükümet de kendi yönünden hazırlıktaydı. Birbirlerinden çok uzaklardaki tümenlerden

seçilmiş, kendisine en bağlı alayları Petrograd’a çağırmış, Junkerslerin topçuları Kış

Sarayına yerleştirilmişti. Temmuz günlerinden beri İlk kez yeniden Kazak birlikleri

sokaklarda gözükmeye bağladılar. Polkolnikov, her türlü ayaklan-

69

mayı şiddetle bastıracağından söz ederek emir üstüne emir veriyordu. Kabinenin en nefret

edilen üyesi olan Eğitim bakam Kiçkin, Petrograd’da düzeni korumak göreviyle özel komiser

atandı. Rutenberk ve Palçinski adında kendisi gibi nefret edilen iki adamını da yanma aldı.

Petrograd, Kroçtad ve Finlandiya’da sıkıyönetim ilân edildi. Bu ise Novoye Vremia adlı

burjuva gazetesinin alaylarına hedef oldu:

Neden sıkıyönetim? Hükümetin artık gücü kalmamıştır. Her türlü manevî otoriteyi

kaybetmiş, ‘kuvvet kullanmak jçin gerekli çareîerî bile yoktur. Her şeye İyi açıdan

kakarsak, yalnjzca bu işe razı olanlarla oturup konuşabilir. Otoritesi daha öteye gidemez..,

5 kasım pazartesi sabahı, Cumhuriyet Meclisinde olup bitenleri öğrenmek için Marİe

sarayına geldim, Tereşçenko’nun dış siyaseti üzerine ateşli tartışmalar, Burtzev-

Verkhovski olayının akisleri. Söylendiğine göre Karso olayından etkilenmiş olan İtalyan elçisi

dışın-da tüm diplomatlar oradaydı. Geldiğimde, sol devrimci sosyalistlerden Karelin,

Londra’da çıkan «Times» deki bir yazıyı okuyordu, «Bolşevizme karşı ilâç kurşundur»

diyordu yazı. Sonradan, kadelere doğru dönerek:

— Sizin de fikriniz bu mu? diye sordu.

Sağ taraftan «tabi, tabi,» sesleri duyuldu.

O zaman Karelin, «düşündüğünüz bu ama, eyleme geçecek cesaret yok sizde,» diye karşılık

verdi.

Altın pırıltılı saçlarının dalgaları ve tatlı, sarı sakalıyla bir matine seyircisinin hayranlığını

çekecek kadar yakışıklı Skobelev sıkıla sıkıla Nakazı savundu. Ondan sonra, soldan gelen

«istifa, istifam sesleri altında Tereşçenko kürsüye çıktı. Tsik ve hükümet delegelerinin

Paris’de ayni görüşü —kendisininki— savunmaları gerektiğini söyledi. Zafere dek savaştan,

orduya yeniden disiplin getirilmesinden söz açtı. Fakat salon gittikçe gürültülü oluyordu ve

Sol’un inatçı ve patırdılı muhalefeti karşısında Meclis gündeme geçti.

Bolşevik sıralan boştu, İlk günlerde Meclisi terke-den yerin sahipleri oranın canlılığını da

alıp götürmüşlerdi. Merdivenleri inerken, tartışmaların canlılığına rağmen dışarı dünyadan

hiç bir sesin bu yüksek ve soğuk salona giremediğini ve Geçici Hükümetin, üzerinde

70

bakan Miüyukov’un daha önceleri kendini yitirdiği bu barış ve savaş kayalıklarında kaybolup

gideceğini düşündüm. Kapıcı» pardesümü verirken homurdandı:

— Zavallı Rusya’ya ne oluyor, hiç bilmiyorum. Tüm bu Bolşevikler, Menşevikler,

Trudoviksler.,, Bu Ukrayna, bu Finlandiya, -bu Alman emperyalistleri, bu İngiliz

emperyalistleri. Kırkbeş yaşındayım. Buradaki kadar hiç bir yerde bu kadar konuşulduğunu

işitmedim.

Koridorda, Kade partisinde çok etkili, gık bir redingot giymiş, fare yüzlü profesör Çatski’ye

rastladım. Kendisine» bu kadar çok sozedilen ünlü Bolşevik darbesi konusunda ne

düşündüğünü sordum. Omuzlarım silkti ve alaylı alaylı:

Bir sürü aptal, ayaktakımı. Cesaret edemezler. Ederlerse de haklarından çabuk gelinir. Bize